Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2616 E. 2026/2703 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2616
Karar No
2026/2703
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2616

KARAR NO:2026/2703

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/06/2026

NUMARASI:2026/222 E - 2026/614 K

DAVANIN KONUSU:Tespit

KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... plakalı, ... şasi nolu ve ... marka 2024 model aracını 19.09.2024 tarihinde müvekkili servise başvurduğunu, yapılan incelemede yetkili olmayan üçüncü bir tarafca, aracın üst kısmına dizayn-montaj yapıldığının tespit edildiğini,şikayet edilen konularda müvekkilince araştırma yapılamadığından aracın işlemsiz olarak davalıya teslim edildiğini, davalının 06.01.2025'te üst yapı ve dizayndaki bazı kabloları çıkararak tekrar müvekkili servise başvurduğunu, müvekkilinin müşteri memnuniyeti amacıyla aracı geri çevirmediğini, tekrar yapılan incelemede dizayn-montaj işlemleri nedeniyle elektronik sistemlerin çöktüğü, bu nedenle araç beynine girilemediği, beyin değiştikten sonra tespit yapılabileceği, bu amaçla yapılacak işlemlerin ise ücretli olacağı bilgisinin müşteriye verildiğini,ilgili tarihlerde araç garanti kapsamında olduğundan, araç üzerinde yapılacak tespit ve onarımlara onay verme yetkisinin ithalatçı firma .... A.Ş.'de bulunduğunu, ithalatçıdan alınan görüşe göre, her ne kadar araç garanti kapsamı süresi içerisinde olsa da, araç üzerinde harici işlemler yapılmış olması nedeniyle aracın işbu onarımı garanti kapsamına alınamayacağını,davalının ücret ödemek istemediğinden onarıma onay vermediğini, aracın alınmasının sözlü olarak bildirildiğini, araç alınmayınca 28.11.2025 tarihinde aracın teslim alınması talepli ihtarname keşide edildiğini, davalının aracının1 yılı aşkın süredir müvekkili serviste alan işgal ettiğini, beyanla TBK m.107 uyarınca davalıya ait aracın mahkemece belirlenecek bir yediemine tevdini talep etme zarureti doğduğundan ... plakalı, ... şasi nolu aracın bir yediemine nakli için tevdii mahalli tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı tarafından satılan ayıplı malı teslim almaktan haklı bir sebeple kaçınmakta olduğunu, davacının ayıplı malı onarma veya ayıpsız misliyle değiştirme borcunu yerine getirmemesi nedeniyle temerrüde düştüğünü, davaya konu aracın Türkiye'ye minibüs yapan firmalara verilmek üzere getirilen, 4250 kilogram ağırlığında bir araç olup, ... tarafından yetkilendirilmiş ... Şirketi tarafından ... kategorisinden ... kategorisi, Sınıf B, 15+1+1 kişilik okul taşıtına tadil edildiğini, bu tadilatın, 16.09.2024 tarihli ... Seri Tadilat Araç Uygunluk Belgesi (EK-1) ile yasal mevzuata uygun olarak yapıldığının onaylandığını, davacının "yetkisiz üçüncü kişi müdahalesi" iddiası bu belge karşısında tamamen mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin, aracın satış sorumlusu ... ile yaptıkları görüşmelerde, servis yoğunluğu nedeniyle aracın iç dizaynının dışarıda yaptırılması yönünde satış sorumlusu tarafından yönlendirildiklerini belirttiklerini, bu durumun, davacının sorumluluktan kaçınma çabasının bir göstergesi olduğunu, 29.11.2025 tarihli cevabi ihtarnamelerinde de belirtildiği üzere, yapılan VIP dizayn işlemlerinin düşük amperli aydınlatma ve kozmetik işlemlerden ibaret olup, aracın ana mekanik ve elektronik sistemlerini etkilemesinin teknik olarak mümkün olmadığını, bu iddianın, davacının ayıplı mal sorumluluğundan kaçınma amacını taşımakta olduğunu, piyasada minibüs olarak kullanılan ... grubu araçların tamamı Türkiye'ye panelvan olarak gelmekte ve tasarım firmalarınca tadil edilmekte olduğunu, davacının, binlerce emsal araç garantili olarak hizmet görmeye devam ederken müvekkilinin aracını 'üst yapı' gerekçesiyle garanti dışı bırakması, ticari dürüstlükle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin ayıplı aracı teslim almaktan kaçınmadığını, aksine yasal seçimlik haklarını kullanarak ayıpsız misliyle değişim veya bedel iadesi talep ettiğini, davacının bu haklı talepleri yerine getirmeyerek, ayıplı malı onarmayarak veya değiştirmeyerek temerrüde düştüğünü, davacının, ayıplı malı onarmadan veya değiştirmeden müvekkilinin teslim almasını beklemesinin, hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, aracın 06.01.2025 tarihinden bu yana davacı servisinde atıl bir şekilde bekletilmesi nedeniyle müvekkili şirketin, ticari faaliyetlerinde kullanamadığı araçtan dolayı günlük asgari 5.000 TL. ticari kazanç kaybına uğradığını, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarına göre, alacaklı temerrüdü için borçlunun kendi üzerine düşen 'ayıpsız ifa' yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerektiğini beyanla talebin reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " taraflar arasında aracın ayıplı olup olmamasından kaynaklı ihtilaf doğduğu, davalının davacıya ait servise götürülen aracı daha sonra teslim almadığı, aracın misli ile değişimine ilişkin İstanbul Anadolu 8. ATM 2026/191 esas sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiği, aracın mülkiyetinin davalıda olduğu, yargılama aşamasında aracın davalı yanca davacının servisinde bekletildiği, davacı yanca aracın davalı tarafından teslim alınmasına ilişkin ihtarname çektiği, ihtarnameye rağmen davalının aracı teslim almadığı, İstanbul Anadolu 8. ATM 2026/191 esas sayılı dosyası üzerinden yapılacak yargılama ve verilecek karar neticesinde ihtilafın çözüleceği, iş bu davanın mezkur davadan önce açıldığı, bu nedenle davacıya daha sonra açılan davada tevdi mahalline ilişkin talepte bulunması gerektiğine yönelik davalı savunmalarının yerinde olmadığı, davacının tevdi mahalli talebinin yerinde olduğu, İstanbul Anadolu 8. ATM 2026/191 esas sayılı dosyasının beklenmesi aşamasında ticari faaliyet yürüten davacının servisinde alan işgali yapan aracın kaldırılması talebinin makul olduğu, bu aşamada hangi tarafın haklı olduğunun tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla mülkiyeti davalıda bulunan araca ilişkin yapılan incelemede talebin haklı ve yerinde olduğu görülmekle aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle

1-Talebin KABULÜ ile; Söz konusu ... plakalı, ... şasi nolu ve ... marka 2024 model arac hakkında tevdii mahalli olarak ... Otoparkı- ... Mah. ... Cad. ... Ümraniye/İst. adresindeki deponun tespitine ve tevdii mahalli olarak tayinine,

2-Tevdii mahalli istenen ... şasi nolu ve ... marka 2024 model araç ... Otoparkı- ... Mah. ... Cad. ... Ümraniye/İst. yediemin tayin edilerek depoya yerleşterilmesine ve korunmasına,

3- ... şasi nolu ve ... marka 2024 model aracın ... Otoparkına tesliminin talep eden tarafından teslimine ve teslim aşamasında ayrıntılı olarak tutanak düzenlenerek bahsi geçen aracın fotoğraflarının çekilmesine, fotoğraf çekimi yapıldıktan sonra mülkiyeti davalıda olan aracın davalı şirketin yetkilisi veya vekilince teslimi talep edildiğinde tutanak düzenlenmek suretiyle aracın ruhsatından yetkili olduğu tespit edilene tesliminin yerinde olduğuna, karar verilmiştir. Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının ilk olarak İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2026/6 D.İş sayılı dosyasında, bu dosya öncesinde yine tevdi mahalli talep etiğini, talebinin reddedildiğini,İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/191 esas sayılı dosyasında taraflar arasında derdest bir dava olduğunu, tedbir talebinin esas mahkemesinde yapması gerektiğini, müvekkil şirketin alacaklı temerrüdüne düştüğünden bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın gereği gibi ifa teklifi bulunmadığını,mahkemenin, esas mahkemesinin yetkisini kullandığını ve haklılık durumu netleşmeden aleyhe yargılama giderine hükmettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Uyuşmazlık, davalı tarafça teslim edilen aracın ücretsiz onarımının mümkün olmaması ve aracın davalı tarafça teslim alınmaktan kaçınılması nedeniyle tevdi mahalli tayinine ilişkindir.Davacı, davalının teslimde temerrüde düştüğünü, ileri sürmektedir.Davalı ise, davacının temerrüde düştüğünü savunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "çekişmesiz yargı isleri başlıklı 382. maddesinin; birinci fıkrasında yer alan“(1) Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır:

a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller.

b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller.

c) Hâkimin resen harekete geçtiği hâller.” şeklindeki düzenleme ile çekişmesiz yargı işlerinin tanımı yapılmış, çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu, maddenin ikinci fıkrasında ise çekişmesiz yargı işleri tahdidi olmayacak şekilde sayılarak belirtilmiştir. Anılan düzenlemede, tevdi mahalli belirlenmesinin çekişmesiz yargı işlerinden olduğu açık olarak hüküm altına alınmıştır.6100 sayılı Kanunun 382. maddesinde kullanılan "çekişmesiz yargı işleri" deyimi ile yapılan tanımda da anlaşılacağı üzere; çekişmesiz yargı işlerinde, bir dava yoktur ve birbirine zıt talepler ileri süren iki taraf da bulunmadığından tek taraflı bir yargılama söz konusudur.Bu sebeple, çekişmesiz yargıda taraf kavramı yerine ilgili kavramı kullanılmaktadır. Söz konusu yargısal faaliyette, mahkeme, ilgililer arasında mevcut bir uyuşmazlık hakkında karar vermemekte, çoğunlukla hakkı ihlal edilen veya ihlal tehlikesine maruz kalan taraf, mahkemeden hukuki korunma istemektedir. 6100 sayılı Kanunun 388. maddesi uyarıncı çekişmesiz yargı kararları, genellikle ihtilaflı olan konuda esası çözümlemediğinden maddi anlamda hüküm teşkil etmemektedir. Ayrıca, verilen karara karşı, hukuki yararı bulunan ilgililer, yargılama içinde yer almasalar bile istinaf kanun yoluna başvurup kararın denetimi sağlanabilir. 6098 sayılı TBK’nın 106/1 hükmü gereğince, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.Alacaklının temerrüde düşmesi halinde ise aynı Kanunun 107. maddesi gereğince borçlu, ancak hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.Somut olayda, talebin esas numarası alınarak incelendiği, tespit veya eda hükmünü içermediği, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gibi çekişme yaratıldığı nazara alındığında esas hakkındaki davanın açılması sonrasında gerekli incelemenin esasa bakan mahkeme tarafından yapılması gerektiği düşünülerek dosyanın esasa bakan mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği üzere dosyanın esasa bakan mahkeme dosyası ile birleştirilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2616, K. 2026/2703, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2616-e-2026-2703-k-2e356bb44301