İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/687 E. 2026/629 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/687
Karar No
2026/629
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/687 Esas - 2026/629 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/687 KARAR NO : 2026/629

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2025 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 22/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı ile davalı arasında .... plakalı .... model Mercedes marka otomobilin davalıya 2.400.000,00.-TL bedelle satıldığı; bu satışa ilişkin 13/06/2025 tarihli ve .... model Isuzu marka kamyonu davacıya 800.000,00.-TL bedelle devrettiği ve buna ilişkin 13/06/2025 tarihli ... numaralı faturayı düzenlediği; ancak davalının bakiye 1.600.000,00.-TL'yi ödemediği; bu hususun .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de davalıya bildirildiği; takip tarihine kadar işlemiş faiz de dâhil toplam 1.747.057,53.-TL bakiye alacak nedeniyle davalı borçluya .... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı; davalı şirketin bila tarihli dilekçesi ile borcun tamamına itiraz ettiği ve icra takibinin durduğu; alacağın tahsili amacıyla 21/08/2025 tarihinde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulduğu, görüşmenin "anlaşamama" ile sonuçlandığı ve son tutanağın 03/09/2025 tarihinde düzenlendiği; davalının faturaya itiraz etmediği ve alacağın tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkacağı; davalının borçlu olduğu aşikâr bir dosyaya itiraz etmek suretiyle hakkını kötüye kullandığı; takip konusu alacağın likit olduğu ve bu nedenle 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu beyan edilmiş olup; açılan davanın kabulü ile itiraza uğrayan alacaklar yönünden icra takibinin kaldığı yerden devamına; davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; taraflar arasında araç alım satımı hususunda anlaşma yapıldığı, noter satışı ve ödeme işlemlerinin bu anlaşmaya uygun olarak gerçekleştirildiği ve müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı; araçların satışına ilişkin noter satış sözleşmesinden görüleceği üzere satış işleminin "senet" karşılığı gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca düzenlenen kambiyo senedinin davacıya verildiği ve davacı tarafından ibraz edilmesi üzerine bedelinin nakit olarak ödendiği; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesi uyarınca düzenleme şeklindeki noter senetlerinin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayıldığı; .... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinde satış bedelinin 2.400.000,00.-TL olduğu ve "Ödeme/Satış Tipi: Sadece Senet" ifadesinin yer aldığı, sözleşmenin ilk paragrafında satıcının bedelin belirtilen şekilde ödendiğini kabul ve beyan ettiği, dolayısıyla aracın bedelinin satıcıya senet verilmek suretiyle ödendiğinin sözleşme ile hukuken tartışmasız bulunduğu; davacı tarafından senede değil, faturaya dayalı icra takibi yapıldığı, oysa bir alacağın ifası için kambiyo senedi düzenlenmesi hâlinde taraflar arasında kambiyo ilişkisi doğacağı ve alacağın ancak kambiyo senedine dayalı olarak talep edilebileceği; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 645. ve 646. maddeleri uyarınca senetten doğan borcun ancak senedin teslimi karşılığında ödenebileceği; davacıya teslim edilen kambiyo senedinin ibrazı üzerine bedeli olan 1.600.000,00.-TL'nin ödenmiş olması nedeniyle taraflar arasında varlığını ve geçerliliğini sürdüren bir borç ilişkisi kalmadığı; davacı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığı beyan edilmiş olup; davanın reddine; davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER .... Yevmiye Numaralı (...Numaralı 800.000,00.-TL Bedelli Fatura. 13/06/2025 Düzenleme ve 29/07/2025 Ödeme Tarihli 1.600.000,00.-TL Bedelli Senet. .... Plakalı Araçlara İlişkin Motorlu Araç Tescil Kayıtları. Tarafların Ticari Defter ve Kayıtları. Vergi Dairesi Tarafından Gönderilen Tarafların 2025 Yılına Ait Karşılaştırmalı Alış-Satış (BA/BS) Analizleri. Tarafların .... Tarafından Düzenlenen 18/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .... yönelik açılan, Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; ".... plakalı Mercedes marka aracın satışı hususunda ticari satım sözleşmesi akdedilmiş olduğu; davalı tarafından davacıya .... plakalı aracın 800.000,00.-TL bedel karşılığında devredildiği ve karşılığında fatura düzenlendiği; kalan bakiye araç satış bedelinin ifası amacıyla senet düzenlenmiş olduğu" hususlarında, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedilen ticari satım sözleşmesi uyarınca davacının (icra takip tarihi itibariyle) 1.747.057,53.-TL (asıl alacak ve işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti hâlinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; alacağın mevcut bulunmadığının tespiti hâlinde, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :

Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) Dava Konusu Uyuşmazlığın İrdelenmesi : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafından, davalıya satılan .... plakalı araca ilişkin bakiye 1.600.000,00.-TL satış bedelinin ödenmediği; alacağın likit ve muaccel olduğu; davalının icra takibine yönelik itirazının haksız ve kötüniyetli bulunduğu ileri sürülerek; .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; taraflar arasındaki araç satışının noterde düzenleme şeklinde yapıldığı ve satış işleminin "sadece senet" karşılığı gerçekleştirildiği; düzenlenerek davacıya teslim edilen kambiyo senedinin ibrazı üzerine bedeli olan 1.600.000,00.-TL'nin nakden ödendiği; düzenleme şeklindeki noter senedinin kesin delil niteliğinde olduğu ve müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı beyan edilerek; davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği; yargılama sürecinde sunulan beyan dilekçeleriyle ise noterde gerçekleştirilen işlemlerde banka aracılığıyla ödeme zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülerek, davacının kötüniyetli bulunduğu gerekçesiyle kötüniyet tazminatının %40 oranında belirlenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemesi : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. Mali Müşavir .... Tarafından Düzenlenen 18/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacı vekili tarafından .... Esas sayılı dosyasıyla 18/08/2025 tarihinde 1.600.000,00.-TL asıl alacak ve 147.057,53.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.747.057,53.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı ve takibin, 13/06/2025 tarih ve .... yevmiye numaralı noter araç satış sözleşmesine istinaden kesilmiş .... numaralı faturadan bakiye kalan tutara ilişkin olduğu; her iki tarafın 2025 yılına ait ticari defterlerinin e-defter niteliğinde olduğu ve beratlarının yasal süresi içinde alındığı; davacı tarafından düzenlenen 13/06/2025 tarihli ve 2.400.000,00.-TL bedelli araç satış faturasının hem davacının hem davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; davalı tarafından düzenlenen 13/06/2025 tarihli ve 800.000,00.-TL bedelli (.... plakalı Isuzu kamyona ilişkin) faturanın da her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu; davacının ticari defterlerine göre, davacının 18/08/2025 takip tarihi itibariyle (2.400.000,00 - 800.000,00) 1.600.000,00.-TL tutarında davalıdan alacaklı göründüğü; davacının ticari defterlerinde dava konusu senede ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı; davalının ticari defterlerinde ise 13/06/2025 düzenleme ve 29/07/2025 ödeme tarihli 1.600.000,00.-TL bedelli senedin "...." hesabında kayıtlı olduğu; söz konusu senet ödemesinin davalının "100-Kasa" hesabından nakit/elden ödenmiş olarak kaydedildiği; bu ödemeye ilişkin, kanuni sınırların üzerindeki tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kuralları çerçevesinde banka veya finansal kurum aracılığıyla yapıldığına dair herhangi bir dayanak belgeye (dekont vb.) rastlanılmadığı; davalının kendi defter kayıtlarına göre 18/08/2025 takip tarihi itibariyle davacıya borçlu bulunmadığı (2.400.000,00-800.000,00- 1.600.000,00=0); tarafların faturalarının e-fatura niteliğinde olması nedeniyle BA/BS bildirimlerine dâhil edilmediği ve bu formlar üzerinden tespit yapılmasının doğru olmayacağı; uyuşmazlığın, davalı defterlerinde kayıtlı olduğu hâlde davacı kayıtlarında yer almayan 1.600.000,00.-TL bedelli senede ilişkin bulunduğu hususları rapor edilmiştir. 18/05/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan dilekçe kapsamında, "dava konusu senedin davacıya hiçbir zaman teslim edilmediği ve bedelinin ödenmediği; noter satış sözleşmesindeki 'sadece senet' ibaresinin, ödemenin gerçekleştiğini değil olsa olsa öngörülen ödeme yöntemini gösterdiği; ödeme def'inde bulunan davalının, 1.600.000,00.-TL'lik ödemeyi banka dekontu, tahsilat makbuzu veya sair objektif bir delille ispatlaması gerektiği hâlde ispatlayamadığı; davalının yalnızca kendi düzenlediği muhasebe kayıtlarına dayandığı ve bu kayıtların davacının defterleriyle doğrulanmadığı; bononun vade tarihi olan 29/07/2025 itibariyle yapıldığı iddia edilen ödemede tevsik zorunluluğunun bulunduğu" beyanlarında bulunulduğu; davalı vekili tarafından ise 09/06/2026 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "bilirkişinin, noter satış sözleşmesindeki 'Ödeme/Satış Tipi: Sadece Senet' ibaresini, senetle satışın hukuki anlamını ve noter işlemlerinde aracı finansal kurumla ödeme zorunluluğu bulunmadığına ilişkin vergi mevzuatını gereği gibi değerlendirmediği; 6100 Sayılı HMK.'nın 222. maddesi uyarınca müvekkilinin ticari defterlerinin savunmasını doğruladığı ve lehine delil niteliğinde olduğu, davacının defterlerinin ise resmî noter senedi ile çeliştiği; düzenleme şeklindeki noter senedinin kesin delil olduğu ve aksini iddia eden davacının ispat yükü altında bulunduğu; Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesi ile 459 Sıra No.lu Genel Tebliğ uyarınca noterlerde gerçekleştirilen işlemlerin tevsik zorunluluğu kapsamı dışında olduğu ve banka dekontu bulunmamasının ödemenin gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceği" gerekçeleriyle itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 18/05/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik taraflarca sunulan itiraz beyanları değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, dava konusu senedin davacıya teslim edilmediği ve bedelinin ödenmediği, noter satış sözleşmesindeki "sadece senet" ibaresinin ödemenin gerçekleştiğini değil olsa olsa öngörülen ödeme yöntemini gösterdiği yönünde sunulan itirazın, ödemenin (borcu sona erdiren vakıanın) ispat yükünün davalıda bulunması ve senet verilmesinin bir ifa değil ödeme taahhüdü/yöntemi niteliği taşıması karşısında yerinde olduğu; bununla birlikte bu itirazın esasa ilişkin ve hukuki nitelikte olup raporda teknik bir eksikliğe veya belirsizliğe dayanmaması nedeniyle bu husus yönünden ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı; davalının 1.600.000,00.-TL'lik nakit ödemeyi banka dekontu, tahsilat makbuzu veya sair objektif bir delille ispatlayamadığı ve yalnızca kendi düzenlediği defter kayıtlarına dayandığı, bu kayıtların ise davacının defterlerince doğrulanmadığı yönünde sunulan itirazın, 6100 Sayılı HMK.'nın 222/3. maddesi uyarınca karşı tarafın defterlerince doğrulanmayan defter kayıtlarının sahibi lehine delil oluşturmaması karşısında yerinde olduğu, bilirkişinin bu hususları zaten eksiksiz saptamış olması nedeniyle bu itiraz yönünden de ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı; bononun vade tarihi olan 29/07/2025 itibariyle yapıldığı iddia edilen ödemede tevsik zorunluluğu bulunduğu yönünde sunulan itirazın, ödemenin ispatı bakımından bir yönüyle haklı görünmekle birlikte, tevsik meselesinin hukuki bir nitelendirmeye ilişkin olması ve 6100 Sayılı HMK.'nın 266. maddesi uyarınca hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konuların bilirkişiye tevdi edilememesi nedeniyle bu husus yönünden de ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı; buna karşılık davalı vekili tarafından, müvekkilinin ticari defterlerinin savunmasını doğruladığı ve tek başına lehine delil oluşturduğu, "sadece senet" ibaresi ile düzenleme şeklindeki noter senedinin bedelin fiilen ödendiğini kanıtladığı yönünde sunulan itirazların, karşı tarafın defterlerince doğrulanmayan defter kayıtlarının 6100 Sayılı HMK.'nın 222. maddesi anlamında sahibi lehine delil oluşturmaması ve "sadece senet" ibaresinin bir ifa değil ödeme yöntemi/taahhüdü niteliği taşıması nedenleriyle yerinde olmadığı ve bu itirazların değerlendirilmesinin teknik değil hukuki nitelikte bulunması karşısında ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı; düzenleme şeklindeki noter senedinin kesin delil olduğu ve aksini iddia eden davacının ispat yükü altında bulunduğu yönünde sunulan itirazın, noter senedinin 6100 Sayılı HMK.'nın 204. maddesi uyarınca kesin delil niteliği taşımakla birlikte bu kesinliğin "satışın senet karşılığı yapıldığı/ödeme yönteminin senet olarak kararlaştırıldığı" olgusuna ilişkin olup senet bedelinin fiilen ödendiği ayrı vakıasını kapsamaması nedeniyle yerinde olmadığı ve bu husus yönünden de ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı; Vergi Usul Kanunu ile 459 Sıra No.lu Genel Tebliğ uyarınca noterlerde gerçekleştirilen işlemlerde tevsik (banka aracılığıyla ödeme) zorunluluğu bulunmadığı ve banka dekontu yokluğunun ödemenin yapılmadığı anlamına gelmeyeceği yönünde sunulan itirazın, mali mevzuat bakımından tevsik istisnası içermesi itibariyle her ne kadar haklı bir yön taşır görünse de, tevsik zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilse dahi ödemenin başkaca objektif delillerle ispatlanabilecekken hiçbir delil sunulamamış olması ve ispat yükünün davalıda kalması nedeniyle sonuca etkili olmadığı, kaldı ki bu hususun 6100 Sayılı HMK.'nın 266. maddesi uyarınca hukuki bir değerlendirmeyi gerektirmesi karşısında davalının mali mevzuat yönünden ek rapor alınmasına ilişkin talebinin de yerinde olmadığı; bu itibarla taraflarca sunulan itirazların hiçbirinin, raporda teknik bir eksiklik veya belirsizlik bulunduğunu ortaya koymaması ve ileri sürülen hususların hukuki değerlendirmeye ilişkin olması karşısında, 6100 Sayılı HMK.'nın 281. maddesi anlamında ek rapor alınmasına lüzum bulunmadığı kanaatine varılmıştır. ii. Bilirkişi Raporu İle İlgili Nihai Değerlendirme: Mahkememizce Mali Müşavir ..... tarafından düzenlenen 18/05/2026 tarihli bilirkişi raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; raporda yer alan tespit ve verilerin (fatura tutarları, tarihler, esas numarası, taraf defter kayıtları, senet kaydı ve kasa hareketi) dosya kapsamındaki deliller ile örtüşür nitelikte olduğu; bilirkişi tarafından, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan tarafların ticari defter ve kayıtları, dava ve takip konusu faturalar, dava konusu senet ve BA/BS analizlerinin değerlendirilmiş bulunduğu; raporun herhangi bir çelişki barındırmadığı; bilirkişinin, davacı defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle 1.600.000,00.-TL alacaklı göründüğünü, davacı defterlerinde senede ilişkin kayıt bulunmadığını, davalı defterlerinde ise senedin "321-Verilen Borç Senetleri" hesabında yer aldığını ve ödemenin "100-Kasa" hesabından nakit gösterildiğini, ancak bu nakit ödemeye ilişkin banka/finansal kurum aracılığıyla tevsik edildiğine dair hiçbir dayanak belge bulunmadığını somut olarak ortaya koyduğu anlaşılmakla; ayrıntılı ve denetime elverişli bir rapor niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede davanın; ..... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu; taraflar arasında ticari satım ilişkisinin kurulduğu; 2.400.000,00.-TL bedelli satışın 800.000,00.-TL'lik kısmının ..... plakalı aracın devri suretiyle karşılandığı ve uyuşmazlığın, bakiye 1.600.000,00.-TL satış bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı; ticari satım ilişkisini, noter araç satış sözleşmesini ve faturayı ibraz etmek suretiyle alacağının varlığını ortaya koymuştur. Davalı ise bakiye bedelin, düzenlenerek davacıya teslim edilen senedin ibrazı üzerine nakden ödendiğini beyan etmiştir. Ödeme; borcu sona erdiren bir vakıa olup, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca, bu vakıanın ispat yükü, ödeme def'inde bulunan davalı üzerindedir. Davalının dayandığı noter satış sözleşmesindeki "Ödeme/Satış Tipi: Sadece Senet" kaydı ile satıcının bedeli aldığına ilişkin beyanı; bakiye bedelin fiilen ifa edildiğini değil, taraflar arasında ödemenin senet düzenlenmesi yöntemiyle kararlaştırıldığını göstermektedir. Bir bedelin ifası amacıyla senet verilmesi kural olarak ödeme (ifa) sonucunu doğurmaz; borç, ancak senet bedelinin fiilen tahsili ile sona erer. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. maddesindeki edimlerin aynı anda ifasına ilişkin karine de; tarafların bedelin ileri tarihli bir senetle ödenmesi konusunda anlaştıkları dava konusu uyuşmalıkta uygulanamaz. Bu itibarla davalının, yalnızca senet verildiğini değil; senedin davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından ibraz edildiğini ve senet bedeli olan 1.600.000,00.-TL'nin fiilen ödendiğini ispatlaması gerekmektedir. Davalı, ödeme beyanlarını münhasıran kendi ticari defter kayıtlarına (senedin "321-Verilen Borç Senetleri" hesabında ve ödemenin "100-Kasa" hesabından nakden gösterilmesine) dayandırmıştır. Oysa 6100 Sayılı HMK.'nın 222. maddesi uyarınca, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil oluşturabilmesi için, karşı tarafın aynı şartlara uygun defterlerindeki kayıtların bunları doğrulaması gerekir. Alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere; davacının ticari defterlerinde ne söz konusu senede ne de iddia edilen ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaktadır; davacının defterleri davalının kayıtlarını doğrulamamaktadır. Bu nedenle davalının kendi defter kayıtları, tek başına lehine delil niteliği taşımamaktadır. Öte yandan, 1.600.000,00.-TL gibi yüksek bir bedelin nakden ödendiği iddiasını doğrulayan hiçbir banka dekontu, tahsilat makbuzu veya sair objektif bir belge dosyaya sunulamamış; bilirkişi incelemesinde de bu ödemeye ilişkin herhangi bir dayanak belgeye rastlanılmamıştır. İki tacir arasında bu tutardaki bir ödemenin belgesiz biçimde nakden yapıldığı savunması, ticari hayatın olağan akışına ve basiretli tacir davranışına da uygun düşmemektedir. Davalının, noter işlemlerinde tevsik zorunluluğu bulunmadığına ilişkin savunması ise sonuca etkili görülmemiştir; zira tevsik zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilse dahi, ödeme vakıası başkaca kesin veya objektif delillerle de ispatlanabilecekken davalı bu yönde hiçbir delil ortaya koyamamıştır. Bu tespitler ışığında; davacının bakiye 1.600.000,00.-TL asıl alacağının mevcut olduğu, davalının ödeme beyanını ispatlayamadığı ve dolayısıyla icra takibine yönelik itirazının haksız bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ödeme emrinde asıl alacağa ek olarak talep edilen 147.057,53.-TL işlemiş faizin, taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olması nedeniyle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi kapsamında yürütülen ticari temerrüt faizinden ibaret olduğu ve hesabında bir isabetsizlik bulunmadığı; icra takip tarihi olan 18/08/2025 sonrası için de asıl alacağa aynı madde uyarınca ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, 1.600.000,00.-TL asıl alacak ile 147.057,53.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.747.057,53.-TL üzerinden, asıl alacağa 18/08/2025 tarihinden itibaren 6102 Sayılı TTK.'nın 1530. maddesi uyarınca ticari faiz işletilmek suretiyle icra takibinin devamına karar verilmesi gerekmiştir. Takip konusu alacağın, düzenleme şeklindeki noter satış sözleşmesi ve fatura ile miktarı belirli ve belirlenebilir (likit) nitelikte olması ve davalının itirazında haksız çıkması hususları dikkate alınarak; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 349.411,51.-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise; alacaklı davacının açtığı icra takibinde haklı çıkması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca kötüniyet tazminatının ancak takibinde haksız çıkan alacaklı aleyhine hükmedilebilmesi karşısında, kötüniyet tazminatı koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı sonucuna varılmış ve işbu talebin reddine karar verilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas sayılı icra takibine yönelik yapılan itirazın iptaline, 1.600.000,00.-TL asıl alacak ve 147.057,53.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.747.057,53.-TL üzerinden (asıl alacağa 18/08/2025 tarihinden itibaren) işletilecek 6102 Sayılı TTK.nın 1530 Maddesi uyarınca ticari faizi ile icra takibinin devamına, 2) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 349.411,51.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3) Davalı tarafından sunulan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 119.341,50.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 21.100,09.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 98.241,41.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 615,40.-TL başvuru harcı, 21.100,09.-TL peşin harç, 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 21.802,99.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.000,00.-TL bilirkişi ücreti ile 80,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 10.080,00.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 6) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 1.747.057,53.-TL üzerinden) takdir edilen 262.588,05.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) 6100 Sayılı HMK.'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.17/07/2026

.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/687, K. 2026/629, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-687-e-2026-629-k-1a37aeed4a76