İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1141 E. 2026/721 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1141
- Karar No
- 2026/721
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1141 Esas KARAR NO : 2026/721
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası kapsamında borçlu şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesiyle takibin durdurulduğunu, davalıya ürün tesliminin yapıldığını ve faturanın gönderildiğini, fatura içeriğine itiraz edilmediğini, ödeme işleminin süresinde gerçekleştirilmediğini, davalının tüm ihtarlara rağmen borcunu ödemediğini, ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası kapsamında yeniden takibe geçildiğini, davalının ödeme emrine haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu,... tarihinde ...sayılı arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını, bu nedenlerle huzurdaki davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 46.817,14 TL asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 13/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 15/11/2024 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Mahkememiz dosyasına ... tarafından 21/05/2026 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda; davacının 2024 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak usulüne uygun tutulduğunu, beratların süresinde yüklendiğini, envanter defterinin tasdik edildiğini, 16.10.2024 tarihli ve 46.817,14 TL tutarlı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının 14.10.2025 tarihi itibarıyla alacağının bulunmadığını, davalının 08.04.2026 günü incelemede hazır bulunmadığını, ticari defter sunmadığını, bu nedenle davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığını, tüm bu hususların dosyaya sunulan belgelerle sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu kapsamda değerlendirildiğini, mevcut kayıtların incelendiğini, hukuki durumun netleştiğini, uyuşmazlığın bu veriler ışığında çözüldüğünü, sonuç olarak raporun bu şekilde tamamlandığını kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Davaya dayanak yapılan icra takibinde 46.817,14 TL üzerinden borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, huzurda görülen davanın ise 82.241,19 TL harca esas değer üzerinden açıldığı anlaşılmakla HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacı vekiline dava değerine ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 10/03/2026 tarihli beyan dilekçesi ile dava değerinin 46.817,14 TL olduğu belirtilmiş olup yargılamaya bu tutar üzerinden devam olunmuştur. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup davalı tarafından yapılan usulüne uygun ihtarata ve verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve belgelerin tamamının ibraz edilmemesi nedeniyle sadece davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Davacının ticari defter ve belgeleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı hususları tespit edilmiştir. HMK m. 282 uyarınca hâkim, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder ve raporla bağlı değildir. Bilirkişi raporu, defterlerin şeklî unsurları ile kayıt içeriklerinin tespiti bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte, yeterli ve denetime elverişli bulunmuştur. Taraflar arasında TTK m. 89 ve devamı maddeleri anlamında yazılı şekilde akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların "cari hesap" olarak nitelendirdiği ilişki, münferit satım sözleşmelerinden doğan semen alacaklarının muhasebe kayıtlarında tek bir hesap altında izlenmesinden ibarettir. Dolayısıyla dava konusu alacağın hukuki sebebi, TBK m. 207 ve devamı ile TTK m. 23 hükümleri çerçevesinde satılan malın bedelidir. TTK m. 21/2 uyarınca kendisine fatura gönderilen kişi, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. HMK m. 222/2 uyarınca ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu şartlara uygun tutulan defter kayıtlarının sahibi lehine delil kabul edilebilmesi ise, diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması koşuluna bağlıdır. Dördüncü fıkra uyarınca ise, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığı ve davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça yemin delilinin de belirtilmemiş olması nedenleriyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 438,39-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip e-imzalı
Hakim e-imzalı