İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/690 E. 2026/601 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/690
- Karar No
- 2026/601
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/690 Esas - 2026/601 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/690 KARAR NO : 2026/601
.... DAVA : Menfi Tespit / İstirdat (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/05/2024 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 14/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit (İstirdat) Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirketin .... ilçesindeki adresinde ticari faaliyet yürüttüğü; dava dışı ....olan borcu nedeniyle, .... numaralı hesabından keşide edilen 25/05/2022 tarihli ve 69.166,75.-TL bedelli çekin anılan şirkete teslim edildiği; davacı şirket tarafından keşide edilen anılan çekin ödenmediği iddiasıyla, davalı şirket tarafından .... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine konu edildiğinin, 76.350,62.-TL tutarındaki ödeme emrinin tebliği üzerine 31/05/2022 tarihinde öğrenildiği; ödeme emri ekinde tebliğ edilen çekin arkasındaki ciroların incelenmesinden en son hamilin davalı şirket olduğunun anlaşıldığı; muhatap banka tarafından çekin arkasına yazılan açıklamadan, çek üzerine .... Mahkemesinin 18/05/2022 tarihli kararıyla "ödeme yasağı" konulduğunun ve hesapta yeterli karşılık bulunmasına rağmen çek bedelinin ibraz eden en son hamile ödenmediğinin tespit edildiği; anılan ödeme yasağı kararının, dava dışı .... Esas sayılı dosyasında icra takibinin iptali talebiyle dava açıldığı; anılan Mahkemenin.... Karar sayılı 22/07/2022 tarihli kararıyla, esasa girilmeksizin .....Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı; davacı şirket tarafından keşide edilen çek üzerinde birden fazla tüzel kişinin hak iddia ettiği; hak iddia edenlerden birincisinin çek arkasındaki cirantalar arasında yer alan ve ödeme yasağı kararı aldıran dava dışı ...., ikincisinin ise çeki icra takibine konu eden davalı şirket olduğu; çek üzerinde hangi tarafın gerçek hak sahibi olduğuna karar verme hak ve yetkisinin davacı şirkette bulunmadığı; bu nedenle icra dosyasına yapılacak ödeme neticesinde, ödeme yasağı koyduran dava dışı şirketin dava sonunda haklı çıkması hâlinde borcundan kurtulamayacağı; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesi ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/1. maddesi uyarınca çek bedelinin ödenebileceği tevdi mahalli tayini talebiyle ....Karar sayılı dosyasından aldığı ihtiyati haciz kararına dayanarak tüm banka hesaplarına haciz konulması nedeniyle, ticari işlerin devamını sağlamak amacıyla icra takibine konu alacağın tamamının fer'ileri ve %20 fazlasıyla 94.983,50.-TL olarak teminat şeklinde yetkisiz icra dosyasına yatırılmak zorunda kalındığı; icra takibinde talep edilen 59,69.-TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 6.916,68.-TL çek tazminatı ve 207,50.-TL komisyon olmak üzere toplam 7.183,87.-TL tutarındaki fer'i alacak kalemleri ile takip sonrası talep olunan faiz, icra dosya masrafı, harç ve vekâlet ücretine ilişkin alacak taleplerinin kabul edilmediği; zira çekin ödenmemesinde keşideci davacı şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı; davalı alacaklının, çek üzerinde ödeme yasağı kararı bulunduğunu ve çekin bankada yeterli karşılığının olduğunu bildiği hâlde, çek üzerine ödeme yasağı koyduran ve kendisinden sonra gelen dava dışı .... aleyhine de icra takibine geçmesi gerekirken anılan şirketi ayırarak yalnızca davacı şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla ilamsız icra takibi başlattığı ve bu fiilî durum dikkate alındığında davalı alacaklının kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği; çek tazminatının yalnızca ibrazında bankada karşılığı bulunmayan çeke dayalı icra takiplerinde talep edilebilmesi gerekmesine rağmen, hesapta karşılığın bulunduğu bilinerek keşideci davacı şirketten inkâr tazminatı talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı beyan edilmiş olup; çekin bankaya ibraz tarihinden itibaren geçen aşamada 69.166,75.-TL tutarındaki çek bedeline yönelik bir itiraz bulunmadığından, icra dosyasına yatırılan teminattan çek bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunun takdirinin İcra Dairesine ve Mahkemeye bırakıldığı; 69.166,75.-TL tutarındaki çek bedeli hariç olmak üzere, ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle, 7.183,87.-TL olarak talep edilen (takip tarihine kadar işlemiş faiz, çek tazminatı, komisyon ile takip tarihinden sonra istenen faiz, masraf, harç ve vekâlet ücreti alacak kalemlerinden dolayı) çek bedelinin ödenmemesinde herhangi bir kusur bulunmaması nedeniyle bu miktar borca yönelik itirazın kabulüyle tensiple birlikte icra takibinin durdurulmasına; yapılacak yargılama neticesinde, 7.183,87.-TL olarak talep edilen alacak kalemleri yönünden borçlu bulunulmadığının tespiti ile bu miktar üzerinden icra takibinin iptaline; yatırılan teminat .... aktarıldığından, yargılama sırasında ödemek zorunda kalınması hâlinde ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte istirdadına (davalıdan tahsiline); alacağın %20'sinden az olmamak üzere hesaplanacak kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 17/05/2026 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında ise özetle; dava dilekçesinin talep kısmının 2/1. maddesinde, çek bedeli dışında talep edilen 7.183,87.-TL ile takip tarihinden sonra istenen faiz, masraf, harç ve vekâlet ücreti alacak kalemlerinden borçlu bulunulmadığının tespitine ve yargılama sırasında ödemek zorunda kalınması hâlinde ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesinin talep edilmiş olduğu; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/6. maddesindeki düzenleme uyarınca, yargılama sırasında icra tazyiki altında yapılan ödemelerin istirdadına karar verilebilmesi için ilave olarak harç yatırılmasına gerek bulunmadığı; 2004 Sayılı İİK.'nın 72/7. maddesinde düzenlenen bir yıllık istirdat davası açma süresinin, icra takibine itiraz etmeyen veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıslar yönünden öngörüldüğü ve davacı şirketin icra takibine muhatap olur olmaz borca kısmi itirazda bulunup menfi tespit davası açtığı; bilirkişi ek raporunda, davacı şirketin çek bedeli dışında icra dosyalarına yargılama aşamasında icra tazyiki altında toplam 64.426,75.-TL fazla ödeme yaptığının tespit edildiği beyan edilmiş olup; dava dilekçesindeki istirdat talebinin kabulü ile .... Esas sayılı dosyasına fazladan ödenen 25.816,75.-TL'nin 14/06/2022 tarihinden itibaren, .... Esas sayılı dosyasına fazladan ödenen 28.400,00.-TL'nin 06/06/2024 tarihinden itibaren ve yine aynı dosyaya fazladan ödenen 10.210,00.-TL'nin 10/10/2024 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalı alacaklıdan istirdadına (tahsiline); davalı alacaklının davacı şirkete %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkûm edilmesine; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı alacaklıdan tahsiline; ara kararı gereğince yatırılmak zorunda kalınan ıslah harcının davacı şirkete iadesine; karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davalı şirkete ciro yoluyla geçen çeke ilişkin çek bedelinin ödenmemesi üzerine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; davacı tarafından icra takibine karşı açılan yetkiye ve borca itiraz davasının yetkisizlik kararı ile sonuçlandığı; dava konusu çekin 25/05/2022 tarihinde ibraz edildiği, ancak muhatap banka tarafından .... Esas sayılı 18/05/2022 tarihli ödemeden men kararı nedeniyle çek üzerinde işlem yapılamadığı şerhi düşülerek meşru hamil davalı şirkete ödeme yapılmadığı; davacı tarafın ibraz tarihinde çek bedelini banka hesabında bulundurduğunu öne sürerek çekin ödenmemesinde kusuru olmaması sebebiyle icra takibi dosyasında yer alan fer'i alacaklardan da sorumluluğunun doğmadığını iddia ettiği ve çek borcuna ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı; dava konusu çek üzerinde davalı şirketin cirosu bulunduğu, davalı şirketin çekin yetkili hamili olduğu ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı; davalı şirketin taraf olmadığı ödemeden men davasında muhatap bankaya hitaben verilen tedbir kararının davalı şirketin icra takibi hakkını engellemeyeceği; davalı şirketin çeki yasal süresinde bankaya ibraz etmesi ve elinde bulundurması nedeniyle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 790. maddesi gereğince yetkili hamil olduğu; davacının sorumlu olmadığını iddia ettiği fer'i alacak kalemlerinin 6102 Sayılı TTK.'nın 810. maddesinde yer alan başvurma hakkı kapsamında bulunduğu ve icra takibiyle birlikte ortaya çıkan fer'i alacaklardan da davacının sorumlu olduğu; davalı faktoring şirketinin alacağı tevsik eden belgelere dayanarak faktoring işlemi yaptığı ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yoluyla devraldığı; dava dışı.... ile imzalanan 18/02/2022 tarihli genel faktoring sözleşmesi çerçevesinde, dava konusu ... seri numaralı ve 25/05/2022 keşide tarihli 69.166,75.-TL tutarlı çekin, 29/03/2022 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosu ile 25/03/2022 tarihli 156.000,00.-TL tutarındaki dayanak faturaya istinaden ciro yoluyla davalı şirkete intikal ettiği; davalı şirketin 6361 Sayılı ....na ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak işlem yaptığı, çekin iktisabında kötü niyetinin ve ağır kusurunun bulunmadığı; kötü niyet tazminatı talep etmenin şartlarının gerçekleşmediği; 6102 Sayılı TTK.'nın 724. maddesi uyarınca hamilin borçlanmadaki sıra ile bağlı olmaksızın çek borçlularının her birine başvurabileceği ve davalı şirketin ödeme yasağı kararı alınmasına sebep olan dava dışı cirantaya başvurma zorunluluğunun bulunmadığı; davalı şirketin bir finans kurumu olması nedeniyle ilk etapta faktoring işlem tarafları ve keşideci aleyhine icra takibi yapıldığı; davalı şirketin dava konusu çeke ilişkin faktoring işlemi yaptığı sırada çeke ilişkin herhangi bir menfi kayıt bulunmadığı, çekin davalı şirkete 29/03/2022 tarihinde intikal ettiği ve ödeme yasağı kararının 18/05/2022 tarihli olup çekin faktoring işlemine tabi tutulduğu tarihten çok sonra olduğu; davalı şirketin çekin çalındığından haberdar olmasının mümkün bulunmadığı beyan edilmiş olup; davanın davalı şirket yönünden reddine; davacının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkâr tazminatına ve alacağın %10'u oranında para cezasına çarptırılmasına; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER 1. .... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. 2. ..... İban Numaralı Hesaptan Keşide Edilen 25/05/2022 Keşide Tarihli, .... Seri Numaralı ve 69.166,75.-TL Bedelli Çek ile Çekin Arka Yüzündeki Ciro Silsilesi ve Şerhler. 3. Davalı Şirket ile Dava Dışı .... Arasında Akdedilen 18/02/2022 Tarihli Genel Faktoring Sözleşmesi. 4. Dava Dışı .... Numaralı Fatura. 5. 29/03/2022 Tarihli Alacak Bildirim Formu ve Ödeme Araçları Tevdi Bordrosu. 6. .... Esas Sayılı Dosyasından Verilen 05/05/2022 Tarihli Ödeme Yasağı Kararı. 7. .... Esas Sayılı İcra Dosyası. 8. ....Esas Sayılı Dosyasından Verilen ve İcra Takibinin Durdurulmasına İlişkin 09/06/2022 Tarihli Karar. 9. .... Karar Sayılı 08/06/2022 Tarihli İhtiyati Haciz Kararı. 10. ....Esas Sayılı Dosyasına Davacı Şirket Tarafından Yapılan 14/06/2022 Tarihli ve 94.983,50.-TL Tutarlı Ödemeye İlişkin Tahsilat Makbuzu. 11. .... Karar Sayılı 22/07/2022 Tarihli Yetkisizlik Kararı. 12. .... Karar Sayılı Dosyası. 13. .... Esas Sayılı İcra Dosyası. 14. .... Esas Sayılı Dosyasına Aktarılan 94.983,50.-TL Tutarına İlişkin 24/05/2024 Tarihli Tahsilat Makbuzu. 15. ....Esas Sayılı Dosyasından Davalı Vekiline Yapılan 09/10/2024 Tarihli ve 118.382,54.-TL Tutarlı Ödemeye İlişkin Reddiyat Makbuzu. 16. .... Tarafından Gönderilen 30/05/2024 Tarihli Cevabi Yazı Kapsamında Bildirilen, Davacı Şirket Yetkilisi Adına Kayıtlı Hesap Hareketine Rastlanılmadığı Bilgisi. 17. ..... Numaralı Hesabın 15/05/2022 - 25/05/2022 Tarihleri Arasındaki Bakiye Bilgilerini İçerir Hesap Bilgi Tablosu. 18. .... Esas Sayılı Dosyası. 19. İcra Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... Tarafından Düzenlenen 26/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. 20. ... Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... Tarafından Düzenlenen 30/07/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ....'ye yönelik açılan, Kambiyo Senedinden Kaynaklanan Menfi Tespit ve İstirdat Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "dava konusu 25/05/2022 keşide tarihli, 2012430 seri numaralı ve 69.166,75.-TL bedelli çekin davacı şirket tarafından keşide edildiği; anılan çekin 25/05/2022 tarihinde muhatap Türkiye .....'ye ibraz edildiği; davalı şirketin çeki ciro yoluyla iktisap ettiği" hususlarında, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; çekin ibraz tarihinde muhatap banka nezdindeki hesapta yeterli karşılığın bulunup bulunmadığı; davacı şirketin, .... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilen çek bedeli dışında kalan 59,69.-TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 6.916,68.-TL çek tazminatı ve 207,50.-TL komisyon ile takip tarihinden sonra işleyecek faiz, icra takibi harç ve giderleri ile icra vekâlet ücretinden borçlu bulunup bulunmadığı; davacı şirketin borçlu bulunmadığının tespiti hâlinde, icra takibi sırasında ödenen miktarın istirdadı şartlarının oluşup oluşmadığı; istirdadına karar verilecek miktara ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi yürütülüp yürütülemeyeceği; ıslah edilen kısım yönünden davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının yerinde olup olmadığı; davalı aleyhine kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; davalı tarafından talep edilen tazminat ve para cezası şartlarının oluşup oluşmadığı; davacı tarafından yatırılan ıslah harcının iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı; menfi tespit davasında ayrıca icra takibinin iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) DAVA ŞARTLARI VE İLK İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu; 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı şirket tarafından keşide edilen çekin ibraz tarihinde muhatap banka nezdindeki hesapta yeterli karşılığının bulunduğu; çek bedelinin, üçüncü kişi tarafından açılan çek iptali davasında verilen ödeme yasağı kararı nedeniyle ödenemediği; bu nedenle çekin ödenmemesinde davacı şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı; bu doğrultuda davacı şirketin, icra takibine konu edilen çek bedeli dışında kalan çek tazminatı, komisyon, takip tarihine kadar işlemiş faiz ile takip sonrası faiz, icra harç ve giderleri ile icra vekâlet ücretinden borçlu bulunmadığının tespiti ile; yargılama sırasında icra tazyiki altında fazladan ödenmek zorunda kalınan toplam 64.426,75.-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına; davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve icra takibinin iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davalı şirketin çekin yetkili hamili olduğu; çek üzerinde ödeme yasağı bulunmasının, kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulmasına engel teşkil etmediği; ödeme yasağı kararının alınmasında davalı şirketin bir dahli bulunmadığı; çekin ödenmemesi hâlinde keşidecinin çek bedelinin yanı sıra fer'i alacaklardan da sorumlu olduğu; faktoring işleminin mevzuata uygun biçimde ve ödeme yasağı kararından önce gerçekleştirildiği; davalı şirkete kötü niyet atfedilemeyeceği beyan edilmiş olup; davanın reddine ve davacının %20'den az olmamak üzere inkâr tazminatı ile alacağın %10'u oranında para cezasına çarptırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemeleri : i. İcra Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... Tarafından Düzenlenen 26/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; .... tarafından hasımsız olarak 27/04/2022 tarihinde çek iptali davası ikame edildiği ve davacı şirketin bu davaya fer'i müdahil olduğu; anılan Mahkemenin 05/05/2022 tarihli kararı ile dava konusu çeke ilişkin ödeme yasağı konulmasına karar verildiği; yapılan yargılama neticesinde 14/10/2022 tarihli kararla, icra takibi konusu çeklerin dava dışı üçüncü kişiler elinde olduğu ve talep edenin çek istirdadına ilişkin davayı verilen sürede ikame etmemesi sebebiyle zayi talebinin reddine ve ödeme yasağının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verildiği; dosya kapsamına .... tarafından gönderilen 04/06/2024 tarihli cevabi yazının incelenmesinden.... numaralı hesabın çek hesabı olduğu ve hesap sahibinin davacı şirket olduğu; anılan hesabın 25/05/2022 tarihli bakiyesinin 163.639,99.-TL olduğu; .... Esas sayılı dosyasında, alacaklı davalı şirket vekili tarafından davacı şirket aleyhine, 25/05/2022 tarihli ve 69.166,75.-TL miktarlı çeke dayanılarak toplam 76.350,62.-TL'nin tahsili için 30/05/2022 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı; takip dayanağı çekin son hamilinin davalı şirket olduğu, bankaya ibraz tarihinin 25/05/2022 olduğu ve ibraz tarihinde banka tarafından "18/05/2022 tarihli ödemeden men kararı sebebi ile çek üzerinde işlem yapılamadığı" şerhinin konulduğu; anılan icra takibine ilişkin olarak borçlu tarafından .... Esas sayılı dosyasında yetkiye ve borca itiraz edildiği ve anılan Mahkemenin 09/06/2022 tarihli kararı ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiği; alacaklı vekili tarafından ihtiyati hacze ilişkin kararın icra dosyasına ibraz edilerek haciz işlemleri yapılmasının talep edildiği ve icra dosyasında muhtelif haciz işlemleri yapıldığı; borçlu vekili tarafından 14/06/2022 tarihinde icra dosyasına ihtirazi kayıtla 94.983,50.-TL ödeme yapıldığı;.... Esas sayılı dosyasına kaydının yapılarak borçlu tarafa 15/05/2024 tarihli ödeme emrinin gönderildiği; uyuşmazlığın, çek alacağına dayanılarak başlatılan icra takibine ilişkin olarak davacı borçlunun çek tazminatı, çek komisyonu, işlemiş ve işleyecek faiz ile icra fer'ilerine itirazından kaynaklandığı; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 810. ve 783/3. maddeleri ile konuya ilişkin .... kararları uyarınca, davacı keşidecinin ancak çek bedelinin ödenmesinden sorumlu olabileceğinin tespit edildiği; ödeme yasağı konulmasının ödemenin gecikmesine ve borcun artmasına sebebiyet vermiş olsa da davanın taraflarının ödeme yasağı konulmasında bir dahlinin bulunmadığı; ödeme yasağı konulmasının, davalı alacaklının ihtiyati haciz kararını infaz etmesine ve çeki icra takibine koymasına engel teşkil etmeyeceği hususları rapor edilmiştir. 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "bilirkişi raporunda çek bedeli dışında kalan komisyon, tazminat, faiz, icra masraf, harç ve vekâlet ücretlerinden sorumluluk bulunmadığına dair bildirilen kanaate bir itirazlarının bulunmadığı; ancak dava dilekçesindeki istirdat talebi de dikkate alınarak, ihtiyati haciz kararının infaz edilmesi nedeniyle haciz tazyiki altında icra dosyasına yapılmak zorunda kalınan ödemeler esas alınmak suretiyle istirdada tabi miktar yönünden de hesap yapılması gerekirken bu yönde bir hesap yapılmadığı; icra dosyasına 94.983,50.-TL, 28.400,00.-TL ve 10.210,00.-TL olmak üzere toplam 133.593,50.-TL ödeme yapıldığı ve çek bedeli düşüldüğünde 64.426,75.-TL fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığı" gerekçeleriyle; davalı vekili tarafından ise "raporda, hamilin keşideci aleyhine icra takibi yapmak hakkı olduğu ve fakat çek bedeli dışındaki fer'ileri talep edemeyeceği yönünde hatalı ve yasal dayanağı olmayan bir değerlendirme yapıldığı; dava konusu çekin süresi içinde bankaya ibraz edildiği ve ödeme yasağı nedeniyle tahsil edilemediği, bu durumun çek bedeli ve fer'ileri yönünden borçlunun sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı; ödeme yasağı sebebiyle ödeme yapılmamış olmasının keşidecinin yalnızca çek tazminat bedeline ilişkin sorumluluğunu etkilediği; ödemeden men kararı alınmasında davalı şirketin bir dahli bulunmadığı ve tevdi mahalli tayini ile borcunu ödeme imkânına sahip olan davacının bunu yapmadığı; ihtiyati tedbir kararı alınmasının davalı şirketin icra takibi yoluna başvurmasını engellemediği; davalı şirketin kanuni haklarını kullanarak keşideci aleyhine icra takibi başlatmakta kötü niyetli sayılmasının mümkün olmadığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; taraf vekillerinin itiraz beyanlarının her birinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve cevaplandırılması amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. ii. İcra Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... Tarafından Düzenlenen 30/07/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu : Anılan bilirkişi ek raporu kapsamında; davacı tarafın hesaplama yapılmadığına ilişkin beyanı üzerine icra dosyası kapsamının yeniden incelendiği ve davacı tarafından icra dosyasına 14/06/2022 tarihinde 94.983,50.-TL, 06/06/2024 tarihinde 28.400,00.-TL ve 10/10/2024 tarihinde 10.210,00.-TL ödeme yapıldığının tespit edildiği; davalı tarafın usule ilişkin beyanlarının değerlendirilmesinin Mahkememize bırakıldığı; kök raporda konuya ilişkin Yargıtay içtihatlarına yer verildiği ve kanuni düzenlemeler ile içtihatlar göz önünde bulundurularak değerlendirme yapıldığı; davalı tarafından ibraz edilen Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ile Yargıtay içtihatlarının yeniden incelendiği; yapılan inceleme sonucunda, bir kısım kararlarda davacı keşidecinin sadece çek bedelinden sorumlu olacağının, bir kısmında ise çek tazminatı dışındaki tüm alacak kalemlerinden sorumlu olacağının karar altına alındığının tespit edildiği ve bu nedenle seçenekli hesaplama yapıldığı; Mahkememizce davacının sadece çek bedelinden sorumlu olduğunun kabulü hâlinde, çek bedeli 69.166,75.-TL'nin 14/06/2022 tarihinde ödenen 94.983,50.-TL'den mahsubu ile anılan tarih itibariyle 25.816,75.-TL fazla ödeme yapılmış olduğu ve bu durumda fazla ödemelerin 14/06/2022 tarihinde 25.816,75.-TL, 06/06/2024 tarihinde 28.400,00.-TL ve 10/10/2024 tarihinde 10.210,00.-TL olduğu; anılan seçenekte fazla ödenen tutarların işlemiş avans faizleriyle birlikte dava tarihi itibariyle 36.119,76.-TL, 30/07/2025 tarihi itibariyle ise 109.849,70.-TL olarak hesaplandığı; Mahkememizce davacının sadece çek tazminatından sorumlu olmadığının kabulü hâlinde ise, takip talebindeki çek tazminatı dışlanarak olması gerekli takip çıkışının 69.433,94.-TL olarak tespit edildiği, takip sonrası işlemiş faiz, başvurma harcı ve masraf, tahsil harcı ile icra vekâlet ücreti eklenmek suretiyle dosya alacağının 83.401,48.-TL bulunduğu ve 14/06/2022 tarihinde ödenen 94.983,50.-TL'den mahsubu ile anılan tarih itibariyle 11.582,02.-TL fazla ödeme yapılmış olduğu; bu seçenekte fazla ödemelerin işlemiş avans faizleriyle birlikte dava tarihi itibariyle 16.204,20.-TL, 30/07/2025 tarihi itibariyle ise 81.661,81.-TL olarak hesaplandığı hususları rapor edilmiştir.
30/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 27/08/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "bilirkişi raporunda fazla ödenen kısım için faiz hesabı yapıldığı, fazla ödenen miktar var ise bu miktara Mahkeme tarafından verilen kararda faiz işletileceği ve bu durumun teknik olarak raporun denetime elverişliliğini etkilediği, raporun net sonuçlar içermediği; davacı şirketin çek bedeli dışında icra dosyalarına 14/06/2022 tarihinde 25.816,75.-TL, 06/06/2024 tarihinde 28.400,00.-TL ve 10/10/2024 tarihinde 10.210,00.-TL olmak üzere toplam 64.426,75.-TL fazla ödeme yaptığının hesaplandığı; ek raporda değerlendirilen ve davalı tarafından ileri sürülen kararların işbu davada emsal teşkil etmeyeceği, zira her olayın kendi içinde barındırdığı delil durumuna göre irdeleneceği; davacı şirketin ödeme yasağı kararından haberdar olur olmaz ..... Esas sayılı dosyasında dava açarak çek bedelini ödeyebileceği tevdi mahalli tayin edilmesini talep ettiği, ancak davalı şirketin tevdi mahalli talebiyle ilgili olarak tensip dahi yapılmadan aldığı ihtiyati haciz kararına dayanarak banka hesapları dâhil tüm malvarlığı üzerine ihtiyati haciz tatbik etmesi nedeniyle davacı şirketin çalışamaz hâle geldiği ve borcun tamamını teminat olarak yatırmak zorunda kalması sonucu tevdi mahalli talebinin fiilen konusuz kaldığı; bu nedenle .....görülen şikâyete ilişkin olması nedeniyle emsal teşkil etmeyeceği; davalı faktoring şirketinin iyi niyetli olmadığı, zira çekte cirosu bulunan ve ödeme yasağı kararı aldıran dava dışı şirket ile çeki bu şirkete ciro eden şirket hakkında icra takibi başlatmadığı ve yalnızca keşideci ile iki gerçek kişi hakkında icra takibi başlattığı; ayrıca davalı şirketin dosyaya sunduğu belgeler arasında, kredi sözleşmesinin dayanağı olan faturayı alanın önceki dönem bilançolarının sunulmadığı ve bu yönüyle de davalı şirketin kusurlu olduğu" gerekçeleriyle; davalı vekili tarafından ise 05/09/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "ek raporda seçenekli bir hesaplama yapıldığı, ilk seçenekte belirtildiği üzere davacının sadece çek bedelinden sorumlu olduğuna ilişkin bir hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığı; ödeme yasağı sebebiyle ödeme yapılmamış olmasının keşidecinin yalnızca çek tazminat bedeline ilişkin sorumluluğunu etkilediği ve çek bedeli ile fer'ileri yönünden borçlunun sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı; hamilin icra takibi açmaya hakkı ve hukuki yararı var ise icra takibinin doğal sonucu olan fer'ileri de talep edebileceği; ödemeden men kararı üzerine tevdi mahalli tayini ile borcunu ödeme imkânına sahip olan davacının bunu yapmadığı; ikinci seçenekteki hesaplamaya esas alınan fer'i bedellerin icra dosyasıyla uyumlu olmadığı; fazla ödendiği iddia edilen tutarlara ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin kabul edilebilir olmadığı; davalı tarafa dosyadan reddiyatın 09/10/2024 tarihinde, yani dava açıldıktan sonra yapılmış olması nedeniyle henüz ödenmeyen tutarlara dava tarihi itibariyle faiz hesaplanmasının anlaşılabilir olmadığı; davacının çek tazminatından sorumlu olmadığının kabulü hâlinde, çek bedelinin %10'u olan 6.916,67.-TL'nin, tutarın davalı tarafa ödendiği 09/10/2024 tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesi yönünde hüküm kurulabileceği; davalı tarafa 09/10/2024 tarihinde 118.382,54.-TL reddiyat yapılmış olduğu, bilirkişi hesabına göre ise davacının çek bedeli dâhil hiçbir ödeme yapmaması gerektiği sonucunun doğduğu; raporun anlaşılabilir ve hesaplamalar yönünden izah edilebilir olmadığı ve davacı taleplerini aşar mahiyette bulunduğu" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Mahkememizce, anılan bilirkişi raporuna yönelik itirazlara yönelik yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından, "raporun denetime elverişliliği" hususunda sunulan itiraz beyanının, ek raporda fazla ödemelerin tarih ve tutarları ayrı ayrı gösterildiği ve faiz hesabının yalnızca Mahkememizce talep edilmesi hâlinde kullanılmak üzere seçenekli biçimde sunulduğu, hükmedilecek faizin niteliğini ve başlangıcını belirlemenin Mahkememize ait olduğu, dolayısıyla anılan hesabın raporun denetime elverişliliğini ortadan kaldırmadığı kanaatiyle yerinde olmadığı; davacı vekili tarafından "davalı tarafından ileri sürülen kararların emsal teşkil etmeyeceği ve dayanak faturayı alanın önceki dönem bilançolarının sunulmadığı" hususlarında sunulan itiraz beyanlarının, ek raporda anılan kararların bağlayıcı bir içtihat olarak değil, uygulamadaki iki farklı yaklaşımı göstermek üzere aktarıldığı ve nihai hukuki nitelendirmenin Mahkememize ait olduğu, ayrıca bilanço sunulmamış olmasının tek başına davalı şirketin kötü niyetini veya ağır kusurunu ortaya koymadığı kanaatiyle yerinde olmadığı; davacı vekili tarafından "davalı şirketin iyi niyetli olmadığı" hususunda sunulan itiraz beyanlarının, davalı şirketin çeki 29/03/2022 tarihinde ve dolayısıyla 05/05/2022 tarihli ödeme yasağı kararından önce ciro yoluyla iktisap ettiği, 6102 Sayılı TTK.'nın 818/1-k maddesi yollamasıyla uygulanan 724/2. maddesi uyarınca hamilin çek borçlularının borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın dilediğine başvurabileceği ve dava dışı cirantaya başvurmamış olmasının tek başına kötü niyet göstergesi sayılamayacağı kanaatiyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, "davacının çek bedeli dışındaki tüm alacak kalemlerinden sorumlu olduğu" hususunda sunulan itiraz beyanlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 783/3. maddesinin çek tazminatı yükümlülüğünü açıkça "muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi" bakımından öngördüğü, dava konusu çekin ibraz tarihinde muhatap banka nezdindeki hesapta çek bedelini fazlasıyla karşılayan bakiyenin bulunduğunun banka kayıtlarıyla sabit olduğu ve çekin ödenmemesinin, keşideciye atfedilemeyen ve üçüncü kişinin talebi üzerine verilen ödeme yasağı kararından kaynaklandığı anlaşıldığından yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, "davacının tevdi mahalli tayini yoluna başvurmadığı" hususunda sunulan itiraz beyanının, davacı şirket tarafından .... Esas sayılı dosyasında tevdi mahalli tayini talebiyle dava açıldığının beyan edildiği ve bu talebin, davalı tarafından alınan ihtiyati haciz kararının infazı üzerine dosya borcunun tamamının ödenmesiyle fiilen sonuçsuz kaldığı, ayrıca keşidecinin çek bedeli dışındaki kalemlerden sorumluluğunun karşılığı ibraz anında hazır bulundurma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğine bağlı olduğu ve tevdi mahalli tayini yoluna başvurulmamasının bu sorumluluğu tek başına doğurmayacağı kanaatiyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, "fazla ödemelere ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceği ve faizin ancak reddiyat tarihinden başlatılabileceği" hususunda sunulan itiraz beyanlarının, istirdada konu miktarın davacı şirketin malvarlığından ödeme tarihlerinde çıkmış olduğu, davalı tarafa reddiyat yapılmasındaki gecikmenin davacı şirkete yüklenemeyeceği ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/6. maddesi uyarınca istirdada dönüşen davada iadesine karar verilecek miktara, mahrum kalınan sürenin karşılığı olarak ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin zorunlu bulunduğu kanaatiyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından "yasal faiz yerine avans faizi hesaplanamayacağı" hususunda sunulan itiraz beyanının, her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari iş niteliğindeki bir kambiyo ilişkisinden kaynaklandığı, bu nedenle 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans faizi oranının uygulanmasının mümkün bulunduğu kanaatiyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından "ikinci seçenekteki hesaplamaya esas alınan fer'i bedellerin icra dosyasıyla uyumlu olmadığı" hususunda sunulan itiraz beyanının, anılan seçeneğin Mahkememizce hükme esas alınmamış olması nedeniyle esasa müessir nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından "ek raporun anlaşılabilir ve hesaplama yönünden izah edilebilir olmadığı ile raporun davacı taleplerini aşar mahiyette bulunduğu" hususlarında sunulan itiraz beyanlarının, ek raporda her iki seçenek yönünden ödeme tarihleri, tutarlar, dönemler, gün farkları ve uygulanan faiz oranları tablolar hâlinde ayrı ayrı gösterildiği, hesabın denetlenmesine elverişli bulunduğu ve raporun bir hüküm önerisi içermeyip Mahkememizin talebi hâlinde kullanılmak üzere seçenekli hesap sunmakla yetindiği anlaşıldığından yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, "bilirkişi hesabının davacının çek bedeli dâhil hiçbir ödeme yapmaması sonucunu doğurduğu" hususunda sunulan itiraz beyanının ise, ek raporda çek bedelinin 69.166,75.-TL olarak korunduğu ve yalnızca bu bedeli aşan kısmın fazla ödeme olarak gösterildiği, dolayısıyla anılan itirazın rapor içeriğiyle örtüşmediği anlaşıldığından yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. iii. Mahkememizce Alınan Bilirkişi Raporlarının Mahkememizce Nihai Değerlendirmesi : Mahkememizce İcra Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... tarafından düzenlenen 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ve 30/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; anılan raporlarda belirtilen verilerin dosya kapsamındaki verilerle örtüştüğü, zira çekin keşide ve ibraz tarihi, seri numarası ve bedelinin çekin kendisiyle, ibraz tarihindeki hesap bakiyesinin muhatap bankanın cevabi yazısı ekindeki hesap bilgi tablosuyla, icra takibinin tarihi ve takip çıkışının ödeme emriyle, 14/06/2022 ve 06/06/2024 tarihli ödemelerin tarih ve tutarlarının dosyadaki tahsilat ve reddiyat makbuzlarıyla uyumlu bulunduğu, 10/10/2024 tarihli 10.210,00.-TL tutarındaki ödemenin ise bilirkişi tarafından icra dosyası üzerinde yapılan inceleme ile tespit edildiği; anılan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan delillerin tamamının (icra takip dosyaları, ödeme emri, çek ve arkasındaki şerh, banka kayıtları, ödeme yasağı kararı ile bu karara ilişkin yargılama dosyası ve icra dosyalarına yapılan ödemelere dair makbuzların) değerlendirilmiş olduğu; anılan raporların kendi içlerinde veya birbirleriyle çelişki barındırmadığı, ek raporun kök raporda yer verilmeyen istirdada tabi miktar hesabını tamamladığı ve seçenekli hesabın, hukuki nitelendirmenin Mahkememize ait olması nedeniyle bir çelişki oluşturmadığı anlaşılmakla; anılan raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli oldukları kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; öncelikle dava konusu çekin kambiyo senedi vasfı ile ibraz anında karşılığının muhatap banka nezdinde bulundurulup bulundurulmadığı hususu ele alınmış olup; dava konusu 25/05/2022 keşide tarihli, 2012430 seri numaralı ve 69.166,75.-TL bedelli çekin, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780/1. maddesinde sayılan unsurları taşıdığı ve kambiyo senedi vasfında bulunduğu; anılan çekin, 6102 Sayılı TTK.'nın 796/1. maddesinde öngörülen ibraz süresi içerisinde, 25/05/2022 tarihinde muhatap.... tarafından gönderilen 04/06/2024 tarihli cevabi yazı ekindeki hesap bilgi tablosundan, çekin keşide edildiği hesapta ibraz tarihi olan 25/05/2022 itibariyle 163.639,99.-TL bakiye bulunduğu ve dolayısıyla çek bedelini fazlasıyla karşılayan bir karşılığın muhatap banka nezdinde hazır bulundurulduğu; buna karşılık çek bedelinin, dava dışı ....tarafından zayi iddiasıyla açılan çek iptali davasında.... Esas sayılı dosyasından 05/05/2022 tarihli tensip kararıyla verilen ve muhatap bankaya 18/05/2022 tarihli yazı ile bildirilen ödeme yasağı kararı nedeniyle hamile ödenemediği (taraf dilekçelerinde ödeme yasağı kararı 18/05/2022 tarihli olarak anılmakta ise de; anılan tarihin, kararın muhatap bankaya bildirildiği yazının tarihi olduğu anlaşılmıştır); nitekim çekin arka yüzüne, ibraz işlemini gerçekleştiren banka (çeki tahsile aracılık eden....) tarafından "…ödeme yasağı kararı bulunduğundan çek üzerinde işlem yapılmamıştır" şerhinin düşüldüğü anlaşılmıştır. Çek tazminatı hususunda yapılan değerlendirmede; 6102 Sayılı TTK.'nın 783/3. maddesi, çek tazminatı yükümlülüğünü "muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi" bakımından öngörmüş olduğundan; ibraz anında karşılığı muhatap nezdinde hazır bulundurulmuş olan dava konusu çek yönünden keşideci davacı şirketin, icra takibinde talep edilen 6.916,68.-TL tutarındaki çek tazminatından sorumlu tutulmasına hukuken imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kambiyo senedinden doğan fer'i alacaklar hususunda yapılan değerlendirmede ise; 6102 Sayılı TTK.'nın 810. maddesinde hamilin başvurma yolu ile çekin ödenmemiş olan bedelini, ibraz gününden itibaren bu tutarın faizini, protestonun veya buna denk olan belirlemenin ve gönderilen ihbarnamelerin giderleri ile diğer giderleri ve çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini isteyebileceği düzenlenmiş ise de; anılan hükmün, çekin ödenmemesinden borçlunun sorumlu tutulabildiği hâllere ilişkin olduğu; keşidecinin çek ilişkisindeki temel yükümlülüğünün, ibraz anında muhatap nezdinde çek bedelini karşılayacak karşılığı hazır bulundurmaktan ibaret bulunduğu; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 118. maddesi uyarınca temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmesi hâlinde borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zarardan sorumlu tutulamayacağı; dava konusu uyuşmazlıkta davacı şirketin, kendisine yüklenen bu yükümlülüğü eksiksiz yerine getirdiği ve ödemenin gerçekleşmemesinin, tamamen kendi iradesi ve etki alanı dışında kalan bir üçüncü kişinin talebi üzerine verilen ödeme yasağı kararından kaynaklandığı; bu itibarla, çekin ibrazında ödenmemesi olgusuna bağlanan takip tarihine kadar işlemiş 59,69.-TL faiz, 207,50.-TL komisyon ile takip tarihinden sonra işleyecek faiz, icra takibi harç ve giderleri ile icra vekâlet ücretinden davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır. Davalı şirketin yetkili hamil sıfatı ile icra takibi yapma hakkı hususunda yapılan değerlendirmede; davalı şirketin çeki ciro yoluyla iktisap etmiş yetkili hamil olduğu ve taraf olmadığı çek iptali davasında verilen ödeme yasağı kararının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapma hakkını ortadan kaldırmadığı hususunda duraksama bulunmamaktadır; nitekim çekin arka yüzündeki ciro silsilesinin, lehtar dava dışı .....'den başlayarak sırasıyla dava dışı diğer cirantalara ve nihayet faktoring işlemi ile davalı şirkete uzandığı, aradaki halkalarda kopukluk bulunmadığı çekin incelenmesinden anlaşılmıştır; zira 6102 Sayılı TTK.'nın 808. maddesi uyarınca, zamanında ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğunun, muhatap tarafından ibraz günü de gösterilmek suretiyle çek üzerine yazılmış tarihli bir beyanla sabit bulunması hâlinde hamil; cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarını kullanabilir; nitekim .... Karar sayılı 04/10/2016 tarihli ilamında da, çek ile ilgili ödemeden men yasağı bulunmasının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel olmayacağı benimsenmiştir. Ne var ki, davalı şirketin icra takibi yapma hakkının bulunması ile keşidecinin çek bedeli dışındaki kalemlerden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususu birbirinden ayrı olup; yukarıda açıklandığı üzere, ödememe olgusunda kusuru bulunmayan keşideci davacı şirket bakımından çek bedeli dışındaki kalemler yönünden bir sorumluluk doğmamaktadır. Bu doğrultuda; davacı şirketin, .... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilen çek bedeli dışında kalan alacak kalemlerinden borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı şirketin çeki iktisabında kötü niyetinin veya ağır kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda yapılan değerlendirmede; 6102 Sayılı TTK.'nın 792. maddesi uyarınca; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmü öngörülmüş olup; anılan hüküm, çekin zilyetliğini iradesi dışında yitiren kişi bakımından koruma sağlamakta ve yeni hamilin iade yükümlülüğünü, kötü niyetin yanı sıra iktisapta ağır kusurun bulunması hâline de bağlamakta olup; bu değerlendirme, senedin iktisap edildiği ana göre yapılır. Dava konusu uyuşmazlıkta ise; çekin zilyetliğinden iradesi dışında çıktığını ileri süren dava dışı ....tarafından çek iptali davasının 27/04/2022 tarihinde ikame edildiği ve ödeme yasağı kararının 05/05/2022 tarihinde verildiği; buna karşılık davalı şirketin çeki, 29/03/2022 tarihli alacak bildirim formu ve ödeme araçları tevdi bordrosu ile anılan tarihlerin öncesinde iktisap ettiği; kaldı ki .... Mahkemesinin 14/10/2022 tarihli kararı ile zayi talebinin reddine karar verilmiş olması nedeniyle, çekin hamilin elinden çıktığı olgusunun yargısal olarak da tespit edilmemiş bulunduğu anlaşılmıştır. Faktoring mevzuatı yönünden yapılan değerlendirmede; 6361 Sayılı .... Kanunu'nun 9/2. maddesi uyarınca faktoring şirketi, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacakları devir alamaz ve aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz; anılan hükme dayanılarak çıkarılan Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1. maddesi ise, alınan kambiyo senedindeki ciro silsilesinde kuruluşa senedi ciro edip veren kişinin devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi, bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin ise faturadaki borçlu ile aynı kişi olmasını aramaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta; çekin arka yüzündeki ciro silsilesinde, davalı şirkete çeki ciro eden dava dışı ....'dan bir önceki cirantanın dava dışı .... adına düzenlendiği görülmekle; kuruluşa senedi ciro eden kişinin faturanın alacaklısı, ondan bir önceki cirantanın ise faturanın borçlusu olduğu ve böylece anılan Yönetmeliğin 8/1. maddesinde aranan uyumun sağlandığı; 69.166,75.-TL tutarındaki çek bedelinin 156.000,00.-TL tutarındaki fatura bedelini aşmaması nedeniyle de 6361 Sayılı Kanun'un 9/2. maddesine aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Faktoring şirketinin istihbarat yükümlülüğü hususunda yapılan değerlendirmede ise; anılan Yönetmeliğin 5/1. maddesinde, kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışması yapılması, faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, faturaların mükerrer olmadığının denetlenmesi ile müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek "gerektiğinde" fatura borçlusu ve kambiyo senedinin keşidecisine de başvurulmak suretiyle borcun teyit edilmesi öngörülmüş ise de; davacı vekilinin bu kapsamdaki itirazının yalnızca dayanak faturayı alanın önceki dönem bilançolarının dosyaya sunulmamış olmasına dayandırıldığı, çekin iktisap edildiği 29/03/2022 tarihi itibariyle çek üzerinde herhangi bir menfi kayıt bulunmadığı ve yukarıda açıklanan ciro silsilesi ile fatura uyumunun sağlandığı hususları göz önünde bulundurulduğunda; davalı şirketin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli olduğunu veya ağır kusurunun bulunduğunu ortaya koyan bir olgunun ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim 6361 Sayılı Kanun'un 9/3. maddesi, bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, senetten dolayı kendisine başvurulan kişinin düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ilerini, ancak faktoring şirketinin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde ileri sürebileceğini öngörmekle; faktoring şirketleri bakımından daha ağır bir eşik kabul etmiştir. Bu doğrultuda; davalı şirketin dava konusu çeki, 6102 Sayılı TTK.'nın 792. maddesi anlamında kötü niyeti veya ağır kusuru bulunmaksızın iktisap etmiş yetkili hamil olduğunun kabulü gerekmiştir. Davaya istirdat davası olarak devam edilip edilmeyeceği hususunda yapılan değerlendirmede ise; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/6. maddesi uyarınca borçlunun, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borcun da ödenmiş olması hâlinde davaya istirdat davası olarak devam edileceği düzenlenmiş olup; ..... Esas sayılı dosyasında verilen 09/06/2022 tarihli tedbir kararının, işbu dava kapsamında verilmiş bir tedbir kararı niteliğinde bulunmadığı; .... numaralı bendi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin şu aşamada reddine karar verildiği ve yargılamanın devamında da bu yönde bir tedbir kararı verilmediği, dosya borcunun icra tazyiki altında ödenmek zorunda kalındığı anlaşılmakla; anılan hüküm uyarınca davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İstirdadına karar verilecek miktar hususunda yapılan değerlendirmede; bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirket tarafından 14/06/2022 tarihinde 94.983,50.-TL, 06/06/2024 tarihinde 28.400,00.-TL ve 10/10/2024 tarihinde 10.210,00.-TL olmak üzere toplam 133.593,50.-TL ödeme yapılmış olup; borçlu bulunulduğu tespit edilen 69.166,75.-TL tutarındaki çek bedelinin mahsubu ile 64.426,75.-TL'nin fazladan ödendiği anlaşılmıştır. Faiz hususunda yapılan değerlendirmede; fazla ödemenin ilk kalemini oluşturan 25.816,75.-TL, 14/06/2022 tarihinde yapılan ödemenin çek bedelini aşan kısmı olup; bu miktarın davacı şirketin malvarlığından anılan tarihte çıktığı ve anılan tarihten itibaren davacı şirketin bu miktardan yoksun kaldığı dikkate alındığında, istirdada konu her bir kalem yönünden faizin fiilî ödeme tarihinden başlatılması gerekmiştir. Her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari iş niteliğindeki bir kambiyo ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans faizi oranının uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Islah edilen kısım yönünden ileri sürülen zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları hususunda yapılan değerlendirmede ise; davalı vekili tarafından 09/06/2026 tarihli dilekçe ile ıslah edilen kısım yönünden, icra dosyasının kapatıldığı tarihten itibaren işlemeye başladığı ileri sürülen ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/7. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğuna ilişkin itiraz; işbu davanın .... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi üzerine 25/05/2024 tarihinde, süresinde ve menfi tespit ile istirdat talepli olarak açılmış olması, istirdada konu ödemelerin icra tazyiki altında yapılmış ve istirdat talebinin dava dilekçesinde en başından itibaren mevcut bulunması, anılan Kanun'un 72/6. maddesi uyarınca davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam edilmesi, 17/05/2026 tarihli ıslahın yeni bir talebin ileri sürülmesi niteliğinde olmayıp derdest davada baştan beri mevcut olan istirdat talebinin miktarının belirlenmesinden ibaret bulunması ve anılan Kanun'un 72/7. maddesindeki bir yıllık sürenin, icra takibine itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kişinin ödeme tarihinden itibaren umumi hükümler dairesinde açacağı bağımsız istirdat davası için öngörülmüş olması nedeniyle; 14/07/2026 tarihli celsenin (3) no'lu ara kararı ile reddedilmiştir. Davalı vekili tarafından aynı dilekçe ile ileri sürülen zamanaşımı itirazı ise; yukarıda sayılan gerekçelere ilave olarak, ıslah tarihi itibariyle istirdat alacağına uygulanabilecek zamanaşımı süresinin dolmamış bulunması gerekçesiyle, aynı celsenin (2) no'lu ara kararı ile reddedilmiştir. Davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talebi hususunda yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İİK.'nın 72/5. maddesi uyarınca bu tazminata hükmedilebilmesi için, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması gerektiği; oysa davalı şirketin, ciro silsilesinde kopukluk bulunmayan bir çekin yetkili hamili sıfatıyla ve süresinde ibraz ettiği çekin ödenmemesi üzerine kanuni icra takibi hakkını kullandığı; çeki 29/03/2022 tarihinde, yani 05/05/2022 tarihli ödeme yasağı kararından önce iktisap etmiş olması nedeniyle iktisap anında çeke ilişkin bir menfi kaydın bulunmadığı; 6102 Sayılı TTK.'nın 818/1-k maddesi yollamasıyla uygulanan 724/2. maddesi uyarınca hamilin, çek borçlularının borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın bunlardan dilediğine başvurabileceği ve ödeme yasağı kararının alınmasına sebep olan dava dışı cirantaya başvurmamış olmasının tek başına kötü niyet göstergesi sayılamayacağı; bu itibarla icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafın, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata ve alacağın %10'u oranında para cezasına mahkûm edilmesine ilişkin talepleri hususunda yapılan değerlendirmede ise; 2004 Sayılı İİK.'nın 72/4. maddesi uyarınca alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesinin, davanın alacaklı lehine neticelenmesine ve alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasına bağlı olduğu; işbu davada ise hem ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği hem de davanın alacaklı lehine sonuçlanmadığı; alacağın %10'u oranındaki para cezasının ise anılan Kanun'un 169/a ve 170. maddelerinde, İcra Mahkemesi nezdindeki itirazın incelenmesi usulüne özgü olarak düzenlendiği ve genel Mahkemede görülen menfi tespit davasında uygulama alanı bulunmadığı anlaşılmakla, davalının anılan taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yargılama giderlerinin paylaştırılması hususunda yapılan değerlendirmede ise; davanın reddedilen kısmını oluşturan kötü niyet tazminatı talebi bakımından ayrıca harç yatırılmamış ve ayrı bir yargılama gideri doğmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderleri yönünden ayrıca bir paylaştırma yapılmasına yer olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan hususlar doğrultusunda; davanın kısmen kabulüne dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM 1) Davanın KISMEN KABULÜNE, Bu doğrultuda; a) Davacının; .... seri numaralı çekin 69.166,75.-TL tutarındaki bedeli dışında kalan alacak kalemlerinden (takip tarihine kadar işlemiş faiz, çek tazminatı ve komisyon ile takip sonrası faiz, icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücretinden) borçlu olmadığının tespitine; b) Davacı tarafından icra tazyiki altında fazladan ödenen; 25.816,75.-TL'nin, ödeme tarihi olan 14/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; 28.400,00.-TL'nin, ödeme tarihi olan 06/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; 10.210,00.-TL'nin, ödeme tarihi olan 10/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (toplam 64.426,75.-TL'nin), davalıdan tahsili ile davacıya iadesine (istirdadına); c) Davacının, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talebinin reddine; d) Davalının; %20'den az olmamak üzere tazminat ve alacağın %10'u oranında para cezası taleplerinin reddine; 2) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 4.400,99.-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL peşin harç ve 978,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.405,60.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.995,39.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL peşin harç ve 978,00.-TL ıslah harcı, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.894,00.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 6.500,00.-TL bilirkişi ücreti ile 169,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.669,00.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 64.426,75.-TL üzerinden) takdir edilen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) 6100 Sayılı HMK.'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.14/07/2026
Katip.... ¸ Gerekçeli Karar