İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/277 E. 2026/643 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/277
Karar No
2026/643
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/277 Esas KARAR NO : 2026/643

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 05/03/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı 10/04/2025 tarihli Görevsizlik kararı nedeni ile Mahkememize tevzi edilen dosyanın mahkememiz esasının yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiş olup, Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı nezdinde açtığı ... numaralı hesap üzerinden 11.01.2016 tarihinde saat 00:16-00:33 arasında USD/ZAR paritesinde gerçekleştirdiği kaldıraçlı işlemler (forex işlemleri) neticesinde 230.912,58 USD kazanç elde ettiğini, işlemlerin gerçekleşmiş, kesinleşmiş ve kazancın müvekkilinin hesabına geçmiş olmasına rağmen davalı aracı kurumun aynı gün saat 10:33'te gönderdiği e-posta ile işlemleri tek taraflı olarak iptal ederek kazancı sildiğini, davalının bu iptali Sermaye Piyasası Kurulu'nun III-37.1 sayılı Tebliği'nin 29. maddesinin 1-c fıkrası ile taraflar arasındaki çerçeve sözleşmenin 14. maddesine dayandırdığını, ancak anılan hükümlerin gerçekleşmiş müşteri emirlerinin kural olarak iptal edilemeyeceğini, ancak sıkı koşullarla sınırlı istisnai hallerde emir iptaline imkan tanıdığını, müvekkilinin işlemlerinin ise tamamının gerçekleşmiş, kapanmış ve kar doğurmuş nitelikte olduğunu, kaldı ki 14.01.2016 tarihli SPK duyurusu ile getirilen "profesyonel müşteri" ve "otomatik iletim" şartlarının işlem tarihinde (11.01.2016) henüz yürürlükte bulunmadığını, davalının müvekkilinin emirlerini kendi nezdinde tuttuğunu ve işlem riskini bizzat üstlendiğini, bu nedenle hukuka aykırı biçimde silinen kazancın davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 USD kısmi alacağın, III-37.1 sayılı Tebliğ'in 19/1-ç maddesi uyarınca kazancın elde edildiği tarihten üç gün sonrasına tekabül eden 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak, davanın Sermaye Piyasası Kanunu'ndan kaynaklandığını ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin ... tarih ... sayılı kararı uyarınca İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıklara bakmakla ihtisas mahkemesi olarak görevlendirildiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını; davacının uğradığını ileri sürdüğü zararın ayıplı hizmetten kaynaklandığını, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu; talep konusu miktarın taraflar arasında açıkça belirli olduğunu, bu nedenle HMK m.109/2 uyarınca kısmi dava açılamayacağını savunmuş, müvekkilinin SPK'dan alınan yetki belgesi çerçevesinde faaliyet gösteren bir aracı kurum olduğunu, davacının 31.12.2015 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile müvekkili nezdinde hesap açtırdığını, dava konusu işlemlerin gerçekleştiği tarih ve saatte likidite sağlayıcı kuruluş (... Ltd.) tarafından USD/ZAR paritesinde piyasa dışı fiyatlar oluştuğunun müvekkiline bildirildiğini, bu bildirim üzerine ve III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29/1-c maddesi ile sözleşmenin 14. maddesi uyarınca "korunma amaçlı pozisyonun karşı tarafça iptal edilmesi" istisnasına dayanılarak işlemlerin iptal edildiğini, davacının ...verileriyle kıyaslandığında piyasa fiyatlarının açıkça dışında fiyatlardan işlem yaptığını, bu suretle sözleşmenin "Teknik Sorunların Suiistimal Edilmesi" başlıklı 13. maddesi kapsamında platformdaki fiyatlama hatasını bilerek suiistimal ettiğini, davacının haksız kazanç elde etmek amacıyla kötü niyetle dava açtığını ileri sürerek davanın usulden, aksi kanaatte esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava, ilk olarak ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sırasına kaydedilmiş; davalı tarafın görev itirazı üzerine dosya, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin ...tarih ... sayılı kararı uyarınca Sermaye Piyasası Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevlendirilen ihtisas mahkemelerinden biri olan Mahkememize 10.04.2025 tarihli gönderme kararıyla gönderilmiş ve ... tarihinde ...Esas sırasına kaydedilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, uyuşmazlığın çözümü finans ve sermaye piyasaları alanında özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş; 19.01.2026 tarihli ilk bilirkişi kurulu raporu alınmış, taraflarca bu rapora karşı beyan ve itirazlar sunulmuş, itirazların değerlendirilmesi amacıyla dosya 25.02.2026 tarihli ara kararla yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve 13.07.2026 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporu alınmış, taraflarca bu rapora karşı da beyan ve itirazlar sunulmuştur. Davacı 17/04/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 344.663,59 USD'ye yükselttiğinden dosya heyete tevdi edilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce alınan 19/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Dosyaya sunulan belgelere göre Davacının emri gerçekleştikten ve işleme dönüştükten sonra, davacının gerçekleşmiş işlemlerinin iptal edildiğini, ... Kaldıraçlı İşlem uygulamaları bakımından Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerinde ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede emir iptali düzenlenmekle ve sıkı koşullara bağlanmakla birlikte işlem iptali konusunda herhangi bir düzenlenmenin bulunmadığını, taraflar arasından düzenlenmiş Çerçeve Sözleşmenin 13. ncü maddesinde; İşlem Platformu'nda belirtilen fiyatlar, internette meydana gelen aksaklıklar, bağlantı gecikmeleri ve fiyat bilgisi sağlama hataları gibi teknik sebeplerle oluşan sistem hataları nedeniyle Müşteri tarafından işlem platformunun suüstimal edilmesi durumunda sorumluluk müşteriye ait olmak üzere gerçekleşen işlemlerin davalı aracı kurum tarafından iptal edilebileceği hususunun hüküm altına alınmış olduğunu, bu sebeple Davalı aracı kurumun dayandığı Tebliğ ve sözleşme hükümlerinin davalıya işlem iptali konusunda bir hak sağlayıp sağlamadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacı müşterinin hesabında gerçekleşen işlemler sonucunda el de ettiği iddiasına konu olan 230.912,80 ABD Doları kazancın Davalı aracı kurum tarafından silindiği, mahkemenin 01.10.2025 tarihli ara kararı uyarıncı konusu iptal işleminin taraflar arasındaki sözleşmelere ve SPK tebliğlerine aykırı olması halinde davacının davalıdan alacağının 15.01.2016 tarihinde ana para 230.912,80 ABD Doları için aynı gün vade başlangıç tarihi ve dava tarihi olan 05.03.2025 vade sonu kabul edilerek T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen, ABD Doları mevduata bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranları, yıllar itibariyle değişen oranlarda uygulanmak suretiyle 3.337 günlük işlemiş faizi 114.751,01 ABD Doları olmak üzere ana para dahil toplam 345.663,81 ABD Doları olarak hesaplandığı" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkememizce alınan 13/07/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Dava konusu işlemlere 14.01.2016 tarihli değişik metin değil, 11.01.2016 tarihinde yürürlükte bulunan III -37.1 sayılı Tebliğ m. 29 uygulanması gerektiğini, Eski m. 29/1-c, şartları oluştuğunda gerçekleşmiş müşteri emirlerinde iptal veya fiyat değişikliğine izin verdiğinden önceki rapordaki kategorik “emir iptali-işlem iptali” ayrımının benimsenmediğini, dosya evrakındaki platform/server logları, sekiz işlemin gerçekleşip ters işlemlerle kapandığını ve 230.912,58 USD kar doğurduğunu; 11.01.2016 saat 01:22:31-01:23:36 arasında ise kapalı emirlerin kapanış fiyatlarının değiştirilerek karlarının sıfırlandığını gösterdiğini, saniye duyarlıklı loglar, kısa süreli ve yüksek oranlı fiyat hareketleri, karşılaştırma çizelgesi ve ... yazısı olağan dışı/piyasa dışı fiyat akışı olgusunu teknik bakımdan kuvvetle desteklediğini, ancak ham ve zaman damgalı bağımsız piyasa verisi bulunmadığından piyasa dışılığın tam derecesi ve bağımsız piyasa bandı kesin ve yeniden üretilebilir biçimde belirlenmediğini, ... yazısı .. ve müşterilerinin işlemlerinde fiyat hatası ile iptal/fiyat ayarlamasını belirtmekteyse de, yazının eki ve davacının sekiz işlemiyle ...'nin ... nezdindeki korunma pozisyonlarını bire bir eşleştiren kayıtlar bulunmamaktadır. Bu nedenle Tebliğ m. 29/1 -c ve sözleşme m. 14'te aranan korunma pozisyonu bağlantısı mevcut dosya kapsamında tam ve denetlenebilir biçimde tevsik edilemediğini, mahkemece iptal işleminin geçersiz olduğu kabul edilirse, koşullu anapara alacağı sekiz işlem karının aritmetik toplamı olan 230.912,58 USD'dir. Önceki rapordaki 230.912,60/230.912,80 USD tutarlarının hatalı olduğunu, 15.01.2016 temerrüt başlangıcı, müşteri ödeme talebi belgesi bulunmadığı için teknik olarak doğrulanamadığını, mahkemece bu tarih ile önceki raporun EVDS oranları aynen kabul edilirse, düzeltilmiş koşullu faiz 114.750,90 USD ve toplam 345.663,48 USD'dir. 3095 sayılı Kanun m. 4/a'ya göre kesin hesap için ilgili devlet bankası oranlarının celp edilmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerinin geçerliliği, delillerin ispat gücü temerrüt tarihi ve uyuşmazlığın nihai hukuki çözümünün Mahkemenin takdirinde olduğu" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacının davalı aracı kurum nezdindeki hesabında 11.01.2016 tarihinde gerçekleştirdiği kaldıraçlı (forex) işlemlerden doğan ve davalı tarafça tek taraflı olarak silinen kazancın tahsili istemine ilişkindir. Davalının zamanaşımı itirazı yönünden; dava, taraflar arasındaki 31.12.2015 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinden doğan bir alacağın tahsiline ilişkin olup, uyuşmazlığın konusu, sözleşme kapsamında davacının hesabına kaydedilen kazancın davalı tarafça tek taraflı olarak silinmesi, diğer bir ifadeyle sözleşmesel edimin ifa edilmemesidir. Bu nitelikteki bir alacak davası TBK m.146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olup, olaya özgü kısa zamanaşımı sürelerini düzenleyen hükümlerin (ayıplı ifadan doğan sorumluluk vb.) uygulanabilmesi için gerekli koşullar somut olayda gerçekleşmemiştir. İşlem tarihi (11.01.2016) ile dava tarihi (05.03.2025) arasında on yıllık süre henüz dolmadığından zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Davalının kısmi dava itirazına gelince; HMK m.109/2 uyarınca kısmi dava açılmasının önündeki engel, talep konusu miktarın taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olmasıdır. Somut olayda davalı, davacının alacaklı olduğunu tümüyle inkar etmekte, işlemlerin iptalinin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu savunmaktadır; alacağın varlığı bizatihi çekişmeli olduğundan, anılan hükümdeki istisna somut olayda uygulama alanı bulmamaktadır. Bu itiraz da yerinde görülmemiştir. Dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ile 6102 sayılı TTK m.5/A uyarınca aranan dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu işlemler 11.01.2016 tarihinde gerçekleşmiş olup, III-37.1 sayılı Tebliğ'in 29. maddesinde değişiklik yapan düzenleme 14.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle somut olaya, değişiklik öncesi yürürlükte bulunan ve "Gerçekleşmiş müşteri emirleri aracı kurumlarca iptal edilemez veya değiştirilemez. Ancak; ... c) Müşteri emrinin alınması sonrasında, aracı kurumun söz konusu emre ilişkin olarak başka bir kuruluş nezdinde korunma amaçlı olarak almış olduğu pozisyonun karşı tarafça iptal edilmesi veya fiyatının değiştirilmesi durumunda, emir iptali veya fiyat değişikliği yapılabilir." hükmünü içeren eski m.29 metni uygulanmalıdır. Davacının profesyonel müşteri sıfatını taşıyıp taşımadığı bu haliyle sonuca etkili değildir; zira profesyonel müşteri ve otomatik iletim şartları ilk defa 14.01.2016 tarihli değişiklikle getirilmiş olup işlem tarihinde yürürlükte değildir. İlk bilirkişi kurulu raporunda benimsenen ve "emir" ile "işlem" kavramları arasında mutlak bir ayrım öngören, işlem haline dönüşmüş (gerçekleşmiş) emirlerin hiçbir koşulda iptal edilemeyeceği yönündeki yaklaşım, Tebliğ'in açık lafzıyla bağdaşmamaktadır; zira madde metni bizzat "gerçekleşmiş müşteri emirleri"nin belirli istisnai hallerde iptal edilebileceğini düzenlemektedir. Bu bakımdan ikinci bilirkişi heyeti raporunun bu husustaki tespiti, yani m.29/1-c'nin koşulları oluştuğu takdirde gerçekleşmiş emirlerde dahi iptal veya fiyat değişikliğine cevaz verdiği yönündeki değerlendirmesi, Mahkememizce de mevzuata uygun bulunmuştur. Ne var ki bu tespit, davalının iptal işleminin geçerli olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmamaktadır. Zira m.29/1-c'nin ve bu hükümle aynı içerikteki sözleşme m.14'ün uygulanabilmesi için; (i) davacıya ait her bir emrin alınmasından sonra bu emre ilişkin olarak başka bir kuruluş nezdinde korunma (hedge) amaçlı bir pozisyon alınmış olması, (ii) bu pozisyonun karşı tarafça (somut olayda ... Ltd.) iptal edilmiş veya fiyatının değiştirilmiş olması gerekmektedir. Bu hususların ispat külfeti, kendisine tanınan istisnai bir yetkiye dayanan davalı aracı kuruma aittir. Aynı davalı aracı kurum (...A.Ş.), aynı likidite sağlayıcı kuruluş (... Limited) ve aynı geceye (11.01.2016) ilişkin olarak başka bir müşteri tarafından açılan davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... K. sayılı ve bu kararı onayan İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin...E., ...K. sayılı kararında, davalı nezdinde yapılan yerinde inceleme neticesinde temin edilen bağımsız serbest piyasa (Bloomberg) verileriyle, 11.01.2016 tarihinde saat 00:08-00:45 aralığında USD/ZAR paritesinde gerçek piyasa fiyatından belirgin biçimde sapan bir fiyat hareketinin yaşandığı somut olarak tespit edilmiş; ayrıca Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği 4 No.lu Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti'nin ...tarih ... Esas,...Karar sayılı kararıyla, davalının aynı gece ... bildirimine dayanarak gerçekleştirdiği toplu iptal uygulamasının o tarihte yürürlükte bulunan III-37.1 sayılı Tebliğ m.29'a uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu unsurlar birlikte değerlendirilerek ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karar istinaf incelemesinde de onanmıştır. Davaya konu 65502 numaralı hesap ile anılan emsal kararlara konu 65540 numaralı hesap arasında; her iki hesabın da 2016 yılı Ocak ayı başında açılmış olması, davaya konu işlemlerin aynı gece (11.01.2016), birbirini izleyen dakikalarda (emsal dosyada saat 00:05-00:18, huzurdaki dosyada saat 00:16-00:33), aynı paritede (USD/ZAR) gerçekleşmiş olması, her iki olayda da işlemlerin aynı likidite sağlayıcı (... Limited) kaynaklı aynı nitelikte bir bildirime istinaden ve aynı gün içinde (saat 10:33 dolayında) gönderilen bir e-posta ile iptal edilmiş olması dikkate alındığında, davacının işlemlerinin de emsal kararlarda tespit edilmiş olan sistemik fiyat anomalisi kapsamında gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Nitekim huzurdaki dosyadaki bilirkişi tespitleri de bu kanaatle çelişmemekte, aksine onu desteklemektedir. Davalının dosyaya sunduğu karşılaştırma çizelgesine göre davacının alış işlemleri o anki piyasa fiyatının yaklaşık %6,99-%7,73 altında, satış işlemleri ise yaklaşık %1,47-%2,77 üstünde gerçekleşmiş; ikinci bilirkişi heyeti raporunda da USD/ZAR fiyatının saat 00:16-00:25 arasında yaklaşık %7,30 yükselip 00:29-01:18 arasında yaklaşık %4,57 gerilediği, bu büyüklükteki kısa süreli hareketlerin olağan dışı fiyat akışı/quoting error olasılığını kuvvetle desteklediği tespit edilmiştir. Bu tespitler, emsal dosyada bağımsız Bloomberg verisiyle doğrulanan olguyla nitelik ve zaman bakımından örtüşmektedir. III-37.1 sayılı Tebliğ m.29/1-c ve sözleşme m.14'ün uygulanabilmesi için gereken; davacıya ait emrin alınmasından sonra bu emre ilişkin olarak başka bir kuruluş nezdinde korunma (hedge) amaçlı bir pozisyon alınmış olması ve bu pozisyonun karşı tarafça (... Ltd.) iptal edilmiş veya fiyatının değiştirilmiş olması hususlarının ispat külfeti, istisnai bir yetkiye dayanan davalı aracı kuruma aittir. Davalı bu külfeti, dosyaya sunduğu ... Ltd. imzalı eşzamanlı yazı, davacıya aynı gün gönderilen iptal bildirimi, işlem/fiyat karşılaştırma çizelgesi ve platform/server loglarındaki iç tutarlılık gösteren fiyat hareketiyle birlikte, aynı geceye ilişkin olarak kesinleşmiş yargı kararlarıyla ve TSPB Hakem Heyeti kararıyla bağımsız biçimde doğrulanmış olan olgusal çerçeve ışığında değerlendirildiğinde ispatlamıştır. Davalının sözleşmenin "Teknik Sorunların Suiistimal Edilmesi" başlıklı 13. maddesine dayanan ayrı savunması bakımından davacıya doğrudan bir kötü niyet atfedilmesi gerekmemekte; zira m.29/1-c ve sözleşme m.14'ün uygulanma koşulları, davacının kişisel kusuru aranmaksızın, aracı kurumun korunma pozisyonunun karşı tarafça iptal edilmiş olmasına bağlanmıştır. Dosya içeriğindeki bulguların, aynı geceye ve aynı davalıya ilişkin olarak İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararı ile tam bir uyum içinde olması karşısında ayrı ve tekrar niteliğinde bir inceleme yapılmasına usul ekonomisi kapsamında gerek görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıya ait 230.912,58 USD tutarındaki kazancın davalı aracı kurum tarafından, III-37.1 sayılı Tebliğ m.29/1-c ve taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde öngörülen istisna kapsamında, hukuka ve sözleşmeye uygun olarak iptal edildiği/değiştirildiği sonucuna varılmış; davacının davalıdan alacaklı olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harç bedelinin peşin alınan 622,65 TL harç ve 264.000,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 263.890,65 TL harç bedelinin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 1.179.729,76 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 30.000,00 TL (bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk gideri 4.600,00 TL 'nin davacıdan alınarak, hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/277, K. 2026/643, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-277-e-2026-643-k-3946a04fb7fa