İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/180 E. 2026/649 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/180
Karar No
2026/649
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/180 Esas KARAR NO : 2026/649

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 22/11/2017 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ( Bireysel Portföy Yönetim Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya kapsamı bir bütün olarak incelenip değerlendirilerek;​GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:​Davacılar vekili dava dilekçesinde ve 30.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davacılar ... ve .. Ltd. Şti. ile davalı arasında 19.08.2015 ve 18.09.2015 tarihli, davacı ... ile davalı arasında ise 16.12.2015 tarihli Bireysel Portföy Yönetimi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında davalıya muhtelif tarihlerde toplam 4.933.459,97 USD ve 500.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından USD bazında ve TL bazında yüksek ve garantili getiri taahhüt edildiğini, davacıların tasarruflarının davalının kurucusu ve yöneticisi olduğu, nitelikli yatırımcılara özgü "..." (...) koduna yatırıldığını, ... alınan ... A.Ş. tahvillerinin 01.02.2016 tarihinde temerrüde düşmesine rağmen bu durumun davacılara zamanında ve doğru şekilde bildirilmediğini, sonuç olarak davacıların USD bazında toplam 97.787,43 USD zarara uğradıklarını ileri sürerek, ıslah dilekçesiyle arttırılan; davacı ... için 331.455,32 TL, davacı ... için 40.426,32 TL, davacı ... Ltd. Şti. için 192.513,94 TL olmak üzere toplam 564.395,58 TL'nin, temerrüt tarihi olan 24.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası kısa vadeli avans faiz oranına göre hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.​Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılara herhangi bir getiri taahhüdünde bulunulmadığını, davacıların üçünün de nitelikli yatırımcı/profesyonel müşteri olduğunu ve bu sıfatla üstlendikleri riskleri bildiklerini, ...'a yatırımın davacıların bilgi ve talimatları dahilinde gerçekleştirildiğini, ... A.Ş. tahvillerinin ihraç ve fon portföyüne alınma aşamasında bu şirketin ödeme güçlüğüne düşeceğine dair hiçbir emare bulunmadığını, temerrüdün öngörülemez, davalıya atfedilemeyecek bir olay olduğunu, davacıların zararının münhasıran ...'nın tahvil borcunu ödememesinden ve USD-TL-USD dönüşümünden kaynaklandığını, davalı şirketin portföy yönetimi faaliyetini basiretli bir tacir gibi özenle yürüttüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.​Dava, Mahkememizin ...Esas sayılı dosyası üzerinden görülmüş; 16.08.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu benimsenerek, davanın kabulüne dair 28.12.2018 tarih, ... K. sayılı karar verilmiş; bu karar davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 02.02.2022 tarih,...E. –...K. sayılı ilamı ile; davacıların nitelikli yatırımcı/profesyonel müşteri statüsünün hiç incelenmediği, tarafların edim ve yükümlülüklerinin ortaya konulmadığı, davalının hangi eylemi ile hangi yükümlülüğünü ihlal ettiği ve zararla illiyet bağının gösterilmediği, davalının delili olan ... 8. İdare Mahkemesi dosyasının celbedilmediği ve raporda geçerli bir getiri taahhüdü bulunmadığı açıklanmasına rağmen kararın çelişkili biçimde taahhüt varsayımına göre hesaplanan miktar üzerinden kurulduğu gerekçeleriyle kaldırılarak, sermaye piyasası alanında uzman yeni bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla yapılacak inceleme sonucu alınacak rapor ile karar verilmek üzere Mahkememize gönderilmiştir.​Dosya, Mahkememizde ... Esas sırasına kaydedilerek yeniden görülmeye başlanmış; ara karar gereği görevlendirilen..., ... ve ... tarafından heyetçe düzenlenen 23.06.2023 tarihli raporda özetle; davaya konu zararın asıl nedeninin portfoy yöneticisinin eylem ve işlemlerinden değil ... tarafından çıkarılan tahvillerin ödenmemesinden kaynaklandığı, dikkate alındığında oluşan portfoy zararları ile davalı portfoy yöneticisi şirketin eylem ve işlemleri arasında uygun bir illiyet bağının da bulunmadığı bildirilmiştir. İtiraz üzerine..., ... ve ...'dan teşekkül eden bilirkişi heyetinden alınan 13.08.2024 tarihli raporla istinaf ilamında işaret edilen dört husus (nitelikli yatırımcı/profesyonel müşteri statüsü, edim ve yükümlülükler, davalının ihlali ile zarar arasındaki illiyet bağı, vekalet sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme) ayrı ayrı incelenmiş, ... 8. İdare Mahkemesinin ... E.–... K. ve...E.–...K. sayılı kararları da dosya kapsamında değerlendirilmiştir. Bu rapora yönelik itirazlar ve davacı vekilinin hesaplamaya ilişkin talebi üzerine Mahkememizin 09.01.2025 tarihli ara kararıyla dosya yeniden bilirkişi incelemesine tabi tutulmuş ve ..., Doç. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ...'ndan alınan 02.02.2026 tarihli bilirkişi heyet raporu ("kök rapor") ile, davacı vekilinin 06.03.2026 ve davalı vekilinin 03.03.2026 tarihli itirazları üzerine düzenlenen 24.08.2026 tarihli ek bilirkişi heyet raporu ("ek rapor") dosyaya sunulmuştur.​Mahkememizce, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin en son ve en kapsamlı biçimde giderildiği, itirazları ayrı ayrı karşılayan, denetime elverişli ve gerekçeli 02.02.2026 tarihli kök rapor ile bunun devamı ve tamamlayıcısı niteliğindeki 24.08.2026 tarihli ek rapor, hükme esas alınmaya elverişli görülerek işbu karara esas alınmıştır.​Kök raporda, Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ III-39.1 madde 30-32 hükümleri esas alınarak; sermaye piyasasında yalnızca "genel müşteri" ve "profesyonel müşteri" sınıflandırmasının bulunduğu, "nitelikli yatırımcı"nın ayrı bir müşteri sınıfı olmayıp profesyonel müşterileri (talebe dayalı olanlar dahil) kapsayan bir üst kavram olduğu, ayrıca Tebliğ'in 32/3. fıkrası uyarınca yalnızca (b) bendindeki (1.000.000 TL'yi aşan finansal varlık) şartını sağlayan genel müşterilerin de, talebe dayalı profesyonel müşteri olmaksızın, nitelikli yatırımcı sayılabileceği isabetle tespit edilmiştir. Davacıların üçünün de nitelikli yatırımcı beyanı imzaladıkları ve Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde nitelikli yatırımcı olarak kayıtlı oldukları dosya kapsamında sabittir.​Kök ve ek raporda ortak biçimde vurgulandığı üzere, nitelikli yatırımcı sıfatı -tek başına- Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 40. maddesinde bireysel portföy yöneticiliği faaliyeti için öngörülen yerindelik testi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır; zira anılan madde, hizmetin müşteri sınıfından bağımsız olarak yerindelik testi sonuçlarına uygun sunulmasını emretmekte, testin güncellenmemesi halinde risk profilinin üzerinde bir sermaye piyasası aracına yatırım yapılmasına imkan tanımamaktadır.​Kök raporda münferiden yapılan inceleme sonucunda; davacı ... ve ... Ltd. Şti.'nin yerindelik testi sonuçlarına göre risk profillerinin, portföylerine alınan IBR Fonu'nun (serbest/hedge fon niteliğindeki) risk seviyesinin altında kaldığı, buna karşılık davacı ...'ın yerindelik testinde risk değeri 5-6 ürünlerin uygun bulunduğu ve bu davacı yönünden risk profili ile yatırım aracı arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı tespit edilmiş; bu tespit, ek raporda itirazlar tek tek değerlendirildikten sonra da aynen korunmuştur.​Taraflar arasındaki Bireysel Portföy Yönetim Sözleşmesi, niteliği itibarıyla TBK 502 vd. maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesi hükümlerine tabi olup, davalı vekil sıfatıyla, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle, talimata uygun hareket etmek zorundadır; bu yükümlülük, davalının SPK mevzuatına tabi bir portföy yönetim şirketi olması nedeniyle ilgili özel mevzuatla (III-55.1 sayılı Tebliğ madde 34) ağırlaştırılmıştır.​Davalının somut olayda hangi eylemiyle hangi yükümlülüğünü ihlal ettiği hususunda, kök ve ek raporun ortak ve tutarlı tespitine göre; davalı, ... ve ... Ltd. Şti.'nin yerindelik testi sonuçlarına aykırı biçimde, risk profillerinin üzerinde bir risk seviyesine sahip...'na yatırım yapılmasını sağlamış, bu suretle Yatırım Hizmetleri Tebliği m.40'taki emredici hükmü ihlal etmiştir. Bu ihlal ile bu iki davacının portföylerinde gerçekleşen zarar arasında doğrudan ve uygun illiyet bağı bulunmaktadır; zira risk profiline uygun (daha düşük riskli) bir portföyde tutulmuş olsalar, davacıların anaparalar...'nun -... tahvilinin temerrüdü ve kur hareketleri neticesinde ortaya çıkan- değer kaybına maruz kalmayacaktı.​Buna karşılık davacı ... yönünden, yerindelik testi sonuçlarına uygun bir yatırım aracına yönlendirildiği kök ve ek raporda tespit edildiğinden, davalının bu davacıya karşı yerindelik yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilemez; kök raporda isabetle belirtildiği üzere, mevzuata uygun olarak işlem yapılan bu davacı için oluşan zarar, yatırımcının risk profiline uygun biçimde göze aldığı kendi yatırım zararı niteliğindedir ve davalı ...'den talep edilebilir bir zarar kalemi oluşturmaz.​Davalı vekilinin, ... Gıda A.Ş. tahvilinin temerrüdünün mücbir sebep teşkil ettiği ve zararla davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı yönündeki itirazına da itibar edilmemiştir. Ek raporda tespit edildiği üzere,... izahnamesi karşı tarafın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesini açıkça "Karşı Taraf Riski" olarak tanımlamakta olup, temerrüt fonun yatırım stratejisi bakımından önceden tarif edilmiş, öngörülebilir bir yatırım riskidir; hukuken mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Kaldı ki davalının ... ve ... Ltd. Şti. yönünden yerindelik yükümlülüğünü ihlal etmemiş olması halinde, bu davacıların anaparası zaten risk seviyesi daha düşük bir araca yönlendirilecek ve ... temerrüdünün bu davacılar üzerindeki etkisi hiç doğmayacaktı; bu itibarla temerrüt olayı, davalının mevzuata aykırı yönlendirmesinin sonucunda zararın somutlaştığı bir vasıta olup, illiyet bağını kesen bağımsız/öngörülemez bir sebep değildir.​Davalı tarafından davacılara sermaye piyasası mevzuatına (Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III-37.1 madde 41/1-ğ) aykırı biçimde belirli bir getiri garantisi verilemeyeceği, sözleşmelerin 9. maddesinde bu hususun davacılarca da kabul ve beyan edildiği sabit olup; kök ve ek raporda tutarlı biçimde ifade edildiği üzere, dosyadaki pazarlama yazışmalarında geçen getiri örnekleri, hukuken bağlayıcı ve koşulsuz bir taahhüdün varlığını ispata yeterli görülmemiştir. Bu nedenle zararın hesabında getiri taahhüdü varsayımına dayanan alternatif (davacılar için toplam 138.121,78 USD karşılığı) değil, davacıların davalıya gönderdikleri ve davalıdan geri aldıkları anapara tutarları arasındaki fiili farka dayanan gerçek zarar esas alınmıştır.​​Ek raporda, davacıların davalıya gönderdiği toplam 4.933.459,97 USD ile davalı tarafından iade edilen toplam 4.835.672,54 USD arasındaki -tüm davacılar itibarıyla- 97.787,43 USD'lik farkın; kur dönüşümünden kaynaklanan etki (51.401,43 USD) ile portföy değer değişimi ve diğer gelir-giderlerin net etkisinden (46.386,00 USD) oluştuğu ayrıştırılmış olup, bu ayrıştırma davacı bazında aşağıdaki gibidir:​Davacı​Gönderilen USD​Geri Ödenen USD​Fiili Zarar (USD)​...​2.488.459,97​2.425.093,95​63.366,02​... Ltd. Şti.​2.000.000,00​1.972.157,48​27.842,52​...​445.000,00​438.421,11​6.578,89​TOPLAM​4.933.459,97​4.835.672,54​97.787,43​ ​Yukarıda açıklandığı üzere, davalının kusuru (yerindelik yükümlülüğü ihlali) yalnızca davacı ... ve ... Ltd. Şti. yönünden sabit olduğundan, tazminata esas alınacak zarar da bu iki davacının fiili anapara kaybıyla sınırlı olup, ek raporun da işaret ettiği üzere toplam 91.208,54 USD'dir (63.366,02 USD + 27.842,52 USD). Davacı ...'ın 6.578,89 USD tutarındaki fiili kaybı yönünden ise, yukarıda açıklandığı gibi davalıya atfedilebilecek bir kusur tespit edilemediğinden, bu davacının talebi karşılanmamıştır.​Zarar miktarının Türk Lirası karşılığı, davacı tarafın ıslah dilekçesinde de esas aldığı, dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru olan 1 USD = 3,9655 TL üzerinden hesaplanmış olup, buna göre:​Davacı​Zarar (USD)​TL Karşılığı (x3,9655)​Islah Talep Tavanı (TL)​...​63.366,02​251.277,95​331.455,32​... Ltd. Şti.​27.842,52​110.409,51​192.513,94​TOPLAM​91.208,54​361.687,47​523.969,26​ ​Tespit edilen gerçek zararın TL karşılığı, her iki davacı yönünden de ıslah dilekçesiyle talep edilen (taahhüt varsayımına dayalı, dolayısıyla daha yüksek) tavan tutarların altında kalmaktadır. ​Ek raporda ayrıca, davacı ... Ltd. Şti. tarafından ayrıca TL cinsinden yatırılan 500.000,00 TL'nin, hesap hareketlerine göre toplam 513.854,09 TL olarak iade edildiği, bu suretle bu davacının TL varlığı bakımından 13.854,09 TL nominal kar elde ettiği tespit edilmiştir. Bu tutar farklı bir para biriminde ve farklı bir hukuki ilişkiden (mevduat değerlendirmesinden) kaynaklandığından ve taraflarca bu yönde bir mahsup talebi veya mahsup kuru/tarihine ilişkin bir talimat ileri sürülmediğinden, USD cinsinden oluşan zarardan mahsup edilmemiştir.​Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davalının bireysel portföy yöneticisi sıfatıyla üstlendiği yerindelik yükümlülüğünü davacı ... ve ... Ltd. Şti. yönünden ihlal ettiği, bu ihlal ile anılan davacıların zararı arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, buna karşılık davacı ... yönünden yerindelik testine uygun işlem yapıldığından davalıya atfedilebilecek bir kusurun sabit olmadığı, zararın 02.02.2026 tarihli kök rapor ve 24.08.2026 tarihli ek rapor uyarınca getiri taahhüdü varsayımı dışlanarak hesaplanan gerçek zarar esas alındığında ... için 251.277,95 TL, ... Ltd. Şti. için 110.409,51 TL olarak gerçekleştiği kanaatine varılarak; davacılar ... ve ... Ltd. Şti.'nin davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine; davacı ...'ın davasının ise tümden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davacı ...'ın maddi zararına mahsuben 251.277,95 TL'nin 24.03.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı ... Şirketi'nin maddi zararına mahsuben 110.409,51 TL'nin 24.03.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacı ... yönünden DAVANIN REDDİNE, 4-Kabul edilen alacak talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 24.706,87-TL nispi karar ve ilam harcının bozmadan önce ... Esas, ... kararsayılı 28.12.2018 tarihli karar nedeniyle yazılan 26.04.2019 tarihli 2019/246 harç nolu makbuzla davalıdan tahsil edilen 28.914,53 TL harçtan mahsubu ile artan 4.207,66 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde tahsil edildiğine ilişkin makbuzlar ibraz edildiğinde davalı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından peşin alınan 512,33 TL harcın ve ıslahla alınan 9.127,00 TL olmak üzere toplam 9.639,33 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 6-Davacılar tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 43.391,73 TL (39.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 4.391,73 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 27.811,79 TL yargılama giderinin 19.323,32 TL'sının davalıdan alınarak davacı ...'a, 8.488,47 TL'sının davalıdan alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine, bakiye kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 75.100,00 TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak, 10.668,61. TL'sının davacı ...'dan, 10.929,83 TL'sının davacı ... Şirketinden, 5.379,23 TL'sının davalı ...'dan alınarak, davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı ... vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bu davacı yönünden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 9-Davacı ... Şirketi vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bu davacı yönünden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine, 10-Davalı vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yönünden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davalı vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... Şirketi yönünden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı ... Şirketi'nden alınarak davalıya verilmesine, 12-Davalı vekili ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yönünden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 40.426,32 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Başkan ... *e-imzalıdır Üye ... *e-imzalıdır Üye ... *e-imzalıdır Katip ... *e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/180, K. 2026/649, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-180-e-2026-649-k-d08bfe3bac5a