İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/702 E. 2026/644 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/702
Karar No
2026/644
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/702 KARAR NO : 2026/644

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1998 yılından bu yana otomotiv ve telemetri sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ... tarafından açılan araç takip ihalesine girmek amacıyla müvekkili ile iletişime geçerek ... araç takip cihazlarını talep ettiğini, cihazların davalıya özel üretilmiş ürünler olmayıp katalogda temel özellikleri ve opsiyonları gösterilen raf ürünleri olduğunu, davalının 23/10/2023 tarihli yazılı siparişi üzerine "..." niteliğindeki, yani ... (ivme sensörü), pil ve ... okuyucu opsiyonlarını içeren cihazların imzalı irsaliyelerle eksiksiz teslim edildiğini, cihazların işlenmemiş ham veri ürettiğini, bu verinin işlenmesine ilişkin yazılım ve algoritmaların alıcının sorumluluğunda olduğunu, davalının ilk çalıştığı yazılımcının verileri sağlıklı işleyemediğini, davalının daha sonra .... A.Ş. ile çalışmaya başlamasıyla sistemin çalışır hale geldiğini ve cihazların halen ... tarafından kullanıldığını, müvekkilinin ihalede alt yüklenici olmadığını, 22/09/2023 ile 30/05/2024 tarihleri arasında düzenlenen on üç adet e-faturanın ödenmediğini, davalının Haziran 2024 tarihinde dahi ayıp iddiası ileri sürmeyip ödemenin onay sürecinde olduğunu bildirdiğini, ... 40. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verilen üç günlük sürede de ödeme yapılmadığını, bunun üzerine 07/08/2024 tarihli ... numaralı 72.960,00 USD bedelli fatura ile ... numaralı 877.155,49 TL bedelli vade farkı faturasına dayanılarak ... 10. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının cihazları kullanmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının sunduğu teknik şartnamede ... ilişkin özel bir teknik değer bulunmadığını, ... talebinin ilk görüşmelerden sonra iletildiği ve bu opsiyonu içeren cihazların gönderildiğini, cihazların X, Y ve Z eksenlerinde ... verisini ham veri olarak ilettiğini, alarm yapısının doğru çalışmasının sunucu tarafındaki algoritma ve araç montajına bağlı olduğunu, 16/08/2023 tarihli e-postada montaj ve yazılım işlerinin müvekkili tarafından yapılmadığının açıkça bildirildiğini, cihazların 17/11/2023-29/11/2023 tarihleri arasında teslim edilmesinden sonra davalının 16/05/2024 tarihli e-posta ile ek olarak 125 adet cihaz sipariş ettiğini, davalı tarafından hiçbir surette ayıp bildiriminde bulunulmadığını, alacağın genel zamanaşımına tabi olduğunu, sözleşmenin eser sözleşmesi olmadığını ve taraflar arasında taşıt dışındaki menkul satışında döviz cinsinden bedel kararlaştırılmasına engel bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilinin grup şirketi ... A.Ş. ile birlikte ...'ın Araç Takip ve ...Sistemi ihalesine girdiğini, ... teknik şartnamesinin davacıyla paylaşıldığını ve davacının şartnameye uygun ürün tedarik edebileceğini bildirdiğini, ... cihazının şartnameye uygun hale getirilmesi için pil, hafıza ve ...yönünden özelleştirildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin satım değil eser sözleşmesi olduğunu, davacının tavsiye ettiği yazılımcı ... ve ardından ... ile çalışılmasına rağmen cihazların şartnamenin özellikle 5.9. maddesinde öngörülen sürüş davranış analizini yapamadığını, sorunun yazılımsal değil donanımsal olduğunu, davacı yetkilisinin 12/02/2024 tarihli ... yazışmasında sorunu kabul ettiğini, 11/01/2024 ve 08/03/2024 tarihli yazışmaların da ...verisinin yetersizliğini gösterdiğini, ayıbın gizli ayıp olduğunu ve yazışmalarla davacıya bildirildiğini, ... tarafından müvekkiline gecikme ve şartnameye aykırılık nedeniyle 1.000.000,00 TL ceza kesildiğini ve itibar kaybına uğradığını, TBK'nın 231. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında vade farkına ilişkin sözleşme bulunmadığını, faturaların vadesi olmadığından temerrüt ihtarı öncesinde faiz işlemeyeceğini, 32 sayılı Karar uyarınca yerleşikler arasında döviz cinsinden alacak talep edilemeyeceğini, taraflar arasında kesin bir fiyat mutabakatı bulunmadığını ve birim fiyatların faturadan faturaya değiştiğini, TBK'nın 97. maddesi uyarınca alacağın muaccel olmadığını, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını belirterek, ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına, aksi halde piyasa rayici üzerinden belirlenecek bedelden ayıp ve müvekkilinin zararları mahsup edilerek makul bir bedele hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası, arabuluculuk son tutanağı, 22/09/2023-30/05/2024 tarihli on üç adet satış e-faturası, 25/07/2024 tarihli ve .... numaralı iade faturası, 07/08/2024 tarihli ... ve ... numaralı e-faturalar, sevk irsaliyeleri, ürün kataloğu ve teklif formu, ... 40. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 20. Noterliği'nin...tarih ve ... yevmiye ile ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri, taraflar arasındaki e-posta ve ... yazışmaları, ... teknik şartnamesi, ... muayene komisyonunun 15/05/2024 tarihli Muayene Tespit Raporu ve Muayene Komisyon Raporu, ...'ın müzekkere cevabı ve ekleri, tanık beyanları, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya kapsamı. Mahkememizin 11/12/2025 tarihli duruşmasında verilen 2 numaralı ara karar uyarınca mali müşavir, elektrik-elektronik mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan 27/05/2026 tarihli raporda; tarafların 2023-2025 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalıya düzenlenen faturaların e-fatura olduğu ve davalı tarafından 25/07/2024 tarihine kadar 320 numaralı hesaba kaydedildiği, davalının 25/07/2024 tarihinde davacının bu tarihe kadar düzenlediği faturaların tamamını kapsayan 2.121.061,92 TL bedelli iade faturası düzenlediği, davacının buna karşılık 07/08/2024 tarihinde aynı tutarda 72.960,00 USD bedelli fatura düzenlediği, taraf kayıtları arasındaki farkın bu iki fatura ile vade farkı faturasından kaynaklandığı, fatura konusu ürünlerin fiilen iade edilmeyip kullanılmaya devam edildiği, davacının takip tarihi itibarıyla 72.960,00 USD asıl alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği, vade farkı uygulanacağına ilişkin sözleşme, teamül veya yerleşik uygulamanın ispatlanamadığı; teknik yönden ise sistemin başlangıçta hatalı çalıştığı, belirleyici hususun yazılım değişikliği sonrasında hataların devam edip etmediği olduğu, dosyada yazılım değişikliği sonrasına ait karşılaştırmalı teknik veri bulunmadığı, tanık anlatımına göre yazılım başka bir firma tarafından yeniden yapıldıktan sonra sistemin çalıştığı ve cihazların kullanıldığı, bu itibarla cihazlarda donanımsal bir ayıp bulunmadığı, davalının donanımsal ayıbı gösteren teknik veri sunması halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tanığı ... 11/12/2025 tarihli duruşmada; yazılım mühendisi olduğunu ve dava tarihinde ... firmasında üst düzey yönetici olarak çalıştığını, cihazların ilk yazılımının ... isimli kişi tarafından doğru yapılmadığını, bu nedenle yazılımın kendi firmalarınca yeniden yapılarak ...'a teslim edildiğini, cihazların iki yıldır ... tarafından kullanıldığını, davacının yalnızca cihazı ürettiğini ve yazılım protokollerini verdiğini, yazılım ve montajın davacının sorumluluğunda olmadığını, cihazlarda ayıp bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... 12/02/2026 tarihli duruşmada, dava dışı ... Firmasında bilgi işlem satış öncesi ve satış sonrası sorumlusu olduğunu, davalı tarafından ... araç takip cihazı ihalesini kazanıldığını, bu cihazların yapımını davalının yerine getirdiğini, cihazın yazılımını ise davacı tarafın önerdiği ... Bey tarafından yapıldığını ancak yapılan kontrolde davacı .... Firması tarafından üretilen dava konusu ürünlerin ... kaynaklı hatalarını tespit ettiklerini ve bu hataları düzeltmelerini istediklerini, birkaç defa yazılım güncellemesi yaptıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını, daha sonra başka bir yazılım firması olan İnfomobil ile çalışmaya başladıklarını, ancak İnfomobil tarafından yapılan çalışma sonucunda hatanın yazılımdan değil donanımdan kaynaklandığı bilgisinin verildiğini beyan etmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyanında asıl alacak ve ayıp yönünden rapora katıldığını, vade farkı faturasının e-fatura olarak tebliğ edildiğini, TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmediğini, ihtarname ile de talebin yinelendiğini, bilirkişinin bu konuda hukuki değerlendirme yaptığını belirterek vade farkı yönünden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ise rapora itirazında; yazılım değişikliği sonrasına ait teknik veri bulunmadığı kabul edilmesine rağmen salt tanık beyanına dayanılarak sonuca varıldığını, fiziksel ve karşılaştırmalı test yapılmadığını, davalı tanığının beyanının ve ... muayene raporlarının değerlendirilmediğini, iade faturasının ve taraf defterleri arasındaki farkın yeterince irdelenmediğini, sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmediğini, dövizle işlem yasağının gözetilmediğini ve ayıp ihbarının yok sayıldığını belirterek ek rapor alınmasını veya yeni bir heyet görevlendirilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Taraflar tacir olup uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğundan TTK'nın 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğindedir. Dava açılmadan önce TTK'nın 5/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmuş ve 30/10/2024 tarihli son tutanakla anlaşma sağlanamadığı, davanın İİK'nın 67/1. maddesinde öngörülen bir yıllık süre içinde açıldığı görülmüştür. Taraflar arasında; davacının davalıya ... model araç takip cihazları ve bunlara ilişkin ürünleri sattığı, bu kapsamda 22/09/2023-30/05/2024 tarihleri arasında on üç adet e-fatura düzenlendiği, davalı ticari kayıtlarının da 2023-25/07/2024 dönemine kadar büyük ölçüde davacı ticari kayıtları ile mutabık olduğu, davalı tarafından 25/07/2024 tarihine kadar davacı tarafından kesilen tüm faturalar toplamını kapsayacak şekilde 2.121.061,92 TL KDV Dahil bedelli iade faturası kesildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 07/08/2026 tarihinde aynı miktarda tanzim edilen 72.960 USD karşılığı 2.121.061,92 TL olarak düzenlenen faturanın ve davacı tarafından düzenlenen 07/08/2024 tarihli 877.155,49 TL tutarında vade farkı faturasının davacı kayıtlarına işlenmediği, cihazların davalıya teslim edildiği, davalı tarafından monte edilerek ... araçlarında kullanıldığı ve halen kullanılmaya devam edildiği, fatura bedellerinin ödenmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davalının zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, alacağın döviz cinsinden istenip istenemeyeceği, satılan cihazlarda donanımsal ayıp bulunup bulunmadığı, davalının düzenlediği iade faturasının borcu ortadan kaldırıp kaldırmadığı, davalının zarar iddialarının alacaktan mahsubunun mümkün olup olmadığı, vade farkı alacağının bulunup bulunmadığı ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davalı vekili, TBK'nın 231. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür. Ancak bu hüküm, satılanın ayıbından doğan ve alıcının satıcıya karşı ileri sürebileceği taleplere ilişkin olup satıcının satış bedeli alacağına uygulanmaz. Satıcının satış bedeline ilişkin alacağı TBK'nın 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabidir; ilişkinin davalının savunduğu gibi eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi halinde dahi TBK'nın 147/6. maddesindeki beş yıllık süre uygulanacaktır. Takip konusu faturalar 22/09/2023-30/05/2024 tarihleri arasında düzenlenmiş, icra takibi 29/08/2024'te başlatılmış ve dava 25/02/2025'te açılmıştır. Bu itibarla hangi süre esas alınırsa alınsın zamanaşımı gerçekleşmemiş olup davalının zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Satım sözleşmesi, satıcının satılanın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi, alıcının da buna karşılık bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m.207). Eser sözleşmesinde ise yüklenici, iş sahibinin belirlediği özelliklere göre bir eser meydana getirmeyi üstlenir (TBK m.470). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/02/2019 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, satım sözleşmesi önceden belirlenmiş özellikleri beğenme, eser sözleşmesi ise özellikleri belirleme esasına dayanır; ayırt edici unsur, iş sahibinin istemine göre bir şeyin meydana getirilmesidir. Somut olayda dava konusu cihazlar, davacının seri olarak ürettiği ve başka müşterilere de sattığı ... model araç takip cihazları olup, irsaliyelerde yer alan "..." tanımından da anlaşılacağı üzere ..., pil ve ... okuyucu davacının ürün kataloğunda yer alan opsiyonlardır. Alıcının katalogdaki opsiyonlar arasından seçim yaparak sipariş vermesi, satılanın alıcının belirlediği özelliklere göre meydana getirildiği anlamına gelmez. Davalı, pil ve hafıza yönünden değişiklik yapıldığını ileri sürmüş ise de, bu değişikliklerin davalıya özgü bir tasarım ve üretimi gerektirdiği somut olarak ortaya konulmamıştır. Davalının kendi beyanına göre de cihazların yazılımı ve araçlara montajı davalı tarafından üçüncü kişilere yaptırılmış olup davacının edimi, cihazların teslimi ile sınırlıdır. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişki ticari satım sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Kaldı ki aşağıda açıklandığı üzere cihazlarda ayıp bulunduğu ispatlanamadığından, ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi halinde dahi TBK'nın 474 ve devamı maddeleri uyarınca iş sahibine tanınan seçimlik hakların kullanılması koşulları oluşmayacak ve sonuç değişmeyecektir. Davalı, taraflar arasında kesin bir fiyat mutabakatı bulunmadığını ve bedelin piyasa rayicine göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak davalı 23/10/2023 tarihinde yazılı sipariş vermiş, takip konusu on üç faturayı teslim aldıktan sonra süresinde itiraz etmeksizin ticari defterlerinin 320 numaralı hesabına kaydetmiş ve 25/07/2024 tarihinde düzenlediği iade faturasına kadar fatura bedellerine yönelik herhangi bir itirazda bulunmamıştır. TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca faturayı alan kişinin sekiz gün içinde içeriği hakkında itirazda bulunmaması halinde içeriğini kabul etmiş sayılacağı dikkate alındığında, satış bedeli faturalarda gösterilen tutarlar üzerinden kesinleşmiştir. Birim fiyatların faturadan faturaya farklılık göstermesi, farklı tarihlerde farklı miktarlarda verilen siparişlerin doğal sonucu olup bedelin belirlenmediğini göstermez. Bu nedenle piyasa rayicinin tespitine ilişkin talep yerinde görülmemiştir. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No: 2008-32/34) 8/9. maddesi, ... sayılı Tebliğ ile yapılan değişiklikten itibaren, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri taşıt satış sözleşmeleri dışındaki menkul satış sözleşmelerinde bedelin döviz cinsinden kararlaştırılmasına izin vermektedir. Aynı fıkraya ... sayılı Tebliğ ile eklenen ve... sayılı Tebliğ ile kaldırılan cümle ise, sözleşmenin yapıldığı ve faturaların düzenlendiği dönemde yalnızca ödemenin Türk parası cinsinden yapılması ve kabul edilmesi zorunluluğunu öngörmekte olup bedelin döviz cinsinden belirlenmesini yasaklamamaktadır. Dava konusu sözleşme taşıt dışındaki bir menkulün satışına ilişkin olduğundan bedelin ABD Doları cinsinden kararlaştırılması geçerlidir. TBK'nın 99/3. maddesi uyarınca yabancı para borcu, ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parası ile ödenebileceğinden, alacağın ABD Doları cinsinden hüküm altına alınması ve tahsilde fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının ödenmesi mevzuata uygundur. Bu nedenle davalının dövizle işlem yasağına ilişkin savunması yerinde görülmemiştir. TBK'nın 219. maddesi uyarınca satıcı, alıcıya karşı bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması ve satılanın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan ayıplardan sorumludur. TMK'nın 6. maddesi uyarınca satılanın ayıplı olduğunu ve ayıbın satıcının sorumluluğunu gerektirdiğini, buna dayanarak hak iddia eden alıcı ispat etmekle yükümlüdür. Satılanın bedeline ilişkin alacak ispatlandığından, ayıp nedeniyle bedelin ödenmesinden kaçınan davalı, cihazlarda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp bulunduğunu ispat etmelidir. Davalı, cihazların ... teknik şartnamesinin 5.9. maddesinde öngörülen sürücü davranış analizini donanımsal yetersizlik nedeniyle sağlayamadığını ileri sürmektedir. Dosyaya sunulan ... muayene komisyonu raporlarının incelenmesinde; ... ile davalının grup şirketi ... Tic. A.Ş. arasında 29/09/2023 tarihinde sözleşme imzalandığı, Genel Müdürlük Makamının ... tarih ve... sayılı oluru ile görevlendirilen muayene komisyonunca 19/03/2024 tarihinde yapılan ilk muayenede sistemin teknik şartnameye uygun bulunmadığı, yüklenici firmanın eksikliklerin tamamlandığını bildirerek ilk muayenede sunduğu yazılımı değiştirdiğini ve yeni yazılım üzerinden muayene yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine teknik şartname ve sözleşmedeki tüm maddeler yönünden yeniden muayene yapıldığı anlaşılmaktadır. Komisyonun 15/05/2024 tarihli Muayene Tespit Raporunda, teknik şartnamenin 5.9. maddesinde düzenlenen sürücü davranış analizi raporunun sisteme entegre edildiği, sisteme kayıtlı araçların büyük çoğunluğunda verilerin tam olarak geldiği, veri akışı olmayan araçlarda da ... yazılım güncellemesi yapılmasıyla veri akışının sağlandığı ve sunulan yeni yazılım ile hali hazırdaki cihazların teknik şartname ve sözleşmedeki diğer hususları karşıladığı tespit edilmiş; aynı tarihli Muayene Komisyon Raporunda da sunulan yazılım ve cihazların sözleşme ve teknik şartnameye göre kabule uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tespitler, bilirkişi heyetinin de uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olarak kabul ettiği, yazılım değişikliği sonrasında sistemin nasıl çalıştığı sorusunu, taraflardan bağımsız olarak nihai kullanıcı idare tarafından yapılan resmi muayene sonuçlarıyla cevaplamaktadır. Aynı cihazlar, ilk muayenede kullanılan yazılımla şartnameye aykırı bulunmuş, cihazlar değiştirilmeksizin yalnızca yazılımın değiştirilmesiyle şartnamenin 5.9. maddesi dahil olmak üzere kabule uygun hale gelmiştir. Donanımda bir değişiklik yapılmadan yalnızca yazılım değişikliği ile şartnameye uygunluğun sağlanmış olması, ilk muayenedeki aksaklıkların cihazların donanımından değil, cihazlardan gelen ham verinin işlenmesine ilişkin yazılımdan kaynaklandığını göstermektedir. ...'ın Mahkememize gönderdiği müzekkere cevabı ekindeki [09/08/2024 tarihli Uzlaşma ve Arabuluculuk Komisyonu kararında] da genel problemin firma yazılımından kaynaklandığı değerlendirilmiş ve teslim edilen cihazların bedeli ödenmek kaydıyla dışarıdan yazılım satın alınması öngörülmüştür. Dosya kapsamındaki diğer olgular da bu sonucu desteklemektedir. Davalı, ...'ın kabul muayenesinden hemen sonra ek sipariş vermiş olup cihazların donanımsal olarak şartnameyi karşılayamadığını bilen bir alıcının aynı cihazdan yeniden sipariş vermesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Ayrıca davalının Haziran 2024 tarihli yazışmasında ödemenin gecikmesi muhasebe yoğunluğu ve bayram tatili ile açıklanmış, bu tarihe kadar faturalara ayıp gerekçesiyle itiraz edilmemiştir. Cihazların ... araçlarında halen kullanılmakta olduğu da taraflar arasında çekişmesizdir. Davalının dayandığı 12/02/2024 tarihli ... yazışmasında davalı yetkilisinin eksikler nedeniyle kabul yaptırılamadığını bildirmesi üzerine davacı çalışanının "haklısınız, biz de elimizden geleni yapıyoruz" şeklindeki cevabı, cihazlarda donanımsal ayıp bulunduğunun ikrarı niteliğinde değildir. Bu ifade, sorunun kaynağına ilişkin bir kabul içermeyip, davacının müşterisine teknik destek verdiğini gösteren genel bir iyi niyet beyanıdır. Davalının dayandığı 08/03/2024 tarihli yazışmada alarm seviyeleri, etiketleme ve parametrik ayarlar gibi yazılımsal iyileştirmelerin önerilmesi de sorunun yazılım katmanında çözüleceğinin öngörüldüğünü göstermekte olup nitekim sorun, yazılım değişikliği sonrasında 15/05/2024 tarihli kabul muayenesiyle giderilmiştir. Davacının cihaz satıcısı olarak teslimden sonra yazılım sürecine teknik destek vermesi, ne ayıbın kabulü ne de şartnameye uygun sonuç taahhüdünün varlığı anlamına gelir. Davalı tanığı ...'ın anlatımı, hatanın donanımsal olduğu yönünde üçüncü bir kişi tarafından verilen bilgiye dayanmakta olup, bu yönde yapıldığı ileri sürülen çalışmaya ait herhangi bir teknik rapor veya ölçüm verisi dosyaya sunulmamıştır. Duyuma dayalı bu anlatım, idarenin yazılım değişikliği sonrasında aynı cihazlar üzerinde yaptığı resmi muayene sonucunun aksini ispata yeterli değildir. Davacı tanığı ...'in cihazların yeni yazılımla çalıştığına ilişkin anlatımı ise ... muayene raporlarıyla örtüşmektedir. Tanığın montaja ilişkin değerlendirmesi hükme esas alınmamıştır. Davalı vekili, bilirkişi heyetinin fiziksel ve karşılaştırmalı test yapmadan salt tanık beyanına dayandığını ileri sürerek ek rapor veya yeni heyet raporu alınmasını talep etmiştir. Bilirkişi raporunda yazılım değişikliği sonrasına ait teknik veri bulunmadığı belirtilmiş ve davalıya bu verileri sunması halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği bildirilmiş olmasına rağmen, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından yazılım değişikliği öncesi ve sonrasına ait karşılaştırmalı sistem kayıtları, ham sensör verileri veya test sonuçları dosyaya sunulmamıştır. Buna karşılık, heyetin eksikliğini belirttiği yazılım değişikliği sonrasındaki sistem performansı, ... muayene komisyonunun 15/05/2024 tarihli raporlarıyla belgelenmiş durumdadır. Cihazların yaklaşık iki buçuk yıldır sahada kullanılmakta olduğu ve ilk muayenede kullanılan yazılımın artık sistemde bulunmadığı gözetildiğinde, bugün yapılacak fiziksel bir incelemenin satılanın teslim anındaki durumu hakkında bu resmi belgelerden daha güvenilir bir sonuç vermesi de beklenemez. Bu itibarla, teknik yöndeki sonuç salt tanık beyanına değil, ... muayene raporları, davalının ek siparişi ve cihazların kullanılmaya devam edilmesi olgularıyla birlikte değerlendirilen tüm dosya kapsamına dayandığından, HMK'nın 281. maddesi uyarınca ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı satılan cihazlarda satıcının sorumluluğunu gerektiren donanımsal bir ayıp bulunduğunu ispat edememiştir. Ayıbın varlığı ispatlanamadığından, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunun ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir. Davalının TBK'nın 97. maddesine dayalı ödemezlik defi de, davacının satış sözleşmesinden doğan teslim borcunu yerine getirmiş olması karşısında yerinde değildir. Taraf defterleri arasındaki fark, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak gösterildiği üzere, münhasıran davalının 25/07/2024 tarihli iade faturası ile davacının buna karşılık düzenlediği 07/08/2024 tarihli fatura ve vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Davalı, takip konusu on üç faturayı kendi defterlerine borç olarak kaydetmiş ve iade faturasına kadar davacıya borçlu görünmüştür. Bu nedenle uyuşmazlık, kayıtların doğruluğuna değil, iade faturasının hukuki sonucuna ilişkindir. Alıcının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönebilmesi için satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıbın bulunması gerekir (TBK m.227/1). Sözleşmeden dönme halinde alıcı, satılanı ondan elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür (TBK m.229). Somut olayda cihazlarda ayıp bulunduğu ispatlanamadığı gibi, davalı iade faturasına konu ettiği cihazları davacıya iade etmemiş, aksine cihazları ... projesinde kullanmaya devam etmiştir. Satılanı elinde tutup kullanmaya devam eden alıcının tek taraflı olarak düzenlediği iade faturası, fiili bir iadeye dayanmadığı ve geçerli bir dönme hakkının kullanımı niteliğini taşımadığı için satış bedeli borcunu sona erdirmez. Bu nedenle davalı defterlerindeki iade kaydı alacağın varlığını etkilememiş, davacının 72.960,00 USD asıl alacağı sabit görülmüştür. Vade farkı, alacaklının alacağını vadesinde tahsil edememesi nedeniyle talep ettiği bir tür gecikme karşılığıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında vade farkına ilişkin bir sözleşme bulunması, vade farkı uygulamasının taraflar arasında yerleşmiş olması ya da bu konuda bir ticari örf ve adetin bulunması gerekir. Taraflar arasında böyle bir sözleşme veya yerleşik bir uygulama bulunmayan hallerde, tek taraflı düzenlenen vade farkı faturasına sekiz gün içinde itiraz edilmemesi tek başına vade farkı borcu doğurmaz. TTK'nın 21/2. maddesindeki karine, faturaya konu edilen ve taraflar arasında kurulmuş bir sözleşmeye dayanan edimlerin içeriğine ilişkin olup, fatura ile karşı tarafa yeni bir borç yüklenmesine imkan vermez. Somut olayda satış faturalarında bir ödeme vadesi veya vade farkı kaydı bulunmadığı gibi, taraflar arasında vade farkına ilişkin bir sözleşme veya taraflar arasında yerleşmiş bir vade farkı uygulaması da ispatlanamamıştır. Ayrıca faturalarda ödeme günü belirlenmediğinden davalı TBK'nın 117/1. maddesi uyarınca ancak ihtar ile temerrüde düşebilecek olup, Bakırköy 40. Noterliği'nin 08/08/2024 tarihli ihtarnamesi ile verilen üç günlük süre, vade farkı faturasının düzenlendiği 07/08/2024 tarihinden sonra dolmuştur. Bu nedenle vade farkı faturasına konu 877.155,49 TL'nin temerrüt faizi karşılığı olarak kabulü de mümkün değildir. Vade farkına ilişkin talebin reddi gerekmiş olup, bu konuda hukuki değerlendirme Mahkememize ait olduğundan davacının vade farkı yönünden ek rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir. Davacı, takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep etmemiş, takip tarihinden itibaren asıl alacağa faiz işletilmesini talep etmiştir. Takip konusu asıl alacak USD cinsinden olduğundan, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesi talebe ve mevzuata uygundur. İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit, yani belli veya borçlu tarafından belirlenebilir olması gerekir. Takip konusu asıl alacak, davalının kendi defterlerine kaydettiği ve süresinde itiraz etmediği faturalara dayanmakta olup miktarı borçlu tarafından bilinebilir niteliktedir. Davalının ayıp savunması ispatlanamamış, ayıp iddiasına dayanak yaptığı iade faturası ise cihazların kullanılmaya devam edilmesine rağmen ve ...'ın cihazları kabule uygun bulmasından sonra düzenlenmiştir. Bu nedenle kabul edilen asıl alacak yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Reddedilen vade farkı alacağı yönünden ise davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının İİK'nın 67/2. maddesine dayalı kötü niyet tazminatı talebi reddedilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 72.960,00 USD asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, vade farkına ilişkin 877.155,49 TL yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-... 10. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile; 72.960,00 USD asıl alacak yönünden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a bendi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygunlanmak sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 496.643,09 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, 4-Kabul edilen alacak talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 169.628,44 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 43.612,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 126.016,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan toplam 44.314,97-TL (43.579,17 TL peşin harç, 615,40 TL BVH, 32,90 TL tamamlama harcı ve 87,50 TL vekalet harcı) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 50.545,00-TL (45.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.545,00 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre 38.015,35 TL'sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 65,00-TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 16.10 TL'sının davacıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 387.971,36TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 137.573,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.707,59 TL'sinin davalılardan, 892,41 TL'sının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Başkan E-imza Üye E-imza Üye E-imza Katip E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/702, K. 2026/644, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-702-e-2026-644-k-c4525b343ca7