Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1439 E. 2026/1981 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1439
Karar No
2026/1981
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1439 KARAR NO : 2026/1981

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/329 Esas, 2023/361 Karar ASIL DAVA DOSYASINDA __________________________________________________________________________ DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/331 ESAS -2021/983 KARAR SAYILI DOSYASINDA ___________________________________________________________________________ DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-)ASIL DAVA DOSYASI Davacı .... A.Ş. vekili dava dilekçesiyle; Müvekkilinin dava dışı sigortalı .... A.Ş.’nin Almanya’da bulunan .... isimli şirkete 11 palet / 110 adet AXLE Housing ve Kamyon aksı emtiasını Çeşme İzmir’den gemiyle Almanya’ya taşınması için abonman sözleşmesine bağlı olarak emtia nakli sigorta poliçesiyle sigortaladığını, 04.12.2018 tarihli faturayla 58.331,90 Euro ve 1.534,50 Euro olmak üzere toplam 59.886,40 Euro’luk kamyon aksının satıldığını, nakliyat sözleşmesi kapsamında 06.12.2018 tarihinde PVDU106109-0 nolu konteyner içinde sigortalanın adresinden teslim alınarak İzmir Çeşme Limanına ve buradan da ... adlı RO-RO Gemisine yüklenerek İtalya’ya doğru yola çıktığını, sigortalıya ait PVDU105241-5 nolu başka bir konteyner ile bu dosya kapsamındaki PVDU106109-0 nolu konteynerin RO-RO gemisinde üst üstte istiflendiğini ve yere zincirle bağlı iken sefer esnasında devrildiğini, emtialarda hasar meydana geldiğini, bu hasara ilişkin taşıyan firmaya ihtarname gönderildiğini, PVDU105241-5 nolu konteyner için ayrı bir hasar dosyası açıldığını ve bu dosyayla birleştirilmesi talepli olarak dava açıldığını, hasarın meydana gelmesinden sonra hasarlı konteynerlerin geminin varış yeri İtalya’da tahliye edilmeden aynı gemiyle Çeşme Limanı'na geri getirildiğini, her iki konteynerdeki hasarın 12.12.2018 tarihinde tespit edildiğini, hasarlı emtiaların sevkleri mümkün olmadığından Çeşme Gümrük Müdürlüğü'nce başka araçlara aktarılarak sevkine izin verildiğini ve antrepoda tahliye edildiğini, İzmir’de bulunan .... Deposu'ndan sigortalının Pınarbaşı’ndaki fabrikalarına 25.01.2019 tarihinde sevk edildiğini, yapılan tespitle emtiaların hepsinin hasarlı olarak belirlendiğini, ekspertiz raporu düzenlendiğini, uzman raporunda konteynerin yan duvarlarında ezik, yükün sola doğru kalmış ve konteyner duvarına doğru yaslanmış olduğunun tespit edildiğini, konteyner içi istifin yapıldığının belirlenmesine rağmen konteynerin devrilmesinin etkisiyle istifle bağlamanın dağıldığını, konteyner duvarlarına çarptığını ve deforme olduğunu belirterek 357.333,03 TL’lik zarar oluştuğunu (yük zarar bedelinin 351.018,04 TL olmak üzere), hasara uğrayan emtiaların sovtaj bedelinin 37.848,80 TL olarak tespit edildiğini ve bu zarardan bu miktarın mahsubu ile gerçek zararının 319.484,23 TL olarak belirlendiği, bu miktar üzerinden 12.04.2019 tarihinde ödeme yapıldığını, sigortalı tarafından düzenlenen faturaların Euro cinsinden düzenlenmiş olduğunu, poliçede sabit kur esas alındığından (1 Euro = 6.01776 TL) bu kur üzerinden hesaplama yapıldığını, alacağın tahsili için borçlu .... A.Ş. hakkında Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4843 Esas sayılı dosyasıyla 53.091,64 Euro ve ödeme tarihi olan 12.04.2019’dan takip tarihi olan 27.11.2019’a kadar işleyen 2.997,86 Euro olmak üzere toplam 56.089,50 Euro üzerinden takibe geçtiklerini, icra takibinde faizin sehven olay tarihi belirtilerek 4.725,26 Euro istendiğini, ancak davada bu yanlışı düzelttiklerini, müvekkilinin nakliye sözleşmesi m. 3/e gereğince istif ve bağlamadan sorumlu olan davalıya karşı takip yapma durumunda kaldığını, istif uygunsuzluğu ve emniyete almada yetersizlik nedeniyle zararın meydana geldiğini, TTK m. 1472 gereğince halefiyete dayalı takip ve dava açtıklarını, davanın devamı aşamasında alacağın teminat altına alınması için şimdilik teminat karşılığı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, ayrıca İİK m. 67 gereğince %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, talebin öncelikle 56.089,50 Euro üzerinden, mahkemece yabancı para birimi kabul edilmezse 337.524,17 TL üzerinden icra inkar tazminatı, faiz ve yargılama giderine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle; Davaya konu edilen icra takibinin İstanbul Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4843 Esas sayılı dosyasında 06.12.2019 tarihinde Türkiye’den İtalya’ya giden ... gemisinin içerisinde yer alan PVDU106109-0 nolu konteynerin nakliye sırasında istif uygunsuzluğu/lashing yetersizliği nedeniyle konteynerin devrilmesiyle meydana gelen zarar nedeniyle olduğunu, müvekkili dışında ... A.Ş.’nin de taşıyan sıfatının bulunduğunu, bu taşıyana dava açılmadığını, taşımanın CMR hükümlerine göre yapıldığını, CMR m. 17/4-c hükmü gereğince müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ekspertiz raporunun gönderilmediğini, takip sırasında ödemenin TL ile yapılmasına rağmen Euro üzerinden takip yapıldığını, CMR m. 27/1 hükmü gereğince hak sahibine ödenecek tazminat için %5 üzerinden temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini, yine sözleşmenin m. 3/c gereğince istifin usulüne uygun yapılması gerektiği halde istif ve ambalajın yapılmadığını, İzmir 5. ATM’nin 2021/331 Esas sayılı dosyasıyla bu dosyanın birleştirilmesini istediklerini, davanın ve tedbir talebinin reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. B-)BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2021/331 ESAS - 2021/983 KARAR SAYILI DOSYASINDA; Davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesiyle; Müvekkilinin dava dışı sigortalı .... A.Ş.’nin Almanya’da bulunan ... isimli şirkete 12 palet / 134 adet AXLE Housing ve kamyon aksı emtiasını Çeşme İzmir’den gemiyle Almanya’ya taşınması için abonman sözleşmesine bağlı olarak emtia nakli sigorta poliçesiyle sigortaladığını, 03.12.2018 tarihli faturayla 60.476,20 Euro ve 1.674,00 Euro olmak üzere toplam 62.150,20 Euro’luk kamyon aksının satıldığını, nakliyat sözleşmesi kapsamında 06.12.2018 tarihinde PVDU105241-5 nolu konteyner içinde sigortalanın adresinden teslim alınarak İzmir Çeşme Limanı'na ve buradan da... adlı Ro-Ro Gemisine yüklenerek İtalya’ya doğru yola çıktığını, sigortalıya ait PVDU106109-0 nolu başka bir konteyner ile bu dosya kapsamındaki PVDU105241-5 nolu konteynerin Ro-Ro gemisinde üst üstte istiflendiğini ve yere zincirle bağlı iken sefer esnasında devrildiğini, emtialarda hasar meydana geldiğini, bu hasara ilişkin taşıyan firmaya ihtarname gönderildiğini, hasarın meydana gelmesinden sonra hasarlı konteynerlerin geminin varış yeri İtalya’da tahliye edilmeden aynı gemiyle Çeşme Limanı'na geri getirildiğini, her iki konteynerdeki hasarın 12.12.2018 tarihine tespit edildiğini, hasarlı emtiaların sevkleri mümkün olmadığından Çeşme Gümrük Müdürlüğü'nce başka araçlara aktarılarak sevkine izin verildiğini ve antrepoda tahliye edildiğini, İzmir’de bulunan .... Deposundan sigortalının Pınarbaşı’ndaki fabrikalarına 25.01.2019 tarihinde sevk edildiğini, yapılan tespitle emtiaların hepsinin hasarlı olarak belirlendiğini, ekspertiz raporu düzenlendiğini, uzman raporunda konteynerin yan duvarlarında ezik, yükün sola doğru kalmış ve konteyner duvarına doğru yaslanmış olduğunun tespit edildiğini, konteyner içi istifin yapıldığının belirlenmesine rağmen konteynerin devrilmesinin etkisiyle istifle bağlamanın dağıldığını, konteyner duvarlarına çarptığını ve deforme olduğunu belirterek 375.504,76 TL’lik zarar oluştuğunu (yük zarar bedelinin 369.140,68 TL olmak üzere), hasara uğrayan emtiaların sovtaj bedelinin 37.708,96 TL olarak tespit edildiğini ve bu zarardan bu miktarın mahsubu ile gerçek zararının 337.795,80 TL olarak belirlendiği, bu miktar üzerinden 12.04.2019 tarihinde ödeme yapıldığını, sigortalı tarafından düzenlenen faturaların Euro olup, poliçede sabit kur esas alındığından (1 Euro = 6.1039 TL) bu kur üzerinden hesaplama yapıldığını, alacağın tahsili için borçlu .... A.Ş. hakkında Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4841 Esas sayısı dosyasıyla 55.340,98 Euro ve ödeme tarihi olan 12.04.2019’dan takip tarihi 27.11.2019’a kadar işleyen 3.124,86 Euro olmak üzere toplam 58.465,84 Euro üzerinden takibe geçtiklerini, icra takibinde faizin sehven olay tarihi belirtilerek 4.925,35 Euro istendiğini, ancak davada bu yanlışı düzelttiklerini, müvekkilinin nakliye sözleşmesi m. 3/e gereğince istif ve bağlamadan sorumlu olan davalıya karşı takip yapma durumunda kaldığını, istif uygunsuzluğu ve emniyete almada yetersizlik nedeniyle zararın meydana geldiğini, TTK m. 1472 gereğince halefiyete dayalı takip ve dava açtıklarını, davanın devamı aşamasında alacağın teminat altına alınması için şimdilik teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, ayrıca İİK m. 67 gereğince %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, talebin öncelikle 56.089,50 Euro üzerinden, mahkemece yabancı para birimi kabul edilmezse 337.524,17 TL üzerinden icra inkar tazminatı, faiz ve yargılama giderine karar verilmesini, ayrıca dosyanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/329 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı.... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle; davaya konu edilen icra takibinin İstanbul Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4843 Esas sayılı dosyasında 06.12.2019 tarihinde Türkiye’den İtalya’ya giden.... gemisinin içerisinde yer alan PVDU106109-0 nolu konteynerin nakliye sırasında istif uygunsuzluğu / lashing yetersizliği nedeniyle konteynerin devrilmesiyle meydana gelen zarar nedeniyle olduğunu, müvekkili dışında .... A.Ş.’nin de taşıyan sıfatının bulunduğunu, bu taşıyana dava açılmadığını, taşımanın CMR hükümlerine göre yapıldığını, CMR m. 17/4-c hükmü gereğince müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ekspertiz raporunun gönderilmediğini, takip sırasında ödemenin TL ile yapılmasına rağmen Euro üzerinden takip yapıldığını, CMR m. 27/1 gereğince hak sahibine ödenecek tazminat için %5 üzerinden temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini, yine sözleşmenin m. 3/c gereğince istifin usulüne uygun yapılması gerektiği halde istif ve ambalajın yapılmadığını, bu dosyanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/329 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini istediklerini, davanın ve tedbir talebinin reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile: "...Asıl ve Birleşen Davalar; sigorta sözleşmesine dayalı olarak CMR sözleşmesine istinaden karayolu taşıması sırasında alt taşıyan .... A.Ş.’ne ait .... isimli gemide konteyner içinde taşınan emtiada meydana gelen zararın tahsili için taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden yapılan rücuen takibe itirazın iptali davalarıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4841 Esas ve 2019/4843 Esas sayılı dosyaları, arabuluculuk tutanağı, mal faturaları, sigorta poliçesi, navlun faturası, hasar tespit tutanağı, ekspertiz raporu, ihtarname, temlikname, dekont incelenmiştir. Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4843 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... A.Ş.’nin takip borçluları .... A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine 27.11.2019 tarihli ilamsız icra takibi ile (53.091,64 Euro asıl alacak + 4.725,16 Euro işlemiş faiz =) 57.816,80 Euro alacak üzerinden takibe geçtiği, borçlu .... A.Ş.’ne ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 05.12.2019 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu; borçlu ...A.Ş.’ne ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11.12.2019 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu ve davalı borçlu ... A.Ş. vekilinin itirazın davalı şirkete tebliğini talep ettiği belirlenmiştir. Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4841 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... A.Ş.’nin takip borçluları .... A.Ş. ve ....A.Ş. aleyhine 28.11.2019 tarihli ilamsız icra takibi ile (55.340,98 Euro asıl alacak + 4.939,18 Euro işlemiş faiz =) 60.280,16 Euro alacak üzerinden takibe geçtiği, borçlu ... A.Ş.’ne ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 05.12.2019 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu; borçlu ... A.Ş.’ne ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11.12.2019 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu ve davalı borçlu ... A.Ş. vekilinin itirazın davalı şirkete tebliğini talep ettiği belirlenmiştir. Taşımaya konu emtianın taşıma işini ... A.Ş.’nin üstlendiğini, bu taşımanın kombine taşıma üzerinde bulunduğu, yükün İzmir/Kemalpaşa-Çeşme ve Çeşme-Trieste, Trieste-Dachru/Germany arasında taşındığı, taşımanın yüklenicisi .... A.Ş.’nin taşıma işini aldığı ve CMR sözleşmesinin 2.maddesi gereğince; “…1. Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerinde de bu Sözleşme taşımanın tümü için uygulanır. Ancak diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve nedeniyle oluşabileceği kanıtlanır ise, Karayolu tasıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre, eger söz konusu diger tasıtlar ile yükün tasınması için yasal kosullara uygun olarak o tasıt tasıyıcısı ile gönderen arasına bir mukavele yapılmıs sayılır ve o mukavele konulması gelenekleşmiş hükümlere göre tayin edilir. Ancak, konulmuş bu gibi koşulların bulunmaması hallerinde, karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre tayin edilir. 2. Eğer, karayolu taşımacısı diğer taşıtlar ile de tasıma yapıyor ise, sorumluluğu bu maddenin 1 inci paragrafına göre tayin edilir. Ancak bu durumda, karayolu ve diğer taşıtlar ile tasıma yapan kimse, iki ayrı kişi gibi işlem görür…” hükmünde yer aldığı üzere taşımanın bir kısmının deniz yoluyla yapılmasına taşındığı belirlenmekle birlikte CMR m. 2/1’e göre; yüklü aracın güzergâhının bir kısmında deniz yolu, demir yolu, suyolu veya hava yoluyla taşınması hallerinde dahi; CMR hükümlerinin taşımanın tümüne uygulanacağı, yükün araçtan boşaltılmadan veya yükün araçtan boşaltılıp başka bir araca yüklendiğinde dahi bazı şartlarla CMR hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır, özellikle CMR m. 14’te yer alan teslim ve teslim edilecek yere varmadan önce taşımanın ifa edilmesi imkânsızlaşırsa taşıyıcının m. 12’ye göre eşya üzerinde tasarruf hakkına sahip olması nedeniyle eşyanın başka bir taşıma aracına boşaltılması halinde dahi CMR hükümleri uygulanacaktır. Yine çekiciyle taşınan araçlarında / yüklerinde gemide çekiciden ayrılarak taşınması halinde dahi yükün boşaltılması söz konusu olmadığından (intermodel taşıma) yine CMR hükümleri uygulanacaktır. Bunun dışında yükün boşaltılması somut olayda olduğu gibi ürünün gemiye yüklenmesi durumunda ise zararın meydana geldiği aşamaya göre deniz/kara/demiryoluna ilişkin taşımadan doğan zarara ait hükümlerin uygulanması gerekecektir. Buna göre; CMR dışı bir düzenlemeye gidilebilmesi için; -Ziya ve hasarın taşıyıcının fiili ve ihmali bulunmaksızın meydana gelmesi gerekli olup, bu fiil ve ihmali ifa yardımcılarından kaynaklanmaması gerekecektir. Aksi halde CMR m. 3 gereğince yine CMR hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır. Bu nedenle ifa yardımcılarına sadece karayolu taşıyıcısının kendisine bağlı olarak çalışan kimselerle sınırlamak gerekmektedir. Bunun dışında kalanların sözleşmede yer alan ifa yardımcısı sınıfına sokmamak gerekir. -Yine ziya ve hasarın karayolu taşıması dışında bir araçta meydana gelmesi, -Ayrıca diğer taşıma sırasında ve bu taşıma neticesinde zararın meydana gelmesi gerekli olup, bu hallerde hangi taşıma sırasında zarar meydana geldiyse o taşımaya ilişkin hükümler uygulanacaktır. Somut olayda da taşıma konusu yükten RORO gemisine istif edilmekle zararın deniz taşımasında meydana gelmiş olduğu tespit edilmekle deniz taşımasına ilişkin hükümler uygulanacağından mahkememizin görev alanına girmektedir. Yine davanın niteliği gereği dava dışı taşıyanın/deniz taşıyanın bu taşımadan dolayı kusurlu olup olmadığı, istif hatasının olup olmadığı ya da konteyner içi istiften doğan eksik veya kusur nedeniyle zararın doğup doğmadığının incelenmesi gerekmektedir. Davacı tarafın asıl ve birleşen dosya yönünden 21.09.2021 tarihli dilekçesiyle talep etmiş olduğu ihtiyati haciz talebinin henüz yargılamanın delillerin toplanması aşamasına gelinmediği, davalının yaklaşık ispat kurallarına göre sorumluluğunun tespit edilemediği, yapılacak bilirkişi incelemesiyle taşıyanın ifa yardımcısı sıfatına sahip ...A.Ş.’nin bu taşımadan dolayı sorumlu olup olmadığının belirlenmediği, bu nedenle ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, ayrıca İİK m. 257/2f’ye göre “…Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa…” borçlunun kaçmaya ya da hileli davranışlarda bulunduğuna ilişkin iddia ve delil bulunmadığından ihtiyati haciz şartları gerçekleşmediği tespit edilmekle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenlerle öncelikle davalı ....A.Ş. ile diğer dava dışı ....A.Ş. arasındaki taşıma ilişkisine ait konşimento ve diğer evrakları ile taşımanın intermodal / multimodal / combine taşıma olup olmadığı konusunda beyanda bulunmuş ve konşimentonun ibraz edilmesiyle birlikte davalı .... A.Ş. ile davacının sigortalısı arasında yapılan ve CMR hükümlerini de kapsayan ancak deniz taşıması sırasında ve bu nedenden doğan zarara ilişkin taraflar arasındaki CMR sözleşmesi kapsamında davalının taşımadan doğan sorumluluğunun değerlendirilmesi için bilirkişiler...., Makine Mühendisi .... ve İstif uzmanı .... vasıtasıyla incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişilerden alınan 13.01.2021 tarihli raporda; dava dışı sigortalı ....AŞ tarafından .... firmasına ihraç edilen 11 palet 110 adet 22.440 kg brüt ağırlıktaki kamyon Aksı emtiasının davalı .... AŞ tarafından temin edilen PVDU106109-0 nolu konteynera yüklendiği ... 14 Adlı Ro - Ro Gemisine Çeşme limanından İtalya’nın Trieste limanına sevk edilmek üzere yüklendiği Yeditepe .... AŞ firmasının raporuna göre geminin 06.12.2018 tarihinde Ege Denizi Mikanos adası yakınlarında ağır hava koşullarından dolayı PVDU106109-0 ve PVDU105241-5 nolu 2 adet konteynerın zincirlerinin kopması nedeniyle devrildiği ve hasarın meydana geldiği, davalı .. AŞ’nin CMR Hamule senedinde merkez Almanya arası navlun ücreti aldığı ve taşıma işleri komisyoncusu olduğu, TTK m. 926 ya göre komisyoncunun eşyanın bizzat taşınması üstlenmesi nedeniyle taşıyanın sorumluluk rejimine haiz olduğu, dosyada nakliyat sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin 3.c maddesinde ürünlerin taşıma standartlarına uygun ve sağlam ambalajlı olmaları dava dışı sigortalının sorumluluğuna bırakılmış ise de dava dosyasına ibraz edilen belgelerden hasarın oluşma nedeninin ambalajlanmadan kaynaklanmadığı, sigortalının kusurunun bulunmadığı, yine sözleşmenin 3.e maddesinde davalının sorumluluğuna ilişkin olarak yükleme yapılacak araçların sürücülerinin ve görevli kişilerin ambalajlama yükleme ve istiflemeden sorumlu olacağının yer aldığı, deniz yolu taşıması sırasında ağır hava koşulları nedeniyle zararın ortaya çıktığı, CMR m. 2/1 paragraf uyarınca yükün taşıttan boşaltılarak indirildiği ve gemiye yüklendiği, tespit edildiğinden CMR hükümlerinin uygulanamayacağı, TTK 5. Kitap hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu halde de taşıyanın sorumluluğuna ilişkin TTK m. 1178 vd hükümlerin uygulanacağı, 12.12.2018 tarihindeki düzenlenen tutanakta gemi içerisinde meydana gelen kazada 2 konteynerin ve içindeki eşyanın zarar gördüğünü belirtildiği, TTK m. 1184 uyarınca tarafların müşterek katılımıyla inceleme yapılması ya da TTK m. 1185 uyarınca ihbar ihbar bulunması aksi halde taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin karine oluştuğu, ancak tutanak nedeniyle artık taşıyanın sorumlu olmadığının kendisinin ispatlaması gerektiği, kötü hava koşullarının varlığını taşıyanın sorumluluktan kurtarıp kurtarmadığı incelendiğinde daha önceden bu hava koşullarının davalıya bildirildiği, kaptanın buna göre seyir planı ve istif ve yükleme yapması gerektiği, konteynerin lashing zincirlerinin kopmasından zararın meydana geldiği, zararın kaynağının ağır hava koşullarını oluşturduğu, deniz tehlikeleri neticesinde ortaya çıkan zararların taşıyan .... firmasının sorumlu olmaması gerektiği, aksi görüşte ise meydana gelen zarar nedeniyle sınırlama koşullarının bulunmadığı, dava değeri olan zararların sorumluluk sınırının altında kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı 01.02.2022 tarihli beyanında; zararın kötü istiflemeden meydana geldiği, bu nedenle taşıyanın sorumsuzluğu kabul edilemeyeceği, belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna beyanda bulunmamıştır. Mahkememizce davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazları gözetilerek İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi .... ve ....’dan 12.10.2022 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; önceki bilirkişi raporları ve ekspertiz raporları incelenerek yapılan incelemede istif yönünden dava dışı sigortalı.... AŞ’nin .... firmasına ihraç ettiği 11 palet 110 adet 22.400 Kg brüt ağırlıktaki kamyon aksı emtiasının davalı .... AŞ tarafından temin edilen PVDU106109-0 numaralı konteynere yüklendiği ...RORO gemisine Çeşme Limanı'nda yüklenerek İtalya’nın Trieste limanına sevk edildiği, gemideyken 06.12.2018 tarihinde kaptanın düzenlediği protesto mektubu ile ana güverte üstünde üst üste istiflenen konteynerlerden birinin lashing zincirlerini kırarak düştüğü ve devrildiğinin belirlendiği, taşımanın TTK m. 926 hükmüne göre taşıma işleri komisyoncusu tarafından üstlenilmesi ile taşıyan sıfatına sahip olduğu, taşımanın yine CMR hükümleri olmaksızın TTK m. 1178 vd hükümlere tabii olduğu, konteynerin istif durumuna göre konteyner içerisindeki istifin usulüne uygun yapılmadığı emniyete alma elemanlarına kullanılmadığı, yine profil paletlerin tahta takoz ile tabana çivilendiği, ancak konteyner kenarları ile profil paletlerin boşlukların doldurulmadığı boşluk bırakıldığı, 2 yükleme sonrasında her iki taraftan 4 adet zincir ile alttaki konteynere 2 adet çapraz, üstteki konteynere 2 adet açılı olacak şekilde lashing / bağlama yapmak suretiyle yüklenmesi gerektiği, iyi istiflenmeyen ve emniyete alınmayan yükün konteyner duvarına kuvvet yapması neticesinde zararın meydana geldiği, konteyner içi yüklerin hava yastıkları veya tabandan takozlama dışında başka bir emniyete alma yöntemi uygulansaydı konteyner içindeki yüklerin sabit durarak ağırlık merkezinin değişmeyeceği, havanın fırtınalı olmasının ise kaptan tarafından yüklerin kontrolü ve lashinglerinin tekrar değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle deniz taşımacılığında uygun olarak istiflenmemiş ve bağlanmamış emniyete alınmamış olan yüklerin devrilmesinde taşıyanın da sorumlu olduğu, istiften sorumlu firmanın %85, hava şartlarını dikkate almayan ve bu nedenle gerekli tedbirleri almayan kaptanın / taşıyanın %15 oranında kusurlu olduğu, taşımada ....’ın ...... ile yapmış olduğu 30.07.2018 tarihli sözleşme ile akdi taşıyan sıfatına sahip olduğu, ihbar olunan ....’un ise fiili taşıyan sıfatının bulunduğu ve TTK m. 1191 vd. göre sorumluluğun bulunduğu, kaptan tarafından düzenlenen protesto mektubu ile fiili taşıyan ... firmasının Çeşme Gümrük Müdürlüğüne 11.12.2018 tarihinde gönderdiği yazı ile TTK m. 1185/1-f uyarınca bildirim yükümlülüğün yerine getirildiği, TTK m. 1182/1-e (Yükleten, taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil veya ihmalleri) uyarınca taşıyan ve adamlarının hükümde yer alan sebeplerden kaynaklanan zararlardan sorumlu olmadığı, belirtilmiş olup, ekspertiz raporunda, emtiaların taşıyan tarafından konteyner içinde sigortalı adresinden teslim alındığı istifin ise sigortalı tarafından yapıldığı zararın kaynağının temel sebebinin konteyner içi istiften olduğu, TTK m. 1182/1-e uyarınca akdi taşıyan ve gerekse fiili taşıyanın kısmen (yükletenin asli kusuru oranında) kurtulacağı, ... AŞ tarafından düzenlenen Nakliyat Komisyoncusu poliçesinde yalnızca Avrupa yıllık navlun cirosu dağılımı %100 kara taşımacılığı ile sınırlı sorumluluk kaydının yer alması nedeniyle bu sigorta şirketinin deniz taşımasından sorumlu olmadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 18.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin asli kusurlu olduğunun kabul etmediklerini, konteyner için istif doğru yapılsaydı dahi zararın konteynerlerin üst üste istiflenmesinden kaynaklandığı, konteynerlerin yan yana istiflenmesi halinde zararın oluşmayacağı, taşıyanın meydana gelen zararda hem sözleşme hem yasal mevzuat gereği sorumlu olduğu, belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını aksi halde ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı ihbar olunan .... AŞ vekilinin 01.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde; istifin dava dışı sigortalı ....AŞ tarafından yapıldığı ve firmanın %85 oranında kusurlu olduğu, kontrolleri yapmayan taşıyanın %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de zararın asıl sebebinin hatalı istiften kaynaklandığı, yükletenin asli kusur oranında taşıyanın sorumluluktan kurtulması gerektiği, müvekkiline herhangi bir kusur yüklenmediği, belirterek davanın hak düşürücü süre / zamanaşımı ve olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı ihbar olunan .... AŞ vekilinin 01.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi raporundaki % 85 kusur oranına ilişkin tespite katıldıklarını, ancak fiili taşıyan...’a % 15 oranında kusur oranının hatalı olduğunu, bu oranının beklenmedik hal indirimi ile düşürülmesi gerektiğini, hasarın ağır hava koşullarından meydana geldiğinin belirlendiğini, deniz taşıyanı ..’un engelleyemeyeceği bu sebepler nedeniyle zararın oluştuğunu, ayrıca müvekkilinin kara taşımasını sigorta ettiğini, sigorta tazminatı ödeme borcu bulunmadığını, takibin 27.11.2019 tarihinde başladığını, TTK m. 1188/1 de ki bir yıllık hak düşürücü sürenin işlediğini ve 27.11.2020 de son bulduğunu, davacının zorunlu arabuluculuğa 19.06.2020 de başvurup 25.06.2020 tarihinde bu başvurunun sona erdiğini, 6 günlük süre ve Covid19 nedeniyle sürelerin 3 ay 3 gün durmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararlarına göre toplan 3 ay 9 günlük sürenin de bir yıllık hak düşürücü süreye eklenmesiyle sürenin 07.03.2021 tarihinde dolduğunu, ancak bu davanın 18.05.2021 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirtmiştir. Bu beyana karşı davacı vekili 30.11.2022 tarihli beyanında; hak düşürücü sürenin geçmediğini, zamanaşımı süresinin üç yıl olduğunu belirtmiştir. Dava konusu yükün hasara uğradığı tarihin ekspertiz raporlarında ve bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere Çeşme .. Limanında.... adlı gemiye yüklenen iki adet konteynerin zincirlerini koparması nedeniyle 06.12.2018 tarihinde tespit edildiği, ekspertiz incelemesinin 07.12.2018 tarihinde istendiği ve ekspertiz raporunun 12.03.2019 tarihinde düzenlendiği, davacının sigorta bedelini sigortalısına 05.04.2019 tarihinde 319.484,23 TL ödendiği, davacı sigortacının Beykoz İcra Müadürlüğünün 2019/4841 ve 2019/4843 Esas sayılı dosyaları ile 27.11.2019 ve 28.11.2019 tarihlerinde takibe başladığı, ödeme emrinin gönderildiği, Borçlu ....’ın 11.12.2019 tarihlerinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu, davanın ise 18.05.2021 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. 7226 sayılı Kanun Geçici Madde-1 gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle hak kayıplarının önlenmesi nedeniyle yargıda bulunan (hak düşürücü dâhil) sürelerin 13.03.2020’den önce 30.04.2020 tarihine ve daha sonra Cumhurbaşkanlığının sürelerin uzatılmasına ilişkin 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararıyla bu sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçmediği/işlemediği), yani 13.03.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar olan 94 günlük süre hak düşürücü sürenin işlemesini durdurulmuş olduğundan bu sürenin hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiği, böylece 11.12.2019 – 11.12.2020 tarihine eklenecek olan 94 günlük hak düşürücü süreyi kesen süreyle hak düşürücü süreye eklenmesiyle 15.03.2021 tarihine kadar uzadığı, yine dava açılmadan önce davacı tarafın arabuluculuk görüşmeleri için arabulucuya 19.06.2020 tarihinde başvurduğu ve arabuluculuk görüşmesinin 25.06.2020 tarihinde sona erdiği, arada geçen 7 günlük sürenin de hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiği, 6325 sayılı kanun m.18/A-15 gereğince "(15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" hükmüne istinaden hak düşürücü sürenin kesildiği, buna göre 15.03.2021 tarihine eklenecek 7 günlük süre ile 22.03.2021 tarihinde sona erdiği, böylece davacının 22.03.2021 tarihinde kadar dava açması gerektiği halde davanın 18.05.2021 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. Davanın açılma tarihi ise 18.05.2021 tarihi olup, TTK m. 1188 de yer alan hak düşürücü sürenin doğup doğmadığı incelendiğinde TTK m. 1188 'de " Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer. (4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." hükmü bulunmaktadır. TTK m. 1188’ye göre zararın meydana geldiği yani eşyanın ziya ve hasarının teslim edildiği ve öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sigorta şirketinin açacağı davada da hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra açacağı davada da tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesinin tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde açılması gerekmektedir. Yine TTK m. 1188/3f hükümlerine göre "Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir." hükmünün sigortacılara ilişkin olmayıp (somut olayda olduğu üzere halefiyet ilkesine dayalı olarak zarar görenin halefi olduğundan) zararı ödeyen üçüncü kişilerin dava açması için tanınan 90 günlük hak düşürücü süreyi belirttiğinden hak düşürücü sürenin davacının belirttiği süre olmadığı sorumlu olan kişinin yapmış olduğu, ödeme nedeniyle rücu halinde uygulanması gerektiği, belirlenmektedir. Sigortalı ile sigortacı TTK m. 1472 gereği birbirinin halef ve selefi olmaktadırlar. Bu halde rücu davası açabilmesi için tıpkı sigortalısının tabii olduğu hak düşürücü süreye tabii olması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekmiştir.'' gerekçesi ile; Davacının asıl ve birleşen davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle REDDİNE, asıl ve birleşen dosyada davalının %20 kötüniyet tazminat talebinin ise şartları gerçekleşmediğinden reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Asıl ve Birleşen Dosyada Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı sebebiyle davanın reddi kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin yasal 1 yıllık süre içerisinde davaya konu icra takibine başlamış olup icra takibine yapılan itiraz sonucu yasal süre içerisinde davayı ikame ettiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılması gerektiğini, taşıyanın hasarın oluşumunda ağır kusuru olduğunu bu sebeple zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, dava konusu olayda davacı müvekkilinin asli kusurlu olduğuna ilişkin tespitin kabulünün mümkün olmadığını, konteyner içindeki istiflemenin yeterli şekilde yapılmış olduğunu, dava konusu hasar, taşıyanın ve fiili taşıyanın konteynerlarının üst üste istiflemesinden kaynaklandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, konteynerlar üst üste değil de yan yana istiflenmiş olsaydı hasarın oluşmayacağını, bilirkişi raporunda, yükün ağırlığının ağır hava koşullarında gemi laşing malzemeleri üzerinde oluşturmuş olduğu ilave kuvvet/stres ile konteynerlerin devrilmiş olduğunun ifade edildiğini, müvekkili şirketin eksik/yetersiz istifleme yaptığını asla kabul etmediklerini, hasar, konteynerların üst üste istiflenmesinden kaynaklandığını, konteynerlerin üst üst istiflenmesiyle ağırlık merkezlerinin yerden olan yüksekliği artmış olup bu durum konteynerların içindeki malzemelerin savrulmasına sebep olduğunu, davalı taşıyan istif uygunsuzluğu, emniyete almada yetersizlik nedeniyle meydana gelen zarardan hem nakliye sözleşmesi hükümleri gereğince hem de yasal mevzuat hükümleri gereğince sorumlu olduğunu, somut olayda, usule uygun şekilde icra takibi yapılmış olup alacak likit olduğundan müvekkili şirketin lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, istinaf başvurusunun ve tehiri icra taleplerinin kabulü ile asıl dava İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/329 Esas ve birleşen dava İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/331 Esas, 27.04.2023 tarihli 2023/361 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Esas ve Birleşen davada açısından dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinaf incelemesine konu karar ile ; Davacının asıl ve birleşen davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine, asıl ve birleşen dosyada davalının %20 kötüniyet tazminat talebinin ise şartları gerçekleşmediğinden reddine," şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar esas ve birleşen dava açısından davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Esas dava dosyasına konu Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4843 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; takip alacaklısı davacı .... A.Ş. tarafından dava dışı takip borçlusu ... A.Ş. ve davalı borçlu .... A.Ş. aleyhine 28.11.2019 tarihinde 53.091,64 Euro asıl alacak, 4.725,16 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.816,80 Euro alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu ....A.Ş.’ye ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlu tarafından 11.12.2019 tarihinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Birleşen davaya konu Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4841 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, takip alacaklısı davacı ....A.Ş. tarafından dava dışı takip borçlusu .....A.Ş. ve davalı borçlu .... A.Ş. aleyhinde 28.11.2019 tarihinde 55.340,98 Euro asıl alacak, 4.939,18 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.280,16 Euro alacak üzerinden icra takibine geçildiği, davalı borçlu .... A.Ş.’ye ödeme emrinin 04.12.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlu tarafından 11.12.2019 tarihinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibi durdurduğu anlaşılmıştır. Dava konusu somut olayda uyuşmazlık, esas ve birleşen davanın TTK’nın 1188. maddesi gereğince hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu somut olaya uygulanması gereken 6102 Sayılı TTK'nın "Hak Düşürücü Süre" başlıklı 1188. maddesine göre; "(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer. (4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." Mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile; Dava konusu yükün hasara uğradığı tarihin ekspertiz raporlarında ve bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere Çeşme .. Limanında ...adlı gemiye yüklenen iki adet konteynerin zincirlerini koparması nedeniyle 06.12.2018 tarihinde tespit edildiği, ekspertiz incelemesinin 07.12.2018 tarihinde istendiği ve ekspertiz raporunun 12.03.2019 tarihinde düzenlendiği, davacının sigorta bedelini sigortalısına 05.04.2019 tarihinde 319.484,23 TL olarak ödediği, davacı sigortacının Beykoz İcra Müdürlüğü'nün 2019/4841 ve 2019/4843 Esas sayılı dosyaları ile 27.11.2019 ve 28.11.2019 tarihlerinde takibe başladığı, ödeme emrinin gönderildiği, borçlu .... A.Ş’nin 11.12.2019 tarihlerinde borca ve ferilerine itiraz ederek icra takiplerini durdurduğu, esas ve birleşen davanın ise 18.05.2021 tarihinde açıldığı, 7226 sayılı Kanun Geçici Madde-1 gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle hak kayıplarının önlenmesi nedeniyle yargıda bulunan (hak düşürücü dâhil) sürelerin 13.03.2020’den önce 30.04.2020 tarihine ve daha sonra Cumhurbaşkanlığının sürelerin uzatılmasına ilişkin 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararıyla bu sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçmediği/işlemediği), yani 13.03.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar olan 94 günlük süre hak düşürücü sürenin işlemesini durdurulmuş olduğundan bu sürenin hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiği, böylece 11.12.2019 – 11.12.2020 tarihine eklenecek olan 94 günlük hak düşürücü süreyi kesen süreyle hak düşürücü süreye eklenmesiyle 15.03.2021 tarihine kadar uzadığı, yine dava açılmadan önce davacı tarafın arabuluculuk görüşmeleri için arabulucuya 19.06.2020 tarihinde başvurduğu ve arabuluculuk görüşmesinin 25.06.2020 tarihinde sona erdiği, arada geçen 7 günlük sürenin de hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiği, 6325 sayılı kanun m.18/A-15 gereğince "(15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" hükmüne istinaden hak düşürücü sürenin kesildiği, buna göre 15.03.2021 tarihine eklenecek 7 günlük süre ile 22.03.2021 tarihinde sona erdiği, böylece davacının 22.03.2021 tarihinde kadar dava açması gerektiği halde davanın 18.05.2021 tarihinde açıldığının belirlendiği, ayrıca TTK m. 1188’ye göre zararın meydana geldiği yani eşyanın ziya ve hasarının teslim edildiği ve öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sigorta şirketinin hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra açacağı davada da tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesinin tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde açılmasının gerektiği, yine TTK m. 1188/3f hükümlerine göre "Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir." hükmünün sigortacılara ilişkin olmayıp (somut olayda olduğu üzere halefiyet ilkesine dayalı olarak zarar görenin halefi olduğundan) zararı ödeyen üçüncü kişilerin dava açması için tanınan 90 günlük hak düşürücü süreyi belirttiğinden hak düşürücü sürenin davacının belirttiği süre olmadığı sorumlu olan kişinin yapmış olduğu ödeme nedeniyle rücu halinde uygulanması gerektiği, sigortalı ile sigortacının TTK m. 1472 gereği birbirinin halef ve selefi oldukları, bu halde rücu davası açabilmesi için tıpkı sigortalısının tabii olduğu hak düşürücü süreye tabii olmasının söz konusu olduğu gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin istinaf incelemesine konu gerekçeli kararında dava konusu somut olayda; Çeşme...Limanında ... adlı gemiye yüklenen iki adet konteynerin zincirlerini koparması olayının 06.12.2018 tarihinde tespit edildiği, ekspertiz incelemesinin 07.12.2018 tarihinde istendiği ve ekspertiz raporunun 12.03.2019 tarihinde düzenlendiğinin tespit edildiği açıklanmıştır. Esas ve birleşen davada davacı tarafça sunulan dava dilekçelerinde dava dışı sigortalıya, dilekçeler ekinde sunulan 05.04.2019 tarihli " Nakliyat Emti Tazminat Makbuzu ve Temlikname" kapsamında banka havalesi ile 12.04.2019 tarihinde ayrı ayrı davaya konu tazminat ödemelerinin yapıldığı bildirilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2024/6304 Esas, 2025/137 Karar sayılı kararında; "....Alacak davaları, hukuki mahiyeti itibariyle birer eda davasıdır. Eda davaları ise davacının talebinde davalının birşey yapmasını, birşey vermesini veya birşeyi yapmamaya mecbur kılınmasını istediği dava türleridir. Eda davası açıldığında mahkemece önce dava konusu hakkın mevcut olup olmadığı tespit edilir, ardından hüküm ile edim belirlenir. Belirlenen hükmün davalı tarafça yapılmaması halinde ise kararın ilamlı icra yoluyla icrası mümkündür. (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2009 s. 278-279) İtirazın iptali davalarının ise hukuki mahiyeti itibariyle tespit davası mı yoksa eda davası mı olduklarına ilişkin doktorinde tartışmalar bulunmakla birlikte; tespit davası olduğuna ilişkin görüşlerin yaygınlaştığı görülmektedir. (Talih Uyar, İtirazın İptali Davası ile Tahsil (Eda) Davası, Ankara, 2017, s 11.) Ancak itirazın iptali davaları icra hukukuna özgü bir dava türü olup; takip yoluyla bulunulan alacak talebinin, Kanunda belirlenen süre içerisinde, mahkeme kararı ile onaylatılmış haline karşılık gelmektedir. Bu durumda evvel emirde icra takibine başvuru yoluyla alacak talebinde bulunulduğu, mahkemeye başvurunun ise bunun yalnızca tasdiki anlamına geleceğinin kabulü gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 1188/1 hükmünde ise taşıma hukukundan kaynaklanan hasarlara ilişkin alacak talebinde bulunulması için 1 yıllık süre ön görülmüş olup; hükümdeki 1 yıl içerisinde başvurulması zorunlu görülen yargı yolu kavramının da açıklanması gerekmektedir. Zira 6762 sayılı TTK'da da mahkemeye müracaat terimi kullanılmış, bu ibarenin içi yargı kararlarıyla doldurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi yargı yolu ibaresinden, icra takibine başvurulan icra dairelerinin de anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olaya gelindiğinde, davacının 6102 sayılı TTK'nın 1188/1 hükmünde öngörüldüğü gibi hasara sebep olan olay tarihinden sonra işleyecek 1 yıl içerisinde icra takip talebinde bulunduğu, bu nedenle Kanunun aranan yargı yoluna başvuru şartını sağladığı anlaşılmış olup; mahkemece buna rağmen Kanunda bahsi geçen başvuru süresinin dolduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. ...." şeklindeki gerekçeye yer verilmiştir. Bu durumda eldeki itirazın iptali davasında; yukarıda belirtilen emsal Yargıtay kararı doğrultusunda dava konusu somut olayda hasara sebep olan olay tarihinden 6102 sayılı TTK'nın 1188/1 maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davalı borçlu hakkında 28.11.2019 tarihlerinde esas ve birleşen davaya konu icra takiplerine başlanmış olmakla mahkemece esas ve birleşen dava açısından işin esasına girilerek oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde esas ve birleşen davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bu nedenle reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜNE, 2- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih, 2021/329 Esas ve 2023/361 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran taraftan alınan istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran taraftan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 22/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1439, K. 2026/1981, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1439-e-2026-1981-k-1af3791c9799