Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2370 E. 2026/213 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2370
Karar No
2026/213
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2370 - 2026/213 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2370 KARAR NO : 2026/213

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/08/2026 NUMARASI : 2026/1280 Esas (Ara Karar)

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : DAVA : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/10/2026 YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/08/2026 tarihli ve 2026/1280 Esas sayılı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ile davalı arasında akdedilen kredi/kredi kartı sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek .... Noterliğinin 22.04.2026 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, alacağın tahsili amacıyla ... İcra Dairesinin 2026/16457 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptaline, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama sonunu beklemeden davalının taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davalı vekili cevap dilekçisinde özetle; tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/08/2026 tarihli ve 2026/1280 Esas sayılı ara kararında özetle "... 6100 sayılı HMK'nin 389/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir, ancak "uyuşmazlık konusu" hakkında verilebilir. Eldeki dava, İİK m. 67'ye dayalı itirazın iptali davası olup uyuşmazlığın konusu bir para alacağıdır; davalının taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları dava konusu değildir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da istikrarla vurgulandığı üzere, para alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik geçici hukuki koruma yolu ihtiyati tedbir değil, İİK m. 257 ve devamı maddelerinde özel olarak düzenlenen ihtiyati hacizdir. Aynı para alacağı için hem ihtiyati haciz hem de ihtiyati tedbir istenmesi, kurumların amacı ve kanuni düzenleniş biçimiyle bağdaşmaz. Dava konusu olmayan mal varlığı unsurları üzerine tedbir konulması, HMK m. 389'un açık lafzına aykırılık teşkil edeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmiştir. İhtiyati Haciz Talebi Yönünden: İİK'nin 257. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarına ve alacakları ile diğer haklarına ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgâhının bulunmaması veya taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hâlinde vadesi gelmemiş borçtan dolayı da ihtiyati haciz istenebileceği " düzenlenmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici el konulmasıdır. Şartları ve etkileri esas itibarıyle İİK'de düzenlenmiştir. Muaccel alacaklarda alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş bulunması hâlinde ihtiyati haciz kararı tesis edilmesi mümkündür. Müeccel alacaklarda ise hangi koşullarda ihtiyati haciz kararı verileceği İİK'nin 257/2 maddesinde açıklanmıştır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının ve ihtiyati haczin şartlarının gerçekleştiğinin yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Bankacılık uygulamasında ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında istikrar kazandığı üzere; genel kredi veya tüketici kredisi sözleşmelerine dayalı alacaklarda borcun tamamının muaccel hâle gelebilmesi için, hesabın kat edilerek borçluya ihtarname gönderilmesi ve bu ihtarnamenin borçluya tebliğ edilmiş olması veya tebliğ edilmiş sayılması gerekmektedir. Somut olayda; Mahkememizce dosya kapsamı ve dava dilekçesi ekleri üzerinde yapılan incelemede, dosyada yalnızca taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bulunduğu; davacı vekilince dilekçede dayanak olarak gösterilen .... Noterliğinin 22.04.2026 tarih ve 95109 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile söz konusu ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasının veya şerhinin dosyaya sunulmadığı tespit edilmiştir. Hesap kat ihtarnamesi ve tebliğ belgesi dosyaya ibraz edilmeksizin, borcun tamamının muaccel hâle gelip gelmediği ve ihtiyati haczin en temel şartı olan "vadesi gelmiş para borcu" koşulunun oluşup oluşmadığı hususunda yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanaat oluşturmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, bu aşamada koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden 25.08.2026 tarihinde verdiği dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin 25.08.2026 tarihinde reddedildiği, mahkemece ihtiyati haciz taleplerinin dosya kapsamına sunulan evraklar içerisinde ihtarnamenin sunulmadığı ve dolayısıyla alacağın ispatı bakımından yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile reddedildiği, taraflarınca dava açılırken davaya konu kredi/kredi kartı borçlarına ilişkin belgelerin sehven eksik gönderilmiş olup, davalı borçluya ait borçun varlığını gösterir tüm belgeleri ve ihtarnameleri işbu dilekçe ekinde mahkemeye sunmakta olduklarını, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere borçlunun izrar halinde olup mal kaçırma ve muvazaalı işlemler yapma ve takip tarihinde üzerinde olan mal ve değerleri devir etme gayesinde olduğunu, bu sebeple müvekkili bankanın hak ve zaman kaybına uğramasını ve muvazaaları ispat edip devredilen mallar üzerinde cebri icra yetkisi tanınması için gereken masraf ve zamanları önlemek ve borçlunun zaten kötüniyeti ile mağdur durumda bırakılmış müvekkili bankanın hak korumalarını tesisi etmek adına borçlunun adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarının ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine alacak tutarınca müvekkili banka lehine öncelikle teminatsız olarak, mahkememizce teminat hususunda aksi kanaat hasıl olacak ise uygun görülecek bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tarafların beyan ve dilekçeleri ile tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali istemine, istinaf konusu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 25.08.2026 tarihli ara kararıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden 25.08.2026 tarihinde verdiği dilekçesiyle, mahkemece, ihtiyati haciz taleplerinin dosya kapsamına sunulan evraklar içerisinde ihtarnamenin sunulmadığı ve dolayısıyla alacağın ispatı bakımından yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile reddedildiği, taraflarınca dava açılırken davaya konu kredi/kredi kartı borçlarına ilişkin belgelerin sehven eksik gönderilmiş olduğundan bahisle davali borçluya ait borçun varlığını gösterir tüm belgeleri ve ihtarnameleri işbu dilekçe ekinde mahkemeye sunmakta olduklarını belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin sözkonusu dilekçesindeki talebinin istinaf başvurusu niteliğinde olduğu kabul edilerek istinaf defterine kaydının yapıldığı anlaşılmaktadır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati haciz müessesesi 2004 sayılı İİK'nin 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup kanunun 257. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgâhının bulunmaması veya taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş borçtan dolayı da ihtiyatî haciz istenebileceği", kanunun 258. maddesinde "Alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının kanun yoluna başvurabileceği," hükmüne yer verilmiş, kanunun 265.maddesinde ise ihtiyati haciz kararına karşı itiraz ve kanun yollarına başvuru düzenlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, mahkemece, davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden 25.08.2026 tarihinde verdiği dilekçesindeki talebinin istinaf başvurusu niteliğinde kabul edilerek istinaf defterine kaydı yapılarak dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş ise de, davacı vekilinin dilekçesinin kapsamı itibariyle istinaf başvurusu niteliğinde olmayıp esasen sözkonusu dilekçe ekindeki delillere dayanarak yeniden ihtiyati haciz talebi mahiyetinde olduğu, 2004 sayılı İİK'nın ihtiyati haciz müessesini düzenleyen 257 ve devamı maddelerinde yasal koşulların bulunması halinde alacaklının yeniden ihtiyati haciz talebinde bulunmasına engel bir hal olmadığı, bu durumda mahkemece davacı vekilinin 25.08.2026 tarihli dilekçesine konu ihtiyati haciz talebi hakkında ilk derece mahkemesince verilmiş ve istinaf incelemesine konu olabilecek bir ara karar bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : Davacı vekili tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/08/2026 tarihli ve 2026/1280 Esas sayılı ara kararı aleyhine yapılan bir istinaf başvurusu bulunmayıp, eksik sunulan belgelerin eklenmesi suretiyle yeni bir talep olduğundan istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, -Dosyanın davacının talebi hakkında bir karar vermek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE, -492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 732,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, -6100 Sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, -6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, -6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2370, K. 2026/213, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2370-e-2026-213-k-2707afbc4032