Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/533 E. 2026/1234 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/533
- Karar No
- 2026/1234
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/533 Esas 2026/1234 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/533 KARAR NO : 2026/1234
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/12/2025 NUMARASI : 2025/773 Esas 2025/805 Karar
DAVA : Şirket Müdürünün Azli Sınırlandırılması DAVA TARİHİ : 07/12/2019 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/09/2026
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli/ tazminat istemine ilişkin asıl davanın ve şirket müdürünün azline ilişkin birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı ile davalının limited şirketinin %50'şer oranında hissedarı olduklarını, davalının şirket müdürü olduğunu, işlerin kötü gittiği bahanesiyle şirket adına pek çok kredi çekilmesini sağladığını, çekilen kredilerin bir kısmının davacı tarafından ödendiğini, SGK primlerinin şirket tarafından ödenmesi gerekirken davalının primleri ödemediğini, davacı tarafından bu primlerin ödendiğini, şirkette çalışan işçileri haksız olarak işten çıkardığını, bu nedenle bir çok davaya muhatap olunduğunu, SGK tarafından idari para cezaları kesildiğini, faturasız malzeme aldığını, nakit ödemelerde fiş kesmediğini, şirket adına çekilen kredi taksitlerinin hukuksuz ve keyfi olarak ödenmediğini, davalının davacıyı iş yerine sokmadığını, şirkete ait bir çok geliri davalının kendi nam ve hesabına harcadığını belirterek davalının müdürlükten azline, şirket adına davacı tarafından bankaya ödenen kredilerin iadesi ile yapılan zararlandırıcı işlemler sebebiyle uğranılan zarardan şimdilik 40.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin davalıya yöneltilemeyeceğini, müdürlükten azil yada kayyım atanması konulu davalarda husumetin öncelikle şirkete yöneltilmesi gerektiğini, her ne kadar davalı şirket müdürü olsa da 7 yıl boyunca davacı ile birlikte şirketin günlük işlerinin birlikte yürütüldüğünü, personelle ilgili kararların birlikte alındığını, 7 yıl boyunca olağan genel kurul toplantılarında şirket müdürünün ibrasına karar verildiğini, davacının ihtiyacı için şirketlerin kredi miktarlarının daha yüksek olması sebebiyle şirketi borçlu göstererek ve kendine ait evi ipotek ettirerek krediler çektiğini, bu paraların davacı tarafından teslim alınıp kullanıldığını, davalının SGK primlerini kendisinin ödediğini, ... isimli bayana 100.000,00 TL gönderildiği iddiasının hayal ürünü olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... -... San. ve Tic. Ltd Şti.’nin %50’şer pay oranında iki ortağı olduğunu, tüm yetkilerin (alım, satım, imza, kasa, hesap kontrolü vs.) münferiden davalı şirket müdürü aynı zamanda ortağı olan ... tarafından yürütüldüğünü, davacı şirket ortağı ...'ın son üç yılda şirkete ait bilanço ve gelir-gider tablolarını incelemeye fırsat verilmemesi, genel kurul toplantısı yapılmaması, kanuna veya şirket sözleşmesine göre yıl sonu bilançosu çıkarılmamış olmasından bilançoda kar payı saptanmamış olduğunu, şirketten faaliyet dönemi sonunda gerçekleşen kardan düşen payların verilmemiş ve şirket banka kredi borçlarının ödenmemiş olması gibi bir çok nedenden dolayı şirket müdürüne 27/08/2019 tarihinde tebliğ edilen Ankara 16. Noterliğinin 23/08/2019 tarih ve ... sayılı ihtarnameyi göndermek durumunda kaldığını, esasen müteveffa ... ile davalı ...’ın kurulduğu tarihten beri birlikte kullanageldiği şirket yönetimi, müvekkilin babasının cenaze ve taziye işleri ile uğraştığı bir sırada bir oldu bittiye getirilerek olağan hayatın akışına ve yasaya aykırı bir şekilde (23/12/2010 tarihinde) 50 yıllığına davalı tarafından ele geçirildiğinin de ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağını, her ne kadar davalı aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/849 E. sayılı dosyası üzerinden de dava açılmış ise de, bu davadan sonra yukarıda yaşanılanlar yanında, ... Bankasınca ödenmeyen kredilerden dolayı şirket ile şirkete kefil yapılan davacı aleyhinde Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2018/1979 ve E 2019/1980 sayılı dosyaları üzerinden takip başlatıldığını, söz konusu borcun ödenmemesi nedeniyle ipotekli evi satılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirterek 6102 Sayılı TTK'nın 630/1 maddesi uyarınca ... San. ve Tic. Ltd Şti. müdürü olan davalının azline, şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla acilen ve tedbiren 6102 Sayılı TTK'nın 235. maddesi uyarınca temsil yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılıp bu yetkinin diğer ortak davacı ...'a verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde, temsil yetkisinin tarafsız konusunda uzman bir kayyıma verilmesine, şirket idaresinin davadan sonra da davacı ortak veya kayyım vasıtası ile yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... -... San. ve Tic. Ltd Şti.’nin %50’şer pay oranında iki ortağı olduğunu, tüm yetkilerin (alım, satım, imza, kasa, hesap kontrolü vs.) münferiden davalı şirket müdürü aynı zamanda ortağı olan ... tarafından yürütüldüğünü, davacı şirket ortağı ...'ın son üç yılda şirkete ait bilanço ve gelir-gider tablolarını incelemeye fırsat verilmemesi, genel kurul toplantısı yapılmaması, kanuna veya şirket sözleşmesine göre yıl sonu bilançosu çıkarılmamış olmasından bilançoda kar payı saptanmamış olduğunu, şirketten faaliyet dönemi sonunda gerçekleşen kardan düşen payların verilmemiş ve şirket banka kredi borçlarının ödenmemiş olması gibi bir çok nedenden dolayı şirket müdürüne 27/08/2019 tarihinde tebliğ edilen Ankara 16. Noterliğinin 23/08/2019 tarih ve ... sayılı ihtarnameyi göndermek durumunda kaldığını, esasen müteveffa ... ile davalı ...’ın kurulduğu tarihten beri birlikte kullanageldiği şirket yönetimi, müvekkilin babasının cenaze ve taziye işleri ile uğraştığı bir sırada bir oldu bittiye getirilerek olağan hayatın akışına ve yasaya aykırı bir şekilde (23/12/2010 tarihinde) 50 yıllığına davalı tarafından ele geçirildiğinin de ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağını, her ne kadar davalı aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/849 E. sayılı dosyası üzerinden de dava açılmış ise de, bu davadan sonra yukarıda yaşanılanlar yanında, ... Bankasınca ödenmeyen kredilerden dolayı şirket ile şirkete kefil yapılan davacı aleyhinde Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2018/1979 ve E 2019/1980 sayılı dosyaları üzerinden takip başlatıldığını, söz konusu borcun ödenmemesi nedeniyle ipotekli evi satılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirterek 6102 Sayılı TTK'nın 630/1 maddesi uyarınca ... San. ve Tic. Ltd Şti. müdürü olan davalının azline, şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla acilen ve tedbiren 6102 Sayılı TTK'nın 235. maddesi uyarınca temsil yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılıp bu yetkinin diğer ortak davacı ...'a verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde, temsil yetkisinin tarafsız konusunda uzman bir kayyıma verilmesine, şirket idaresinin davadan sonra da davacı ortak veya kayyım vasıtası ile yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece asıl davada ; TTK 555/1. maddesi gereğince şirketin zararı için ortağın dava açma hakkı bulunduğu, ancak bu durumda hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi takdir de şirket zararının ortağa ödenmesinin talep edilmesi halinde aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, somut olayda davacı tarafından ön inceleme duruşmasında, talep edilen 40.000,00 TL'nin davacıya ödenmesinin talep edildiği, bu nedenle davacının şirket zararının ödenmesi yönünden aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davadaki şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin istemin reddine, davalının müdürlükten azli istemi bakımından ise; dava tarihi olan 08/12/2017 tarihi dikkate alınarak davacı tarafın azil nedeni olarak gösterdiği hususlar değerlendirildiğinde; dava dosyasında yer alan banka ekstreleri ve ticari defterlerin birlikte incelenmesi neticesinde çekilen kredilerin ticari defterlerde kayıt altına alındığı, genel kurul toplantılarında bilanço ve gelir tablolarını müdürlerin oy birliğine sunulduğu ve herhangi bir itiraz şerhinin bulunmadığının tespit edildiği, ... adına şirketin banka hesabından yapılan herhangi bir ödemeye rastlanılmadığı, işçi ve iş veren arasındaki uyuşmazlıkların çözümünün yargılamayı gerektirdiği, her durumun şirketin zarara uğratılması olarak kabul edilemeyeceği, dava dışı ... Limited Şirketi ile tarafların şirketinin yerleşim yerinin farklı illerde bulunduğu, her iki şirketin fiili olarak faaliyet gösterdiği işletme alanlarının aynı olduğuna ve rekabet oluşturan bir faaliyet bulunduğuna dair bir hususa dosya kapsamında rastlanılmadığı, 2012/2016 faaliyet yıllarına dair genel kurullarda faaliyet raporlarının bilanço ve gelir tablosunun ve şirket müdürünün ibrasının ayrı bir madde olarak ön görüldüğü, bu dönemlere dair raporların onaylandığı ve müdürün şirket ortaklarınca oy birliğiyle ibra edildiği, ayrıca söz konusu faaliyet yıllarına ilişkin şirket ortaklarınca kar dağıtılmamasının oy birliğiyle kabul edildiği hususlarının belirlendiği, bu haliyle davacı tarafça TTK'nın 630 vd. maddeleri gereğince davalının müdürlükten azlini gerektirir haklı sebeplerin bulunduğu hususunu ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılarak, müdürün azli talebi bakımından da davanın esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; birleşen dava tarihi olan 07/12/2019 tarihi dikkate alınarak, davalının özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği iddiasının ispat edilemediği, yöneticinin azli için gereken sebeplerin bulunmadığı kanaatine varılmakla, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket ortağı müvekkilinin , davalı şirket yöneticisinden kötü yönetimden kaynaklanan "doğrudan zararını" kendisine ödenmesini talep etmesinde hukuki yönden bir engel bulunmadığını, Davalının şirketin müdürü olarak şirketi basiretsiz ve şirket menfaatlerine aykırı olarak yönettiği gibi, toplantı yapmadığı, kar payı ödemediği, müvekkilinin şirket defterlerini inceleme, denetleme ve bilgi alma hakkını engellediği, ... Bankasınca verilen kredilerin ödenmemesi nedeniyle şirket ve müvekkili aleyhinde Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1979 ve E 2019/1980 sayılı icra takip dosyalarının açılmasına neden olduğu gibi, bu borçları da ödemeyerek şirketi ve müvekkili zararlandırmaya devam ettiği, davalının şirkette usulsüz olarak işçi çalıştırdığı ve bu nedenle, davalara ve tazminatlara muhatap olunduğu, daha önce de SGK tarafından idari para cezalarına çarptırıldığı daha bir çok gayri resmi işlemler yapıldığını, davacının babasının ani ölümü üzerine davacıdan alınan imza ile kendini 50 yıl süre ile yönetici yapan davalı şirket ortağı müdürün bu davranışını olağan hayat şartları içerisinde kabul edilebilecek bir davranış olmadığından TBK 28. maddesi gereğince gabin ile malul olduğunu, ayrıca davacının tek gelir kaynağı bu şirketteki ortaklık payı olup davalının şirkette tek yönetici olarak kalması halinde şirket borçlarını ödeyemeyerek hem şirketin hem davacıyı icra takiplerine muhatap kalarak zarar göreceği gibi davacının ödemek durumunda kaldığı alacaklarının da semeresiz kalma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğundan müvekkili alacaklarının güvence altına alınması için teminatsız olarak davalı, eşi ve çocuğu üzerinden gösterdiği mal varlıklarının üzerine tedbir konması, yönündeki taleplerinin mahkemece dikkate alınmayıp sanki bunların hiçbiri olmamış gibi karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; Asıl dava,davalının müdürlükten azline ve şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası, birleşen dava limited şirket müdürünün azli talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan asıl davada şirket müdürün azli ve tazminat, birleşen davada şirket müdürünün azlini talep etmiş , davalı yanca davanın reddi savunulmuş , Mahkemece 29/06/2022 tarih, 2017/849 Esas 2022/496 Karar sayılı kararı ile , asıl davadaki ihtilafın şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası olarak nitelendirilmek suretiyle, davacının şirket yöneticisi davalıdan dolaylı zararını talep edemeyeceğinden bahisle davacının davasının aktif husumet nedeni ile reddine , birleşen davanın esastan karar verilmiş, ilgili kararın davacı yanca istinafı üzerine, Dairemizin 25/09/2025 tarih, 2022/1799 Esas, 2025/995 Karar sayılı kararında; " asıl dava yönünden davacının taleplerinden birinin de şirket müdürünün azli olup, asıl dava kapsamında uyuşmazlığın sadece sorumluluk davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı, davalı şirket müdürünün azli talebi yönünden asıl dosya kapsamında olumlu olumsuz hiçbir hüküm kurulmadığı görülmüştür. Bu durum ise adil yargılanma hakkının ihlali olup aynı zamanda HMK'nun 297/2 maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek asıl dava yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiş olup, dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilmiş ve ilk celse yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Yargılama aşamasına hukukçu bilirkişi ... ve Mali Müşavir ... tarafından tanzim olunan 19/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davanın, limited şirket müdürünün azli ve kayyım atanması talebi ile davalı müdürün sorumluluğundan kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, dava değerinin 40.000,00 TL olduğu, dava dışı şirketin kötü yönetildiği yahut zarara uğradığına ilişkin somut bir veri bulunmadığından, davacının davalı müdürün azli ve şirkete kayyım atanması talebinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle şirketin uğramış olduğu bir zararın söz konusu olmadığının bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan Nitelikli Hesaplamalar bilirkişi Dr. ... ve Mali Müşavir ... tarafından tanzim olunan 28/09/2021 tarihli raporda özetle; ... San. ve Tic, Ltd, Şti'nin 2015 yılında Dönem Net Karı 5.496,15 TL iken 2016 yılında %51,52 artarak 8.327,99 TL olduğu, 2018 yılında da %0,05 artarak 8.773,19 TL olduğu, toplamda 22.596,43 TL kar ettiği, Şirketin Yıllara Göre Karlılık Oranlarının 2015 yılında % 6,22, 2016 yılında % 7,50 ve 2017 yılında % 11,01 olduğu, Şirketin Gelir Tablolarının incelenmesinde 2015, 2016 ve 2017 hesap dönemleri itibariyle Yurtiçi Satış tutarları ve Satışların Maliyetleri tutarlarında yıllar itibariyle normal bir seyir izlediği, ancak Yurtiçi Satışları, Satışların Maliyeti, Genel Yönetim Giderleri ve Olağandışı Gelir ve Karlarında 2016 yılında diğer yıllara göre farklılık gösterdiği; bu durumun da 6736 Sayılı Yeniden Yapılandırma Kanununu Kapsamında yapılan muhasebe kayıtlarından kaynaklandığı, -... San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından 6736 Sayılı Kanun 6/2-a maddesi kapsamında 17/10/2016 tarihinde KDV dahil 175.074,50 TL olarak düzenlenen faturanın ile 600- Yurtiçi satışlar hesabında 171.825,00 TL gelir olarak kaydedildiği, şirketin yasal defterlerinden kasa kayıtları ve stok giriş çıkış kayıtları tespit edilebilmekte olup fatura veya fiş düzenlenmeden yasal defterlere kayıt edilmeyen gelirlerin veya giderlerin dava dosyasındaki evraklardan tespitine imkan bulunamadığı, dava dosyasında bulunan Rop sipariş onay formun dava dışı BRuNGACafeRestaurant firmasına ait olduğu, şirketin “...” adresinde faaliyette bulunduğu; detaylı Kasa raporunda Ürün Maliyet listesinin bulunduğu 1 günlük nakit ve kredi kartlı satışların ve maliyetlerin bulunduğu ROP kayıtların ... firmasına ait olduğu, neticeden ... San. Ve Tic. Ltd. Şti" ait ROP kayıtlarına rastlanılmadığından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Kullanılan krediler konusunda, ... Bankasından 21/04/2016 tarihinde çekilen 41.000,00 TL ve ... Bankasından 05/06/2017 tarihinde çekilen 30.000,00 TL tutarındaki kredilerin 100. Kasa ve 336-Çeşitli Borçlar Hesabına kaydedildiği, dolayısıyla söz konusu kredilerin şirket tarafından kullanıldığı, alacaklar hesabına 05/05/2017 çekilen” açıklamasıyla muhasebeleştirildiği, dolayısıyla söz konusu kredilerin davacı tarafından kullanıldığı, şirket ticari defterlerinde davacı tarafından 2017 yılında ödenen 57.500,00 TL” nin 24.500,00 TL” sinin 136- Diğer Çeşitli Alacaklar hesabından, 33.000,00 TL” sinin ise kasa hesabından ödendiği şeklinde muhasebeleştirildiği, 2018 yılı defterleri incelenmediği için davacı tarafından 2018 yılında yatırılan 29.500,00 TL” nin kayıtlara ne şekilde işlendiğinin tespitinin yapılamadığı, dava dosyasında yer alan banka ekstreleri ve tücari defterlerin birlikte incelenmesi neticesinde; çekilen kredilerin ticari defterlerde kayıt altma almdığı, genel kurul toplantılarında bilanço ve gelir tablolarının Müdürlerin oy birliğine sunulduğu ve herhangi bir itiraz şerhinin bulunmadığı, Ankara CBS'nin 14/10/2014 tarihli, 2015/133162 soruşturma ve 2014/79081 karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; şirket kayıtları incelenmesinde de Zehra Karakoç adına şirketin banka hesabından yapılan herhangi bir ödemeye rastlanılmadığı, Ankara 9, İş Mahkemesi'nin 2014/944 E. ve 2018/250 K. sayılı davasının, iş kazasına bağlı rücuen alacak davası olduğu, taraflarının işbu dava ile irtibatı ve ... Ltd. Şti. ile ilgisinin bulunmadığı, dava dışı ... tarafından ... Ltd. Şti. aleyhine ikame edilen Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2013/254 E. sayılı davası 13/05/2011-04/04/2013 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin olduğu, Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2013/254 B, ve 2014/567K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, dava dışı ... tarafından ... Ltd. Şü. aleyhine başlatıları Ankara 7, İcra Müdürlüğünün 2014/16463 E. sayılı ilamlı icra takibinde, 18.077,77 TL asıl alacak ve 2.106,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.184,40 TL'nin tahsili talep edildiği, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/25775 E., 2015/35826 K. sayılı ilama ile yerel mahkeme kararının bozulduğu, dosya kapsamamdaki belgelere göre mevcut duram sunulan biçimde olmakla birlikte, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümünün yargılamayı gerektirdiği her durumun, şirketin zarara uğratılması olarak kabul edilemeyeceği hususunda nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, Rekabet yaşağı konusunda, 28/01/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilandan, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 25/01/2011 tarihinde ... sicil numarası ile tescil edildiği, ... adresinde ikamet ettiği, şirket ortağı ve müdürü ...'ın 09/12/2010 tarihindeki vefatı nedeniyle, davah ...'ın 50 yıllığına münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiği, görevinden alındığı, yerine ... adlı şahsın 10 yıl süreyle müdür olarak seçildiği, Kınkkale Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.10.2020 tarihli müzekkere cevabında, ... ... TİCARET LTD. ŞTİ.'nin 17/02/2014 tarihinde yapılan tescil işlemi ite Ticaret Sicil kaydının kapatıldığı, ... Ltd. Şti. ile ... San. ve Tic. Ltd Şti.'nin yerleşim yerinin farklı ilerde bulunduğu, ... Ltd. Şti. ile dava konusu ... San. ve Tic. Ltd Şti.'nin fiili olarak faaliyet gösterdiği işletme alanlarının aynı olduğuna ve rekabet oluşturan bir faaliyet bulunduğuna dair bir kayda dosya kapsamında rastlanılmadığı, SGK idari para cezaları konusunda, SGK Başkanlığı'nın 04/03/2011 tarih ve 51 numaralı kararında, ... Ltd Şti. hakkında 30/11/2011 tarihinde uygulanan 8.748,00 TL idari para cezasında 5.832,00 TL'sinin iptali ve 2.916,00 TL'sinin onanmasına karar verildiği, SGK Başkanlığı'nın 22/03/2011 tarihli ve belgelere bağlı idari para cezası konulu yazısı ile, ... Ltd. Şti. hakkında 5510 sayılı Kanımun “İdari para cezası verilmesine neden olan filler” başlıklı maddesinin 3-a hükmü gereğince 273,00 TL idari para cezası uygulandığı, ...'ın işe giriş bildirgesinin verilmemesi nedeniyle 2.043,00 TL idari Para cezası uygulandığı, SGK Başkanlığı'nın 22/04/2014 tarihli ve belgelere bağlı idari para cezası konulu yazısı ile, ... Ltd, Şti. hakkında 5510 sayılı Kanunun “İdari para cezası verilmesine neden olan fiiller” başlıklı maddesinin 1-a hükmüne göre sigortalı ...'in işe giriş bildirgesinin çalışmaya başladığı tarihten önce verilmemesi nedeniyle 5.355,00 TL idari para cezası uygulandığı, ancak 2012-2016 faaliyet yıllarına dair genel kurullarda, faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablosunun ve şirket müdürünün ibrasının ayn bir madde olarak öngörüldüğü; bu dönemlere dair raporların ve müdürün şirket ortaklarınca oybirliği ile ibra edildiği; bu hususta nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, Kâr dağıtımı kopusunda, şirket ana sözleşmesinin kâr dağıtımına ilişin 12. Maddesine göre, kardan bir 2012-2016 faaliyet yıllarına dair genel kurullarda ise şirket ortaklarınca kâr dağıtılmamamın oybirliği ile kabul edildiği, Şirketin ticari defter ve Kurumlar Vergisi Beyanname incelemesinde de kar dağıtımı yapılmadığı, 100.000 TL itibari değeri olan 100 adet payın (şirketin bütün paylarınm) asaleten temsil edildiği, 2016 yılına ilişkin 21/02/2017 tarihli, 2015 yılma ilişkin 01/03/2016 tarihli, 2014 yılına ilişkin 07/03/2015 tarihli, 2013 yılma ilişkin 18/03/2014 tarihli genel kurul toplantılarında, yıllık faaliyet raporunun oybirliği ile onaylandığı (m.2), bilanço ve gelir tablosunun oybirliği ile tasdik edildiği (m3), şirket kârından ayrılması gereken miktarlar ayrıklıktarı sonra kalan kısının dağıtılmamasına oybirliği ile karar verildiği (m.4), müdürlerin oybirliği ile ibra edildiği (m.5), 2012 yılına ilişkin genel kurul toplantısında da, bilanço ve kar/zarar hesapları oybirliği ile tasdik edildiği (m4), şirket kârının tamamının şirket bünyesinde bekletilmesine oybirliği ile karar verildiği (m.4), müdürlerin de oybirliği ile ibra neticeten, 2012-2016 faaliyet yıllarına dair genel kurullarda, faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablosunun ve şirket müdürünün ibrasının ayrı bir madde olarak öngörüldüğü, bu dönemlere dair raporların onaylandığı ve müdürün şirket ortaklarınca oybirliği ile ibra edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi ... tarafından tanzim olunan 06/05/2022 tarihli raporda özetle; gerçekleştirilen yerinde tespi ve inceleme de edinilen davaya konu ROP yazılımının kurulu olduğu harddiskte bulunan veri tabanı incelemesi ile ; incelenen veri tabanı üzerinde hiçbir ciro bilgisine ulaşılamadığını, Rop yazılımı yetkilisinden alınan bilgilerle; " Günlük olarak kayıtların silinmesinin özel bir istek olduğu" günlük olarak kayıtların silinmesi özelliğinin kullanılmış olduğunun bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi heyeti Nitelikli Hesaplamalar bilirkişisi Dr. ..., Mali Müşavir ... ve ... tarafından tanzim olunan 06/06/2022 tarihli raporda özetle; gerçekleştirilen yerinde tespi ve inceleme de edinilen davaya konu ROP yazılımının kurulu olduğu harddiskte bulunan veri tabanı incelemesi ile ; incelenen veri tabanı üzerinde hiçbir ciro bilgisine ulaşılamadığını, Rop yazılımı yetkilisinden alınan bilgilerle; " Günlük olarak kayıtların silinmesinin özel bir istek olduğu" günlük olarak kayıtların silinmesi özelliğinin kullanılmış olduğu, 27/09/2021 tarihli kök rapordaki tespit ve görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığının bildirildiği görülmüştür. Davacı yan asıl davada davalının yönetim yetkisini tek başına kullanarak şirketin müdürü olarak şirketi basiretsiz ve şirket menfaatlerine aykırı olarak yönettiğini, genel kurulu toplantıya çağırmadığını, kar payı ödemediğini, davacının şirket defterlerini inceleme, denetleme ve bilgi alma hakkını engellediğini, şirketi kötü yönetmesi neticesinde kredi kullanıldığını ve kredinin geri ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığınından bahisle , davalı yöneticinin azli ve sorumluluk davası kapsamında 40.000,00 TL'nin tahsili ile kendisine ödenmesini, birleşen davada ise aynı gerekçelere ilaveten şirketin borçlarına karşılık teminat gösterilen kendisine ait taşınmazın satılması nedeniyle satıldığını da bildirerek, davacı yöneticinin azlini talep ettiği, davalı yanın davanın reddini savunduğu, mahkemece davacının asıl ve birleşen davasının yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı tarafın istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, somut olayda davalı yöneticinin azli koşullarının oluşup oluşmadığı ve davalının kötü yönetimi nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın dolaylı mı, doğrudan zarar mı olduğu hususunda toplandığı görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan sicil kayıtları incelendiğinde; ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 08/04/2009 tarihinde “... ...” adresinde faaliyete başladığı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, Şirketin sermayesi 100.000,00 TL olduğu, Şirketin kuruluşunda Şirket Müdürü olarak ilk 50 yıllığına şirket ortaklarından ... ve davalı ...'ın seçildiği, 28/01/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilan ile şirket ortağı ve müdürü ...'ın 09/12/2010 tarihindeki vefatı nedeniyle, davalı ...'ın 50 yıllığına münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiği ve 25/01/2011 tarihinde ... sicil numarası ile tescil edildiği, Şirket ortağı ...'ın vefatı sonrasında şirket ortaklarının %50'şer hisse ile davacı ve davalı olduğu görülmüştür. Asıl ve birleşen davadaki azil talebi, hukukî niteliği itibariyle TTK'nın 630. maddesine dayanmaktadır. TTK'nın 630. maddesinde: "(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." şeklinde hükümlere yer verilmiştir. Anılan hükme göre, her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Taraflar arasındaki azle ilişkin uyuşmazlığın, yukarıda sözü edilen yasal düzenleme uyarınca, davalının, dava dışı " ... Limited Şirketi" müdürlüğünü yönetim hakkı ve temsil yetkisinin, haklı sebeplerle kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekirse,“Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı” başlıklı TTK m. 626.1 hükmüne göre, “Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler”. Söz konusu özen yükümlülüğü objektif bir kıstas olmakla, bunun derecesi TTK m. 369’a göre belirlenmektedir. Anılan hükme göre ise, “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” Bu hüküm emredici mahiyettedir. Somut dosya kapsamındaki delillere ve mahkemece hükme esas alınan hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli bilirkişi raporuna göre, dava dosyasında yer alan banka ekstreleri ve ticari defterlerin birlikte incelenmesi neticesinde çekilen kredilerin ticari defterlerde kayıt altına alındığı, genel kurul toplantılarında bilanço ve gelir tablolarını müdürlerin oy birliğine sunulduğu ve herhangi bir itiraz şerhinin bulunmadığının tespit edildiği, ... adına şirketin banka hesabından yapılan herhangi bir ödemeye rastlanılmadığı, işçi ve iş veren arasındaki uyuşmazlıkların çözümünün yargılamayı gerektirdiği, her durumun şirketin zarara uğratılması olarak kabul edilemeyeceği, dava dışı ... Limited Şirketi ile tarafların şirketinin yerleşim yerinin farklı illerde bulunduğu, her iki şirketin fiili olarak faaliyet gösterdiği işletme alanlarının aynı olduğuna ve rekabet oluşturan bir faaliyet bulunduğuna dair bir hususa dosya kapsamında rastlanılmadığı, 2012/2016 faaliyet yıllarına dair genel kurullarda faaliyet raporlarının bilanço ve gelir tablosunun ve şirket müdürünün ibrasının ayrı bir madde olarak ön görüldüğü, bu dönemlere dair raporların onaylandığı ve müdürün şirket ortaklarınca oy birliğiyle ibra edildiği, ayrıca söz konusu faaliyet yıllarına ilişkin şirket ortaklarınca kar dağıtılmamasının oy birliğiyle kabul edildiği hususlarının belirlendiği, bu haliyle davacı tarafça TTK'nın 630 vd. maddeleri gereğince davalının müdürlükten azlini gerektirir haklı sebeplerin ispat edilemediği anlaşılmakla, mahkemece azil talepleri yönünden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Sorumluluk davası yönünden davacı yanın istinaf itirazı incelendiğinde; Davacı yan asıl davada davalı müdürün zararlandırıcı işlemleri sebebiyle davalının kusuru ile uğranılan zararlardan dolayı 40.000,00 TL'nin tahsili ile kendisine ödenmesini talep etmiş, mahkemece sorumluluk davası yönünden davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı yanca doğrudan zararı olduğu bildirilerek istinafa gelinmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 644/1.maddesi atfıyla limited şirketlerde de uygulanması gereken 553. maddesi uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nun 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nun 553. maddesi uyarınca şirket alacaklıları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Doğrudan zararlar şirketin zarar görmesinden dolayı değil, ortak ve alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Somut olayda davacı yanca davalının kötü yönetimi sonucu şirketi zararlandırdığı iddia edilmiş olup, davacı tarafça istenilen zararın şirket açısından doğrudan, davacı ortak bakımından dolaylı zarar niteliğinde olduğu, bu bağlamda bu zararı talep etme hakkının dava dışı şirket ait olup, davacı ortağın bu zararın kendisi adına tazminini talep edemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece davacının sorumluluk davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davaların reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen davalarının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan asıl dava yönünden alınması gereken harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, birleşen dava yönünden alınması gerekli olan 732,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...