İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/679 E. 2026/812 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/679
Karar No
2026/812
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/679 Esas KARAR NO : 2026/812

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2015 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden ... BANKASI A.Ş. dava dışı borçlu ...TİC. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, davalı borçlu ... TİC. A.Ş. tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığını, borç ödenmediğinden kredi hesapları ... tarih ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi tebliğ edilmiş, İhtara rağmen borç ödenmediğinden ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile haciz yoluyla takibe geçildiğini, borçlu şirket tarafından ödeme emrine, borca, faize ve yetkiye itiraz edildiğini ve bu davanın açıldığını, imzalanmış genel kredi sözleşmesi içeriğine göre yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe itirazların haksız ve mesnetsiz olup, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen faiz yasa ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, sözleşmenin 16. kar, komisyon, vergi, fon ve masraflar" başlıklı bölüm ile muacceli yet, temerrüt, gecikme ve gecikme cezası" başlıklı bölümler ile faiz oranlarının nasıl ve hangi oranlarda uygulanacağının belirlendiğini, bu nedenlerle gerek sözleşeme gerekse TTK. 8. maddesi ve 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi hükümleri gereğince bankanın tespit ettiği kar payı oranının yasal olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlıklar bakımından temlik eden banka defter ve kayıtlan genel kredi sözleşmesi 23.2. maddesine göre kesin delil niteliği teşkil ettiğini belirterek davalı borçlunun itirazının iptaline, ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin talepteki şartlarla devamına, davalı borçlu aleyhine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine dayanak teşkil eden genel kredi sözleşmesinde müvekkili şirketin imzası bulunmakla birlikte sözleşmeye istinaden kullandırılan bir kredinin bulunmadığını, temlik eden banka tarafından müvekkili şirket ve dava dışı diğer şirkete kullandırılan başka kredilerin bu sözleşme ile ilişkilendiriliğini, kullandırılmış tüm kredilerin temlik yoluyla kapatıldığını belirterek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER: 20/07/2025 tarihli bilirkişi raporu, 16/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporu, ... 25.İcra Dairesi'nin ...E.sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir. ... 25.İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı ...A.Ş. tarafından, borçlu ...Ltd. Şti.ile ... aleyhine 5.250.000,00TL asıl alacak, 443.193,49TL faiz olmak üzere toplam 5.693.193,49TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %25 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin ... Esas...karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile ".Yukarıda anılan temlikname haricinde dosyaya mübrez 12/07/2013 tarihli temlikname incelendiğinde, temlik edenin ..., temlik alanın ... Bankası, temlik borçlusunun ... A.Ş., kredi müşterisinin ...Tic A.Ş., temlik tutarının 67.000.000,00-TL olduğu, sözleşme hükümlerinin 26/10/2011 tarihli temlik sözleşmesi hükümleri ile aynı olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ... A.Ş tarafından mahkemeye sunulan yazı cevabı tarihi (01/02/2017) itibariyle, bu temlikname ile bankaya temlik edilen ... nezdindeki alacaklardan bakiye 51.217.082,58-TL'nin henüz ödenmemiş olduğu anlaşılmıştır. Gerek davalının dayandığı 26/10/2011 tarihli temlikname, gerekse dosyaya sunulan 12/07/2013 tarihli temliknamede, davalının da aralarında bulunduğu dava dışı adi ortaklığın dava dışı ...'dan olan alacaklarını herhangi bir genel kredi sözleşmesine yahut herhangi bir müstakil kredi borcuna mahsuben temlik etmedikleri, bankanın temlik aldığı alacakları tahsil etmesi halinde, tahsil ettiği tutarı kredi lehdarının banka nezdindeki kredi borçlarından dilediğine mahsup etmekte serbest olduğu, alacağın müstakil bir borcun ödenmesine istinaden temlik alınmadığı taraflarca ve açıkça kararlaştırılmış olup, mahkemece 26/10/2011 tarihli temliknamede yer alan açık hükümlere rağmen, tarih ve tutarın 26/10/2011 tarihli sözleşmenin limiti ve tarihi ile aynı olmasından yola çıkarak, 5.250.000,00-TL adi ortaklık alacağının 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden temlik edildiğini kabul etmesi hatalı olduğu gibi, bankanın 06/12/2011 tahsilat tarihinde, dava dışı kredi lehdarına hangi genel kredi sözleşmesine istinaden hangi kredileri kullandırdığına ve tahsil ettiği tutarı hangi kredi borcuna mahsup ettiğine dair hiçbir delil ve bilgi bulunmamasına rağmen tahsil edilen tutarın, olsa olsa 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış kredilere mahsup edilmiş olabileceği varsayımı ile bu sözleşmeden doğan borçların sona erdiği sonucuna varılması da hatalı olmuştur. Davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusu yerindedir. Öte yandan; genel kredi sözleşmeleri çerçeve nitelikte sözleşmeler olup, esas olarak kredi lehdarına, bu sözleşmede tanımlanan limit dahilinde ve sözleşmedeki koşullarla müstakil nakdi veya gayrınakdi krediler kullandırılmasını talep hakkı, bankaya da talep halinde bu krediyi kullandırma borcu yükler. Bu niteliğinden dolayı, bir genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmiş olması, yalnızca kullandırılan müstakil kredi borcunu sona erdirir, yoksa çerçeve nitelikteki sözleşme tüm hak ve yükümlülükleri ile taraflarca sona erdirilinceye yahut feshedilinceye dek devam eder. Genel kredi sözleşmesine istinaden müşteriye limit dahilinde kullandırılan müstakil herhangi bir kredi geri ödendiğinde ise azalan limit geri ödenen tutar kadar açılacaktır. Dolayısıyla bir genel kredi sözleşmesi devam ettiği sürece bu sözleşme limiti dahilinde kredi müşterisinin kredi talep hakkı, başka sebeplerle sona ermediği takdirde kefilin de bu sözleşmeye verdiği kefalet devam edecektir. Mahkemenin alacak temlik tutarının 06/12/2011 tarihinde ödenmesinin 26/10/2011 tarihli sözleşmeden doğan borçları sona erdirdiği yönündeki kabulü, genel kredi sözleşmelerinin açıklanan bu niteliğine de uygun düşmemektedir. Zira tahsilat tarihinde bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin 5.250.000,00-TL tutarında bir geri ödeme ile kapanmış oldukları varsayımında dahi, bu ödeme genel kredi sözleşmesini değil, bu sözleşme kapsamındaki müstakil kredi borçlarını ödeme oranında sona erdirecek, kullanılabilir limit de ödeme oranında açılacaktır. İlk derece mahkemesi tarafından yaptırılan tüm bilirkişi incelemelerinde bankacı bilirkişilerce; banka tarafından dava dışı kredi lehdarına 29/06/2012 ila 30/09/2013 tarihleri arasında en azı 101.500,00-TL en yükseği 7.200.000,00-TL olan 27 ayrı taksitli proje kredisi kullandırıldığı tespit edilmiştir. Banka tarafından dava dışı kredi lehdarının hesapları 19/12/2014 tarihinde kat edilmiş, diğer ifade ile dava dışı kredi lehdarı ile yapılan her iki çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmesi 19/12/2014 kat tarihi itibariyle feshedilmiş, sona ermiştir. Buna şirkete 2012 ve 2013 yıllarında muhtelif tarihlerde ve farklı tutarlarda kullandırılan 27 adet proje kredisinin kullandırım tarihleri itibariyle hem dava ve takip dayanağı 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin, hem de 23/08/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin ayakta oldukları, limitleri dahilinde her iki sözleşmeye istinaden şirkete kredi kullandırılmış olabileceği açıktır. Mahkemece tüm bilirkişi heyetlerinden hangi proje kredisinin hangi genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının tespiti istenmiş ise de; bankaca bilirkişi heyetlerinin incelmesine sunulan ödeme planları ve hesap ekstresi incelendiğinde, hesabın belli bir genel kredi sözleşmesine bağlanmadığı, kredi kullandırımına ilişkin ödeme planları üzerinde ise hangi genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduklarının belirtilmediği, 27 adet proje kredisi içerisinde 26/10/2011 tarihli sözleşmenin limitinin altındaki tutarlarda kullandırılmış çok sayıda krediler de bulunduğu, buna göre mahkemenin takip dayanağı müstakil kredilerin 23/08/2010 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldıkları yönündeki tespitinin, dosya içeriği deliller ile de uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden de yerinde bulunmuştur. Davacının davalı aleyhine kefalet limiti olan 5.250.000,00-TL tutarındaki nakdi kredi asıl alacağının tahsili amacıyla takip başlattığı, kefilin 26/10/2011 tarihli sözleşmenin 20.7.1 maddesi uyarınca, ancak bu sözleşme kapsamında kullandırılmış veya kullandırılacak kredilerden sorumlu olacağına ilişkin düzenleme karşısında, davacı tarafından; takip dayanağı 19/12/2014 tarihli kat ihtarına konu edilen toplam nakdi alacağı oluşturan bilirkişilerce tespit 27 adet proje kredisinden, 26/10/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılanların hangileri olduğu ve bu kredi kalemleri kapsamında davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu ispatlanmalıdır. Mahkemece davacı vekiline, HMK'nun 31 maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, bu konuda dayanakları ile birlikte beyanlarını sunması için sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacı vekiline yukarıda açıklandığı şekilde delil ve açıklamalarını sunmak üzere sonuçlarını hatırlatarak kesin süre vermek, verilen kesin süre içerisinde dayanakları ile birlikte açıklama sunulması halinde dosya bilirkişiye tevdii edilerek davacının davalı kefilden yalnızca 26/10/2011 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan krediler için takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı hususunda rapor almak, beyanda bulunulmaması halinde verilen kesin sürenin sonuçlarına göre bir değerlendirme yapmaktan ibarettir. .." gerekçeleri ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda mahkememizin 04/11/2024 tarihli tensip zaptı ile "Davacı vekiline takibe dayanak kat ihtarına konu nakdi alacağı oluşturan 27 adet proje kredisinden 26/10/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin hangileri olduğu konusunda açıklama sunmak üzere HMK m.31 uyarınca 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi halde mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtarına 2-Aynı konuda bilgi ve belgeleri sunmak üzere temlik eden ... Bankası'na da muhtıra tebliğine.." karar verilmiştir. Temlik eden ... Bankası'nca sunulan bilgi ve belgeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusuna rapor tanzimi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 20/07/2025 tarihli raporda özetle; " Mahkemenin talep ettiği hususların incelenebilmesi için takip ve dava konusu proje kredilerin açıldığı tarihten dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile temlik ödemelerinin kayıtlı olduğu vadesiz hesap ekstrelerinin basılı olarak borç, alacak ve bakiye sütunlu ve açıklamalı bir şekilde dava dosyasına sunulması gerekmekte olup, mevcut durumda kök ve ek raporumuzla ulaşılan sonucu değiştirir bir husus bulunmadığı..." rapor edilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 16/10/2020 tarihli ek raporda özetle; "Müflis ... Bankası İflas İdaresinin 21.01.2025 tarihli dilekçesinde “ Müflis bankanın 21.01.2025 tarihli dilekçesinde belirtilen ... hesabına 06.12.2011 tarihinde gelen 5.250.000 TL'nin 09.12.2014 tarihinde değil 09.12.2011 tarihinde 5.105.000 TL'lik kısmının ... gönderildiği, her biri ayrı bir fatura karşılığı taksitli kredi olarak kullandırılan icra ve takip konusu kredilerin temlik karşılığı kullandırılan kredi ile bir bağlantısının bulunmadığı, davalı firmanın kefaletinin olduğu 26.06.2011 tarih ve 5.250.000,-TL Genel Kredi Sözleşmesine karşılık, dava dışı asıl borçlu tarafından davacıya 26.10.2011 tarihinde 5.250.000,-TL tutarlı temlikin 06.12.2011 tarihinde davacıya dava dışı firma hesabına ödenmesi ile temlikin ödendiği tarihten sonra 2012 ve 2013 yıllarında açılan ve takip tarihi itibarıyla 98.394.509,39 TL'ne ulaşan borçtan davalının kurtulmasının mümkün olup olmadığı hukuki değerlendirmesinin mahkemenize ait olduğu, ancak sözleşme hükümleri ve sözleşmenin çerçeve sözleşmesi olarak belirli bir krediye hasredilmiş olmaması nedeniyle; heyetimiz kanaatinin, yapılan ödeme ile kefalet borcunun sona ermediği yönünde oluştuğu, davacının ise 22.06.2015 takip tarihi itibarıyla davalının kefalet sözleşmesi limiti olan 5.250.000,-TL'ni aşan taleplerinin de yerinde olmadığı, zira davalının takiple temerrüde düştüğü bu sebeple de kendisinden takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 5.250.000,-TL üzerinden temerrüt faizi istenebileceği, davacının fon kullandırım ödeme planlarında kayıtlı en yüksek gecikme faiz oranı olan yıllık 21,70'in iki katı yıllık 43,40 olmasına karşın takip talebinde kayıtlı yıllık %25 gecikme faizi talebi ile bağlı olduğu..." rapor edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı ... A.Ş ile temlik eden dava dışı banka arasındaki 23/08/2010 tarihli 110.000.000,00-TL limitli genel kredi ve kefalet sözleşmesi ile 26/10/2011 tarihli 5.250.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalı şirketin ise 26/10/2011 tarihli sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, ödenmediği belirtilen kredi taksitlerinden kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı ... A.Ş tarafından mahkememize sunulan 01/02/2017 tarihli cevabi yazıya göre 12/07/2013 tarihli temliknameye ile bankaya temlik edilen ... nezdindeki alacaklardan bakiye 51.217.082,58-TL'lik kısmının henüz ödenmediği, gerek davalının dayandığı 26/10/2011 tarihli temlikname, gerekse dosyaya sunulan 12/07/2013 tarihli temliknamede, davalının da aralarında bulunduğu dava dışı adi ortaklığın dava dışı ...'dan olan alacaklarını herhangi bir genel kredi sözleşmesine yahut herhangi bir müstakil kredi borcuna mahsuben temlik etmedikleri, bankanın temlik aldığı alacakları tahsil etmesi halinde, tahsil ettiği tutarı kredi lehdarının banka nezdindeki kredi borçlarından dilediğine mahsup etmekte serbest olduğu, alacağın müstakil bir borcun ödenmesine istinaden temlik alınmadığı, hesabın belli bir genel kredi sözleşmesine bağlanmadığı, kredi kullandırımına ilişkin ödeme planları üzerinde ise hangi genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduklarının belirtilmediği, 27 adet proje kredisi içerisinde 26/10/2011 tarihli sözleşmenin limitinin altındaki tutarlarda kullandırılmış çok sayıda kredi bulunduğu, her biri ayrı bir fatura karşılığı taksitli kredi olarak kullandırılan icra ve takip konusu kredilerin temlik karşılığı kullandırılan kredi ile bir bağlantısının bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu tarafından davacıya 26.10.2011 tarihinde 5.250.000,-TL tutarlı ödeme yapılmışsa da ödeme tarihinden sonra 2012 ve 2013 yıllarında açılan ve takip tarihi itibarıyla 98.394.509,39 TL'ne ulaşan borçtan davalının sorumluluğunun devam ettiği, sözleşme hükümleri ve sözleşmenin çerçeve sözleşmesi olarak belirli bir krediye hasredilmiş olmaması nedeniyle yapılan ödeme ile kefalet borcunun sona ermediği, davalının kefalet sözleşmesi limiti olan 5.250.000,-TL''lik miktar yönünden davacı yana borçlu bulunduğu, bu miktar yönünden takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, alacağın likit ve hesaplanabilir olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 5.250.000,00TL asıl alacak üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine 2-5.250.000,00TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25 oranında temerrüt faizi uygulanmasına 3-5.250.000,00TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.050.400,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 358.627,50TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı yan vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen 5.250.000,00TL'lik kısmı üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 691.500,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı yan vekil ile temsil edildiğinden davanın red edilen 443.193,49TL'lik kısmı üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 70.910,96TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 4.539,45TL tebligat, posta gideri ile 30.100,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 34.639,45TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 2.696,55TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/679, K. 2026/812, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-679-e-2026-812-k-eb5f017a5ba3