Diğer ·
2023/7 E. 2026/198 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2023/7
- Karar No
- 2026/198
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/7 KARAR NO : 2026/198
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/01/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının sahip olduğu dizinin, 2020 yılında 1 bölüm olarak çekilmiş olup 17/02/2021 tarihinde dijital platform olan ... kanalında kendi ismi ile yayımlandığını, dizinin 225 bin kişi tarafından izlendiğini, çeşitli sosyal medya platformlarında hesapları olduğunu ve çeşitli gazetelerde de haber yapıldığını, davalı tarafça gerçekleştirilen eylemin, markanın itibarından ve davacı yanın emeğinden haksız yaralanma ve sömürü teşkil etmekte olduğunu, yapılan tescil işlemi ve ''...'' isimli markanın kullanımının kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davacı yan markasının birebir aynısının kullanıldığı ve tescil edildiğin hakkında davalı tarafa 23/09/2022 tarihinde davacının dizisinin yönetmeni olan ... tarafından mail aracılığıyla bildirimde bulunarak uyarılmasına rağmen markanın kullanımına devam edildiğini, bu durumun TMK mad.2 uyarınca dürüstlük kuralı ve TTK mad.18/2 uyarınca basiretli tacir ilkesi ile de bağdaşmadığını, dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen davalı adlına 03/01/2023 tarihinde tescil edilen ''...'' markası ile tıpatıp aynı olup davacı markasının aynen kullanıldığını, dava konusu marka ile davacı yana ait marka arasında görsel, biçimsel, fonetik açıdan hiçbir fark bulunmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen markada hiçbir şekilde ayırt edicilik bulunmadığını, ilgili markanın davacıya ait seri marka izlenimi yarattığını, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer tür olarak kabul edilebilmesi için yanı sınıfta tescilli olma şartının bulunmadığı, ...'da yayınlanan ''...'' isimli dizinin davacı adına tescilli ''...'' markasının ürünü olduğunu, dizi niteliğinde olduğunu ve ''yapım-yayımcılık sektörü içerisinde yer aldığını, tüketici kitlesinin dizi izleyici kitlesi olduğunu, davalı adına tescilli ''...'' markasının ürününe bakıldığında yine aynı şekilde ''...'' adlı bir dizi olduğunu, söz konusu dizinin ''yapım-yayıncılık sektörü'' içerisinde yer aldığını, tüketici kitlesinin dizi izleyici kitlesinden oluştuğunu, markanın hitap ettiği grubun geniş bir kitle olduğunu, her iki markanın da karıştırılma ihtimali oldukça fazla olduğunu, arabuluculuk kanununda yer alan gizlilik ilkesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı tarafa ait şirketin sahibinin 20 yılı aşkın süredir bu sektörde olup kendinden ''...'' isimli dizi gibi işlerde kendinden söz ettirdiğini, ...'de yayınlanan davalı şirketin dizisinin bir ... dizisinin tanınmışlığından faydalanmaya çalışılmasının mümkün olmayacağını, davacı şirketin, aldığı tescil ile yaptığı faaliyetlerin birbiriyle örtüşmediğini ve buna rağmen başka tescil sınıfında tescilleri olan ve bu tescil sınıfına göre faaliyet yürüten davalı şirkete dava açarak işlerini sekteye uğratmaya çalıştığını, davacı firmasının yanıltmasından dolayı yanlış sınıfta tescil başvurusu yaptıklarını ve bu yüzden sorumluluğu bulunmadıklarını iddia etmiş olduğunu, böyle bir sorumsuzluk iddiasını kabul etmediği, davacının davalı şirkete açmış olduğu diğer bir dava olan maddi ve manevi tazminat ve itibar tazminat talepli davanın ... Arabuluculuk no'lu aranbuluculuk görüşmesinde davalı şirketten 10 milyon TL tazminat talep ettiği ve anlaşılamadığı, davacının iddialarının asılsız olduğu ve davalı şirketin tanınmışlığından faydalanmak ve kendisine iddialarının asılsız olduğu ve davalı şirketin tanınmışlığından faydalanmak ve kendisine ekonomik ayda sağlamaya çalışmakta olduğunu, davacının ihtiyati tedbir kararının usulden reddedilmesi gerektiğine ve ihtiyati tedbir ile devir ve kullanım engeli koydurmak suretiyle davalı yanın ticari hayatını duraksatmak istediğini, benzerlik için iki koşul olduğunu, işaretler arası benzerlik ve kapsanan malların benzerliği şeklinde olup koşulların gerçekleşmediği ve hükümsüzlüğün talep edilemeyeceği, ''...'' isminin özel bir isim olmayıp TPMK kayıtlarında farklı hak sahipleri adına 100'den fazla ''...'' kelimesini içerinin marka başvurusu/tescilinin olduğu, markaların farklı sınıflarda işlem gördüğünü, ... isminin dizinin konusu ile örtüştüğünü, bu nedenle ilgili ismin özgün bir isim olup bir yerden esinlenmediğini, davacının davayı kötü niyetle ikame ettiğini dilekçelerinde beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 03.06.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunarak 15.12.2020 tarihinde ... tescil numarası ile "..." markasını tescil ettirdiğini, davalının ise müvekkilin markasıyla aynı ismi taşıyan "..." markasını 07.07.2022 başvuru tarihi ve 03.01.2023 tarihinde ...tescil numarası ile tescil ettirerek marka hakkını ihlal ettiğini, davalının müvekkilin tescilli markasıyla aynı isimde dizi yayınlayarak marka tecavüzünde bulunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, markaların farklı sınıflarda tescilli olmasının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, ortalama tüketicinin markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, davalının arabuluculuk sürecindeki gizlilik ilkesini ihlal ederek müvekkilin uzlaşma teklifini cevap dilekçesinde dile getirdiğini, bu durumun Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek davalı markasının hükümsüzlüğüne, marka tecavüzünün tespiti ve önlenmesine, haksız rekabetin durdurulmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK m. 190 hükmünde aranan şartları taşımadığını, davacının '...' isimli dizisinin en son 1 yıl önce yayınlanmış olması nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının tedbir talebine ilişkin somut bir delil sunmadığını, davacının SMK m. 159 hükmüne dayanmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların markalarının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davacının ... başvuru numarası ile ... sınıfta tescilli markasının bilimsel ve teknik hizmetleri kapsadığını, müvekkil şirketin ise .... sınıflarda tescilli '...' markası ile sinema ve dizi yapımcılığı faaliyetinde bulunduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir marka tecavüzünün oluşmadığını, SMK m. 7/b hükmü uyarınca tarafların markalarının aynı hizmet sınıflarında yer almadığını, halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkil şirketin sahibi ...'ın 20 yılı aşkın süredir sektörde tanınan bir yapımcı olduğunu, davacının .. üzerinden yayınlanan ve 1 yıldır aktif olmayan bir dizinin tanınırlığından faydalanıldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının müvekkil şirketin 2022 yılındaki tescil başvurusuna süresinde itiraz etmediğini, '...' isminin TDK nezdinde 'atlı süvari' anlamına gelen genel bir isim olduğunu ve bu nedenle birçok kişi tarafından farklı alanlarda tescil edildiğini, davacının kendi tescil sınıfına uygun bir eylemde bulunmadığını ve müvekkil şirketin hukuka uygun kullanımını engellemeye çalıştığını belirterek davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini talep etmiştir. II.DELİLLER TPMK'ye müzekkere 10/01/2023 tarihinde müzekkere yazıldığı, 11/01/2023 tarihinde cevap geldiği anlaşılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., FSEK uzmanı ..., Radyo/Televizyon uzmanı ... tarafından düzenlenen 14/03/2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalı yana ait dava konusu... kod numaralı ''...'' görselini ihtiva eden ''...'' ibareli markanın tescilli olduğu ise Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 09. Sınıfında yer alan ''Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçe aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları... Bilgisayarlar, bilgisayar çevre donanımları, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları'' emtiaları bakımından SMK 6/1 hükmü kapsamında kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği yönünde görüşlerini bildirmişlerdir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., FSEK uzmanı ..., Radyo/Televizyon uzmanı ... tarafından düzenlenen 21/05/2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Kök raporda yer alan görüş ve kanaatlerin değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir yeni durumun söz konusu olmadığının belirtildiği ve takdirin mahkemeye bırakıldığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., medya-basın-yayın uzmanı ... tarafından düzenlenen 16/04/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Her iki tarafın markasının da sadece “...” kelimesinden oluşan kelime markaları olduğu, markaların yazım karakterlerinin veya harf boyutlarının farklı olmasının markaları birbirinden ayırt etmek için yeterli kabul edilmediği, bu bağlamda hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davalı markasının 9. sınıfında yer alan bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar ile bilgisayar programları ve yazılımları ile davacı markasının 42. sınıf kapsamındaki bilgisayar hizmetleri, programlama, yazılım tasarımı ve danışmanlık gibi hizmetler arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, benzer hizmetlerde ayniyete varan benzer markaların kullanılmasının ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimali doğurduğu, bu nedenle davalı markasının 9. sınıftaki belirtilen ürünler bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, ancak SMK m. 5/1-ç bakımından yapılan incelemede markalar benzer olsa da mal ve hizmetlerin aynı veya aynı türde olmaması nedeniyle bu madde kapsamındaki şartların gerçekleşmediği, marka hakkına tecavüz iddiaları bakımından davalı kullanımının 41. sınıfta yer alan film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri kapsamında kaldığı, davacı markasının ise ... sınıf hizmetlerini kapsadığı, bu iki sınıf arasında herhangi bir ilişki veya benzerlik bulunmadığından SMK m. 29 atfıyla m. 7 anlamında marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı, sektörel değerlendirme açısından ise hem davacının hem de davalının dizi ve film yapımı ile ilgili hizmet verdiği, her iki dizinin isminde de “...” ifadesinin yer aldığı, dolayısıyla izleyici nezdinde karıştırılma ve birbirini çağrıştırma ihtimalinin çok yüksek olduğu, 16.04.2025 tarihinde sunulan bu raporun teknik bir inceleme olduğu ve hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Marka vekili... tarafından düzenlenen 05/04/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacının ''...'' ibaresini dizi adı ve markası olarak kullanan ilk kişi olduğu, davalının ... numaralı markasının .... Sınıfta diziler için hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının fiillerinin davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirildiği, marka hukukunda kümülatif korumanın artık söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi ve HMK'nın 389 vd madeleri uyarınca davacıya ait tescilli ''...'' markasının davalı yanca kullanımının ihtiyati tedbiren önlenmesine dair tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, ... başvuru tarihli, ... tescil tarihli olup davacı adına .. nice sınıfı ve...tescil numarası ile tescilli ''...'' markası mevcut iken davalı şirketin ''...'' isimli markayı... nice sınıflarında, 07/07/2022 başvuru tarihli ve ... no ile 03/01/2023 tarihinde tescil ettirmesi ile Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesine (5/1-ç ve 6. maddelerine) dayalı hükümsüzlük hallerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilip verilemeyeceği, SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalı şirketin davacıya tescilli markaya yönelik tecavüz teşkil eden eyleminin bulunup bulunmadığı, SMK'nın marka hakkına tecavüz hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak tatbik edilip edilemeyeceği, markaya tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini ve ilan edilmesini mümkün kılan yasal koşulların oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı anlaşıldı. IV. GEREKÇE Dosyada mübrez 4 bilirkişi raporu bulunduğu, ilk üç raporun kendi arasında çelişki ihtiva ettiği, alınan son raporun ise hükme esas teşkil ettiğinin değerlendirilmesi ile gerekçeli kararın iki bölümde hazırlanması lüzumu görülmüştür. İlk bölümde bilirkişi raporları arasındaki çelişki ve çelişkilerin giderilmesine konu son raporun neden hükme esas alındığı aktarılırken, ikinci bölümde dava dilekçesine konu hüküm fıkrasının hukuki gerekçelendirmesi arz edilecektir. Birinci Bölüm 14/03/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davalı yana ait dava konusu ... kod numaralı ve görselini ihtiva eden ... ibareli markanın tescilli olduğu, ise Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ... Sınıfında yer alan “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. …. bilgisayarlar, bilgisayar çevre donanımları, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları” emtiaları bakımından SMK 6/1 hükmü kapsamında kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, Davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya ( markanın tescilli olduğu sınıflar göz önünde bulundurulduğunda ) tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği, şeklinde kanaat belirtildiği, 21/05/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; 14/03/2024 tarihli Bilirkişi Raporundaki görüş ve kanaatlerin korunduğu, 16/04/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Hükümsüzlük Talepleri Bakımından 1. Her iki taraf markasının kelime markası olup sadece “...” kelimesinden oluştuğu, söz konusu markaların yazım karakterleri farklı ise de, bu durumun markaları farklı kılmak için yeterli kabul edilmediği; bunun gibi harflerin küçük veya büyük yazılmış olmasının da markaları farklılaştırmadığı; bu bağlamda hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek benzerlikte olduğu; 2. Hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının 9. sınıfında yer alan “bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar; bilgisayar programları ve yazılımları” ile davacı markasının ... sınıf kapsamındaki “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” arasında SMK m.6/1 anlamında benzerlik olduğu; 3. Benzer hizmetlerde ayniyete varan benzer markanın kullanılması halinde SMK m.6/1 anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğacağı, dolayısı ile SMK m.25’in atfıyla davalı markasının ... sınıfta yer alan “bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar; bilgisayar programları ve yazılımları” bakımından hükümsüzlük şartlarının oluşmuş olduğu; 4. SMK m.5/1-ç bakımından hükümsüzlük talepleri bakımından, markalar ayırt edilemeyecek kadar benzer ise de, mal/hizmetlerin aynı veya aynı tür olmadığı; bu bakımdan SMK m.5/1-ç şartlarının gerçekleşmemiş olduğu; Marka Hakkına Tecavüz Talepleri Bakımından Davalı kullanımının Nice Sınıflandırmasının ... sınıfta yer alan “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri” kapsamına girdiği; davacı markasının tescili kapsamında ... sınıf hizmetlerinin bulunduğu; Davalının ihtilafa konu markayı kullandığı ... sınıftaki anılan hizmetler ile davacı markası kapsamındaki 42. sınıf hizmetleri arasında herhangi bir ilişki veya benzerlik olmadığından, SMK m.29’un atfıyla m.7 anlamında marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı; Sektörel Değerlendirme Bakımından Davaya konu uyuşmazlık sadece sektörel açıdan değerlendirildiğinde; hem davacının hem de davalının dizi ve/veya film yapımı ile ilgili hizmet verdiği, her iki dizinin de isminde “...” ifadesinin yer aldığı, Dolayısıyla dizinin ismini niteleyen “..." ifadesinin izleyici nezdinde karıştırılma, bir birini çağrıştırma ihtimalinin çok yüksek olduğu, yönünde mübrez bilirkişi raporları ile aynı sonuca vardığı fakat incelemenin kapsamının diğer raporlara kıyasla oldukça geniş taraf itiraz ve beyanlarına uygun bir örüntüye sahip olduğu, 05/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; hükümsüzlük yönünden mübrez raporlar ile aynı kanaati barındırdığı fakat tecavüz yönünden diğer raporlardaki görüşün tam zıtlını belirttiği, marka hakkına tecavüz yönünden değerlendirmelerinin; Davacı ... numaralı markasını ... tarihinde ... Sınıfta; "bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri... grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri" için tescil ettirmiştir. Davalı ise, ... numaralı markasını 03.01.2023 tarihinde..... Sınıflarda; "Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler,...mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları...optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri" için tescil ettirmiştir. Davacı, 17.02.2021 tarihinde “..." isimli dizinin tanıtım videosunu, 07.03.2021 tarihinde de diziyi youtube kanalı üzerinden yayınlamış ve bu ibareyi dizi film adı olarak kullanmaya başlamıştır. Davalı ise, “..." markasının .. sınıflarda tescili için 07.07.2022 tarihinde başvuru yapmış ve 03.01.2023 tarihinde ... numarası ile tescil ettirmiştir. Davalı ''... Vatan için her yerde” adı ile 12.12.2022 tarihinde dizi de yayınlamıştır. Buna göre, “..." ibaresini dizi adı olarak kullanan ilk kişi davacıdır ve gerçek hak sahibidir. Davalının kullanımları ve tescili, davacıdan daha sonradır, şeklinde tespitte bulunup davacının marka hakkına davalı tarafından tecavüz edildiği görüşü sunulmuştur. Hükme esas alınan 05/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporu ayrıntısıyla dosya arasındaki diğer deliller ile birlikte incelendiğinde marka uzmanı tarafından değinilmek istenen noktanın davacı tarafından ... markasının yanlış sınıfta tescil edildiği, ... markasının dizi film olarak yayınlandığı fakat tescilli bulunduğu sınıfın ilgisiz mal ve hizmetlere konu ... Sınıf olduğu, davacının kullanımlarının tescilli olduğu sınıfı aşar şekilde dizi yayını olarak gerçekleştiği, bu yönde de davalının tescilli olduğu ... Sınıfta hizmet sunduğunun açık olduğu, davacının fiilen hizmet sunduğu ... Sınıf ile davalının tescilli olduğu ... Sınıfta tarafların çakıştığı, ... markasının ilk kullanıcısı ve gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu fakat tekrar etmek gerekirse tescil sınıfının hatalı seçilmesi sebebiyle yukarıda özetlenen daha önce alınan üç bilirkişi raporunda "aynı sınıf" şartının sağlanmaması sebebiyle marka hakkına tecavüz için yasal şartlarının oluşmadığının belirtildiği, somut olay adaleti gereği davacının fiili kullanımlarının esas alınması gerektiği kanaatiyle davacının ... markasıyla tescilli olduğu ... Sınıfı aşar şekilde ... Sınıfta faaliyet gösterdiğinin sabit olduğu gerekçesi ile 05/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporundaki kanaatlere itibar edilmiştir. İkinci bölüm davalıya ait 03.01.2023 tarihinde tescil edilen, 07.07.2022 başvuru tarihli ve... tescil numaralı ''...'' markasının hükümsüzlüğü talebinin değerlendirilmesinde; Her iki taraf markasının kelime markası olup sadece “...” kelimesinden oluştuğu, söz konusu markaların yazım karakterleri farklı ise de, bu durumun markaları farklı kılmak için yeterli kabul edilmediği; bunun gibi harflerin küçük veya büyük yazılmış olmasının da markaları farklılaştırmadığı; bu bağlamda hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek benzerlikte olduğu; hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının 9. sınıfında yer alan “bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar; bilgisayar programları ve yazılımları” ile davacı markasının ... sınıf kapsamındaki “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” arasında SMK m.6/1 anlamında benzerlik olduğu; benzer hizmetlerde ayniyete varan benzer markanın kullanılması halinde SMK m.6/1 anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğacağı, dolayısı ile SMK m.25’in atfıyla davalı markasının ... sınıfta yer alan “bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar; bilgisayar programları ve yazılımları” bakımından hükümsüzlük şartlarının oluşmuş olduğu kanaati ile Davalıya ait 03.01.2023 tarihinde tescil edilen, ... başvuru tarihli ve ... tescil numaralı ''...'' markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Davalının davacıya ait tescilli markaya yönelik gerçekleştirdiği eylemler neticesinde tecavüzün tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebinin değerlendirilmesinde; Davacı 2020/57089 numaralı markasını 15.12.2020 tarihinde ... Sınıf için, davalı taraf ise ... numaralı markasını 03.01.2023 tarihinde... Sınıflarda tescil ettirmiştir. Her ne kadar davacı ve davalı taraf markalarının tescil edilmiş oldukları sınıflar farklı ise de davacının ... markasını fiili olarak dizi film dahil olduğu sınıfta kullandığının gerçekleştirilen teknik inceleme ile sabit olduğu, davacının bu kullanımının tescilli olduğu ... Sınıfı aşar nitelikte ... Sınıf kapsamında sonuç doğurduğu, davalının ise ... Sınıfta ... markası ile dizi film sınıfında faaliyet gösterdiği, davacı, 17.02.2021 tarihinde “..." isimli dizinin tanıtım videosunu, 07.03.2021 tarihinde de diziyi ... kanalı üzerinden yayınlamış ve bu ibareyi dizi film adı olarak kullanmaya başladığı, davalının ise, “..." markasının ... sınıflarda tescili için 07.07.2022 tarihinde başvuru yapmış ve 03.01.2023 tarihinde ... numarası ile tescil ettirdiği ve ''...” adı ile 12.12.2022 tarihinde dizi şeklinde yayınladığı, buna göre; “..." ibaresini dizi adı olarak kullanan ilk kişinin davacı olduğunun sabit olduğu ve bu kapsamıda davacının ... markasının dizi film hizmet sınıfında gerçek hak sahibi olduğu kanaati ile davacının marka hakkına davalı tarafından tecavüz edildiği görüşü sunulmuştur. İlgili kısımda aktardığımız ama bu nokta da tekrar etmek istediğimiz esas noktayı; "Hükme esas alınan 05/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporu ayrıntısıyla dosya arasındaki diğer deliller ile birlikte incelendiğinde marka uzmanı tarafından değinilmek istenen noktanın davacı tarafından ... markasının yanlış sınıfta tescil edildiği, ... markasının dizi film olarak yayınlandığı fakat tescilli bulunduğu sınıfın ilgisiz mal ve hizmetlere konu ... Sınıf olduğu, davacının kullanımlarının tescilli olduğu sınıfı aşar şekilde dizi yayını olarak gerçekleştiği, bu yönde de davalının tescilli olduğu ... Sınıfta hizmet sunduğunun açık olduğu, davacının fiilen hizmet sunduğu ... Sınıf ile davalının tescilli olduğu .... Sınıfta tarafların çakıştığı, ... markasının ilk kullanıcısı ve gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu fakat tekrar etmek gerekirse tescil sınıfının hatalı seçilmesi sebebiyle yukarıda özetlenen daha önce alınan üç bilirkişi raporunda "aynı sınıf" şartının sağlanmaması sebebiyle marka hakkına tecavüz için yasal şartlarının oluşmadığının belirtildiği, somut olay adaleti gereği davacının fiili kullanımlarının esas alınması gerektiği kanaatiyle davacının ... markasıyla tescilli olduğu .... Sınıfı aşar şekilde .... Sınıfta faaliyet gösterdiğinin sabit olduğu gerekçesi ile 05/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporundaki kanaatlere itibar edilmiştir," şeklinde yer vermek lüzumu görülmüştür. Yüksek derece yargı kararlarında da tecavüz yönünden tescilli olduğu sınıfı aşar nitelikteki fiili ve markasal kullanımın esas alındığı, emsal olarak Yargıtay 11. HD'nin ...E., ...K. Tarihli "...her ne kadar Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi kararı ile ... sınıftaki mağazacılık yönünden YİDK kararı iptal edilerek tescile karar verilmiş ise de, bu tescilin ... sınıftaki emtia yönünden doğrudan kullanım hakkı vermediği, buna rağmen davalının bilirkişi raporunda da görsellerine yer verildiği üzere ... sınıfı aşar şekilde doğrudan davacı markası koruma kapsamında 7. sınıftaki makinalar üzerinde etiketi yapıştırılmak suretiyle "..." ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, bu eylemin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesi anlamında davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği,..." şeklindeki ilk derece mahkeme kararına konu onama kararı gerekçeye konu tescil sınıfı dışındaki markasal ve fiili kullanımların tecavüz iddialarında değerlendirmeye esas kabul edildiğine dair emsal niteliğinde sunulmuştur. Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin ... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin ve buna dayalı tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, talebin bu aşamaya kadar değerlendirilmediği anlaşılmakla HMK madde 389 şartlarını taşıyan talebin takdiren teminatsız olarak kabulü ile; hükmün (5) numaralı ara kararına konu edildiği üzere, davalının "..." markasını fiili ve ticari olarak kullanımının tedbiren durdurulmasına, "..." ibaresinin davalıya ait web sitesi ve internetteki, TV kanallarındaki ve diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının tedbiren durdurulmasına, ''...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, dizi yayınları ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi ihtiyaten el konulmasına, masrafı davalıdan alınmak üzere yediemine teslimine, karar kesinleşmesi ile el konulan materyallerin imhasına dair hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalıya ait ... tarihinde tescil edilen, 07.07.2022 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı ''...'' markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 2-Davalının davacıya ait tescilli markaya yönelik gerçekleştirdiği eylemler neticesinde tecavüzün TESPİTİ, ÖNLENMESİ VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin ve buna dayalı tazminat isteminin REDDİNE, 4-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde; SMK m.149/1/g gereği, masrafları davalıdan alınmak üzere, tirajı yüksek ülke genelinde yayın yapan bir gazetede takdiren 1 kez yayınlanmasına, 5-Davacı tarafın dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, talebin bu aşamaya kadar değerlendirilmediği anlaşılmakla HMK madde 389 şartlarını taşıyan talebin takdiren teminatsız olarak kabulü ile; Davalının "..." markasını fiili ve ticari olarak kullanımının tedbiren durdurulmasına, "..." ibaresinin davalıya ait web sitesi ve internetteki, TV kanallarındaki ve diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının tedbiren durdurulmasına, ''...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, dizi yayınları ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi ihtiyaten el konulmasına, masrafı davalıdan alınmak üzere yediemine teslimine, karar kesinleşmesi ile el konulan materyallerin imhasına, 6- Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00 TL ilam harcının, peşin alınan 179,90.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 552,10.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafın yaptığı;179,90.-TL başvuru harcı, 45.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 342,00 TL posta/tebligat ücreti, 25,60.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 45.547,50.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair karar Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır