İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2331 E. 2026/257 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2331
Karar No
2026/257
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2331 Esas KARAR NO : 2026/257 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/03/2026 KARAR TARİHİ : 15/10/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacaklı, davalının borçlu olduğu ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişki kaynaklı düzenlenen satış faturaları ve cari hesap kapsamında müvekkile ödenmeyen bakiye ticari alacağın tahsilinin talep edildiğini, davalı tarafından ibraz edilen borca itiraz dilekçesi ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun takip konusu alacağa yaptığı itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, dava öncesi arabuluculuk sürecinde taraflar arasında uzlaşı sağlanamadığını, müvekkili ile davalı arasında iş makinesi kiralama sözleşmesi imzalandığını ve bu kapsamda cari hesap tutulmaya başlandığını, 02.05.2025 ile 04.11.2025 tarihleri arasında 8 adet fatura düzenlendiğini, davalı tarafından faturalar kapsamında düzensiz ödemeler yapılmış olsa da cari bakiye borcunun hiçbir dönem tamamen kapatılmadığını, son fatura sonrası 307.316,73TL cari bakiye borcunun halen ödenmediğini, müvekkilinin faturalara dayalı cari hesap kapsamında 307.316,73TL ödenmemiş asıl alacağı ile dönemler itibarıyla değişen bakiye ücretler üzerinden takip tarihine kadar hesap edilen 133.811,96TL faiz alacağı bulunduğunu, dayanak sözleşmede "Fatura karşılığı yapılacak ödemelerin, fatura tarihinden itibaren 5 gün içerisinde kiralayan tarafından mal sahibine banka havalesi ile ödeneceği" düzenlemesi ile temerrüt tarihinin belirlendiğini, taraflar arası ticari alacağa TTK 1530. madde kapsamında temerrüt faizi işletileceğinin açık olduğunu, taraflar arası yazışmalar, e-faturalar, sözleşme ve cari hesap kapsamında sabit olan bakiye borcun ödenmediğini, icra takibine kötü niyetle itiraz edildiğini, takibin 307.316,73TL ödenmeyen bakiye alacak ve 133.811,96TL takip öncesi işleyen faiz olmak üzere toplam 441.128,69TL üzerinden başlatıldığını, takibe itirazın asıl alacak ve takip öncesi işleyen faiz talepleri dahil olmak üzere şimdilik 300.000,00TL yönünden iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, alacaklarının ekte sunulan e-faturalar, cari hesap ekstresi, imzalı sözleşme ve mail yazışmaları ile sabit ve tartışmasız olduğunu, bu durumda "alacağın yaklaşık ispatı" şartının gerçekleştiğini, haksız itiraz ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini, davalı borçlunun mali sorunlar yaşadığını ve başka icra takip dosyalarının bulunduğunu, kötü niyetle itirazlarda bulunarak mal kaçırma ve alacağın tahsil edilememesi riskinin yüksek olduğunu, bu sebeplerle İİK m.257 uyarınca davalının borcunu ödemeye yetecek miktardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, davalı tarafından... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli itirazın asıl alacak ve takip öncesi işleyen faiz talepleri dahil olmak üzere HMK Madde 109 uyarınca şimdilik 300.000,00TL yönünden iptaline, takibin ana para, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte devamına, davalı tarafın, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, yetki ilk itirazı, zaman aşımı itirazlarında bulunarak, müvekkilinin davacı şirketin dayanak olarak sunduğu faturalara ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu faturaların tek taraflı olarak düzenlendiğini ve tek başına hizmetin eksiksiz ifa edildiğini ispatlar nitelikte olmadığını, mahkemenin ara kararında da alacağın varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiğinin belirtildiğini, Yargıtay içtihadının da faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını ortaya koyduğunu, davacı şirketin sunduğu iş makinası kiralama sözleşmesinin geçerlilik unsurlarını taşımadığından hukuken bağlayıcı nitelik arz etmediğini, aksi kabul edilse dahi iddia edilen borcun müvekkili tarafından usulüne uygun şekilde ifa edildiğini, alacağın likit nitelik taşımadığından icra inkâr tazminatı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak miktarının tanıkla ispat için öngörülen yasal sınırın üzerinde olması nedeniyle davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle tanık beyanlarıyla ispatın hukuken mümkün olmadığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin reddini, kötü niyetle başlatılan takip nedeniyle davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki vinç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira bedeli alacağının tahsili için başlatılan ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde taraflar arasındaki hukuki ilişki aşağıdaki şekilde açıklanmıştır: Müvekkil ile davalı arasında, mülkiyeti müvekkile ait iş makinesi (vinç ve operatör) kiralama sözleşmesi imzalanmıştır. Bu tarih itibari ile taraflar arası sözleşme kapsamında cari hesap tutulmaya başlanmış, sözleşme kapsamında müvekkil hak edişleri için devam eden tarihlerde ilki 02.05.2025 sonuncusu 04.11.2025 Tarihinde olmak üzere 8 adet fatura düzenlenmiştir. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak ilki 02.05.2025 sonuncusu 04.11.2025 Tarihinde olmak üzere 8 adet fatura bilgileri aşağıda sunulmuştur. ¸ Faturaların vinç kiralama bedeline ilişkin olduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. (...)" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. Maddesi uyarınca "(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, (...) görürler." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarındandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (...)" Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın taraflar arasındaki vinç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağının tahsili için başlatılan Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2026/11995 Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, yukarıda da ortaya konulduğu üzere davacı vekilince dava dilekçesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kiralama olarak beyan edildiği, yine takip konusu faturaya konu mal/hizmetin "vinç kiralama bedeli" olarak belirtildiği, davanın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmesini ilgilendirmesi nedeniyle ticari dava niteliğinde olduğu, ancak ticari davalarda aksine hüküm bulunmadıkça, davanın değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, aksi hükmün ise yukarıda atıf yapılan HMK'nun 4. maddesi olduğu, buna göre kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görmekle görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemeleri olduğu, belirtildiği gibi davanın kira sözleşmesine dayalı kira bedeli alacağına ilişkin itirazın iptali davası olduğu, bu sebeple sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, görev hususunun dava şartlarından olduğu ve yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, İstanbul Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine, 4-Esasın bu şekilde kapatılmasına, 5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ve tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2331, K. 2026/257, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2331-e-2026-257-k-af4a20a35a4e