Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2214 E. 2026/1701 K. – Haksız Rekabetin
Konu: Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi Ve Maddi-Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2214
- Karar No
- 2026/1701
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi Ve Maddi-Manevi Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2214
KARAR NO: 2026/1701
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2021
NUMARASI: 2018/161 Esas - 2021/1025 Karar
DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ....AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... AŞ'nin şubesinde ''...'' etiketli ve davacının özgün ürünü olan ''..." ibareli bardakların karışacak derecede benzerinin satıldığı bilgisine ulaştıklarını, ...markanın sahibi ... AŞ'ye, ek ... firmaları adreslerine ihtarname gönderildiğini, cevaben ... AŞ'den ilgili bardakların kendi üretimi olmadığı beyan edildiğini, diğerlerinin ihtara cevap vermediğini, 29/01/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ''.... A.Ş.'nin, 2014 yılının başından bu yana tüketicilerin beğenisine sunulan “...” ibareli “...” adlı özgün tasarımı ile karıştırılmaya yol açacak şekilde aynı tasarımın izinsiz olarak kopyalandığı ürünlerin üretilmesinin, satışa sunulmasının TTK'nın haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesi sebebi ile konusunda uzman kişilerden oluşan bilirkişiler marifeti ile anılan firmanın işyerinde inceleme ve delil tespiti yapılmasının talep edildiğini, nelik başvurumuz (EK.3) sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/291 D.İş sayısı ile delil tespiti yaptırılıp rapor alındığını, incelemenin davalı şirketin ... Şubesi ... Şubesi ...Şubelerinde yapıldığını, raporda da belirtildiği üzere davalının, davacının özgün iş mahsulü (tasarımı) olan, uzun yıllardan beri yurt içi ve yurt dışında sadece davacı tarafından satılmakta olup, ilk olarak davacı tarafından piyasaya arz edilen, tüketicinin tanıdığı ve benimsediği ürünlerin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerleri, yine davacının tasarımı olan “...” isimli tasarıma konu olan ürünler ile davalılar tarafından üretilen ve satışa sunulan taklit ürünlerin karşılaştırılmasından kolaylıkla görüleceği üzere söz korusu ürünlerde aynı ibareler ve aynı yazı karakterlerinin kullanıldığı ve sonsuz seçenek özgürlüğü olmasına rağmen yazı karakteri ve dizayn bakımından aynı şekilde ''...'' ibarelerinin kullanıldığı ürünlerin davalı ... tarafından üretildiğini, davalı ... .... AŞ tarafından satışa sunulduğunu, TTK. nun 55 1.a/ 4. Maddesine göre davalının, yazı karakteri ve dizaynı ile karıştırılmaya yol açacak şekilde hemen hemen aynı şekilde tasarlarımış ... barkodu ile “...” ibarelerinin kullanıldığı cam bardaklarını satmasının haksız rekabet olduğunu, bilirkişi raporu sunulduktan sonra davalı ... ... AŞ tarafından faturaların bilirkişiye teslim edildiğini, davaya konu ürünlerin diğer davalı olan ... tarafından üretildiğinin sabit olduğunu, davalıların hiçbir zorunluluk olmamasına rağmen yazı karakteri ve dizayn yönlerinden davacının ürünlerini taklit etmek suretiyle iltibasa sebebiyet verdiğini, meydana gelen iltibas nedeni ile davacının belli bir kardan yoksun kalabildiğini, davalının da haksız bir kazanç sağladığını, özgün yazı karakteri ve dizaynı ile karıştırmaya yol açacak şekilde tasarlanmış ... barkodu ile “...” ibarelerinin kullanıldığı cam bardakların ne kadar ve hangi miktarda satıldığı konusunda davalıların ticari defterlerinde yerinde inceleme yapıldığında da müvekkilin mahrum kaldığı kar hakkında bir fikir sahibi olunabileceğini, ileri sürerek, davalıların, davacının özgün tasarımı olan ''...'' ibareli ''...'' ile iltibasa neden olacak şekilde ''...'' ibarelerin kullanıldığı ürünlerin satışa sunulması şeklindeki haksız rekabet sayılan fiilleri nedeni ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile (şimdilik) 5.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırarak 30.680,01 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı ....AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının bahse konu kendisine ait olduğunu iddia etiği tasarımın TPE nezdinde tescilli bir tasarım olduğuna ilişkin olarak herhangi bir ibare mevcut olmadığını, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafından iddia edilen "..." isimli çay bardaklarına ilişkin olarak hak sahipliği yönünden herhangi bir belge sunulmadığını, haksız rekabet için gerekli olan şartların iş bu dava bakımından mevcut olmadığını, söz konusu ürünün harcıalem olduğunu, davacının kendi internet sitesinde bile yer verilmeyen bir ürünün kendilerine ait olduğu iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, "..." markasının hak sahipliği tespit dosyasında taraf olarak gösterilen ... AŞ'nin iş bu dava dosyasında davalı olarak yer almamasının hatalı olduğunu ve bu konuda itiraz ettiklerini, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi-manevi tazminat talebi ve rekabete konu ürünlerin satışının durdulması istemine ilişkindir. ... davacı tarafından piyasada satışa sunulan ürünün davalı ... tarafından üretilmek, diğer davalı ... tarafından satışa sunulmak da olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık üzerinde ..., demli, açık ibareli çay bardağının aynı nitelikte ve iltibasa yol açacak şekilde üretilip satılmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususundadır.
6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanununun 55. Maddesinin "a) dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" kategorisinin (4) numaralı alt bendinde, yanıltıcı duruma( karışıklığa veya karıştırılmaya) yol açma(iltibas ve iktibas) fiili, "başkasının malları, işürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde ifade edilmiştir.
Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, özellikle başkasının haklı olarak kullandığı, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak haksız rekabettir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/11-396 Esas 2010/371 Karar sayılı emsal ilamında da belirttiği üzere, ekonomik ve ticari hayatta herkes, ahlak ve objektif iyi niyet kurallarına uygun bir şekilde hareket ederek, ancak kendi emek ve gayreti ölçüsünde bir kazançla yetinmelidir. Bir tacirin kendi emek ve gayretine dayanan kazancı, gerek ahlaki gerekse kanuni yönden meşrudur.
Fakat bir kimsenin en ufak bir yorgunluğa ve zahmete girmeden bir başkasının yıllar yılı didinip alın teri ve göz nuru dökmen suretiyle ancak meydana getirdiği ve tamamen kişisel emek ve gayretinin ürünü olan çalışmasına ortak olması hali, hem ahlak kurallarına bir aykırılık oluşturur ve hem de haksız rekabeti meydana getirir, Bu şekilde bir haksız rekabet “parazit-tufeyli' rekabet olarak nitelendirilir. Bir başkasının yıllarca çalışmak suretiyle ancak elde edebildiği emek ve şöhretine el atmak suretiyle -deyim yerindeyse- onun sırtından para kazanmak isteyen kimsenin hareketi, kendi emeğine dayanmadığı için, ahlak kurallarına ve kanun hükümlerine göre, haksız rekabettir.
Mahkememizce tüm deliler toplanmış alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Alınan ilk rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli görülmeyerek takdiri mahkememize ait olmak üzere ikinci heyetten rapor alınmış, mali incelemeleri ile de ayrıntılı ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan ikinci rapor hükme esas alınmıştır.
Somut olay da davacı tarafından çay bardaklarının üzerine yerleştirilen “açık, demli, ...” ibarelerinin siyah çay ürünü için genel nitelikte tanımlamalar olmakla bu ibareler kimsenin tekeline verilemeyecektir. Bu halde ibarelerin haksız rekabet hukuku bağlamında iş ürünü olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Ancak bir eylemin TTK m. 55'de sayılan hallerden birine girmemesinin bu eylemin haksız rekabet teşkil etmeyeceği sonucunu doğurmayacaktır. Söz konusu eylemin TTK m. 54 kapsamında da değerlendirildiğinde ise Yargıtay HGK emsal ilamında da belirtildiği üzere emek ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. Davacının çay bardakları üzerine uyguladığı ibarelerin genel görünüm itibariyle çok benzerinin davalı tarafça yine çay bardakları üzerinde kullanıldığı, davalının davacı ürünlerinin piyasaya arz edilmesinden sonra bu eylemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.
Davalının bu eylemi ile davacıya ait bir çalışmanın, harcanan bir emeğin neticesinde oluşturulan bir üründen yetkisiz yararlanıldığı sonucunun doğabileceğini, bu yönüyle davalı eyleminin TTK m. 54 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda mali bilirkişi incelemesi ile davacının maddi zararının 30.680,01-TL olduğu tespit edilmiş, davalıların eyleminin aynı zamanda bir haksız fiil teşkil ettiği, dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden davacı tarafça haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi isteyebileceği, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde de hükmedilecek tazminat tutarlarına 01/02/2016 tespit tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi talep ettiği, o halde somut uyuşmazlık yönünden davacı yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarına, 01/02/2016 tespit tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; haksız fiil sonrası kişinin uğradığı manevi acı ve ıstırap karşılığı hak sahibi manevi zararının tazminin isteyebilecektir.
Mahkeme hak sahibinin uğradığı manevi elem ve ticari hayattaki güven zedelenmesinin karşılığında manevi zararı genel hükümlere göre belirleyecektir. Hak sahibi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabileceğinden tüzel kişiler de manevi zararının giderilmesini isteyebilirler. Bu davada kusur ve manevi zararın varlığı aranır. İspat külfeti iddia eden yani hak sahibi davacıdadır. Manevi tazminat zenginleşme amacı sağlamamakla birlikte zarara uğrayanda manevi huzuru sağlayacak oranda ve karşı tarafa da caydırıcı etki bırakacak oranda olmalıdır. Manevi tazminatın miktarını hakim takdir edecektir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ).
Somut olay da davalılar haksız rekabet fiilini işlemekle kusurlu oldukları, bu halde davacının uğradığı manevi zararı gidermesi gerektiği, davacının talebinin 10.000,00-TL olduğu, bu miktarın ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davalıların kusurlu olması, taraflar şirket olmakla birlikte davacıyı zenginleştirmeyeceği gibi davalılara da caydırıcı etki bırakacağı, olayın ağırlığı ve davacının itibarının zedelenmesi ile uygun olduğu nazara alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olarak tespitine, haksız rekabetin menine, satışın yasaklanmasına, maddi tazminat talebininin kabulü ile 30.680,01 TL'nin 01.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 01.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra TTK m. 59 uyarınca Türkiye genelinde dağıtılan ve trajının 50.000 üzerinde olan bir gazetede bir kez yayınlanmasına, ilan masraflarının davalılara ait olmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ....AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ....AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin çok sayıda markalı ürünü kendi çatısı altında toplayan bir alışveriş merkezi olup hangi ürünün asıl hak sahibinin kim olduğunun tarafınca bilinemeyeceğini, aynı zamanda davalı müvekkili şirketin, ürünün üretiminde, tasarımında herhangi bir katkısı olmadığını, müvekkilinin iltibas yarattığına dair bir fiil eylemi olmadığı gibi böyle bir kastı dahi bulunmadığını, davacı tarafça davalılar tarafından karıştırılmaya yol açacak şekilde tasarlandığı ve satışa sunulduğu iddia olunan cam bardakların Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli bir tasarım olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığını, ihtilafa konu bardağa ait herhangi bir tasarım tescili olmayan davacının, piyasada binlerce yazılı çay bardağı bulunmasına rağmen bardağın tasarımının anonim olmadığını iddia ettiğini, bu şekilde bir iddiada bulunan davacı tarafın bardağın tasarımının anonim olmadığını gösterir herhangi bir emare ya da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tasarım tescil vesikası dosyaya sunulmadığını, davacının, öncelikle özgün bir tasarım olduğunu, dava konusu ürüne dair tasarım tescil belgeleri ile ispatlamak zorunda olduğunu, ancak ispatı olamayan, anonim ürün statüsündeki bardaklar nedeniyle söz konusu davanın açılması ve hukuki şartları oluşmayan maddi manevi tazminatları talep edilmesi son derece haksız olduğunu, tasarım ihlalinde tasarımın yeni ve ayırt edici nitelikte olması gerektiğini, bir tasarımın koruma şartlarını taşıyıp taşımadığını tespit etmek için de aynı sektördeki tasarımların tespit edilmesi, incelenmesi gerektiğini, tasarım hakkı ihlalinde tasarımın yeni ve ayırt edici özelliklerinin tespit edilerek bu unsurlar ihlali gerçekleştirdiği iddia edilen tasarımı karşılaştırılması gerektiğini, müvekkilinin hipermarket sektöründe olduğunu, müvekkilinin tedarik etmiş olduğu ürün sayısı ve çeşidi binlerce olup, ürünlerin ayırt edici özelliklerini bilebilecek bir durumda olmadığını, cam sektöründeki gelişmeleri ve ürünlerin modelini, rengini ayırt etmesi dahi beklenemeyeceğini, müvekkilinin ürünleri davalı ...' tan satın aldığını, iyi niyetli alıcı konumunda olduğunu, herhangi bir kötü niyet, haksız kazanç elde etme gibi bir kastı bulunmadığını, satılan ürünlerin ambalajları iddia olunandan başka bir firma olup, .... ... olarak geçtiğini, davacının iddialarını kabulü anlamına gelmemek kaydıyla ürünleri satın alan müşteriler herhangi bir karışıklık veya iltibas nedeni ile karşılaşmayacağını, ...markasının hak sahipliğinin bulunması nedeniyle davalı olarak gösterilmemiş olmasının hatalı olduğunu, hipermarketler işletmecisi olan ve yüzlerce farklı kalemde binlerce farklı ürünü satışa sunan müvekkili firma ile cam sektöründe faaliyet gösteren davacı firmanın aynı sektörde faaliyet göstermediğini, haksız rekabetin söz konusu olmadığını, haksız rekabetin oluşması için doğrudan bir ürünün satılması, pazarlanması ve/veya üretilmesi yeterli olmadığını, müvekkilin bu ürünlerin gerçek hak sahibini bilmesi mümkün olmadığını, zira ihtilafa vaki bardağa ait Türk Patent Ve Marka Kurumu'nda herhangi bir tescil bulunmadığını, tasarım tescillerinin tutulduğu resmi sicilde dahi tescili bulunmayan bir tasarımın binlerce ürünün satışını yapan müvekkili firma tarafından bilinmesini beklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu, nitekim ilk derece mahkemesinde görülen dosyada 12.04.2019 tarihinde tebliğ olunan bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, söz konusu sözcüklerde davacının hak sahipliği dahi bulunmadığını, bu sözcüklerin başka markalardaki binlerce bardaklarda yer aldığını, davacının ıslah dilekçesi vermek suretiyle netice ve talebini genişletmesine ve değiştirilmesine muvafakat etmediklerini, davacı yanın dava dilekçesindeki talep ve sonucuna göre hiç bir surette kabul anlamına gelmemesi kaydı ile raporda 2016 yılı için 12.783,69 TL hesaplama yapıldığını, kabul anlamına gelmemesi kaydı ile, tüm itirazları tekrarla davacının ıslah talebindeki maddi tazminat talebinin işbu davada dinlenebilirliğinin bulunmamasının ilk derece mahkemesince dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, davacı yanın ıslahı, dava dilekçesindeki talebinden farklı, talep ve sonucun değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, fahiş ve hatalı olduğunu, Yargıtay 11. HD. Tarih: 13.06.2017 ve Esas: 2016/1124 Karar: 2017/3694 sayılı kararında,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında kabul gördüğü üzere herhangi birisi yararına tescilli bir sınai hak konusu olmayan ürünün kim tarafından üretildiği, tanıtımında büyük emek ve para harcandığı hususu belirlenerek üstün hak sahibi olup olmadığı tespit edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi böyle bir tespitte bulunulmadığını, ilk derece mahkemesi bu davranışıyla dava konusu bardağı adeta davacının tescilli tasarımı gibi kabul ederek yanlış hüküm kurduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ....AŞ vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili; davacı tarafından satılan ve ilk olarak davacı tarafından piyasaya arz edilen, tasarımı olan ''...'' isimli tasarıma konu olan ürünler ile davalılar tarafından üretilen ve satışa sunulan taklit ürünlerde aynı ibareler ve aynı yazı karakterlerinin kullanıldığını, sonsuz seçenek özgürlüğü olmasına rağmen yazı karakteri ve dizayn bakımından aynı şekilde '' ...'' ibarelerinin kullanıldığı ürünlerin davalı ... tarafından üretildiğini, davalı ... .... AŞ tarafından satışa sunulduğunu, TTK'nın 55 1.a/4 maddesine göre davalının, yazı karakteri ve dizaynı ile karıştırılmaya yol açacak şekilde, neredeyse aynı şekilde tasarlanmış ''...'' ibarelerinin kullanıldığı cam bardakları satmasının haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TTK'nın 54/2. maddesinde haksız rekabet ''Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.'' şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin ilk fıkrasında ise haksız rekabet kurumunun amacının, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak belirlenmiştir. Görüldüğü gibi, yasada dürüstlük kuralına uygun yapılacak bir rekabete ilişkin bir yasaklama yahut yaptırım bulunmamakta, aksine düzgün rekabet ortamının oluşturularak, haksız rekabetin önlenmesi amaçlanmaktadır.
Yasadaki genel haksız rekabet tanımından sonra, TTK'nın 55.maddesinde, tahdidi olmamak kaydıyla bazı özel haksız rekabet hâlleri örnek olarak sayılmıştır. Davacı, iddiasını TTK'nın 55/1.a.4 maddesinde düzenlenen "başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" hukuki nedenine dayandırmıştır.
Davacı, ''...'' isimli tescilsiz tasarıma konu olan çay bardağı üzerinde kullandığı ibarelerin aynısının ve aynı yazı karakterinin davalıların üretip satışa sunduğu '' ...'' ibarelerinin kullanıldığı ürünlerin davalılarca üretilip satılmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmektedir. İlk derece mahkemesince, emek ilkesi kapsamında değerlendirme yapıldığı, davacının çay bardakları üzerine uyguladığı ibarelerin genel görünüm itibariyle çok benzerinin davalı tarafça yine çay bardakları üzerinde kullanıldığı, davalının davacı ürünlerinin piyasaya arz edilmesinden sonra bu eylemi gerçekleştirdiği, davalının bu eylemi ile davacıya ait bir çalışmanın, harcanan bir emeğin neticesinde oluşturulan bir üründen yetkisiz yararlandığı, bunun da haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK m. 54/1 hükmünde dürüst ve bozulmamış bir rekabetten söz edilmektedir. Hangi durumda bir rekabetin dürüst ve bozulmamış olarak nitelendirileceğinde kullanılacak kriterlerden biri de ''emek ilkesi''dir. Yargıtay içtihatlarında, emek kavramının işletmesel çaba, birikim ve yatırım olarak tanımlandığını, rakibinin emeğinden haksız bir şekilde kazanç sağlanılmasını dürüstlük kuralına aykırı ticari yöntem ve uygulama olarak görerek bunun haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiştir. Bu sebeple ilk derece mahkemesi kararında isabetli şekilde belirtildiği üzere, davacının çay bardakları üzerine uyguladığı ibarelerin genel görünüm itibariyle çok benzerinin davalı tarafça yine çay bardakları üzerinde kullanıldığı, davalının davacı ürünlerinin piyasaya arz edilmesinden sonra bu eylemi gerçekleştirdiği, ürünlerin birbirine oldukça bezediği anlaşıldığından davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki tespiti doğru olmuştur.
HMK'nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebilir. Bu nedenle HMK'nın 266. maddesine göre bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulan maddi tespitlerin yapılmasından sonra, tespit edilen hususların hukuki değerlendirilmesi, hâkim tarafından yapılacaktır. Bu bakımdan alınan bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yazılı gerekçeyle karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Ürünün tescilsiz olması TTK kapsamındaki haksız rekabet hükümleri uyarınca belirlenen korumadan yararlanamayacağı anlamına da gelmemektedir.
Haksız rekabet eyleminin mevcudiyetinden bahsedilebilmesi için haksız rekabet edenin yarar sağlaması gerekmediği gibi kendisine atfedilecek bir kusurun varlığı veya eylem nedeniyle zararın gerçekleşmiş olması aranmamaktadır. Kusur ancak tazminat talepleri bakımından önem taşımaktadır. Somut olayda, istinaf eden davalı tacir olup ticari faaliyetlerinde basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, istinaf eden davalının söz konusu ürünü diğer davalıdan satın alıp şubelerinde bulundurup satması haksız rekabet teşkil edecektir.
Bu bakımdan davalının kusuru bulunmadığından bahsedilemeyecektir. TTK'nın 56/1-d maddesine göre haksız rekabet hallerinde davalının kusurlu olması şartıyla ortaya çıkacak zarar ve ziyanın tazmini mümkündür. Madde hükmünde ayrıca d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkimin, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği de belirtilmiştir. Haksız rekabet sonucunda zarara uğrayan davacı, zarara uğradığını, ve zararın varlığını ispatla yükümlüdür. Uğranılan zararı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zarar miktarının hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK50/2).
Her ne kadar davalı ... AŞ vekili maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamaya itiraz etmiş ise de, 29.09.2021 tarihli ek raporda bilirkişilerce, davalı şirketten temin edilen maliyet muhasebesi verilerine göre davaya konu verilerine göre davaya konu 42.381 ...'nin bu davalı şirkete giren ilgili yıl, miktar, çıkan miktar, kalan miktar, brüt birim fiyatı, net birim fiyatı, brüt tutar, net tutar, giren maliyet değer, çıkan maliyet değer, kalan değer ve bunların sonucunda ilgili yıldaki kar veya brüt maliyet farkı çıkarıldığı, daha sonra davalı ... ... AŞ'nin ilgili yıldaki gelir tablosu verileri ile dönen net kar oranının hesaplandığı bu hesaptan vergi ve diğer yasal yükümlülüklerin çıkarıldığı, buradan hareketle kar veya maliyet farkına dönem net karı oranıyla çarpılarak davalı istinaf eden şirketin davaya konu ince belli bardaktan elde ettiği net karın hesaplandığı, yani, vergi sonrası bu kârın davacı şirketin kazancından imtina etmiş olacağı miktar olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre mahkemece hesaplanan bu miktar üzerinden maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup bilirkişi raporu ile tespit edilen bu bedel üzerinden bedel arttırım dilekçesi sunarak maddi tazminat talebini arattırmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden aksi yöndeki davalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı ....AŞ vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı ....AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ....AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı ....AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.084,14 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi