İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1091 E. 2026/676 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1091
- Karar No
- 2026/676
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1091 Esas KARAR NO : 2026/676
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 21/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ... Şirketi adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğu, 04.12.2023 tarihinde dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki sigortalı aracın takip mesafesine riayet etmeyerek ... plaka sayılı araca çarptığı, meydana gelen kaza neticesinde müvekkili şirketin hasar bedeli olarak 7.563,14-TL ve 16.920,60-TL tutarlarında ödemeler gerçekleştirdiği, ayrıca araç maliki ...'e 26.01.2024 tarihinde 23.100,00-TL hasar tazminatı ödendiği, değer kaybı talebi üzerine 22.07.2024 tarihinde vekil ...'a 40.000,00-TL ödeme yapıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı uyarınca 26.02.2025 tarihinde icra dosyasına 22.937,77 TL tutarında ödeme yapıldığı, sigortalı aracı kullanan ...'ün ehliyetsiz olduğu ve bu durumun rücu hakkı doğurduğu, davalıya 25.09.2024 tarihinde rücu talebinde bulunulduğu, ... 11. İcra Dairesi’nin... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiği, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının 04.12.2023 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde... plakalı aracın karıştığı olayda dava dışı ... plakalı araç sahibine yapılan ödemelerin rücuen tazmini amacıyla itirazın iptali davası açtığını, müvekkilinin aracının ... numaralı ... Poliçesi ile teminat altına alındığını, sigorta şirketinin temel yükümlülüğünün riziko ve zararı taşımak olduğunu, rücu hakkının doğabilmesi için sigortalının kasti hareketi veya ağır kusuru, sürücünün alkollü veya uyuşturucu etkisi altında olması, ruhsatsız yolcu veya kapasite fazlası yük taşınması, aracın çalınması veya gasp edilmesi durumunda sigorta ettirenin sorumluluğu, kaza yerinin terk edilmesi veya kaza tutanağı düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırılık ile hasarın artmasına sebebiyet verilmesi gibi şartların gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda müvekkilinin poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, gerçekleşen kazanın poliçe teminatı dahilinde bulunduğunu, rücu şartlarının oluşmadığını, bu nedenle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı 3. Kişiye ödenen bedelin ... ile sigortalı davalıya rücu koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıya ait araç sürücüsünün kaza tarihi itibariyle ehliyetinin yeterli olup olmadığı, kazaya karışan araçların kusur durumu, nihayetinde davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ile icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı tespit edildi. UYAP sistemi üzerinden ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının dosyamız arasına alınmıştır. ... Nüfus Müdürlüğü'ne, davacı sigorta şirketine, ... 22. İcra Müdürlüğü'ne ve Sigorta Tahkim Komisyonu'na yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir. Celp edilen ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 98.021,51 TL asıl alacak ve 42.960,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 140.981,51 üzerinden borçlu aleyhine rücuen tazminat alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 22/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 23/05/2025 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Mahkememiz dosyasına 15/04/2025 tarihinde ..., ...ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; .. numaralı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin ...Şti. maliki olduğu ... plakalı araç için 07.02.2023-07.02.2024 tarihleri arasında ...Sigorta A.Ş. tarafından tanzim edildiği, 04.12.2023 tarihli kaza neticesinde dava dışı ...'e ait ... plakalı araçta oluşan maddi zararların poliçedeki araç başı maddi zarar 120.000 TL limitine kadar teminat kapsamında bulunduğu, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan 98.021,51 TL tutarındaki ödemenin poliçe limitleri ile uyumlu olduğu, kazada...plakalı aracın sürücüsü ...'ün gerekli ... sınıfı sürücü belgesine sahip olmadığı, aracın maliki olan davalı şirketin ehliyetsiz sürücünün %100 kusurundan sorumlu tutulduğu, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili genel şartlar uyarınca sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigortalısına rücu etme hakkının doğduğu, davacı ...Sigorta A.Ş. tarafından dava dışı mağdura ödenen toplam 98.021,51 TL tutarındaki hasar ve değer kaybı bedelinin davalı ... Ltd. Şti. 'den rücuen tahsil edilebileceği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Mahkememiz dosyasına 12/08/2026 tarihinde ... ... ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda;dosyaya sunulan dekont suretlerinden davacı sigorta şirketince 16.01.2024 tarihinde ...A.Ş. hesabına 7.563,14 TL ve 16.920,60 TL ödendiğinin, 26.01.2024 tarihinde ... hesabına 23.100 TL aktarıldığının, 22.07.2024 tarihinde ... hesabına 40.000 TL ödeme yapıldığının, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı doğrultusunda ... 22. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına 26.02.2025 tarihinde ödeme gerçekleştirildiğinin, değer kaybı yönünden ödenen 40.000 TL tutarının Sigorta Tahkim Komisyonu kararıyla kesinleşen 27.500 TLlik kısmının takibe konu edildiğinin, aşan 12.500 TL tutarının talep dışında bırakıldığının, 26.02.2025 tarihli ödemenin dekont üzerinde 18.375,26 TL olarak görünmesine rağmen 3.041,67 TL stopaj ve 1.520,84 TL tevkifat kesintileriyle davacının fiilen katlandığı yükün 22.937,77 TL olduğunun, davacının davalıdan talep edebileceği toplam tutarın 16.01.2024 tarihli ödemeler yönünden 24.483,74 TL, 26.01.2024 tarihli ödeme yönünden 23.100 TL, değer kaybı yönünden 27.500 TL ve 26.02.2025 tarihli ödeme yönünden 22.937,77 TL olmak üzere toplam 98.021,51 TL olduğunun, sigortacının sigorta ettirenine yönelttiği rücu talebinin sözleşmeden kaynaklanması sebebiyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğinin, takibin 07.05.2025 tarihinde başlatıldığının, her ödeme için faizin kendi tarihinden takip tarihine kadar dönemlere ayrılarak avans faiz oranı üzerinden hesaplandığının, 16.01.2024 tarihli ödeme için 2.255,86 TL ve 1.780,94 TL dahil toplam 100 TL faiz hesaplandığının, 26.01.2024 tarihli ödeme için 2.181,84 TL ve 1.680,29 TL dahil toplam 500 TL faiz hesaplandığının, 22.07.2024 tarihli ödeme için 2.000,34 TL dahil toplam 937,77 TL faiz hesaplandığının, 26.02.2025 tarihli ödeme için 1.668,49 TL dahil toplam 1.977,99 TL faiz hesaplandığının, toplam işlemiş faizin 43.117,83 TL olarak bulunduğu ve takip talebindeki 42.960 TL tutarının hesaplanan tutarın 157,83 TL altında kaldığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava, davacı sigorta şirketi tarafından ... Sigortası poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişilere ödenen tazminatların, sigortalı aracın geçerli sürücü belgesine sahip olmayan sürücü tarafından sevk edilmesi vakıasına dayalı olarak sigortalıya rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takiplerine vaki itirazların İİK m. 67 uyarınca iptali istemlerine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle itirazın iptali davasının hukuki çerçevesinin ortaya konulması gerekir. İİK m. 67/1 uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini isteyebilir. İtirazın iptali davası, takip hukukuna özgü sonuçlar doğuran, maddi hukuk anlamında alacağın varlığının genel ispat kuralları çerçevesinde tartışıldığı bir eda davası niteliğindedir; davanın kabulü hâlinde itirazla duran takip kaldığı yerden devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2017). İİK m. 67/2 uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi hâlinde borçlunun, davanın reddi hâlinde ise takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklının, diğer tarafın talebi üzerine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesi öngörülmüş olup; öğreti ve yerleşik yargısal uygulamada borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi, alacağın likit, yani belirli veya borçlu tarafından belirlenebilir olması koşuluna bağlanmıştır. Alacağın varlığının ya da miktarının ancak yargılama sırasında toplanacak delillerle ve bilhassa bilirkişi incelemesiyle saptanabildiği hâllerde alacak likit sayılamaz ve borçlunun itirazı haksız görülse dahi icra inkâr tazminatına hükmedilemez. Uyuşmazlığın maddi hukuk boyutunu ise ...sigortasında sigortacının sigortalısına rücu müessesesi oluşturmaktadır. 2918 sayılı KTK m. 85/1 hükmü ile işletenin motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan sorumluluğu tehlike esasına bağlanmış, m. 91/1 hükmü ile de işletenlerin bu sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, trafik kazası mağduru üçüncü kişilerin uğradıkları zararların güvence altına alınması amacına yönelik, sosyal koruma karakteri ağır basan bir sorumluluk sigortası türüdür (Kender, Rayegân: Türkiye'de Hususî Sigorta Hukuku, İstanbul 2020; Ulaş, Işıl: Uygulamalı Sigorta Hukuku, Ankara 2012). Bu koruma amacının bir gereği olarak KTK m. 95/1 uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez; ancak aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Bu düzenlemeye paralel olarak, poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan ... Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4 maddesinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hâller sayılmış olup, maddenin (c) bendine göre tazminatı gerektiren olayın, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken sürücü belgesine sahip olmayan ya da geçerliliğini yitirmiş sürücü belgesine sahip kimseler tarafından sevk edilmesi sırasında gerçekleşmesi hâlinde sigortacı ödediği tazminat için sigortalısına dönebilir. Sigortacının bu talep hakkı, TTK m. 1472'de düzenlenen ve sigortacının ödediği tazminat oranında hukuken sigortalısının yerine geçerek zarardan sorumlu üçüncü kişilere yönelmesini ifade eden halefiyetten farklı olarak, bizzat sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigortalıya karşı, sözleşmeye ve kanuna dayanan bağımsız bir rücu hakkı niteliğindedir (Çeker, Mustafa: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na Göre Sigorta Hukuku, Adana 2014). Yerleşik içtihada göre sigortacının rücuen talep edebileceği tutar, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir (Yargıtay 4. HD, 06.04.2023, E: ..., K: ...; Yargıtay 4. HD, 12.03.2024, E: ..., K: ...; Yargıtay 17. HD, 11.02.2021, E: ..., K: ...). Rücu sebebi olarak dayanılan sürücü belgesizliği yönünden mevzuat çerçevesi şu şekildedir: KTK m. 36/1 uyarınca motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi yasaktır; m. 39 hükmü sürücü belgelerinin sınıflarına göre hangi araçların kullanılabileceğini düzenler. Dış ülkelerden alınan sürücü belgeleriyle ülkemizde araç kullanılması ise KTK m. 38 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 88 hükümlerine tabidir; buna göre dış ülkelerden alınan sürücü belgeleri ile ülkeye giriş tarihinden itibaren en fazla altı ay süreyle araç kullanılabilir ve bu sürenin sonunda belgenin ülkemiz sürücü belgesi ile değiştirilmesi zorunludur; anılan Yönetmeliğin 92. maddesi uyarınca ikamet izniyle ülkede bulunan yabancıların yabancı sürücü belgeleri karşılığı belgeyle değiştirilse dahi, bu kişiler Türkiye'de tescil edilmiş taşıtları bir kazanç karşılığı veya ticari amaçla süremezler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sürücünün sertifika sahibi olup ehliyet almaya hak kazanmış olsa dahi ehliyetini almadığı süre içinde araç kullanması hâlinde sürücü belgesiz araç kullanan kişi konumunda olduğunu ve bu sırada meydana gelen kazadan dolayı sigorta şirketinin üçüncü kişilere ödediği zarar bakımından sigortalısına rücu hakkının bulunduğunu kabul etmiş (Yargıtay HGK, 21.09.2021, E: ..., K: ...); aynı ilke Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarihli kararında da benimsenmiştir (Yargıtay HGK, 13.03.2015, E:..., K: ...). Özel daire uygulamasında da yurt dışından alınmış sürücü belgesinin mevzuatta öngörülen süre ve usulde değiştirilmemesi (Yargıtay 17. HD, 11.02.2016, E: ..., K: ...) ile kullanılan araç sınıfı bakımından yetersiz belge (Yargıtay 17. HD, 23.03.2009, E: ..., K: ...) hâlleri geçerli sürücü belgesinin yokluğu ile eş tutulmakta; sürücü belgesine ilişkin mevzuatın öngördüğü tüm usul ve şekil şartlarının gerçekleşmesi aranmaktadır. Belgenin bizzat düzenlendiği ülke hukukuna göre geçerlilik süresinin dolmuş olması hâlinde ise ortada artık hukuken geçerli bir sürücü belgesinin bulunmadığı, Genel Şartlar B.4/c bendinin açık lafzında yer alan "geçerliliğini yitirmiş sürücü belgesi" ibaresinin doğrudan bu durumu kapsadığı evleviyetle kabul edilmelidir. Delillerin değerlendirilmesinde esas alınacak ölçütler bakımından; trafik zabıtası tarafından görevleri kapsamında düzenlenen kaza tespit tutanakları, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir (Yargıtay 17. HD, 29.04.2019, E: ..., K: ...). Tutanağın aksini ileri süren tarafın bu iddiasını görüntü kaydı, görgü tanığı, teknik inceleme gibi somut ve denetime elverişli delillerle ispat etmesi gerekir; fiziksel varsayımlara dayalı soyut itirazlar tutanağın delil değerini ortadan kaldırmaz. HMK m. 282 uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; teknik tespitlerin hukuki sonuçlarının belirlenmesi ve özellikle uygulanacak faizin niteliği gibi hukuki sorunların çözümü münhasıran mahkemeye aittir. Faiz yönünden ise 6102 sayılı TTK m. 3 uyarınca ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerden olup, m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler dahi kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bulunan alacaklarda 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca alacaklının talebi hâlinde avans faizi uygulanır. Nihayet, zarar görenin kesinleşen Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına dayanarak başlattığı ilamlı icra takibi nedeniyle sigortacının ilam gereğince ödemek zorunda kaldığı asıl alacak, faiz, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden oluşan toplam tutar, rücu şartlarının gerçekleşmesi hâlinde sigortacının gerçek zararını oluşturur ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte sigortalıdan rücuen talep edilebilir (Yargıtay 4. HD, 07.05.2024, E:..., K: ...). Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, müvekkili sigorta şirketinin üçüncü şahsa ödediği tazminat bedelinin kendi sigortalısından rücuen tazmini istemiyle işbu davayı açtığı görülmüştür. Davalı şirkete ait ... plakalı aracın kaza tarihi olan 04.12.2023 tarihi itibariyle davacı sigorta şirketi tarafından...ile sigortalı olduğu, kaza neticesinde dava dışı ...'e ait ... plakalı araçta oluşan maddi zararların, poliçedeki araç başı maddi zarar 120.000,00 TL limitine kadar teminat kapsamında bulunduğu, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ...'ye 98.021,51 TL tutarında ödeme yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı olan davalının sürücüsünün kazaya karışan aracı kullanmaya yeterli ehliyete sahip olmadığı iddiası ile ... Sigortası Genel Şartları B-4/b hükmü uyarınca üçüncü kişiye ödenen bedelin davalıdan tahsili talep edilmektedir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümünün uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; dava konusu 04.12.2023 tarihi kazanın oluşumunda davalının maliki/işleteni olduğu ... plakalı aracın sürücüsü dava dışı ...'ün %100 oranında (asli) kusurlu olduğu, sürücünün kazaya karışan aracı kullanmaya yeterli ehliyetinin bulunmadığı, kaza tarihi itibariyle sürücünün söz konusu aracı kullanmaya yeterli ehliyeti bulunmadığı, davacı tarafından üçüncü kişiye yapılan ödemenin poliçe kapsamında ve limitlerinde olduğu, söz konusu ödenen bedelin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davacının ödediği tutarı sigortalı olan davalıya rücu edebileceği hususları tespit edilmiştir. .... Sigortası Genel Şartları'nın "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ödemede bulunan sigortacının hangi şartlar altında sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Buna göre ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre sigortalının ehliyetsiz veya alkollü araç kullanması durumunda sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır. ... İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 20.02.2026 tarihli müzekkere cevabında "... T.C. kimlik numaralı ...' ün MERNİS kayıtlarının tetkikinden; ... belge numaralı "A" ve "B" sınıflı ehliyetini ilk kez 09/08/2006 tarihinde aldığı, 10/10/2024 tarihinde yenilediği ve 10/10/2034 tarihine kadar geçerli olduğu..." belirtilmektedir. Sürücü, ...'ün A, A1, A2, B, B1, D1, F, M sınıfı sürücü belgesine sahip olduğu görülmektedir. ...'ün kullandığı ve kazaya karışan ... plakalı araca ait trafik tescil belgesinden; araç net ağırlığının 3.655 kg, azami yüklü ağırlığının 7.500 kg olduğu görülmektedir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.75/(g) bendindeki "g) C1 sınıfı sürücü belgesi azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramın üzerinde olan ve 7.500 kilogramı geçmeyen kamyon ve çekicileri kullanacaklara verilir." düzenlemesi doğrultusunda davaya konu 04.12.2023 tarihli kazada ... plakalı kamyonun sürücüsü olan ...'ün kamyon kullanabilmek için gerekli olan C1 sınıfı sürücü belgesine sahip olmadığı anlaşılmıştır. Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu ile ...Genel Şartları'nın B.4. maddesi uyarınca...'de sigortalı olarak görünen davalıya, üçüncü şahsa ödenen tazminatın rücu edilmesi şartlarının oluştuğu açık olduğundan açılan davanın kabulü ile davalının icra dosyasına ilişkin yaptığı itirazın iptaline karar verilmiştir. İcra inkâr tazminatı istemleri yönünden; davacının rücu alacağının varlığı ve miktarı, sürücünün kusur oranının, ödenen bedellerin gerçek zarara uygunluğunun ve bilhassa sürücü belgesinin geçerliliği ile buna bağlı rücu koşullarının ancak yargılama sırasında toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleriyle belirlenebilmiş olması karşısında likit nitelikte değildir; alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkâr tazminatı koşulları oluşmadığından bu istemin reddi gerekmiştir. Bu tespitler ışığında; rücu koşullarının her iki kaza bakımından da gerçekleştiği, takiplere konu asıl alacakların gerçek zararla örtüştüğü, işlemiş faiz kalemlerinin taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde yukarıda açıklanan tutarlarla sınırlı biçimde yerinde olduğu anlaşıldığından; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne, icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davalının ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 98.021,51 TL asıl alacak, 42.960,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 140.981,51 TL üzerinden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacağın likit olmaması nedeniyle davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 9.630,45-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.702,71-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.927,74-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 1.702,71-TL Peşin/Nisbi Harç, 27.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 375,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 29.693,11-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip e-imzalı
Hakim e-imzalı