Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1098 E. 2026/1434 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1098
Karar No
2026/1434
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1098 - 2026/1434 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1098 KARAR NO : 2026/1434

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2026 NUMARASI : 2026/184 D.İş Esas - 2026/183 D.İş Karar

İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN : AKÇA 54 FİLO LOJİSTİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (VKN:...) - ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF : ...

TALEP TÜRÜ : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 16/04/2026 KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden vekilinin talep dilekçesinde özetle; talep edenin eski şirket yetkilisi tarafından karşı tarafın elinde bulunduğunun öğrenildiğini, 24/10/2025 tanzim tarihli, 15/04/2026 vade tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli bono nedeniyle, talep eden şirketin karşı tarafa borçlu olmadığının tespiti için açılacak menfi tespit davasına ilişkin arabuluculuk süreci tamamlanıncaya kadar talep eden Şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmasının ve/ veya talep eden şirket malvarlığı üzerinde telafisi güç zararlara yol açacak cebri icra işlemlerinin meydana gelmesinin önlenmesi için teminat karşılığında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmasının, ihtiyati haciz kararı alınmasının ve uygulanmasının önlenmesine, mahkemece verilecek tedbir kararına rağmen; karşı tarafça talep eden şirket aleyhine icra takibine girişilmesi halinde takibin durdurulmasına, senedin ihtiyati haciz talebine konu edilmesi halinde takibin ihtiyaten durdurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep eden şirketin hak arama özgürlüğü ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yargılama kapsamında sunulan deliller değerlendirilmeksizin verilen kararın kaldırılması gerektiğine şüphe bulunmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğine dair sunduğu gerekçesi yerinde olmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Karşı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2026 Tarih - 2026/184 D.İş Esas - 2026/183 D.İş Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden vekilince sunulan talep dilekçesinde özetle; talep eden şirketin borçlu olmadığını ileri sürdüğü 1.000,000,00 TL bedelli bono nedeniyle açılacak menfi tespit davası öncesinde, ara buluculuk süreci tamamlanıncaya kadar kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmasının ve cebri icra işlemlerinin tedbiren önlenmesini, buna rağmen takip başlatılması halinde ise takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verildiği, verilen karara karşı talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir. Menfi tespit davasında da anılan Yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı). Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. 2004 sayılı İİK'nın m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirler özel olarak düzenlenmiştir. İİK'nın 72/2 ve 3. fıkraları; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." şeklindedir. Somut olayda; ihtiyati tedbir talebinin, henüz açılmış bir menfi tespit davası bulunmaksızın, Değik İş dosyası üzerinden, ileride başlatılması muhtemel kambiyo takibinin önlenmesi istemine dayalı olarak ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere İİK'nın 72/2 ve 3. Fıkraları uyarınca tedbir kararı verilebilmesi için menfi tespit davasının açılmış olması gerektiği, ancak 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 28 ila 32 nci maddeleri ile geçici maddeleri dışındaki maddelerinin yayımından bir yıl sonra 22/06/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yine 7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 01/01/2019 tarihinde eklenen 18/A maddesi ve yine 7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 01/01/2019 tarihinde 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde ve bu maddede 7445 sayılı Kanunun 45. Maddesi ile yapılan ve 01/09/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklik uyarınca menfi tespit davalarında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması dava şartı olarak düzenlendiğinden, davacıların hak kayıplarının önlenmesi için menfi tespit davası açılmadan da İİK'nın 72/2. Maddesi uyarınca başlatılacak icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talep edilebileceği anlaşılmaktadır. Ancak, menfi tespit davasında kural olarak alacaklı olduğunu davalı alacaklının ispat etmesi gerektiğinden anılan hükümde (m. 72/2-3) tedbir kararı verilmesi için talep ve teminat şartı yeterli görülmüşken kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında alacağın bir senede dayanması nedeniyle ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacıda olduğundan anılan tedbirlerin verilmesi için davacı borçlunun borçlu olmadığına dair yaklaşık ispata yarar delillerini sunması gerekmekte olup eldeki eldeki uyuşmazlıkta davacının bu yönde bir delil ileri süremediği görülmekle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Karar başlığında; talep eden vekilinin adresinin yazılmaması 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir talep edenin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1098, K. 2026/1434, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1098-e-2026-1434-k-b38a7f9dacc0