Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/550 E. 2026/853 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/550
Karar No
2026/853
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/550 Esas KARAR NO : 2026/853 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2026 NUMARASI : 2026/314 Esas-2026/356 Karar

DAVACI : ... (TC: ...) ADRES :

DAVALI : ... ADRES : VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın görev dava şartı yokluğundan, usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... Kooperatifi'ne 2014-2015 yıllarında yüklenici sıfatıyla altyapı, doğalgaz, kanalizasyon ve su işleri yaptığını, bu işler karşılığında hak ettiği ancak ödenmeyen hakediş bedelleri bulunduğunu, davanın, Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/167 Esas sayılı dosyası ile hukuki ve fiili irtibatının bulunduğunu, davalı tarafça haksız şekilde şantiyeden uzaklaştırılarak hakedişlerinin ödenmediğini ve davalının bu suretle sebepsiz zenginleştiğini, şahsına yönelik açılan ve beraatle sonuçlanan ceza davaları ile fiili engellemeler nedeniyle alacağını takip etme imkanından mahrum bırakıldığından zamanaşımı süresinin işlemediğini, söz konusu alacağın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca günümüz reel değerine taşınması gerektiğini ileri sürerek, öncelikle adli yardım taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulü ile, 320.000,00 TL hakediş alacağının, güncellenmiş değeri ve en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilin, ve dosyanın Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2026/167 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT : Dosya üzerinden karar verildiğinden, dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak da, karardan önce dosyaya sunulan bir cevap dilekçesinin bulunmadığı ancak, davalı yanın davaya karşı beyanlarını içeren 06/05/2026 gönderme tarihli cevap dilekçesini uyap sistemi üzerinden dosyaya sunmuş olduğu ve bu dilekçede öncelikle zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, aksi taktirde haksız açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2026 tarihli ve 2026/314 Esas ve 2026/356 Karar sayılı kararında özetle; "Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacının huzurdaki davayı Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/167 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi istemi ile açtığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166/1.maddesi; "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Mahkememizce Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava dosyası için birleştirme kararı verilemeyeceği açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" başlıklı 114/1. maddesinin (c) bendinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler". Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir", 115/2. maddesinde de "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" düzenlemelerine yer verilmiştir. "Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" başlıklı TTK'nun 5/1. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Mutlak ticari davalar TTK'nun 4. maddesinde sayılmış, bunun yanında aynı maddenin "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi;"Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Bu davalarda basit muhakeme usulü uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Ancak somut uyuşmazlıkta davacı asil dava dilekçesinde, 320.000,00 TL hakediş alacağının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, güncellenmiş değeri ve en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davanın Türk Borçlar Kanunu 470 vd maddeleri kapsamında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı, 1163 Sayılı yasa kapsamında düzenlenen hususlardan olmadığı ve dosya kapsamına göre davanın mutlak ticari dava olmadığı, vergi sicil müdürlüğü yazı cevabı uyarınca davacının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. HMK'nun 1/1. maddesi gereğince görev kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK’nun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 tarih ve 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilebileceğinden, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca bu dava şartı noksanlığının giderilmesinin de mümkün olmadığı" gerekçesi ile, davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmaması nedeni ile davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı asil tarafından verilen 15/04/2026 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; davalı kooperatif ile aralarında ceza dosyalarının bulunduğunu, bu davaların huzurdaki davanın açılmasında maddi ve hukuki mücbir sebepler oluşturduğunu, davalı kooperatifçe şantiye alanına girişinin fiilen engellendiğini, davalı kooperatifçe hakkında açılan davalara karşı savunmasız kalması için delillere ulaşmasının imkansız hale getirildiğini, alacaklının borçlu tarafından hile ile veya ağır bir baskı altında tutularak, dava açmaktan alıkonulduğu hallerde, bu engel kalkıncaya kadar zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini, (Yargıtay HGK'nun 2017/13-1988 Esas ve 2020/215 Karar sayılı ilamı) hakkında açılan davalar kesinleşene kadar dava açma hakkının elinden alındığını, yine bir alacağın varlığı veya miktarının başka bir mahkemedeki ceza dosyasının sonucuna bağlı ise, o ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, yerel mahkemece davanın esasına girilerek, bahsi geçen ceza davalarını celbetmek yerine, görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu, mahkemenin görevli olduğunu, ayrıca dosya kapsamında davalı tarafın da göreve ilişkin bir itirazının bulunmadığını, yerel mahkemece adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın esastan görülerek, aralarındaki irtibat nedeni ile dosyanın Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2026/167 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan 06/05/2026 tarihli ek beyan dilekçesi ile; ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yapılan organize usulsüzlükler sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesince sadece bir bozma kararı vermek yetinilmeyip, TCK. madde 279 gereğince suç teşkil eden bu eylemler sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığına durumun ihbar edilmesini talep edilmiş, yine 25/08/2026 tarihli ek beyan dilekçesi ile; dilekçeye ekli belgeler ile ispatlanan ağır usulsüzlükler bulunduğu iddiası ile ve HMK.'nın 46. maddesi hükümleri doğrultusunda, görevin kötüye kullanılması, resmi evrakın tahrifi ve hukuka aykırı yargılama faaliyetleri nedeni ile oluşan 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasında düzenlendiği söylenen ve konusu davalı kooperatifin yapımını gerçekleştirdiği inşaatın altyapı, bekçi kulübesi, tadilat ve inşaat yapım işlerini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ve ilgili kurum ve kuruluşlar ile yapılan yazışmalar sonucunda davacının tacir olmadığı, davaya konu uyuşmazlığın da TTK.'da düzenlenen mutlak ticari davalardan bulunmadığı, bu sebeple uyuşmazlık yönünden görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmayıp, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve görevin dava şartı olup, mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerektiği kabul edilerek davanın, görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ve kararın kesinleşmesi halinde dosyanın talep halinde görevli Ankara nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiş, bu karara karşı davacı asil tarafından yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf yoluna başvurulmuş, yine davacı tarafından istinaf dilekçesinden sonra dosyaya sunulan ek dilekçeler ile, dosyanın Yargıtayın ilgili hukuk dairesine tazminat istemi ile gönderilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı asilin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Yine davacı asil tarafından dosyaya sunulan 25/08/2026 tarihli ek beyan dilekçesi ile, Adil Yargılanma hakkının gasp edildiği iddiası ile, maddi ve manevi tazminat istemli dilekçesi uyarınca dosyanın HMK. 46. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili hukuk dairesine gönderilmesini talep ettiği anlaşılmakta ise de, HMK'nın 46. maddesinin, "hakimin hukuki sorumluluğuna" ilişkin olduğu ve bu madde uyarınca hakimin hukuki sorumluluğuna karşı açılacak davaların ancak, devlet aleyhine tazminat davası şeklinde açılabileceği bu sebeple, dosyanın istinaf incelemesi amacı ile, dairemize gönderilmesinden sonra dairemizin görev alanının sadece istinaf incelemesi ile sınırlı olması hususu dikkate alındığında, davacının 25/08/2026 tarihli talep dilekçesi hakkında dairemizce verilebilecek bir karar bulunmadığından, bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2026 tarihli 2026/314 Esas 2026/356 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacının bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının 25/08/2026 tarihli dosyanın tazminatı istemi hakkında karar verilmek üzere Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesine gönderilmesi talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-İlk derece mahkemesince davacı taraf hakkında adli yardım kararı verildiğinden, başvuru tarihi itibari ile alınması gerekli, 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile, 732,00 TL istinaf karar harcının bu aşamada resmi ödenekten karşılanmasına, 4-Davacı tarafça yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan ... E-imzalıdır

Üye ... E-imzalıdır

Üye ... E-imzalıdır

Katip ... E-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/550, K. 2026/853, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-550-e-2026-853-k-5f12a7cd4a24