Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/361 E. 2026/1187 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/361
- Karar No
- 2026/1187
- Karar Tarihi
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/361 KARAR NO : 2026/1187
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ............... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ......../....... Esas - ..../....... Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/02/2024 KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının uluslararası taşımacılık yapan yurtdışı merkezli bir firma olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmayla davacı şirketin, dava dışı firmanın .............'deki adresinden .............'de teslim aldığı ürünleri ...............'de davalıya teslim ederek üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının faturaya dayalı borcun 1.173 Euroluk kısmını ödese de kalan 947 Euro borcu ödemediğini belirterek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketten yapılacak taşıma için ful tır navlun teklifi aldığını, bu teklif üzerinden görüşüp .................'de mail üzerinden ful tır navlun taşıma sözleşmesi kurulduğunu, müvekkilince üretilen ürünlerin ...............'de davacı şirketçe taşınmak üzere teslim alındığını, ancak davacının malları anlaşmadaki gibi ful tır olarak yapmayıp bilgi vermeden intermodal sistemle konteynıra yüklenmek üzere gümrükte beklettiğinin öğrenildiğini, bu nedenle sözleşmeye uyulmadığından sözleşmeden dönüldüğünü, davalının bu malları gecikmeyle başka firmaya taşıtmak zorunda kaldığından 2.447 € zararı olduğunu, davacıya 2.447 € iade faturası gönderilip itiraz edilmediğini, mail ile faturanın düzenlenme sebebini yani faturayı ve içeriğini kabul ettiğini, takibe konu faturanın kalan 2.447 € zararı olduğunu, davacıya 2.447 € iade faturası gönderilip itiraz edilmediğini, davacıya bir borç bulunmadığını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur. B-İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: "...davalı tarafça davaya konu fatura bedeli kabul edilmekle birlikte, sözleşmeye aykırılık sebebiyle iade faturasının düzenlendiği bu nedenle herhangi bir bakiye borç kalmadığı belirtilmiş ise de, sözleşmeye aykırılık hususunda bunu ileri süren taraf davalı üzerinde ispat yükü olmakla dinlenen tanık beyanlarının ispat yönünde yeterli görülmediği, davacının buna dair sorumluluğu olduğuna dair dosyaya başkaca delil sunulmadığı, faturanın sözleşmenin ifasına ilişkin bir belge olduğu da gözetildiğinde, bu faturaya itiraz edilmemesi fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyeceğinden, fatura ifa anına ilişkin belge olup, taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte bir belge olmadığından, davalı tarafça düzenlenen iade faturasının dayanağı kanıtlanamamış olup dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli kabul edilemeyeceğinden, icra takibine dayanak faturadan ötürü davacının alacağının bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile ispatlandığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, yerleşik içtihatlar gereği fatura alacağı likit kabul edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine....'' karar verildiği görülmüştür. C-İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda belirtilen cevap dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; davacının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilinin ek maliyetlere katlanıp, zarar karşılığı davacıya 2.447,00 Euro bedelli iade faturası gönderdiğini, davacının düzenlediği 3.620,00 Euro bedelli faturadan mahsup sonrası kalan 1.173,00 Euro bedelin müvekkilince ödendiğini, iade faturasına konu 2.447,00 Euro bedelin ise sözleşmeye aykırılıktan düzenlenen iade faturası kapsamında mahsup edildiğinden ödenmeyip ödenmesinin de gerekmediğini, Mahkemece, davalının düzenlediği 2.447,00 Euroluk iade faturasının "dayanağının ispatlanamadığının" kabul edildiğini, oysa dosyadaki mail yazışmaları, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarına göre; davacının taşıma sözleşmesine aykırı şekilde, mutabakat olmaksızın intermodal taşımaya geçtiği ve bunu davacının maille kabul ederek müvekkili hesabına taşıma hizmeti yürütülmediğinin sabit olduğunu, Tanık anlatımlarıyla; sözleşmeye aykırılığın, ürünlerin gecikmesine ve zarara uğramasına neden olduğundan mahkemenin "tanık beyanlarının yetersiz olduğu" kabulünün hatalı olduğunu, 6102 sayılı TTK m.21/2 hükmünü hatalı yorumladığını, müvekkilince düzenlenerek davacıya usulünce gönderilen 2.447,00 Euroluk iade faturasına, davacının süresinde bir itirazı olmayıp, fatura içeriğinin aksini ispatlayan hiçbir yazılı delilin de dosyaya sunulmadığını, Davacının icra takibine konu ettiği faturaya göre taraflar arasındaki önceki tarihli anlaşma gereği davalı tarafından davacıya 3.620 € ödeme yapılması gerekse de açıklanan sözleşmeye aykırılık dolayısı ile uğradıkları 2.447 € zarar karşılığı davacıya iade faturası düzenlenip, faturanın maille davacıya gönderildiğini, davacının zararı maille kabul ettiği gibi faturaya da itiraz etmediğini, takibe konu faturanın kalan 1.173 € kısmı davacının da kabul ettiği üzere davalıca ödendiğinden, davacıya herhangi bir borç bulunmadığını, Bu süreçte davalı tarafından davacıya gönderilen mailde; "Talebimiz ve onayımız olmadan TIR OLARAK teklif aldığımız ve onay verdiğimiz yüklemeye tarafımıza herhangi bir bilgi vermeden ve onay almadan intermodal sistemi yapıp konteynera çevirdiğinizi fark ettik. Aynı şekilde tarafımıza herhangi bir konteyner numarası da verilmedi. Yaptığımız telefon görüşmelerine istinaden İVEDİ OLARAK BU AKŞAM ürünlerimizi geri getirmenizi istiyoruz. Gümrük müşavir ekibimiz de cc de. Herhangi bir beyanname açılışı vb yapılmadığından konteynerı kolaylıkla terminalden çıkarıp ürünlerimizi teslim edebilirsiniz." denildiği, Davacı çalışanının davalıya gönderdiği mailde; "Öncelikle yaşanan aksaklık ve yanlış bilgilendirmelerimiz için özür dileriz. Hedeflemiş olduğunuz navlun seviyesini bayram haftasında yalnızca intermodal opsiyonuyla yakayabildiğimiz için ve sizlere bir çözüm sunabilmek adına böyle bir taşıma yöntemi izlemiştik ancak burada da sizin onayınızla ilerlememiz gerekirdi. Armasan gibi bir firmaya ve sizlere karşı artniyetli bir yaklaşımımız veya sizleri bilinçli olarak yanlış yönlendirmemiz kesinlikle olamaz. Daha önce gerçekleştirdiğimiz sorunsuz taşımalar sonrasında böyle bir olay yaşandığı için şahsım adına çok üzgünüm. Oluşan maliyetlerle ilgili olarak tarafımızdan size kesinlikle bir fatura yanıstılmayacaktır, ancak sizin bize yansıtmak istediğiniz tutarlar için de İngiltere’deki merkezimizden onay almamız mümkün değil maalesef." şeklinde cevap verildiğinden savunmalarının ispatlandığını, Dosyada taraflar arasında taşıma ilişkisinde davalının düzenlediği, 2.447,00 Euroluk faturaya davacının süresinde itiraz etmeyip, TTK 21 md. uyarınca fatura içeriğinin kesinleştiğini, davacının usulünce fatura içeriğinin aksini ispat eden bir delil dosyaya sunmadığından, davacının alacak iddiasını ispatlayamadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin sunduğu istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacıdan bir alacağı olmamasına rağmen, tek taraflı iradesi ile 2.447,00 Euro bedelli iade faturası düzenleyip, faturayı kendi ticari defterlerine kaydederek müvekkiline olan borcunu fiilen sıfırlamaya çalıştığını, hukuki dayanağı bulunmayan iade faturasının, borcu sona erdiren bir sonuç doğuramayacağını, Yargıtay içtihatlarında faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına faturaya konu borcun kabul edildiği anlamına gelmediğini, Taşıma organizasyonuna ilişkin yükleme yeri ve saat bilgilerinin davalıya ............... tarihli e-posta ile bildirilip, davalının bu bildirime itirazda bulunmaksızın taşıma sürecinin devamına muvafakat ettiğini, davalının kendi depolarında sevkiyat yetkilileri gözetiminde yüklemeye izin verip, yüklemenin tamamlanarak sevkiyatın başlatıldığını, taşıma sürecinin bu şekilde fiilen başlatılmasına rağmen, davalının sonradan bu taşımanın hatalı olduğu iddiasını ileri sürerek işlemi iptal ettiğini, Dosya kapsamındaki bilirkişi kök ve ek raporları ile; dava konusu taşımanın müvekkilince gerçekleştirildiği, ........................ tarihli 3.620,20 Euroluk bedelli faturanın davalı defterlerine kaydedildiği, buna karşılık müvekkilinin kabulü olmamasına rağmen davalının tek taraflı şekilde 2.447,00 Euroluk iade faturası düzenleyerek borç bakiyesinin sıfırlandığı ve iade faturasının müvekkil kayıtlarında yer almadığının tespit edildiğini, ayrıca davalı tarafından mahsup edildiği ileri sürülen 947,00 Euroluk kalemin bir dayanağı bulunmadığının tespit edildiğini, Davalının, tek taraflı tanzim ettiği "iade faturası içeriğinin aksini ispat eden herhangi bir delilin davacı müvekkil tarafından dosyaya sunulamadığı" şeklinde dayanağı bulunmayan istinafının reddi gerektiğini, uyuşmazlıkta bilakis davalının, dayanağı bulunmayan iade faturasındaki dava konusu edilen 947 euro alacak açısından, alacağın hukuki nedenini ispat etmesi gerekip, davada bu husus ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verildiğini belirterek, davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. D-DELİLLER: ............ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............. T........./...... E. ......./......... K. sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı. E-İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi nedeniyle davacının düzenlediği faturadan kaynaklı 947 Euroluk bakiye alacak için girişilen takibe itirazın iptali talebine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacı Şirketin, davalı şirketin ve davacı vekillerinin adreslerinin yer almaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklikler eleştirilmekle yetinilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı şirket vekili yurtdışı merkezli nakliye firması olduklarını, davalı ile yaptıkları taşıma sözleşmesi ile davalının ürettiği ürünlerin dava dışı firmanın İsviçre'deki adresine teslimi için aldığı ürünleri teslim ederek işi yaptıklarını, faturanın 947 Euroluk kısmının ödenmediğini belirterek, bakiye fatura bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı ise ürettiği ürünlerin ful tır şeklinde taşınması için sözleşme yapmalarına rağmen davacı şirketçe onayları alınmadan intermodal şeklinde taşımaya dönüştüğünü öğrendiklerinden sözleşmeden döndüklerini, başka bir firmaya taşıttıklarından 2.447 € zararları olduğunu, davacıya 2.447 € iade faturası gönderdiklerini ve itiraz edilmediğinden davacıya bir borç bulunmadığını savunmuş, Mahkemece davalı tarafça düzenlenen iade faturasının dayanağı kanıtlanamadığından bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmasının davalı savunmalarını ispatlamayacağı, davacının alacağını ispatladığından davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinafında esas olarak; davacının taşıma seklini onayları olmaksızın değiştirdiğinden sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle ek maliyetlere katlanıp, zararları karşılığı davacıya 2.447,00 Euroluk iade faturası gönderdiklerini, davacının düzenlediği 3.620,00 Euroluk faturadan mahsupla kalan 1.173,00 Eurol bedelin müvekkilince ödendiğini, iade faturasına konu 2.447,00 Euro bedelin ise sözleşmeye aykırılıktan düzenlenen iade faturası kapsamında mahsup edildiğinden, ödenmeyip ödenmesinin de gerekmediğini, kararın tanık beyanlarını hatalı değerlendirip, iade faturasına itiraz edilmediğinden kesinleşmesine rağmen varılan sonucun hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Uyuşmazlık, davacının taşıma faturasından kaynaklı bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, hükmün isabetli olup olmadığı noktasındadır. Mahkemece hükme esas alınan ................. tarihli SMMM bilirkişi kök raporunda davalı defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı firma Kuzey İrlanda merkezli olduğundan vergi dairesinden gelen cevapta, davacının düzenlediği faturaların detayları bulunmadığı, davacının ............... İcra Dairesi'nin ......./........ E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 947 EUR üzerinden devamını talep ettiği, bu bedelin; davalının davacı adına düzenlediği .......... tarih .............. nolu 2.447 EUR bedelli iade faturasını davacının kabul etmemesinden kaynaklandığı, davacının bu fatura nedeniyle önceki taşımaya ilişkin alacağından gelen ve tahsil etmediği (2.447-947=1500) 1.500 EUR tutarındaki alacağını takibe konu etmediği, davacının davalıya ait yükü İsviçre’ye TIR ile nakletmek üzere anlaşarak teslim aldığı, ancak ürünler gümrüğe girmeden önce ............’ye ürünlerin TIR ile değil intermodal sistem ile sevk edileceğinin davalı tarafından öğrenilmesi üzerine, davalının talebi ile ürünlerin davalıya geri getirildiği, sonrasında ürünlerin davalıca farklı bir nakliyeci üzerinden TIR ile yurtdışına sevk edildiği, farklı nakliyeci ile çalışıldığından davalının 1.500 Eur fazla maliyete katlandığının kayıtlarından tespit edildiği, ayrıca ürünlerinin 2 gün gecikmeli olarak gittiği gerekçesiyle davalı tarafından EUR 947 nefaset farklı hesaplandığı, EUR 947+EUR 1.500=EUR 2.447’in davacıya bir önceki taşımadan kaynaklanan ve ihtilafa konu olmayan fatura alacağının ödemesine mahsup edilmek üzere iade faturası düzenlediği ve iade faturası meblağı dikkate alınarak hesabın kalanının davacıya ödenmiş olduğu, davalı .............’ın kayıtlarından tespit edildiği, davalının incelenen 2023 yılı -defter kayıtlarına göre- davacıya borcunun bulunmadığı, davalının düzenlediği iade faturasına ait meblâğı, fatura öncesinde görüşülen davacının satış müdürünün kabul etmeyeceklerini e-posta ile bildirdiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. ................. tarihli ek raporda; yukarıdaki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; davacının, davalının kayıtlarında da tespit edilen .............. tarihli EUR 3.620,00 tutarındaki hizmet (navlun) bedelinden EUR 1.173,00 tahsil ettiği ve EUR2.447,00 alacaklı kaldığı, sunulan belgede davacının, davalının adına düzenlemiş olduğu ................... tarih ............... nolu EUR 2.447,00 bedelli iade faturasını kayıtlarına almadığının görüldüğü, farklı nakliyeci ile çalışılmış olmasıyla davalının EUR 1.500 fazla maliyete katlandığının kayıtlarından tespit edildiği, ayrıca ürünlerinin 2 gün gecikmeli olarak gittiği gerekçesiyle davalı tarafından EUR 947,- nefaset farkı hesaplandığı, EUR 947,- nefaset farkı için davacı ile mutabk kalınmadığı, davalı ............ nezdindeki kayıtlarda EUR 947+EUR1.500=EUR 2.447 için 19.07.2023 tarih ..................... nolu EUR 2.447 bedelli iade faturasının düzenlendiği ve fatura bedelinin davacının alacağına mahsup edilerek davacının alacağına hesaben kapanmış olduğunun tespit edildiği, takipteki alacağın davacının düzenlediği ve davalı kayıtlarında da bulunan ................ tarihli EUR 3.620,00 tutarındaki hizmet (navlun) bedelinden kaynaklandığı, bu fatura konusu navlun hizmetinin davalıya verilmiş olduğu, davacının beyanları ile ............ Gümrük Müdürlüğü’nün gelen bilgilerle örtüştüğü, davacı EUR 3.620 bedelli faturıyla ilgili EUR 1.173,- tahsil edip, kendi beyanlarına göre EUR 2.447,- alacağı kalmıştır. Bu tutardan takibe konu ettiği kısmı EUR 947,- takibe konu etmediği kısmı ise EUR 1.500,’dir. davalı tarafından düzenlenmiş ............. tarih ............. nolu EUR 2.447 bedelli iade faturasının davacı nezdinde kayıtlara alınmadığı, böylece davacı kayıtlarında alacak gözüken EUR 2.447 miktarın, davalının iade faturası ile bakiyeyi kapatmasından kaynaklı olarak davalı kayıtlarında borç olarak gözükmediğinin belirtildiği görülmüştür. Tüm bu tespit ve açıklamalara göre; tarafların ..................... tarihli 3.620 Euro tutarındaki taşıma hizmeti (navlun) bedelinde anlaştıkları, taşıma türünün ful tır, yani sadece tırla karayolundan olacağı (DAP), davalı mal sahibinin davacı taşıyıcıya 1.173,00 Euro bedeli ödediği, 2.447,00 Euro bakiye alacak kaldığı, davaya konu 947 Euronun bu bedelin bir kısmı olduğu, 1500 Euro için bakiye kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak, davalı taşıtan muvafakatleri olmaksızın davacı taşıyan firma tarafından nakliye türünün değiştirildiğini, bu yüzden başka bir firmaya taşıma işini yaptırdıklarını belirterek, borçları olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamındaki taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalı taşıtanın nakliye türünün değiştirildiğini öğrenince davacı taşıyan firmaya bu husustaki şikayetini ileterek değişimi kabul etmediklerini, teslim ettikleri ürünlerin iadesini istedikleri, ürünlerin geri iade alındığı ve başka bir firmaya 4.850 Euro bedelle taşıtıldığı, yani davacı tarafından ücreti hak eden bir taşıma işlemi yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı taşıyan firma, nakliye türünün değiştirildiğine ilişkin davalının onayını aldığını ve nakliye işini anlaşmaya uygun şekilde yerine getirdiğini, buna bağlı olarak da alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Ayrıca, davalının düzenlediği iade faturasının davacı kayıtlarına alınmamış olması da, davacının nakliye işinden dolayı alacağı doğduğu anlamına gelmeyecektir. Bu itibarla, davacının tarafların arasındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, bu hususun kendi kabullerinde olduğu, işin davalı tarafından da sırf bu nedenle başka bir firmaya daha yüksek bir bedelle taşıtma yaptırıldığı anlaşılmakla, davacının eldeki davaya konu alacağının bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Davalı vekilince her ne kadar kötü niyet tazminatı da talep edilmişse de, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu yönünde bir delil mevcut olmayıp davalıca ispat yapılamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle Mahkeme kararı isabetli olmayıp, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b-2) bendi uyarınca kabulü ile inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin ......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .............. T. ....../...... E. ......./...... K. Sayılı; ilk derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun, HMK'nın 353/1-(b-2) bendi gereğince KABULÜ ile; ............ Asliye Ticaret Mahkemesinin ............. tarihli ...../........ Esas - ..../....... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi mucibince KALDIRILMASINA, Yeniden Yargılama Yapılması Gerekmediğinden Aşağıdaki Şekilde Hüküm Kurulmasına; a)Davanın REDDİNE, b-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, c-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının; peşin alınan 505,50 TL harçtan mahsubu ile 226,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, d- Davalının yatırmış olduğu 1.516,47 TL bakiye karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, e-Davalının yatırmış olduğu 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin talebi halinde davalıya iadesine, f-Adalet Bakanlığı bütçesinde arabuluculuk ücreti olarak ödenen 3.600,00 TL'nin, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A, 13. ve 14.maddeleri gereğince davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, g-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına, h-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ı-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 29.600,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, j-Gider avansından arta kalan bakiyenin, yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının, istek hâlinde davalı tarafa iadesine, b-Davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 360,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.362,00 TL istinaf giderlerinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına, d-Temyizi kabil olmayan bu kararın, HMK'nın 359/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine, e-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/10/2026
Başkan E-imza
Üye E-imza
Üye E-imza
Katip E-imza
Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.