Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/664 E. 2026/1115 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/664
- Karar No
- 2026/1115
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/664 Esas
KARAR NO:2026/1115
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/02/2026
NUMARASI:2025/45 Esas, 2026/160 Karar
DAVANIN KONUSU:Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:03/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi .... Sayılı dosyası ile davalı tarafından hukuki sebebini bilmedikleri bir alacağın müvekkili aleyhine icra takibi konu edildiğini, müvekkilinin mücbir sebeplerden dolayı süresi içinde takibe itiraz etme imkanının olmadığını, lehdarın müvekkili ile grup şirketi olan ... ŞTİ olduğunu, yine davacı şirketin yetkilisi ... aynı zamanda ...şirketinin de ortağı olduğunu, müvekkili şirket ve grup şirket olan lehtar ... şirketinin kiralama sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, 21.05.2024 tarihi ve devamında kimlikleri belirsiz şahıslar tarafından müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği ofislere silahlı kişilerce baskın düzenlenerek ofislerde bulunan eşyalara yönelik hırsızlık yapıldığını, müvekkili şirketin tüm araç filosun (leasingler dahil) çalındığını, ilgili firmaların çalıntı ihbar ve şikayetleri devam ettiğini, müvekkili şirketin yetkilisine ait bir takım çeklerin, bir kısmı bedelsiz kalmış ya da teminat için verilen çeklerin, bir kısmı da kendisine ait olmamakla akıbetinin bilinmediğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/150081 esas sayılı dosyasında şikayette bulunulduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında hiçbir sözleşme ilişkisinin kurulmadığını, alacak miktarı yönünden belirsizlik bulunduğundan dolayı iş bu davayı kısmi olarak ikamet etmelerinde hukuki yarar olduğu gözetilerek dava kısmi olarak ikame edildiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, İstanbul Anadolu 17.İcra Dairesi ... sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 17/07/2025 Tarihli duruşmadaki beyanında; imzaya itirazları olduğunu beyan etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... dosyasında davacının keşide ettiği ...'a ait... Seri Numaralı 15.06.2024 tarihli çekten dolayı davacıdan alacaklı olduğunu, davacıya karşı çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu 20.İcra Ceza Mahkemesi 2024/134 esas sayılı dosyanın derdest olduğunu, arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, takibe konu kıymetli evrakın kanunun aradığı tüm özelliklere sahip ve evraktaki imzanın da borçlunun kendisine ait olduğunu, borçlunun imzaya itirazının da bulunmadığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlandığını, bağımsız bir varlık kazandığını, çeklerin çalıntı olduğu ve sahte imza ve kayıtlarla doldurulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ofislerinin yağmalandığını iddia etmiş ise de çeklerin ödeme günleri geldikten sonra suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının çek koçanlarının 21/05/2024 tarihinde çalındığını iddia ettiğini, ancak suç duyurusunu 30/05/2024 tarihinde yaptığını, 60 adet aracının ve milyonlarca çekinin yağmalandığını iddia eden bir kişinin olaydan günler sonra suç duyurusunda bulunmasının olağan hayat akışına aykırı olduğunu, takibe konu çeklerin üzerinde teminat çeki olduğuna dair herhangi bir ibare yer almadığını, teminat olarak verildiğine dair başkaca yazılı delil de davacı tarafından dosyaya sunulmadığını, çeklerin kambiyo senedi olduğunu, teminat senedi olmadığını, davacının bu iddiasını ispatlayamadığını, taraflar arasında araç alım satımı ve ticari ilişkinin bulunduğunu, ticari kayıtların incelenmesiyle bu durumun tespit edileceğini savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, %20'den aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın davacının davalıya İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu ... ... Şubesi'ne ait, 15/06/2024 keşide tarihli, ... seri numaralı, 1.750.000,00 TL bedelli çekten kaynaklı olarak ve takipte borçlu olup olmadığına ilişkin menfi tespit davası olduğu, davacının dava konusu çekte keşideci olduğu, iddiasını imza inkarına dayandırdığı, yukarıda ortaya konulduğu üzere çekin basım ve keşide tarihi itibariyle davacı şirket yetkilisinin usulüne uygun ihtar tebliğine rağmen isticvap duruşmasında hazır bulunmadığı, bu sebeple çekteki imzayı ikrar etmiş sayıldığı, davacının keşideci olduğu, davalının ise lehtar olmadığı dikkate alındığında davacının davalıya karşı şahsi def'i de ileri süremeyeceği, ileri sürülen deflerin de yerinde olmadığı, mahkememizce icra takibi üzerinde tedbir kararı verilmemiş olması nedeniyle davalının icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle;
-Davanın REDDİNE,
-Davalının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;İsticvap davetiyesinin, müvekkili şirket yetkilisi ...'ye talimat mahkemesince usulüne uygun şekilde tebellüğ edilmediğini, Yerel Mahkemece, müvekkili şirket yetkilisinin bilinen son adresini bildirilmesi için usulüne uygun kesin süre verilmediğini ve bilinen adres araştırılmaksızın doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkarıldığını,Bilirkişi ücretinin ispat yüküne aykırı şekilde davacı taraf üzerine yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, çek üzerindeki imzanın müvvekkili şirkete ait olduğunun ispat yükünün davalı/alacaklı tarafta olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2024 tarih, 2021/1859 Esas, 2024/558 Karar sayılı ilamın bu yönde olduğunu,Davalının çekin durumunu bildiği bilebilecek durumda olduğu açık olup davanın ihbar edilerek araştırma yapılması gerektiğini, Ciranta davalı şirketin yetkilisi ve diğer şirket grup şirketi olan ... şirketi olduğunu, Yemin deliline dayandıklarını, ancak yeminin hatırlatılmadığını,Dava dilekçesinde; çeklerin davacı şirketin rızası dışında dolaşıma çıkmış olabileceği, davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı ve çekin davalıya hangi şekilde geçtiğinin belirsiz olduğu açıkça ileri sürüldüğünü, tüm imza örnekleri bildirilmiş olmasına rağmen imza örnekleri toplanmadan karar verildiğini, eksik inceleme yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dava değeri 5000TL üzerinden harçlandırılmış olmakla; dosyanın önincelemesinde HMK 341.maddesi gereğince kararın istinafı kabil olup olmadığının dosyanın incelenmesi gerekmiştir.Somut uyuşmazlıkta; davacı İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, dava harcını 5000TL üzerinden yatırmış, dava dilekçesinde de davanın kısmi dava olarak açıldığını beyan etmiştir. Takibe konu çek ise 1.750.000TL bedelli olup takipte talep edilen toplam alacak 1.966.917,59 TL'dir.Bu durumda menfi tespit kararı verilmesi talep edilen takip dosyasında değer belirli olup davacı da hiçbir borcu olmadığını ileri sürdüğünden davanın kısmi dava olarak açılması mümkün değildir. (Aynı yönde Y.11HD, 2021/379 Esas, 2022/4355 Karar sayılı, 02/06/2022 Tarihli ilamı; Kapatılan Y. 19HD, 2017/2989 Esas, 2019/798 Karar sayılı, 11/02/2019 Tarihli ilamları)İlk derece mahkemesince 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30, 32. maddeleri gereğince davacı vekiline eksik peşin harcın ikmal edilmesi için süre verilip sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, eksik harç tamamlattırılmadan esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Harç, kamu düzenine ilişkin olmakla davacının istinaf isteminin HMK 355.maddesi gereğince re'sen dikkate alınan sebepler ile sınırlı olarak kabulüne, kaldırma sebebine göre esas hakkında inceleme yapılmadığından davacının istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 355 maddesi gereğince re'sen dikkate alınan sebepler ile kısmen kabulüne,
- Kaldırma sebebine göre davacının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2026 gün ve 2025/45 Esas, 2026/160 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 330TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.332TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.03/07/2026