Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1581 E. 2026/1581 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1581
- Karar No
- 2026/1581
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1581 - 2026/1458 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1581 KARAR NO : 2026/ 1458 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 07/05/2026 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 NUMARASI : 2026/329 Esas - 2026/295 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - .... İzmit/Kocaeli VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... YATIRIM İNŞAAT BETON OTOMOBİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ- .... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA :Taraflar arasındaki gayrimenkul alım satım sözleşmesinin haksız feshedilmesine dayalı zararın tahsili HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davalı vekili
Taraflar arasındaki taraflar arasındaki gayrimenkul alım satım sözleşmesinin haksız feshedilmesine dayalı zararın tahsili davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili ... arasında imzalanmış olunan ‘Gayrimenkul Alım-Satımı Sözleşmesi’ başlıklı sözleşmeye göre davalının müteahhitliğini yaptığı ‘Royal Country’ projesinde müvekkiline F2 Blok 9 numaralı dairenin satışının yapılması hususunda anlaşma koşulları belirlendiğini, bu koşullara göre, taşınmazın 1.080.000,00 TL karşılığında satışı hususunda taraflar arasında sözleşme imzalandığı, bunun 300.000,00 TL’sinin çek ile peşin ödendiği, 200.000,00 TL’sinin 2021 yılı Eylül ayında nakit ödeneceği, 290.000,00 TL’sinin dava dışı ... Şirketi’nin davalı ... Şirketi’nden olan alacağından düşülmesini, kalan 290.000,00 TL’nin ise daire tesliminde ödeneceği maddelerde belirtildiği, daha sonra davalı tarafından işbu sözleşme müvekkili ...’a gönderilen Kocaeli 5. Noterliği’nin 25.01.2023 tarihli 01518 yevmiye numaralı fesih ihtarı ile sözleşmenin fesih edildiği bildirildiği, ilgili ihtarnamede 200.00,00 TL taksitin sözleşmenin tarafı olmayan (dava dışı) ... Enerji Aydınlatma Endüstri Mühendislik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ve vadesinden sonra ödendiği iddia edilerek bunun sözleşme feshi için haklı neden oluşturduğu, 300.000,00 + 147.000,00 TL olmak üzere 447.000,00 TL’lik ödemenin de müvekkiline iade edileceği ihtaren bildirildiğini, davalının sözleşmeyi haksız feshinden kaynaklanan zararın (denkleştirici adalet ilkesi ve emsal taşınmaz değerinin dikkate alınarak) tespiti ile bilirkişi ile değer tespitinin ardından artırılmak üzere şimdilik 15.000,00 TL olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Mahkememize görevsizlik kararı üzerine gönderilmiş bir dava olmayıp, yalnızca alıcı ... tarafından satıcı ... Yatırım İnşaat şirketi aleyhine açılmıştır. Yukarıda açıklanan diğer şirketler davacı tarafta yer almadığından ve dava konusu bağımsız bölümün davacı tarafından yatırım amacıyla satın alındığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın nispi veya mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla, davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/1 maddeleri gereği göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 2024/55 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna ilişkin hüküm kurulduğunu, bu karara karşı yapmış oldukları istinaf Kanun Yolu'na başvurunun Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2025/661 Esas, 2025/710 Karar sayılı Karar İlamı ile reddedildiğini ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verildiğini, görev konusundaki uyuşmazlık sebebi ile sürüncemede kalan yargılamanın devam edebilmesini ve tarafların hak kaybı yaşamasının önüne geçilebilmesi adına görevli mahkemenin belirlenmesi için istinaf kanun yoluna başvurduklarını, resen karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki gayrimenkul alım satım sözleşmesinin haksız feshedilmesine dayalı zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK, 4271 sayılı TMK
3. Değerlendirme ve karar Dava, taraflar arasındaki gayrimenkul alım satım sözleşmesinin haksız feshedilmesine dayalı zararın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nın 114/c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hükme karşı, davalı vekilince istinafa başvurulmuştur. Dairemizce davanın esasına ilişkin verilmiş nihai bir karar bulunmadığından istinaf incelemesi görevsizlik kararına hasren yapılmıştır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup, HMK’nın 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Diğer taraftan görevsiz mahkeme davanın esası hakkında karar veremez. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukukî ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukukî niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Görev nedeniyle dava dilekçesinin reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20). Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açık usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Somut olayda uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Davalı şirket için sözleşmenin ticari işletmesiyle ilgili olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu sebeple, bu davalı açısından dava ticari dava niteliğindedir. Davacı ... ise gerçek kişi olup, davacı gerçek kişinin sicile kayıtlı tacir olmaması, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını da aşmaması ve davacı tarafından yatırım amacıyla satın alındığının beyan edilmesi karşısında anılan davacı açısından dava ticari dava niteliğinde değildir. Dolayısıyla mahkemece davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan reddine dair karar sonucu itibariyle yerindedir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesinin inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2026 tarih, 2026/329 E - 2026/295 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 uyarınca 09/10/2026 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır