İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/146 E. 2026/524 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/146
- Karar No
- 2026/524
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/146 Esas KARAR NO : 2026/524
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/02/2026 KARAR TARİHİ:17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;...(“Otoyol”)'nun işletmesinin davacı Şirket olduğunu, davalı-borçluya ait ... plakalı araçlar ile 16.03.2021-20.08.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçiş gerçekleştirmiş olduğunu, geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkânı verilmekte ise de işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediği tespit edildiğini, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine davacı şirketçe; davalı-borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 “Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir.” hükmü uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı-borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalı-borçlu-şirket tarafından “Yetkiye, borca ve tüm fer'ilerine” itiraz etmiş; İlgili İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı-borçlu şirketin itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötü niyetle yapılmış olduğundan, tarafımızca süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığını, davalı-borçlunun borcun tamamına yönelik itirazları asılsız olduğunu, davalı-borçlu şirketin kendi ihmal ve kusurunun sonuçlarından davacı-alacaklı şirketi sorumlu tutmaya çalışmasının kabul edilemeyeceğini, davalı-borçlu şirkete ait ...plakalı araçlarla işletme hakkı davacı-alacaklı şirkete ait otoyol'dan 16.03.2021-20.08.2025 tarihleri arasında birden fazla kez ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, davalı-borçluya ait araçların Otoyolu kullandığı anlarda HGS hesapları müsait olmadığı, HGS hesabını müsait tutmak ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurmak davalı-borçlu şirketin sorumluluğunda olduğunu, ücretli otoyolları kullanan davalı-borçlu şirketin HGS hesabını müsait tutmayarak davacı-alacaklı müvekkili şirketin sağladığı hizmetin karşılığında ücret ödeme yükümlülüğünü kendi kusuruyla ihlal ettiğini, davalı-borçlu şirketin kendi ihmal ve kusurunun neticesini davacı-alacaklı şirkete yüklemeye çalışması kabul edilemez nitelikte olduğunu, ayrıca davacı-alacaklı şirketçe, davalı-borçluya ait plakalara ilişkin provizyon sorgusu kontrolü yapıldığını ve geçişlere ilişkin provizyon sorgusunun "Ürün Kara Listede / Ürün Sisteme Tanımlı Değil/ Ürün Bakiyesi Yetersiz" açıklamasıyla olumsuz döndüğünün anlaşıldığını, ücret ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine ilişkin tesis edilen işlemler, 6001 sayılı karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'a uygun şekilde yürütüldüğünü, bu kapsamda başvuranın yaptığı ihlalli geçişlerle ilgili ceza uygulanması hukuka uygun olduğunu, ihlalli geçiş yapan araç sahibi birçok kanaldan ihlalli geçiş sorgulaması yaparak yasal takip aşamasına gelmeden borcunu ödeyebildiğini, davacı-alacaklı şirketin gerek 6001 sayılı Kanun uyarınca gerekse de başkaca ilgili mevzuat kapsamında ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine, ihlalli geçiş yapıldığına ilişkin herhangi bir bildirim yapma yükümlülüğü bulunmadığını, bu bağlamda, davalı şirketin uyguladığı tüm işlemlerin mevzuata ve hakkaniyete uygun olduğu açıkça görüldüğünü, faiz ve faiz oranına ilişkin; davalı-borçlunun icra takibine konu faize ve borcun tüm ferilerine yönelik itirazları da mesnetsiz olduğunu, davalı-borçlunun mesleği/ticari işi gereği ücretli otoyolu kullanmakta olup, araçlar ticari amaçla kullanılmış olduğunu, davalı-borçlu hakkında başlatılan icra takibinde; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca işlemiş ve işleyecek dönem için takip tarihinde yürürlükte olan ticari faiz oranı- değişen oranlarda ve faiz oranlarındaki artıştan doğan her türlü hakkımız saklı tutularak talepte bulunulduğunu, KDV alacağına ilişkin; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 24/c maddesinde; “Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu ifade edildiği, Uygulamada İcra-İflas Yasası kapsamında takibe alınan borçların tahsili aşamasında 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanun hükümleri çerçevesinde icra daireleri tarafından hesaplanmak suretiyle yürütülen faizler; katma değer vergisine tabi olduğunu, İİK alacağına ilişkin; İİK MD.67/2 uyarınca icra inkâr tazminatı şartları oluşmuş olduğunu, davalı- borçlu aleyhine alacak ile en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirip, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulü ile; davalı-borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı-borçlu şirketin İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davaya konu plakalı araçlarının işleteni sıfatına haiz olmadığını, davalı şirketin ticari faaliyetlerini oto kiralama alanında göstermekte olup bu faaliyeti kapsamında yıllık yaklaşık 20.000 civarında aracı kiraya vermekte olduğunu, bu ticari faaliyetleri kapsamında, ilgili plaka sayılı araçları uzun süreli kira sözleşmesi kapsamında kiraya vermiş olup iş bu sebeple davalı şirketin işleten sıfatına haiz olmadığını, aracın işleteninin davalı şirket olmaması ve taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme maddesinde sorumluluğun kiracı firmaya bırakılmış olunması sebebiyle davalı şirketin bu davadan sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu belirtilen araçlar uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olduğunu, kira sözleşmelerinin dava dosyasına sunulacağını, ayrıca ... plaka sayılı araçların ihlal tarihinden önce satılmış olduğu ve noter onaylı satış sözleşmesinin dosyaya sunulacağını, icra takibine konu geçiş ihlallerinin büyük bir kısmını oluşturan ... plakalı araç ise hali hazırda uzun süreli kiralama sözleşmesi ile davacı kurum olan: ... Şirketi'nin kendisine teslim edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince geçiş ücreti de davacı kurumun kendi sorumluluğunda olduğundan davacının ilgili plaka yönünden ikame etmiş olduğu davasında hukuki yarar olmadığını, uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verenin işleten sayılmayacağına dair yasal düzenlemesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 3'üncü maddesinde işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlandığını, aynı yasanın 85/1.maddesi hükmüne göre ise bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiş olduğunu, davalı şirketin yukarıda açıklanan yasal dayanaklar doğrultusunda araç işleten sıfatını haiz olmadığından işbu davada herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere davalı şirketin huzurdaki davada işleten sıfatını haiz bulunmadığından hiçbir sorumluluğu bulunmasa da herhangi bir hak kaybına uğramamak adına borca, ferilerine ve faize, tazminat miktarına itiraz ettikleri ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... plakalı araçların HGS kartının 16/03/2021-20/08/2025 tarihleri ve devamındaki 15 günlük tarih aralığında hesap bakiye hareketlerini gösterir evraklar ile HGS geçiş ücreti tahsilatlarına ilişkin herhangi bir bankaya verilmiş otomatik ödeme talimatı verilip verilmediği verildi ise ilgili banka bilgilerinin Mahkememizin 2026/146 esas sayılı dosyasına gönderilmesi, istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak,... 16/03/2021 - 20/08/2025 tarihlerinde ve devamındaki 15 günlük tarih aralığında tüm gün boyu herhangi bir sistem arızasının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılarak Mahkememizin 2026/146 esas sayılı dosyasına bildirilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden, Mahkememizin 2026/146 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 26.06.2026 tarihinde aktüer bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına konulmuştur. GEREKÇE: Dava, davacının işlettiği otoyoldan davalının araçları ile ücret ödemeksizin geçiş yapılmasına dair ücret tahsili amacıyla başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Somut olayda takip sebebi ihlalli geçişe dayanmaktadır. Ücretli otoyollardan geçiş sözleşme sorumluluğu doğurmaktadır. Davalı borçlu, ücretli otoyoldan geçerek geçiş ücretini ödeme borcunu yüklenmiş olur. 6001 sayılı Kanun’un 30/5. maddesi “4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. Bununla birlikte, bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza, araç sahibine ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgiler doğrultusunda, en az on beş gün önceden kısa mesaj, e-posta, ihbarname, e-devlet bildirimi vb. yöntemlerinden en az biriyle bilgi verilir. Bu tutar genel hükümlere göre tahsil edilir.” şeklindedir. Aynı maddenin 7. fıkrasına göre geçiş tarihinden itibaren 15 gün içinde geçiş ücretini ödeyen kişiler hakkında ceza uygulanmaz. İhlalli geçişlere ilişkin açılan davalar hizmet sözleşmesine dayalı bir para alacağına ilişkin olması sebebiyle TBK md. 89 ve HMK md. 10 hükümleri uyarınca yetkili mahkeme belirlenir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca ücretli otoyollardan geçiş yapan kişiler, geçiş ücretini ödemekle yükümlü olup, ödemenin yapılıp yapılmadığını takip etmek zorundadır. İstanbul BAM 17. HD 2019/105 Esas ve 2022/389 Karar sayılı ilamında “Geçiş esnasında ödeme olmadığında veya HGS veya OGS sisteminden provizyon alınamadığı takdirde gişe çıkışlarındaki bariyerler açılmadığından, davalı ücret ödemeden geçiş yaptığını bilmektedir. OGS ve HGS kartlarından para çekilmemesi halinde davalı geçiş ücretini ödemek zorundadır.” şeklinde karar vererek geçiş yapanların ödeme yapmadığını bildiğini kabul etmiştir. İcra inkâr tazminatına ilişkin olarak ise Yargıtay 3. HD 2022/3213 Esas ve 2022/5927 Karar sayılı ilamında “…bu nedenle davacı şirketin 6001 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geçiş ücreti ile kesinleşmiş olan dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağını takibe konu ettiği, alacak miktarının belirlenebilir (likit) nitelikte olduğu gözetilerek, alacak miktarının tamamı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken…” şeklinde karar vererek, geçiş ücreti ile cezai bedelin likit olduğunu içtihat etmiştir. Somut olayda dava konusu takip dosyasının usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davalı borçlu takipte yetkiye itiraz etmiş ise de, alacaklının yerleşim yeri icra müdürlüğünde takip başlatılmasında yetkiye ilişkin bir hata bulunmadığından, yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olduğu gözetilerek, Yargıtay 3. HD’nin 2022/7984 Esas ve 2023/1968 Karar sayılı “Şu durumda, taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, bu deliller ile dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu, diğer bir anlatımla duruşma açılmadan karar verilmiş olmakla hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden” şeklindeki ilamı uyarınca duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmiştir. Tarafların belirttiği deliller toplanmış, dava dilekçesi, tensip zaptı, ara kararlar ve bilirkişi raporları usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiş ve beyanda bulunmaları için yasaya uygun olarak süre verilmiştir. Davacı, davalının adına kayıtlı birden çok araç ile 16/03/2021-20/08/2025 tarihleri arasında işlettiği otoyoldan ücret ödemeksizin geçişler yapıldığını iddia etmiştir. Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde öncelikle mahkememizin görevine itiraz etmiştir. Yapılan değerlendirmede hem davacının hem de davalının tacir olması ve tacirlerin işlerinin ticari olması karinesi gözetilerek mahkememizin görevine yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı ayrıca zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Ancak geçiş tarihleri ile takip tarihi gözetildiğinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davalının bir diğer savunması araçların başka kişilere kiralandığı ve kendisinin işleten olmadığı yönündedir. İşleten sıfatıyla sorumluluk Karayolları Trafik Kanunu uyarınca öngörülen bir şart olup, eldeki uyuşmazlık yukarıda açıklandığı üzere sözleşme sorumluluğuna dayandığından işleten sıfatının bir etkisi bulunmamaktadır. Araçların maliki ve HGS kartlarının sahibi davalı olduğundan geçiş ücretlerinden de davalı sorumludur. Kira ilişkisi kapsamında iç rücu hâlleri eldeki dosyanın konusu değildir. Davalı, davanın ihbarını talep etmiş, ancak ihbar talebinde unvanları tam bir şekilde belirtmediği gibi tebliğe yarar adresleri de bildirmemiştir. Mahkememizce ön inceleme ara kararında açık bir şekilde unvan ve adreslerin tam olarak bildirilmesi hâlinde ihbarın kabulüne karar verileceği ihtar edilmesine rağmen, davalı taraf ihbar talebini usulüne uygun bir şekilde yapmamıştır. Ön inceleme ara kararında davalıya dava konusu araçlardan römork cinsi olanların hangi çekiciye bağlı bulunduğunu açıklaması istenmiş, ancak beyanda bulunulmamıştır. Bu sebeple eldeki bilgi ve belgelere göre yargılamaya devam edilmiştir. Araçların tescil kaydının sorgulanmasında, dava konusu tüm araçların geçiş tarihlerinde davalı adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Geçiş kayıtları ve HGS kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, 237 kez ihlalli geçiş yapıldığı, bu sebeple davacının 13.678 TL geçiş ve 52.196 TL ceza bedeli alacağı bulunduğu hesaplanmıştır. Hesabı müsait olmasına rağmen ücret alınmamasında sistemsel bir hata olduğu tespit edilmiş ve bu geçişler için ceza bedeli alınmaması mevzuata uygundur. Davacının takipte 11.494,88 TL işlemiş faiz ve 2.293,86 TL KDV alacağı talep edebileceği bilirkişi tarafından hesaplanmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının geçişlerden sorumlu olduğu kabul edilerek, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 77.530,11 TL’lik kısmının iptaline, takibin 65.874 TL asıl alacak, 9.173,48 TL işlemiş faiz ve 1.942,63 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 77.530,11 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-15.506,03 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.296,08 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 958,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.337,77 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvuru harcı, 958,31 TL peşin/nisbi harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 168,70 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.859,01 TL yargılama giderinin kabul red oranı (%97,71) dikkate alınarak; 16.473,16 TLnin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 1.816,00-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 137,32 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5.862,68 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17.07.2026
Katip ...
Hakim ...