İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/142 E. 2026/518 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/142
Karar No
2026/518
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/142 Esas KARAR NO:2026/518

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/02/2026 KARAR TARİHİ:14/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ... ... Şubesine ait 22.8.2024 tanzim tarihli 280.000-TL bedelli çeke istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra takibine konu çek nedeni ile davalı şirkete karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, Kambiyo senetleri her ne kadar mücerret borç ikrarı niteliğinde olsalar da, bu mücerretlik ilkesi senedin geçerli bir imza ile vücut bulması şartına bağlı olduğunu, imzanın sahteliği iddiası, senedin temel ilişkiyle olan bağını kopardığı gibi, senedin kendisini de yok hükmüne getirdiğini, Zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780/1-f maddesi uyarınca, bir belgenin çek vasfını kazanabilmesi için düzenleyenin imzasını ihtiva etmesi zorunlu olduğunu, Somut uyuşmazlıkta icra takibine konu çekte müvekkilin eli ürünü olmayan bir imza söz konusu olduğundan, takibe konu belge teknik anlamda bir çek değil, sadece sahte bir kağıt niteliğinde olduğunu, dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden ... seri numaralı çek üzerindeki imza, müvekkilinin gerçek imzasıyla hiçbir estetik, teknik veya karakteristik benzerlik taşımadığını, müvekkilinin ticari hayatı boyunca ve resmi makamlar nezdinde kullandığı imzaların belirli bir ritim, hız ve baskı karakteristiğine sahipken, huzurdaki takibe konu çek üzerindeki imza, duraksamalı, titrek ve belirli bir modelin acemice taklit edilmeye çalışıldığını gösteren bir uydurma tersim ürünü olduğunu, imza, senedin tanzim edildiği iddia edilen tarihteki müvekkilinin el alışkanlıklarını yansıtmaktan uzak olduğunu, İmza sahteliği iddiasının bilimsel verilere dayalı olarak aydınlatılması amacıyla, müvekkilinin imza örneklerinin bulunduğu tüm resmi ve özel kurumların dosyaya celbi zaruri olduğunu, müvekkilinin imza karakteristiğinin tam olarak belirlenebilmesi için çekin keşide edildiği iddia edilen 22/08/2024 tarihine yakın dönemlerde ayılmış karşılaştırmaya esas imzaların incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına konu ... ... Şubesine ait 22.8.2024 tanzim tarihli 280.000-TL bedelli çek nedeni ile davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yapması nedeniyle davalı şirket aleyhine takip miktarının %20' sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin dava sonuna kadar haksız olarak icra baskısı altında kalmaması amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı icra takip dosyasına yatacak olan paranın davalı şirkete ödenmemesi konusunda İ.İ.K'nun 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çekteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığı iddiasıyla .... İcra Dairesi'nin 2025/... E sayılı takibine konu çekten ötürü borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiğini ancak davacının imza itirazının kötü niyetli olduğunu, ekte sunulan faktoring sözleşmesi ve ekli belgelerden anlaşılacağı gibi müvekkili ile davadışı ... şirketi arasında faktoring sözleşmesi tanzim edildiğini ve bu sözleşmeye istinaden de davadışı ... şirketinden dava konusu çek temlik alındığını, müvekkilinin çeki temlik alırken alacağı tevsik eden fatura suretlerini de temin ettiğini, alacağı tevsik eden fatura suretleri incelendiğinde görüleceği gibi davacı ... ile davadışı ... Şirketi arasında ticari bir ilişki olup dava konusu çek de bu kapsamda davacı tarafından dava dışı ... şirketine verildiğini, dava konusu çekin davacı tarafından dava dışı ... şirketine verildiğine göre çekteki imzanın davacıya ait olmaması imkansız olduğunu, bu nedenle davacının kötü niyetli olup davanın haksız nitelikte olduğunu, davacının imza itirazında kötüniyetli olduğunu gösteren başka bir hususun ise ; çekin karşılıksız işlemine tabi tutulmuş olması olduğunu, davacını çekin keşidecisi olduğunu, çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmiş ve karşılığı olmadığı için arkasının yazdırıldığını, çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı varsayımında banka personeli tarafından çekteki keşideci imzasının uyuşmadığına dair şerh düşülmesi gerektiğini, ibraz şerhinde bu yönde hiçbir beyanın yer almadığını, çekteki imzanın davacıya ait olduğunu ve davacının bankadaki ıslak imza örnekleriyle örtüştüğünü, davacı, çek hesabı sahibi olup çekteki imzanın davacıya ait olmadığı varsayımında çekin davacının rızası dışında elinden çıkması gerekir ki davacının bu yönde hiçbir beyan ve iddiası bulunmadığını, Bu nedenle dava haksız nitelikte olup reddine karar verilmesi gerektiğini, Çekteki imzanın davacıya ait olmadığı varsayımında dahi davacının dava konusu çekten ötürü sorumluluğu bulunduğunu, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; sayın mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi halinde dahi müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesine yasal olanak bulunmadığını, dava konusu çek incelendiğinde; çek müvekkiline ciro yoluyla geçtiği ve müvekkili ile davacı arasında başka ciro bulunduğu görüleceğini, müvekkilinin, çeki davacıdan almadığından çekteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığını bilecek durumda olmadığını, müvekkilinin çekten doğan alacağının tahsili amacıyla iyiniyetle takip başlatıldığını, bu nedenle çekteki imzanın davacıya ait olmadığı varsayımında dahi somut olayda tazminat koşullarının oluşmadığını, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... ... Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2025/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2024/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. .... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden ve içerisinde bulunan ... ... Şubesine ait 22.8.2024 tanzim tarihli 280.000-TL bedelli çek aslının Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak 2025/... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. GEREKÇE: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi mahkemelerin görevinin ancak yasa ile belirlenebileceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğunu açıkça ifade etmiştir. Kesin yetki halleri de bu çerçevede değerlendirilir. Bu yasal düzenlemeye paralel olarak görev ve kesin yetki halleri dava şartları arasında sayılmıştır (HMK m.114/1-c ve ç) 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Hukuk mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." Görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de, açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki "iş dağılımı"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve dairelerin, belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı uyarınca 15/12/2021(tarihi dahil) tarihinden itibaren, asliye ticaret mahkemeleri arasındaki iş dağılımına göre İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak iş bu dosyaya bakmaya görevli olduklarından, dosyanın ilgili mahkemelerden birine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve iş bölümü nedeniyle verilen karar gönderme kararı olup HMK'nın 341. maddesinde belirtilen istinafa tabi nihai karar niteliğinde olmadığından kesin olmak üzere aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca; 1-Dava dosyasının konusu itibariyle ihtisas mahkemesi olan İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Harç, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin esas mahkemesinde karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere karar verildi. 14/07/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/142, K. 2026/518, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-142-e-2026-518-k-ad2e07265dbe