İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/335 E. 2026/701 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/335
Karar No
2026/701
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/335 Esas - 2026/701 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/335 KARAR NO: 2026/701

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ:

DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 16/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket sigortalısına ait Lastik tekerlekli iş makinesi ile arazide işlem yapılması sırasında, iş makinesinin arızalanması nedeni ile hasar görmesi sonucu, sigortalının zararının taraflarınca karşılandığını, yapılan inceleme/araştırmalar ve alınan bilgiler ışığında; davaya konu iş makinesinin hasar tarihi itibariyle 1 yaşını bile doldurmamış olması sebebiyle meydana gelen olayın yakıt kaynaklı olmadığını, yakıt pompasının üretiminden ve/veya hatalı montajından kaynaklı olduğu kanaatine varıldığını, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince sorumluluğunun olduğunu ,davalıların özen yükümlülüğünü ihmal etmesi sonucu dava dışı sigortalının iş makinasında meydana gelen hasarıiçin taraflarınca yapılan ödemenin rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İlgili iş makinasında üretici/satıcının sorumluluğunu gerektiren hiçbir imalat hatası bulunmadığını, davacının delil olarak dayandığı, makinanın üretimden kaynaklı ayıplı olduğuna ilişkin eksper raporunun gerçek dışı tespitler içerdiğini, teknik inceleme ve değerlendirmeden yoksun olması ve yetersiz nitelik taşıması nedeniyle kabul edilmesi mümkün olmadığını, davacının oluşan sigorta hasarından davalı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin iddiasını ispattan yoksun olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı sigorta şirketince “.........” poliçesi kapsamında sigortalısına ödenen hasar bedelinin, hasarın meydana gelmesine neden olduğu ileri sürülen iş makinesinin imalatçısından 6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesi uyarınca halefiyet hükümleri çerçevesinde rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından başlangıçta Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talep edilmiş, dava ilk olarak ...... İhracat İthalat A.Ş.‘ye yöneltilmiştir. Yargılama sırasında davalı vekilince dava konusu iş makinesinin imalatçısının farklı bir tüzel kişi olduğu ileri sürülmüş; 20/01/2026 tarihli celsede iş makinesine ilişkin fatura dosyaya sunulmuştur. Anılan faturada imalatçı şirketin ....... ve Mekanik Makina İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olduğunun anlaşılması üzerine davacı vekili HMK’nın 124. maddesi kapsamında taraf değişikliği talebinde bulunmak üzere süre istemiştir. Mahkememizce 20/01/2026 tarihli ara karar ile; dosyada daha önce sunulan ekspertiz raporlarında sorumlunun yalnızca “.......” veya “...... A.Ş.” biçiminde gösterildiği, imalatçı ile pazarlama şirketi arasında açık bir tüzel kişi ayrımı yapılmadığı, iki şirketin ticaret unvanlarının oldukça benzer ve adreslerinin aynı olduğu değerlendirilerek davacının yanlış tüzel kişiye husumet yöneltmesinin HMK’nın 124/3 ve 4. maddeleri anlamında kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı sonucuna varılmış ve taraf değişikliğine izin verilmiştir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da unvanları birbirine benzeyen, adres ve organizasyonları örtüşen şirketler arasında yanılgıya düşülmesini HMK 124 kapsamında kabul edilebilir yanılgı olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle davalının “ıslah yoluyla taraf değiştirilemeyeceği” yönündeki savunmasına da itibar edilmemiştir. Zira somut olayda taraf değişikliği ıslah yoluyla değil, HMK’nın 124. maddesine dayanılarak gerçekleştirilmiş, davacı 18/02/2026 tarihli dilekçesiyle ise bundan ayrı bir usul işlemi olarak HMK’nın 180. maddesi uyarınca davasını tamamen ıslah ederek itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmüştür. Davanın tamamen ıslahı hâlinde dava yeni bir dava niteliği kazanmayıp ilk davanın devamı olmakta ve talep sonucu ile dava sebebi değiştirilebilmektedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/1322 E., 2024/2245 K. sayılı kararında da itirazın iptali olarak açılan davanın tam ıslahla alacak davasına dönüştürülebileceği kabul edilmiştir. Taraf değişikliği sonrasında daha önce alınan bilirkişi raporları ve gerçekleştirilen usul işlemleri yeni davalıya tebliğ edilmiş, davalıya raporlara karşı beyanda ve itirazda bulunma imkânı tanınmış olduğundan hukuki dinlenilme ve savunma hakları da sağlanmıştır. Zamanaşımı İtirazlarına Yönelik Değerlendirmeler Davalı tarafından zamanaşımı def’inde bulunulmuş ise de bu savunma yerinde görülmemiştir. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’nun 6/6. maddesi uyarınca ürün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her hâlde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıl içerisinde ileri sürülebilir. Dava konusu zarar 27/12/2022 tarihinde meydana geldiğinden, 12/03/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Kanun somut uyuşmazlığa uygulanabilir niteliktedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/04/2026 tarihli, 2025/5349 E., 2026/2107 K. sayılı kararında da 12/03/2021 sonrasında meydana gelen zararlar yönünden imalatçının sorumluluğunun 7223 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu iş makinesine ilişkin 29/03/2022 tarihli faturanın davacı sigorta şirketine veya dava dışı sigortalı ..... Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’ye değil, dava dışı....... Finansal Kiralama A.Ş.’ye düzenlendiği, ayrıca bu tarihte henüz zararın meydana gelmediği görülmektedir. Bu nedenle faturada imalatçı şirketin açık ticaret unvanının bulunması, tek başına davacının veya sigortalısının tazminat yükümlüsü gerçek tüzel kişiyi bu tarihte öğrendiğini göstermeye yeterli kabul edilmemiştir. 16/02/2023 tarihli ekspertiz raporunda da hasarın “Hidromek” kaynaklı üretim veya montaj hatasından doğduğu değerlendirilmiş olmakla birlikte, ...... bünyesindeki hangi tüzel kişinin imalatçı ve tazminat yükümlüsü olduğu açık biçimde ayrıştırılmamıştır. Nitekim gerçek imalatçı şirketin tam ticaret unvanını içeren fatura yargılama sırasında 20/01/2026 tarihinde önceki davalı tarafından dosyaya sunulmuş; davacı da bu belgenin sunulmasından sonra HMK 124 kapsamında taraf değişikliğine yönelmiştir. Bu durumda gerçek tazminat yükümlüsü tüzel kişinin üç yıllık sürenin dolmasından daha önce öğrenildiğini gösteren yeterli bir delil bulunmadığı gibi, davacı aleyhine en geniş yorumla ödeme tarihi olan 20/02/2023 tarihinin öğrenme tarihi olduğu varsayılsa dahi, 18/02/2026 tarihli taraf değişikliği talebi üç yıllık süre dolmadan yapılmıştır. Bu itibarla davalının zamanaşımı def’inin reddi gerekmiştir. Esasa Yönelik Değerlendirmeler; Dava konusu iş makinesinin 2022 model ..... HMK 140W-3 lastik tekerlekli ekskavatör olduğu, henüz bir yaşını doldurmadan 27/12/2022 tarihinde çalışması sırasında arızalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece alınan 22/01/2025 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda; yakıt pompası gövdesinde kırık/çatlak bulunduğu, iç parçalarda paslanmalar görüldüğü, common rail sisteminde yakıtın enjektörlere rail borusu üzerinden ulaşması nedeniyle yakıttan kaynaklanan bir sorunda rail borusunda da hasar izlerinin bulunmasının bekleneceği hâlde böyle bir tespitin mevcut olmadığı, iş makinesinin henüz bir yaşında olması dikkate alındığında uygun olmayan yakıt kullanılmasının yeni imal edilmiş güçlü döküm yakıt pompası gövdesini çatlatmasının teknik olarak mümkün görülmediği belirlenmiştir. Aynı raporda arızanın kök sebebinin, iş makinesinde bulunan DENSO HP3 yakıt pompası döküm gövdesindeki çatlama/kırılma olduğu; çatlamanın üretimden ve/veya hatalı montajdan, ayıplı malzeme, hatalı kalıp veya döküm ya da imalat ve montaj sırasındaki işçilik kusurundan kaynaklandığı, arızanın yakıtın uygunsuz seçimi, yakıta katkı ilavesi, yanlış dolum, yetersiz filtreleme veya temizlik gibi kullanıcı kaynaklı nedenlerden doğmadığı teknik ve gerekçeli olarak tespit edilmiştir. 01/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda ise hasara ilişkin onarım kalemleri, ekspertiz raporu ve ödeme belgeleri birlikte incelenmiş; davacı sigorta şirketince 20/02/2023 tarihinde ödenen 27.501,92 TL’nin meydana gelen arıza ve onarım ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. İlk rapor arızanın sebebini, ikinci rapor ise zarar ve yapılan ödemenin hasarla uyumunu ortaya koymakta olup raporların birbirini tamamladığı; teknik tespitlerin somut verilere dayandığı ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça raporların aksini ortaya koyan somut ve teknik nitelikte bir delil de sunulmamıştır. 7223 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre, ürünün bir kişiye veya mala zarar vermesi hâlinde imalatçı veya ithalatçı zararı gidermekle yükümlü olup zarar görenin, uğradığı zararı ve ürünün uygunsuzluğu ile zarar arasındaki nedensellik bağını kanıtlaması yeterlidir. Birden çok imalatçının sorumluluğunun bulunması hâlinde müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Somut olayda ürünün imalat/montaj kaynaklı uygunsuzluğu ile meydana gelen hasar arasındaki illiyet bağı bilirkişi incelemesiyle ortaya konulduğundan davalı imalatçının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçmekte ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu dava hakkı, yapılan ödeme miktarıyla sınırlı olarak sigortacıya intikal etmektedir. Davacının 27.501,92 TL ödeme yaptığı banka dekontuyla sabit olduğundan, davacı bu tutar yönünden sigortalısının haklarına halef olmuştur. Bilirkişi tarafından dava ve karar tarihleri itibarıyla farklı güncel değerler hesaplanmış ise de, halefiyet hakkının fiilen ödenen tazminat tutarıyla sınırlı olması ve davacının da 27.501,92 TL talepte bulunması karşısında hüküm yalnızca bu miktar üzerinden kurulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/11/2014 tarihli, 2014/11410 E., 2014/18217 K. sayılı kararında, TTK 1472 uyarınca sigortalısına ödeme yapan sigortacının ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebileceği açıkça kabul edilmiştir. Dolayısıyla davacının 20/02/2023 tarihinden itibaren faiz talep etme hakkı olduğunun kabulü gerekmiştir. Dava konusu iş makinesinin ticari faaliyet kapsamında kullanılan bir iş makinesi olması, dava dışı sigortalı ile davalı imalatçının tacir niteliği ve zarara yol açan imalat faaliyetinin ticari işletmeyle ilgili bulunması karşısında uyuşmazlığın dayanağını oluşturan işlem ve fiil ticari iş niteliğindedir. TTK’nın 3 ve 19. maddeleri ile 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince ticari işlerde avans faizi talep edilebildiğinden, davacının 20/02/2023 tarihinden itibaren avans faizi talebi yerinde görülmüştür. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; Davanın KABULÜ İLE; 1-27.501,92 TL' nin 20/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Dava tam ıslah yoluyla alacak davasına dönüştüğünden önceki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-Alınması gerekeken 1.878,66-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 335,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.543,66-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 335,00-TL peşin harç ile 269,85- TL başvurma harcı olmak üzere toplam 604,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 27.501,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 17.205,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/09/2026

Katip ..... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/335, K. 2026/701, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-335-e-2026-701-k-f7b91e7d18ca