Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1458 E. 2026/1167 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1458
Karar No
2026/1167
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1458 Esas 2026/1167 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1458 KARAR NO : 2026/1167

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2024 NUMARASI : 2020/516 Esas 2024/446 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 04/09/2019 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı şirket vekili ve davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... Ltd. Şti'nin işleteni, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın sinyalsiz ve hızlı bir biçimde şerit değiştirerek döner kavşağa girmeye çalışması sonucu müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmaksızın bu araca çarpmak durumunda kaldığını, meydana gelen kaza sonucu trafik kazasına karıştıklarını, sigortalı araçta meydana gelen hasarın müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Tarafta iradi değişiklik ile davalı taraf olmaktan çıkarılan ... ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, uzun süreli araç kiralama sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatının kiracıda olduğunun kabulü gerekeceğini, dava dışı ... A.Ş. ile arada akdedilen 3 yıllık kira sözleşmesinin kaza tarihini de kapsadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Tarafta iradi değişiklik ile davalı olan ... ...Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin davalı ... ve araç maliki ... ... Ltd. Şti aleyhine başlatıldığını, anılan davalıların icra takibine itiraz etmeleri üzerine dava konusu icra takibinin durduğunu, dava şartını yerine getirmek için davacının diğer davalı ve ... ... Ltd. Şti hakkında arabuluculuk başvurusu yaptığını, işbu davanın da takip borçluları aleyhine açıldığını, müvekkilinin tarafta iradi değişiklik yolu ile davalı olarak gösterilemeyeceğini, kaza tutanağının kazaya karışan şahıs tarafından imzalanmadığından geçerli olmadığını, müvekkili şirket çalışanı olan davalı ...'a %100 kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tam kusurlu gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı diğer araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, ödeme tarihinin esas alınarak faiz hesaplanamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalıların sürücüsü ve kiralayanı olduğu aracın 30/01/2018 tarihinde davacı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araca %75 kusuru ile çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısında meydana gelen hasar dolayısıyla dava dışı sigortalı araç malikine 115.000,00 TL ödeme yapıldığı, %75 kusurlu aracın trafik sigortacısından 36.000,00 TL tahsil edildiği, bu haliyle kusur oranları da dikkate alındığında davacı sigorta şirketinin davalılardan talep edebileceği bakiye hasar tutarının 59.250,00 TL olduğu, 59.250,00 TL hasar tazminatının davalılardan 02/05/2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 59.250,00 TL'nin davalılar ... ... A.Ş. ve ...'dan 02/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Tarafta iradi değişiklik ile davalı olan ... ...Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.02.2021 tarihinde yapılan duruşmada davacı vekili 03.01.2020 tarihinde vermiş olduğu dilekçeyi tekrar ettiklerini, zorunlu dava şartı olan dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru şartı gerçekleşmediğini, müvekkili ... ... Anonim Şirketi hakkında en geç 03.01.2020 tarihi itibariyle bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığından zorunlu dava şartının yerine getirilmediğini, davaya HMK'nun 124. maddesi gereği iradi taraf değişikliği yolu ile davalı olarak dahil edildikleri 05.02.2021 tarihi itibariyle de dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, Ankara 7. Asliye Ticaret mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ek tensip tutanağı ile davaya davalı olarak dahil edilmeleri üzerine 08.03.2021 tarihinde vermiş oldukları cevap dilekçesinde açıkça dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığı itirazlarının Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine bildirdiklerini, 29.03.2021 başvuru ve 16.04.2021 toplantı tarihli arabuluculuk toplantısı yapılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığının taraflarca ileri sürüldüğünü, böylece HMK'nun 115. maddesinin 3. fıkrasının olayda uygulanamayacağının açık ve net bir hale geldiğini, HMK'nun 180 maddesi kapsamında ıslah ile dava türü davalılardan biri hakkında itirazın iptali davası diğeri hakkında alacak davası olarak değiştirilemeyeceğini, bu nedenle ortada geçerli bir ıslah bulunmadığını, davacı vekilinin dosyadaki beyanının aksine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın her iki davalı yönünden alacak davasına dönüştüğü kabul edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK'nun 180. maddesi kapsamında geçerli bir ıslah bulunmaması sebebiyle dava türünün müvekkili şirket açısından alacak davasına dönüşmemiş olması sebebiyle HMK 124/3-4 maddesi gereğince iradi taraf değişiklliği yolu ile müvekkili şirketin davalı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, yetki itirazları yönünde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince bir karar verilmediğini, ortada zorunlu dava arkadaşlığından bahsedilemeyeceği için müvekkili şirket açısından dosyanın tefrik edilerek alacak davası olarak görülmesi gerektiğini, bu kapsamda davaya vermiş oldukları cevap dilekçesindeki yetki itirazı kapsamında müvekkili şirketinin adresinin İstanbul (Çağlayan) Adliyesi yargı çevresi içerisinde olması sebebiyle yetki itirazı kabul edilerek dosyanın yetkili İstanbul asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu husus hakkında gerekçeli kararda bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, Ankara 7 Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesini dayandırdığı dosya içersindeki bilirkişi raporları birbirleri ile çelişen, itirazları karşılamayan raporlar olup mahkemece bu raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, itirazlarının bilirkişilerce değerlendirilmediğini, bu itirazlar hakkında ve çelişkili bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönünde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine yapmış olduk itirazların hiç birinin değerlendirilmediğini, dosyadaki bilirkişi raporları Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan, açıklayıcı, tatmin edici, birbiriyle çelişmeyen kendi içerisinde tutarlı ve gerekçeli olarak hazırlanmadığını, eksik inceleme ürünü olan raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; anılan 09/02/2024 (raporda sehven 09/02/2023 tarihli yazılmış) tarihli ek bilirkişi raporunda 16/10/2022 tarihli heyet raporunda hesaplama hatası yapıldığı tespitinin aksine, ilk derece mahkemesinin hükmünü hatalı hesap yapılan rapordaki miktar gibi 59.250 TL üzerinden verdiğini, gerçekten de müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın sigorta şirketi tarafından ödenen para hasar bedelinden düşüldükten sonra kusur oranı belirlenmesinin hatalı olduğunu, olması gereken toplam hasar bedeline kusur oranın uygulanmasının ardından ödenen miktarın düşülmesi olduğunu, (115.000,00TL X 75 % = 86.250,00TL, 86.250,00TL - 36.000,00TL = 50.250,00TL) dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen 59.250 TL'nin sehven yazıldığını düşünmekle birlikte hatalı olduğundan kararın müvekkili lehine kaldırılmasını talep ettiklerini, ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini ve kaza tutanağının bir başkası tarafından imzalandığına ilişkin delillerinin araştırılması taleplerinin mahkemece karşılanmadığını, 04/02/2021 tarihli 1 nolu celsede delillerin toplanması talebinin reddedildiğini, bilirkişi heyeti belirtilen hususların kazanın oluşum ve sonuçlarına etkisini doğal olarak inceleme konusu yapamadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin eksik hususları gidermeden karar vermiş olduğundan kararın müvekkili lehine kaldırılması gerektiğini, itirazlarının bilirkişi raporunda ve 09/02/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından talep ve itirazlar doğrultusunda aracın kaza geçmişinin araştırılması ve bu durumun hesaplamaya etkisinin olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken bu yönden bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, dolayısıyla raporlardaki eksikliklerin giderilmesinin talep edildiğini, itirazlarının karşılık bulmadığını, denetime elverişsiz raporlara göre karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, 2019/599 Esas 2020/329 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep ettiği, anılan talep üzerine dosyanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği görülmüştür. Davacı yan davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalının işleteni olduğu aracın sinyalsiz ve ani bir şekilde şerit değiştirerek döner kavşağa girmesi sonucu müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın bu araca çarptığını, sigortalı aracın hasara uğradığını, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalıların sorumlu olduğunu, rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekillerinin istinaf itirazları kamu düzenine aykırılık yönünden incelendiğinde, dava dilekçesinde husumet ... ile ... ... Ltd. Şti'ne yöneltilmiştir. Yargılama aşamasında davacı vekili 03/01/2020 tarihli davalı ... ... Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesi ile davalı ... ... Ltd. Şti'ni davada taraf olmaktan çıkararak ... ... A.Ş.'ne davalı olarak husumeti yöneltmiş ve aynı dilekçesi ile tarafta iradi değişiklik sonucu davalı olarak gösterilen ... ... A.Ş. yönünden davanın alacak davası olarak ıslah edildiğini bildirmiştir. Anılan dilekçenin 6. ve 7. sayfalarında açıkça iradi değişiklik sonucu davalı taraf olarak gösterilen ... ... A.Ş. yönünden davanın alacak davası olarak ıslah edildiği belirtilmiş, 8. sayfanın son paragrafında ise davalılar yönünden herhangi bir ayrıma yer verilmeden, itirazın iptali davasının ıslah ile alacak davasına çevrildiğini belirterek yeni dava dilekçesinin davalılara tebliğini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan yeni dava dilekçesinde de, alacağın davalılardan tahsili talep edilmiştir. İşbu davanın açıldığı Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/599 Esas sayılı dosyasında 09/09/2020 tarihli celsede ön inceleme duruşması yapılmış, davacı vekili ile davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti vekillerinin hazır bulunduğu ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespiti yoluna gidilmemiştir. Görevsizlik kararı üzerine dosyanın tevzi edildiği Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/516 Esas sayılı dosyasında 04/02/2021 tarihli celsede davacı vekili görevsizlik kararından önce iradi taraf değişikliği ile ıslah yönünden değişiklik talepleri bulunduğunu, davalı ... yönünden itirazın iptali davasına, dava konusu edilen aracı malikten kiralayan ... ... A.Ş. yönünden ise alacak davası olarak davaya devam etmek istedikleri yönündeki dilekçeyi tekrar ettiklerini beyan etmiştir. Mahkemece gerekçeli kararda dava, davalı ... yönünden itirazın iptali, tarafta iradi değişiklik sonucu davalı sıfatı alan ... ... A.Ş. yönünden alacağın tahsili istemi olarak nitelendirilmiş ise de, kurulan hüküm alacağın davalılardan tahsiline yöneliktir. Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki çelişkili durum ile 04/02/2021 tarihli celsedeki açık beyanı arasında oluşan çelişki davacı vekilinden sorularak giderilip, davanın her iki davalı yönünden de alacak davası mı olduğu, yoksa davalı şirket yönünden alacak, diğer davalı yönünden itirazın iptali davası mı olduğu tespit edildikten sonra talebe uygun bir karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden davanın niteliğine ilişkin çelişki giderilmeden hüküm kurulması HMK'nun 297. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden isabet görülmemiştir. Öte yandan, karar başlığında gösterilmemekle birlikte davacı vekilinin tarafta iradi değişiklik talebi sonucu davada davalı taraf olmaktan çıkarılan vekili aracılığıyla davaya cevap dilekçesi sunan ... ... Ltd. Şti. hakkında HMK'nun 124. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin değerlendirilmemiş olması da isabetsizdir. Tüm bu nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6, 355. maddeleri gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2024 tarih 2020/516 Esas 2024/446 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı şirket tarafından yatırılan 1.012,00 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde anılan davalıya iadesine, 5-Davalı ... tarafından yatırılan 1.011,84 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde anılan davalıya iadesine, 6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 8-İİK'nun 36. maddesindeki koşullar oluşmadığından davalı ... ... A.Ş. Tarafından yatırılan teminat mektuunun bu aşamada iadesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1458, K. 2026/1167, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1458-e-2026-1167-k-fd652d451f6e