İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/613 E. 2026/642 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/613
Karar No
2026/642
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/613 Esas KARAR NO : 2026/642

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 25/12/2020 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

.... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ....Esas ...Karar sayılı 11/01/2021 tarihli Görevsizlik kararı nedeni ile dosyanın ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin...tarih, ... sayılı kararı ile ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyetinin durdurulmasına ve bu mahkemede görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının tek ve çift dosya kriteri dikkate alınarak İstanbul 6 ve 7. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilerek devrine karar verilmiş, bu kapsamda ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sırasına kayıtlı bulunan eldeki dava dosyası, Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiş olup, Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe dayanak bononun müvekkilinden cebir ve tehdit altında, silah zoruyla, boş senede imza attırılmak suretiyle alındığını, taraflar arasında hiçbir ticari alım satım ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin bonoda lehtar olan davalıyı ve bonoya kefil olan kişiyi tanımadığını; müvekkilinin tekstil sektöründe iş yapan bir tacir olduğunu, ... isimli bir inşaat şirketinden gayrimenkul satın alırken şirketle irtibatı sağlayan ...'ya bono verdiğini, anılan kişinin ise müvekkilinin imzasını taklit ederek yüksek bedelli sahte bonolar düzenleyip ciro yoluyla başkalarına devrettiğini, bu bonolardan biri için ... 15. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin... E. sayılı menfi tespit davası sonucunda iptal edildiğini, davalının icra yoluyla alacağını tahsil edemeyince yeğenleri ile birlikte 02/04/2020 tarihinde müvekkilinin iş yerine gelerek silah zoruyla müvekkilini ve ailesini tehdit ettiğini ve dava konusu bonoya imza attırdığını, olay nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturmasının sürdüğünü ileri sürerek; yargılama sona erinceye kadar ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava ve takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini ve alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorla senet imzalatıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, olayın kurgudan ibaret olduğunu; davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamakla birlikte, davacıya ait bir kısım bonoların davalıya ... tarafından ciro yoluyla devredildiğini, ...'nın davacının gayrimenkul alımlarına aracılık ettiğini ve elde edilen karın kendisi ile davalı arasında paylaşıldığını, ...'nın cezaevine girmesi üzerine davacının bonoları ödemeyeceğini söylediğini, bonolardaki imzaya itiraz ederek Kahramanmaraş'ta ihtiyati tedbir aldığını ve menfi tespit davası açtığını; 02/04/2020 tarihinde ortak tanıdıkları ...'ın da araya girmesiyle davacının ofisinde yapılan görüşmede davacının borcunu kabul ederek kefil olarak ...'ı gösterdiğini ve her biri 650.000 USD bedelli iki bono düzenlediğini, aynı gün taraflar arasında protokol imzalandığını, protokol gereği davalının elindeki önceki bonoları davacıya iade etmeyi taahhüt ettiğini, davacının ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davadan feragat ettiğini ve 02/04/2020 tarihli anlaşmadan sonra davacının, davalının bonoları devrettiği kişilere ödemeler yaptığını, bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını; davacının farklı dosyalardaki beyanlarının birbiriyle çeliştiğini, şikayetin olaydan yaklaşık beş ay sonra yapıldığını ve silah zoruyla senet alındığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin...E. sayılı dosyasında ceza davası açıldığını, davalının cevap dilekçesinde davacı ile aralarında doğrudan ticari ilişki bulunmadığını beyan etmesinin davacının iddiasının ikrarı niteliğinde olduğunu, kefil ...'ın müvekkili tarafından tanınmadığını ve hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; ceza davası açılmış olmasının suçun sübutu için yeterli olmadığını, davacının ...'ı tanımadığı iddiasının davacı ile ...'ın fiilen yönettiği şirket arasındaki sözleşme ile çürüdüğünü, alacağın yazılı belge ile ispatlandığını ve senedin aksinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini bildirmiş, önceki savunmalarını tekrar etmiştir. DELİLLER; ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 07/10/2021 tarihli duruşmada ön inceleme tamamlanmış; dava şartı noksanlığı bulunmadığı tespit edilmiş, uyuşmazlık konuları “... 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti, bononun iradenin fesada uğratılarak tehdit ile tanzim edilip edilmediği” olarak belirlenmiş, davalı vekilinin talebi üzerine ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasının sonuçlanıp kesinleşmesi bekletici mesele yapılmıştır. Anılan ceza dosyasında ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2022 tarih ve ...K. sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında CMK m.223/2-e uyarınca beraat hükmü kurulmuş; bu hüküm, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 09/01/2023 tarih ve ... E.... K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03/07/2025 tarih ve ... E.,...K. sayılı ilamı (vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onama) sonucunda kesinleşmiştir. ... 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının, ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasının, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının, ... 3. İcra Müdürlüğünün.... esas sayılı dosyasının, ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının, ... 9. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının, ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasının, ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasının, ... 15. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasının uyap üzerinden dosya içerisine alındığı görülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih, ... sayılı kararı ile ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyetinin durdurulmasına ve bu mahkemede görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının tek ve çift dosya kriteri dikkate alınarak ... 6 ve 7. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilerek devrine karar verilmiş, bu kapsamda Mahkememiz ile ... 6. Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında akdedilen 09.07.2026 tarihli Dosya Paylaşım Mutabakat Tutanağı kapsamında ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sırasına kayıtlı bulunan eldeki dava dosyası, Mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilmiştir. Dosya incelenmesinde dosyanın 09/04/2026 tarihinde işlemden kaldırıldığı, 08/05/2026 tarihinde davalı vekilince yenileme talebinde bulunulduğu, 12/05/2026 tarihli tensip tutanağı ile davanın yenilendiği, davalı tarafça davanın takip edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe konu edilen, 02/04/2020 tanzim ve 15/07/2020 vade tarihli, 650.000,00 USD bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. Takip dosyasında 14/08/2020 tarihli takip talebi ile davacıdan ve bonoya kefil olarak imza atan ...'tan 650.000,00 USD asıl alacak ve 1.300,00 USD faiz olmak üzere toplam 651.300,00 USD ile fiili ödeme tarihine kadar işleyecek faiz istenmiştir. Dava konusu belge, 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinde sayılan unsurları taşıyan bir bono, yani kambiyo senedidir. Davacı, bonodaki imzanın kendisine ait olduğunu inkar etmemektedir. Davacının savunması, bononun iradesi dışında, cebir ve tehdit altında, silah zoruyla imzalatıldığı ve taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığı yönündedir. Bu iddia, 6098 sayılı TBK'nın 37. maddesinde düzenlenen korkutma nedeniyle irade sakatlığına ilişkindir. Menfi tespit davasında borcun varlığını ispat yükü kural olarak alacaklıya ait olmakla birlikte, davacı borçlu somut olayda alacağın dayanağı olan bononun korkutma ile alındığını ileri sürmüş, imzanın kendisine ait olduğu da ihtilaf konusu olmamıştır. Bu durumda kendisini bonodan sorumlu kılmayan bir sebebe, yani silahla tehdit olgusuna dayanan davacının, dayandığı olguyu ispat etmesi gerekir (TMK m.6, HMK m.190). Davalı ise bononun düzenlenme sebebini açıklamış, bu açıklama da dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmiştir. Bononun silahla tehdit sonucu imzalatıldığı iddiası hakkında yürütülen soruşturma sonucunda davalı ..., ... ve Adnan ... hakkında ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin...E. sayılı dosyasında kamu davası açılmış, sanıklar hakkında beraat hükmü kurulmuş ve bu hüküm kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Bu nedenle ceza dosyasında toplanan deliller ile hukuk dosyasındaki deliller mahkememizce bağımsız olarak değerlendirilmiş, aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır. Bononun silah zoruyla imzalatıldığını doğrulayan delil, davacının kendi anlatımı ile ceza dosyasında dinlenen ve davacının çalışanı olan tanık ...'nin beyanından ibarettir. Tanığın davacıya bağlı olarak çalışması nedeniyle davacı ile menfaat ilişkisi içinde olduğu, olaydan sonra verdiği beyanında olayı hatırlanması güç ayrıntılarla anlattığı, işvereninin silahla tehdit edildiğini ve birkaç saat süren baskı altında bir senedin hazırlatılıp imzalatıldığını gördüğünü söylemesine rağmen kolluğa veya savcılığa bildirimde bulunduğunu belirtmediği görülmektedir. Davacının diğer tanığı ... ise olayla ilgili görgüye dayalı bilgisi bulunmadığını, yanında herhangi bir tehdit veya zorla senet imzalatma olayının yaşanmadığını beyan etmiştir. Davacının iddiasını destekleyen, tarafsız ve bağımsız başka bir delil (kolluk kaydı, görüntü, adli rapor, ilgisiz tanık beyanı vb.) dosyaya sunulmamıştır. Yalnızca davacının kendi anlatımına ve çalışanının beyanına dayanan bu iddia, korkutma olgusunun ispatı için yeterli görülmemiştir. Olay tarihi 02/04/2020, bononun vade tarihi 15/07/2020, takibin dayanağı ödeme emrinin tarihi 15/08/2020, davacının savcılığa şikayet tarihi 04/09/2020 ve bu davanın açılış tarihi 25/12/2020 olup, hem şikayet hem de dava bononun ödenmemesi ve takibin başlatılması sonrasında yapılmıştır. Silahla yağma gibi ağır bir suç isnadında, silahla tehdit edildiğini ileri süren kişinin olayı yaklaşık beş ay boyunca yetkili makamlara bildirmemesi, bu süre içinde bononun geçersizliğini ileri sürerek hukuki bir yola da başvurmaması hayatın olağan akışı ile bağdaşmamaktadır. Davacı bu gecikmeyi makul bir şekilde açıklayamamıştır. Dava dilekçesinde bononun “boş senede imza attırılmak suretiyle” alındığı ileri sürülmüş iken, ceza dosyasındaki şikayet dilekçesinde 650.000 USD bedelli iki adet senedin düzenlenerek imzalatıldığı anlatılmıştır. Davacı bir yandan davalı ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını ve onu olaydan önce tanımadığını ileri sürmekte, diğer yandan davalının daha önce kendi imzasını taşıdığı iddia edilen bonolar nedeniyle uzun süredir icra takipleri yürüttüğünü ve kendisine baskı kurduğunu anlatmaktadır; nitekim taraflar arasında karşılıklı olarak çok sayıda icra takibi ve dava bulunduğu ceza dosyası kapsamında da tespit edilmiştir. Davacının tanığı...de davalının 2019 yılı Kasım ayından itibaren davacının ofisine gelip gittiğini ve senet nedeniyle ödeme talep ettiğini beyan etmiştir. Davacının bono kefili ...'ı tanımadığı yönündeki iddiası da, tanık ...'a ...'ı tanıyıp tanımadığını sorduğu, bu kişilere borcu olduğunu söyleyerek aracılık yapmasını istediği yönündeki tanık beyanı ile bağdaşmamaktadır. Davalı tarafından dosyaya sunulan ve ceza mahkemesince de incelenen, davacı ve davalı tarafından imzalandığı anlaşılan 02/04/2020 tarihli protokol dava konusu bono ile aynı tarihlidir. Protokolün davacıya ait iş yerinde yapılan haciz sırasında evrak araştırması ile ele geçirildiği, içeriğine göre davalının elinde bulunan önceki senetleri davacıya vermeyi ve alacaklı olduğu tüm dosyalardan feragat etmeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu protokol, dava konusu bononun, taraflar arasında önceden mevcut bono uyuşmazlıklarının tasfiyesi sırasında düzenlendiği yönündeki davalı açıklaması ile uyumludur. Davacıdan silah zoruyla senet aldığı iddia edilen kişinin, aynı gün karşı tarafın da imzasını taşıyan ve kendisini önceki senetleri iade etmekle yükümlü kılan bir protokol düzenlemesi ve davacının bu protokolü imzalaması, iddia edilen olay kurgusu ile bağdaşmamaktadır. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde bu protokole ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Davacının ... tarafından imzasının taklit edilerek sahte bono düzenlendiği yönündeki iddiası, dava konusu bonodan farklı senetlere ilişkindir. Dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu uyuşmazlık konusu olmadığından, diğer bonolara ilişkin iddiaların bu bononun geçerliliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Davalının açıklaması ise, ceza dosyasındaki savunmaları ve kefil ...'ın beyanı ile tutarlı olup protokol ile örtüşmektedir. Davacı ile davalı arasında alacak verecek ilişkisi bulunduğu ceza dosyasındaki icra ve dava kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının bononun korkutma ile, iradesi fesada uğratılarak düzenlendiği iddiasını ispat edemediği, bononun hiçbir hukuki ilişkiye dayanmadığı yönündeki iddiasının da dosya kapsamı ile doğrulanmadığı kanaatine varılmış, bononun geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle davacının bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmamış olup alacaklının alacağını geç tahsil etmesine yol açan bir tedbir uygulaması bulunmadığından İİK m.72/4'te öngörülen tazminat koşulları oluşmamış, bu nedenle davalı lehine tazminata hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmayıp İİK.72/4 maddesindeki tazminat koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 81.626,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye 80.894,36 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 639.773,60 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı , davacı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 24/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/613, K. 2026/642, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-613-e-2026-642-k-e518f7d5de0f