İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/756 E. 2026/667 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/756
- Karar No
- 2026/667
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/756 Esas KARAR NO : 2026/667
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/07/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı bir ticari ilişki kurulduğunu, davacının davalıdan kumaş teslim alarak ticari faaliyetlerini sürdürmeyi amaçladığını, bu kapsamda davalıya 5.400.000,00 TL tutarında ödeme yapılması kararlaştırılmışsa da henüz mal teslimi gerçekleşmeden davalıya çekler verildiğini, ayrıca davalının ticari destek ihtiyacı nedeniyle 24/04/2022 ile 10/08/2022 tarihleri arasında keşide edilen ve toplamda 600.000,00 TL, 55.000,00 USD, 50.000,00 USD ve 45.000,00 USD bedelli çeklerin hatır çeki olarak davalıya teslim edildiğini, bu çeklerin karşılığında herhangi bir hizmet veya ürün teslimi yapılmadığını, davalının bu çekleri haksız şekilde icra takibine konu ettiğini, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi nezdindeki ... Esas sayılı dosyada itirazın kaldırılması kararı verildiğini, oysa davalı uhdesinde çeklerin karşılığı olan ürün teslimine dair hiçbir belge bulunmadığını, davacının davalıya olan 5.500.000,00-TL tutarındaki borcu için ileri tarihli çekler düzenlediğini, taraflar arasında 15/03/2021 tarihli ve... numaralı ihale kapsamında 21.903.885,00 TL tutarındaki alacağın ... tarihli ve ... Yevmiye numaralı temlikname ile davalıya devredildiğini, bu temlikin davacının mevcut borçlarını kapatmak ve ticari ilişkiyi güçlendirmek amacıyla yapıldığını, davalının bu temliknameyi kötü niyetli kullanarak ...'tan 5.000.000,00-TL kredi çektiğini ve bu tutarın 4.000.000,00-TL'sini kendi alacağına mahsup edip sadece 1.000.000,00-TL'sini davacıya gönderdiğini, davalının ayrıca 18/03/2022 tarihinde yapılan 600.000,00 TL tutarındaki ödemeyi ve Maliye Bakanlığı Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 4.097.113,84 TL tutarındaki ödemeyi göz ardı ederek haksız kazanç elde ettiğini, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu ve iade taleplerinin reddedildiğini, davalının elinde bulundurduğu temliknameyi ve çekleri iade etmeyerek davacının ticari hayatını durma noktasına getirdiğini, davacının hesabına para girişi olmaması nedeniyle çeklerin karşılıksız kaldığını ve davalının bu durumu kullanarak icra takipleri başlattığını, davacının davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, aksine davalının borçlu olduğunu, arabuluculuk sürecinin 29/05/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek ... 2. İcra Müdürlüğü nezdindeki ... E. sayılı dosya ve diğer tüm icra takiplerinin durdurulmasını, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının .. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasına dayanak yapılan çek nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı; davacının bedelsizlik iddiasının haklı olup olmadığı; nihayetinde davaya dayanak yapılan icra takibinin iptali koşullarının gerekip gerekmediği husularında toplandığı tespit edildi. ... 4. İcra Hukuk Mahkemesi'ne, ... 4. İcra Ceza Mahkemesi'ne ve ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan 12/05/2025 tarihli ... ve... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının ... ile olan sözleşme ilişkisinden kaynaklanan 21.903.885,00 TL tutarındaki alacağını ... A.Ş. 'ye temlik ettiği, bu suretle ... A.Ş. 'nin davacı yerine geçerek ...'dan alacaklı konumuna geldiği, davacının bu alacağı ... A.Ş. 'den kullandığı kredilerin teminatı olarak devrettiği, dosyaya sunulan alacağın devri sözleşmesinde hatır çeklerinin iadesine dair bir düzenleme bulunmadığı, dosya münderecatından davacının keşide ettiği çeklerin hatır çeki olduğunun anlaşılamadığı, davacının çekler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitinin ispata muhtaç olduğu, mahkemece icra takibine konu çekin hatır çeki niteliğinde olduğu ve taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı kanaatine varılması halinde, davacının 01.05.2023 tarihi itibarıyla davalıdan 2.919.524,16 TL tutarında alacaklı olduğu, bu durumda davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan 14/02/2026 tarihli ... ve ...tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda; ... numaralı çek bedelinin 01.05.2023 tarihinde ödendiğinin tespit edildiğini, davacının bu çekten dolayı borcunun bulunmadığının anlaşıldığını, çeklerin hatır çeki olduğuna dair belgeye rastlanmadığını, bu nedenle çeklerin hatır çeki olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının ilgili çekler bakımından sorumluluğunun devam ettiğini, alacağın devri sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... arasında akdedildiğini, devir sözleşmesinin davacı ile davalı arasında mahsup ilişkisi yaratmadığını, çekler ile devir sözleşmesi arasında ilişki kurulamadığını, dosyada mal tesliminde ayıbı kanıtlayan belge bulunmadığını, ayıp sebebiyle çek ibrazlarına karşı def'ide bulunma hakkının mevcut olmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasına dayanak yapılan çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığı iddiası ile huzurda görülen menfi tespit davası açılmıştır. Davacı tarafından bir kısım çeklerin davacıya avans çeki olarak verildiği ancak karşılığında herhangi bir mal tesliminin yapılmadığı, bir kısım çeklerin ise hatır çeki olarak verildiği iddia edilmiştir. Mahkememizce davaya dayanak yapılan ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. TBK'nın 207/2. maddesi uyarınca aslolan peşin satış olup, peşin satışta, malın ve bedelinin aynı anda verildiği kabul edilmektedir. Somut olayda davacı, belirtilen kuralların aksini iddia edip, verdiği çekler karşılığında kendisine mal teslim edilmediğini, başka bir anlatımla çeklerin avans karşılığı verildiğini ileri sürmüştür. Bu nedenle çekin avans olarak olarak verildiğini ileri süren tarafın iddiasını HMK'nın 200. maddesi gözetilerek kanıtlaması gerekir. Yine çeklerin hatır çeki olarak verildiğinin de keşideci tarafından ispat edilmesi gerekir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; dosya kapsamında davacının keşide ettiği çeklerin hatır çeki olduğunun anlaşılamadığı, davacının çekler sebebiyle davalıya borçlu olmadığı iddiasının ispata muhtaç olduğu, çeklerin hatır çeki olduğuna dair belgeye rastlanmadığını, bu nedenle çeklerin hatır çeki olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının ilgili çekler bakımından sorumluluğunun devam ettiğini, alacağın devri sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... arasında akdedildiğini, devir sözleşmesinin davacı ile davalı arasında mahsup ilişkisi yaratmadığını, çekler ile devir sözleşmesi arasında ilişki kurulamadığı hususları tespit edilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda davacının avans çeki ve hatır çeki iddiasını ispat edemediği, bu nedenle de takibe dayanak yapılan çek nedeni ile sorumluluğunun devam ettiği mahkememizce kabul edilmiştir. Mahkememizce davacı tarafından dava dilekçesinde delilleri arasında yemin delilinin bulunması nedeni ile iddialarının ispatı bakımından davacıya yemin delili hatırlatılmıştır. Ancak davacı tarafça yemin deliline dayanılmamıştır. Açıklanan nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 10.706,95-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip e-imzalı
Hakim e-imzalı