Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/517 E. 2026/1743 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/517
Karar No
2026/1743
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/517 - 2026/1743 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/517 KARAR NO : 2026/1743

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/01/2025 NUMARASI : 2024/157 Esas - 2025/45 Karar DAVACI : ... MARMARA GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...- Erenler/SAKARYA VEKİLİ : Av. ... - ... Adapazarı/SAKARYA DAVALI : ... TARIM ÜRÜNLERİ OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - .... İpsala/EDİRNE VEKİLİ : Av. ... - ... Güngören/İSTANBUL İHBAR OLUNAN : ... ÇELTİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... İpsala/EDİRNE

DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2024 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 15/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ile ihracat-ithalat işleri yaptığını, toplamda 161.025,08-TL'lik iş yapıldığını ve fatura kesildiğini, davalının yalnızca 30.000,00-TL ödeme yaptığını ve bakiye kalan borcu ödemediğini, alacağı karşılığında davacının 10/02/2024 tarihinde Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2024/2065 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ancak takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, alacakları karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi, itirazın iptalini, takibin yasal faizi ile devamına ve borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirket ile gümrük hizmeti alımına ilişkin ticari ilişkisi bulunduğunu, süre gelen ticari ilişki kapsamında davacıdan alınan gümrük müşavirliği hizmetlerinin karşılığında davalı tarafından borçların eksiksiz şekilde ödendiğini, bu nedenle borca itiraz ettiklerini, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın ... Çeltik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ihbarını, ihtiyati haciz talebinin reddini, davanın esastan reddini, icra dosyasının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Koşulları oluştuğundan dava değeri olan 131.025,08-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 26.205,02-TL kötüniyet tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yemin delili ile dinlenen davacı şirket yetkilisi davalıdan alacaklarını alamadığını, ...'in sadece iş için aracı olduğunu beyan etmesine rağmen bu beyan da dikkate alınmadığını, davacının hesabına 30 bin TL ödemiş ancak diğer ödemeleri bir şahsın hesabına yaptığını söylemesi de hayatın olağan akışı ile de örtüşmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketten tarafı almadığı bir anlaşmanın ediminin mükerrer olarak talep edilmesi ilk derece mahkemesi tarafından da haklı görülmemekle kalmamış davacının taleplerinde kötü niyetli davrandığı da hükümle tespit edildiğini, davalı şirketin, davacı ile ... arasında mevcut bir anlaşmadan bilgi sahibi olması beklenemeyeceği gibi, kendisine böyle bir yükümlülük de yüklenemeyeceğini, davalı şirket, yalnızca borçlu olduğu gümrük hizmet bedelini ödeyerek edimini eksiksiz yerine getirmiş ve bu suretle borcundan kurtulmuş olup ilk derece mahkemesi tarafından da hukuka uygun olarak faturadan kaynaklı sorumluluğunun kalmadığı değerlendirildiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2025 Tarih - 2024/157 Esas - 2025/45 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğu, bu kapsamda davalıya sunulan hizmete karşılık davacı tarafından faturalar düzenlendiği, faturalara konu hizmetin davalıya sunulduğu, davalının bir kısım ödemede bulunduğu ancak takibe konu edilen bakiye bedellerin ödenmediği iddiasıyla eldeki davaya konu takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı). Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.

Vergi Usul Kanununun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı ile davalı arasında açık hesap ilişkisi olduğunun iddia edildiği, açık hesap ilişkinin incelenmesinde ilişkinin faturalara dayandığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır. Yukarıda detaylandırdığı üzere fatura tanzimi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını göstermez. Ancak davacı tarafından gönderilen faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması halinde faturanın tebliğ edildiği ve fatura konusu malın davalıya verilmiş olduğu kabul edilecektir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre davacı tarafından tanzim edilen faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, ancak ödendiğinin kayıtlı olduğu görülmektedir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olması nazara alındığında, faturalara konu hizmetin davalı tarafından alındığı anlaşılmış, bu durumda fatura bedellerini ödediğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı ispat faaliyeti için yemin delilini kullanmak istemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddeleri uyarınca yemin delili kesin delillerden olup, tarafın bu delile dayanması halinde ve karşı tarafça yemin eda edildiği takdirde taraf iddiasını ispatlamış kabul edilmektedir. Davacı temsilcisi tarafından 07.01.2025 tarihli celsede yeminli beyanında "... ile şirketimiz arasında şöyle bir irtibat vardır. ...'in Gümrük de firması vardı. Bu firma kapandı. Bunun üzerine kendisi ile çalışan şirketleri iş ve işlemleri ile ilgili olarak bizim şirketi kullanmak istediğini söyledi. Bunu kabul ettik. Ödemeler gelmeyince ... ile olan ilişkimizi derhal sonlandırdık. Biz kestiğimiz hizmet faturalarından kaynaklı olarak 131.025,08-TL ödeme dahil kimseden hiçbir ödeme almadık. Tanık Aldeniz ile yaptığımız anlaşma kapsamında ... iş yapacağı şirket ile ilgili işlemleri davacı şirket üzerinden yapmış olup, örneğin bu işten kaynaklı %40 oranındaki bedeli bize %60'ı da kendisine alırdı. ...'in getirildiği işlerdeki Gümrük'deki işleri kendi personelimizle yaptık. ...'in getirdiği ve iş yaptığımız şirketler ile doğrudan görüşmemiz Gümrük işlemlerinden sonra ödemeler olmaması üzerine başlamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava dışı ... ile davalı arasında kar paylaşımlı olmak üzere, davacının işyerini kullandırarak, dava dışı ...'in ise emeğini ortaya koyarak, işlemlerin ... tarafından yapıldığı, ödemelerin davacı nezdinde gerçekleştirildiği, davacı ile dava dışı ... arasındaki bu ilişkinin vekalet, temsil veya adi ortaklık ilişkisi olabileceği ancak bu hususun eldeki davanın konusu olmadığı, eldeki uyuşmazlıkta ise davacının, ...'in iş ve işlemlerini bildiği ve onay verdiği, bu nedenle davalı tarafından dava dışı ...'e yapılan ödemelerin davacı bünyesinde yapılmış olduğunun kabulü gerektiği, bu kapsamda davalı tarafça yapılan ödemenin borcu sona erdirdiği, davacı ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin mevcut hukuki ilişkilerinin içerisinde iç ilişki olduğu, yemin ile davalının ödeme savunmasını ispatladığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/517, K. 2026/1743, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-517-e-2026-1743-k-cca354488a6a