Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/380 E. 2026/1184 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/380
- Karar No
- 2026/1184
- Karar Tarihi
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/380 KARAR NO : 2026/1184
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ........... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ................ NUMARASI : ......./...... Esas - ....../..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2025 BAM KARAR TARİHİ : BAM KARAR YAZIM TARİHİ :
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ................ tarihinde sonradan olay yerinden ayrılıp sürücüsü tespit edilemeyen davalı .......'e ait ............... plakalı araç ile çarpışması sonucu savrulan davalı sigorta şirketi nezdinde .............'si olup, davalı ....... ait olan davalı ......... idaresindeki ............ plakalı aracın bu savrulma sonucu davacıya ait olan park halindeki .......... plakalı araca çarpması şeklinde ......... ilçesinde Kipa ..........açık otoparkında maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, kaza neticesi davacının aracında hasar ve değer kaybı oluşup, tamir boyunca aracından mahrum kaldığını, zararın tazmini için davalı ............... A.Ş.'ye ödeme için başvurulsa da hasar ve değer kaybının eksik ödendiğini, davalı araçların kusurlu olduklarını, davacının aracında hasar zararı, değer kaybı, araç mahrumiyeti ve çekici masrafı oluştuğunu belirterek, bu bedellerin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili .............. tarihli ıslah dilekçesi ile; hasar bedelini 71.956,01-TL'ye, değer kaybı tazminatını 58.042,03-TL'ye, araç mahrumiyeti tazminatını 18.567,45-TL'ye, çekici ücretini 3.000,00-TL'ye yükselttiklerini belirterek, harcını ikmal ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalılar ....... ve ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kazanın meydana gediği ...........'de görülmesi gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, kendilerine kusur yüklenemeyip asıl kusurlunun davacı olduğunu, davacının zararlarının ....... şirketince giderildiğini, ileri sürülen zarar kalemlerine ilişkin talep koşullarının oluşmadığını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur. Davalı ................ A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafa 13.957,97 TL değer kaybı, 13.423,99 TL hasar onarım bedeli ödemeleri yapıldığını, davacıya ait araçta parça ve işçilik yapılmadığından değer kaybı oluşmadığını, aracın önceden kazası bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, poliçe tanzim tarihine göre değer kaybı hesaplamasında ve diğer taleplerde Genel Şartlar'ın dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hasar onarım taleplerinin haksız olduğunu, müvekkil şirketin sadece gerçek zarardan sorumlu olduğunu, en az %30 parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, araç mahrumiyetinin teminat kapsamı dışında tutulduğunu, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusurun araştırılması gerektiğini, temerrütün kaza tarihinden değil ihbardan 45 gün sonra olduğunu, faiz türünün avans değil yasal faiz olması gerektiğini araç ticari olmadığından ve Şirkete usulünce başvuru olmadığından kaza tarihinden ticari faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı .........'nin cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: "...Davanın kabulü ile; 1-Değer kaybına yönelik 58.042,03-TL tazminatın; davalılar ...... ......, ....... .......... ve ....... .......... yönünden kaza tarih olan ............. tarihinden, davalı ................. A.Ş'den temerrüt tarihi olan ............ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Hasar bedeline yönelik 71.956,45-TL tazminatın; davalılar ...... ........, ....... ........ ve ...... ....... yönünden kaza tarih olan ............. tarihinden, davalı ................ A.Ş'den temerrüt tarihi olan ............ tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-İkame araç bedeline yönelik 18.567,45-TL tazminatın; kaza tarihi olan 16.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ......., ....... ........ ve ....... .........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Çekici bedeline yönelik 3.000,00-TL tazminatın; kaza tarihi olan 16.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....... ......, ....... ........ ve ...... ..........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine..." karar verildiği görülmüştür. C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalılar ....... ve ....... vekili ve davalı .......... A.Ş. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalılar ....... . ve ........ vekilince sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kazada %75 oranında asli kusurlu olduğu tespit edilen firari sürücünün ani manevra yaparak müvekkilinin aracına çarpmasıyla zincirleme olarak meydana geldiğini, müvekkiline atfedilen %25 tali kusurun kazaya sebep olan firari sürücünün eylemi karşısında orantısız derecede yüksek olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hasar bedeli hesaplamasında yedek parça ve işçilik iskontolarını yeterince uygulamadığını, aracın kaza öncesi hasar geçmişi, kilometresi ve piyasa rayiç değerleri arasındaki farkın tespiti için denetime açık emsal satış ilanlarını gözetmediğinden değer kaybı hesaplamasının denetime elverişsiz olduğunu, davacının aracından mahrum kaldığı süreyi ve ikame araç kullanma zorunluluğunu somut delillerle ispat edemediğini, Mahkemenin kusur oranları arasında fahiş dengesizliğe (%75-%25) rağmen, müvekkilleri ...... ve ........'u, tüm tazminat kalemlerinden diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmasının TBK'nın ilgili hükümleri ve hakkaniyet gereği açıkça hukuka aykırı olup bu davalıların sadece kazadaki kendi kusur oranları olan %25 ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kendileri hakkında reddini yada talepleri doğrultusunda düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı .............. A.Ş. vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda ayrıntıları belirtilen cevap dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; kararda kusur tenzili yapmaksızın hakkaniyete aykırı karar verildiğini, Diğer davalılar ile müvekkil şirket, sigortalı araç sürücüsü ile birlikte müteselsilen kusurlu olsa da, .................. plakalı araç ile aralarındaki ilişkinin haksız fiil tazminatına ilişkin olup sözleşmesel ilişki bulunmadığından; müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca kusur oranında olacağını, %30 oranında parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerekirken bu hususun değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğu bulunmayıp KDV dahil hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin poliçe limiti ile ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kendileri hakkında reddini talep etmiştir. Davacılar vekilinin davalıların istinafına karşı ayrı ayrı sunduğu cevap dilekçelerinde özetle; KTK'nın 88.maddesi ve Yargıtay içtihatlarından trafik kazasından kaynaklı olarak açılan bir tazminat davasında davacı tarafça, ortaya çıkan zarardan davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talep edilmişse, davalıların kusur oranlarına bakılmaksızın tüm davalılar zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduklarını, kusurları %25 olarak tespit edilen davalıların, bu durumu ancak kusurları oranında payına düşen tutardan fazla bir ödeme yapmaları halinde iç ilişkide kusuru daha fazla olarak tespit edilen diğer davalıya karşı rücu ederken ileri sürebileceklerini, gerçek zarar ilkesi uyarınca KDV'nin de zarara dahil olduğunu, anlaşmalı servislerle sigorta şirketi arasındaki iskonto anlaşmalarının müvekkilleri yönünden bağlayıcı olmadığını, bu hususların Yargıtay içtihatları ile belirlendiğini, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek, davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. D-)DELİLLER: ............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......... T. ......./....... E. ....../....... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ; Dava, maddi hasarlı zincirleme trafik kazasından kaynaklı; araçtaki hasar bedeli, değer kaybı, araç mahrumiyet zararı ile çekici bedelinin; davalı sürücü, araç malikleri ile davalı aracının ........... sigortacısından tahsili talebine ilişkin açılan kısmi davadır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, ilk derece mahkemesinin inceleme konusu kararında tarafların iddia ve savunmalarının özeti yerine dava ve cevap dilekçelerinin "kopyala-yapıştır" şeklinde karara aktarılması, karar başlığında taraf vekillerinin adresinin gerekçeli kararın yazım tarihinin yazılmaması, HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de belirtilen eksikliklerin düzeltilmesi mümkün olduğundan, anılan hususu eleştirilmekle yetinilmiştir. Davacıya ait olan ........... marka ........ model ............. tip, ......... dizel, .......... renkli otomobil park halinde iken, davalı ..........'e ait olup firari sürücü idaresindeki ................ plakalı otomobilin ........ Avm açık otoparkında park etmek için gidişe göre soldan sağa doğru dönüş yaptığı esnada, sağ şeride geldiğinde, yine aynı yol kesiminde arkasından gelen ve doğru olarak sağ şeritte ilerleyen, davalı ....... .......'ya ait olup sürücüsü .............. olan ................... plakalı otomobilin, gidiş şeridini kapatması nedeniyle çarpışmaları, çarpışmanın şiddetiyle savrulan ............... plakalı otomobilin ön kısımlarıyla park halindeki ............... plakalı park halindeki aracın ön kısmına çarpması, bu çarpmanın etkisi ile bu aracın da hareketlenerek davacıya ait park halindeki araca çarpması şeklinde dört aracın karıştığı zincirleme maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, davacı tarafça araçtaki hasar onarım bedeli, değer kaybı, ikame araç bedeli ile çekici ücreti talepli eldeki davanın açıldığı, davalı Şirketin sigortalısı .........'a ait araç sürücüsü .........'a kusur yüklenemeyeceğinden davanın reddini savunduğu, diğer davalılardan ...... ve ....... vekilinin kusurlu olmadıkları şeklinde davanın reddini savunduğu, diğer davalı ...............'in cevap sunmadığı, mahkemece ıslah edilen davanın kabulüne hükmedilmiş, hükmün davalı ............... A.Ş. vekili ve ....... ile ......... vekilince istinaf edildiği anlaşılmıştır. Davalılar vekilleri istinaflarında; kusura, tazminat kalemlerine ve müteselsil sorumluluk hükmüne itirazlarını ileri sürmüşlerdir. Davaya konu olayın yukarıda açıklandığı şeklinde meydana geldiği, kazada kollukça düzenlenen kaza tespit tutanağı bulunduğu, ............... plakalı otomobilin firari sürücüsünün KTK'nın dönüş kurallarından "sağa dönüş işareti verme mecburiyeti", "dar bir kavisle dönüş yapma mecburiyeti" kuralı ile "sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmalarının yasak" olduğu şeklindeki araç manevra kurallarını ihlal ettiğinden kazada %75 oranında kusurlu olduğundan araç maliki davalı Gülçin'in aynı oranda kusurlu sayılacağı, 59 AIM 958 plakalı otomobil sürücüsü Yusuf ŞAHİN’in; KTK'nın 52/a maddesindeki "aracın seyri sırasında, aracını yol ve trafik koşullarına uygun sürme" kuralının ihlal ederek frenleme ve manevrayı zamanında yapmadığından kazada %25 oranında kusurlu olduğu, araç maliki Aydın AVCI’nın da aynı oranda kusurlu sayılacağı, davacıya ait 34 BPC 809 plakalı araç ile dava dışı 34 NT 5893 plakalı park halindeki otomobillerin kazada etkilerinin bulunmadığından kusursuz olduklarının belirtilmesine göre, bu tespitin dosyadaki kroki, kaza anının sonrasında olay yerinde ve araçların hasarlanan kısımlarının fotoğrafları, beyanlarla ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, kusur bilirkişi raporunun yeterli inceleme ve değerlendirme içerdiği, kazanın oluşumuna da uygun düştüğü anlaşılmış, Mahkemenin kusur kabulü isabetli olmuş, aksi yönlü davalılar istinafı yerinde görülmemiştir. Davalılar sorumluluklarına müteselsil olarak değil kusurları oranında hükmedilmesi gerektiğini istinafa getirmişlerdir. 2918 sayılı KTK'nın "Zarar verenlerin birden fazla olması" başlıklı 88.maddesinde; "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur." hükmü mevcuttur. Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar TBK'nın 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (TBK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur. (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. Bu açıklamalara göre somut olayda; davacı, müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türü olup kazaya kusuru ile neden olan tüm araçların sürücü/işleten/trafik sigortacıları meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Davacı vekili açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalılar ve sigorta şirketinin de zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiği KTK 85/1, 88/1 ve TBK 61.maddelerine uygun olarak davalıların mütelselsilen sorumlu tutulmaları doğru olmuştur. Davalılar KDV'den sorumlu olmadıklarını ve iskonto uygulanmadığını ileri sürseler de, Yargıtay 4.H.D.'nin 2025/16103 E. 2026/4399 K. sayılı ilamında; "...dosya kapsamında alınan sigorta eksperi bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hüküm kurmaya elverişli olmasına, gerçek zarar ilkesi gereği davalının iskontosuz orijinal yedek parça bedeli ile KDV'den sorumlu olmasına..." denilerek, davalıların sorumluluğunda KDV dahil bedelle ve iskontosuz hükmedilmesi gerektiğine işaret edildiğinden, bu yönlü istinaf sebebi de yerinde değildir. Yine davalı sigorta şirketi faiz türü ve faiz başlangıç tarihini istinafa getirmiş ise de; davalılar aleyhine yasal faize hükmedildiği, temerrüt tarihi bakımından da sigorta şirketi için kaza tarihi olan 16/11/2024'den değil, 08/01/2025 tarihinden faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 06/08/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen kısmında; dosyada içeriğinde ekspertiz raporu bulunmadığı, araçta oluşan hasarın sol ön çamurluk, sol ön çamurluk dodik, sol ön tampon ayağı, ön sol davlumbaz, sol ön amortisör, sol ön salıncak, sol ön taşıyıcı, sol tor mili, sol far olmak üzere parçalarının hasar aldığı anlaşılmıştır. Hasar bedeli bakımından; bu hasarlanmaya göre 37.350,00 TL yedek parça, 42.000,00 TL kaporta boya ile 6.000,00 TL mekanik işçilik olmak üzere toplamda KDV dahil toplam bedelinin 85.380,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketince bu bedelin 13.423,99 TL'sinin ödendiği, 71.956,01 TL hasar onarım bakiyesinin bulunduğunun belirtildiği, yapılan parça ve işçilik bedellerinin kaza nedeniyle meydana gelen hasarı gidermeye yönelik olduğu ve fatura tutarının piyasa rayiçleriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Çekici yönünden; dava konusu aracın maruz kaldığı kaza neticesi aldığı hasar nedeniyle atölyeye kendi imkanları ile gitmesinin söz konusu olmayacağı için çekici yardımı kullandığı, çekici ücretinin ise dosyada mevcut faturaya göre KDV dahil 3.000 TL olduğunun belirtildiği, 2024 yılı kasım ayı için bu ücretin ekonomik koşullara ve piyasa rayiçlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. İkame araç bedeli tazminatı bakımından; aracın normal şartlarda tamirhaneye geldikten sonra 3 takvim gününde aracın sökülüp parça tespiti, parçaların siparişe bağlanması ve temini, 7 günde onarım. boya ve toplama süresi olduğu, onarımı tamamlanıp 10 günde teslim edilebileceğini, güncel ilanlarda 2.250 TL günlük kiralama bedeli olduğu, TÜİK-ÜFE endeksi yolu ile kaza tarihine gidilerek yakıt ve amortisman bedelinin araç kiralama bedelinden düşülmesi sonrası davacının talep edebileceği araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi itibariyle 18.567,45 TL olduğu belirtilmiştir. Değer kaybı bedeli bakımından; aracın maruz kaldığı 16/11/2024 tarihindeki kaza neticesi, araçta oluşan ve değer kaybına esas teşkil eden son ön çamurluk değişimi ve sol ön kapıdaki onarım ve boya işçilikleri olduğu, dava konusu aracın öncelikle güncel olarak aynı hasarları gözönüne alınarak araçta meydana gelen değer kaybı tespit edilip, Türkiye Sigortalar Birliği kasko arşivinden yararlanılarak geriye yönelik kaza tarihindeki değer kaybının tespit edileceğini, dava konusu aracın güncel TSB kasko değerinin 1.171.678 TL, aracın kaza tarihindeki TSB kasko değerinin 1.062.091 TL, buna göre kasko değişim oranının 0,906470 olduğunu, güncel olarak değer kaybının görüşüğü araç alım satımı yapan firmaların tekliflerine göre 2018 model tramer kaydı bulunmayan araçta değer kaybı ortalamasının 80.000 TL olduğunu, kasko değişim oranına göre endeksleme yolu ile kaza tarihindeki değer kaybının 72.000 TL olduğunun belirlenip, Mahkemece bu bedellere itibar edildiği görülmüştür. Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış (davaya konu kazadan önceki mevcut durumu) haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli, kaza tarihinden önce varsa hasar kayıtları ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak, aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değerinin tespitiyle aradaki fark gözönüne alınmalıdır. Bilirkişi tarafından bu kapsamda tanzim edilecek raporda da, araçta oluşacak değer kaybı kaza tarihi itibariyle tespit edilmeli, raporun da taraflarca ve mahkemece denetlenebilir olması önemlidir. Yargıtay 4. H.D. tarafından benimsenen ilke ve yöntemler çerçevesinde, zarara ve aracın durumuna, ikinci el değerine ilişkin somut hiçbir tespit ve değerlendirme içermeksizin, belirlenen araç değer kaybına ilişkin raporlar hükme esas alınmamalıdır. Ayrıca davacı talebinin aksine, davalı noterdeki satış bedeli ile değil, gerçek zarardan sorumludur. (Yargıtay 17.H.D.'nin 11/06/2015 T. 2015/194 E. 2015/8549 K. sayılı ilamı) Bu açıklamalara göre; davacı aracının değer kaybı bedeli ve araç mahrumiyet bedeli yönünden bilirkişi raporunun yukarıda açıklanan ilkelere uygun olduğu söylenemez. Lakin rapor tarihi itibariyle bu bedeller belirlenerek, endeksleme yöntemi ile kaza tarihine gidilmiştir. Açıklandığı üzere, bu bedellerin doğrudan kaza tarihindeki değerlere göre doğrudan tespiti gerekse de bu yapılmamıştır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; başka bir makine mühendisi bilirkişiden tazminat talebi kalemlerinden değer kaybı ve ikame araç bedeli yönünden, yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde doğrudan kaza tarihindeki bedellere yönelik değerlendirme içeren denetime elverişli bilirkişi raporu alarak, varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. Açıklanan nedenlerle Mahkeme kararı isabetli olmadığından, davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili ve davalılar Yusuf ve Aydın vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-(a-6) bendi uyarınca kabulü ile inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili ve davalılar Yusuf ve Aydın vekilinin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2025 T. 2025/194 E. 2025/673 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(a-6) bendi gereğince kabulü ile anılan kararın KALDIRILMASINA, 2-)Davanın yeniden görülmesi için, dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının, Hazine'ye irat kaydına, 4-) Peşin yatırılan istinaf karar harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından istinaf eden davalılara iadesine, 5-)İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-)Karar ilamının, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/10/2026
Nejdet COŞKUN Başkan 38554 E-imza Gülhan KADIOĞLU Üye 109705 E-imza Erdal KARAÇAL Üye 151356 E-imza Canan ALTUĞ Katip 109904 E-imza
Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.