Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1959 E. 2026/2046 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1959
Karar No
2026/2046
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1959 KARAR NO : 2026/2046

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2022/660 Esas - 2023/366 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVA : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :01/07/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarihli ve 2022/660 Esas- 2023/366 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili ile davalı vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya fason konfeksiyon mal ürettiğini, ancak icra takibinde sunulan faturaların bedellerini ödenmediğini, müvekkil ve davalı arasında bu faturalar dışında da ticari alış veriş olduğunu, alacağın tahsili için başlattıkları ... İcra Dairesi 2022/62604 sayılı icra dosyasının davalının haksız itirazı nedeniyle durdurulduğunu belirtilerek davalının borca itirazının iptaline, takibin devamına, kötüniyetli borçlunun %40 kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini saygı ile müvekkil adına dilerim. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından huzurda açılan dava açıkça dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle gerek müvekkilinin ve gerekse de davacının tacir olmadığını, yine huzurdaki dava mutlak ticari dava da olmadığından asliye hukuk mahkemeleri görevli olacağını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, yetki itirazının olduğunu, dava dilekçesi ve takip talebinde de yazıldığı üzere müvekkilinin adresinin Bağcılar-İstanbul olduğununu, bu nedenle davanın Bakırköy Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu yönüyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, her ne kadar davacı taraf faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, aksine müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğunu, bu hususun incelenecek olan ticari defterlerle de sabit olacağını, bu bağlamda müvekkilinin defterlerinin incelenmesi için bulunduğu yere talimat yazılmasını talep etttiklerini, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde alacağın kaynağı açıklamadığı gibi dilekçe ekinde alacağını ispatlayıcı herhangi bir belge de sunulmadığını, bu yönüyle huzurdaki davanın reddi ile davacının yüzde 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. .

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Davalı borçlu olmadığını, aslında alacaklı olduğunu iddia etse de, tek başına kendi defterinki kayıtlar ödeme hususunu ispat etmemektedir. Herhangi bir ödeme belgesi de sunmadığından borcu olmadığını ispat edememiştir. Alacağın miktarı bakımındansa, davacının defterine göre davalıdan davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 65.782,89 TL alacağının olduğu, bunun dışında herhangi bir belge sunmadığı anlaşılmakla 65.782,89 TL alacağının olduğu kabul edilmiştir.Taraflar tacir olduğundan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca davacı talep ettiği alacağı yönünden avans faizi isteyebilir. Sonraki dönemlerde avans faizindeki değişiklikler gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile, Davalının ... İcra Dairesi'nin 2022/62604 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen kaldırılmasına, takibin 65.782,89 TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %17,25 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, 13.156,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının takip konusu faturaları ödediğine ilişkin herhangi bir dekont sunmadığını, ticari defter ve bilirkişi incelemesinin davalının ödeme yapmadığını ortaya koyduğunu, vergi dairesi kayıtları faturaların davalı kayıtlarında yer aldığını göstermekte buna rağmen ödemenin ispatlanamadığını, teslim tutanaklarının dosyada mevcut olup malların davalıya teslim edildiğinin sabit olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkeme kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenini görevli ve yetkili olmadığını, davanın görevli ve yetkili mahkemede görülmesi gerektiğinin ileri sürüldüğünü, davacının alacaklı değil müvekkilin alacaklı olduğunu, ve ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, davacının kendi ticari defter kayıtlarının tek başına borcun ödenmediğini ispatlanamadığını, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, fatura dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dairemizce, öncelikle davalı vekilinin mahkemenin görevli ve yetkili olmadığına ilişkin istinaf sebepleri değerlendirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aynı Kanunun 4.maddesi uyarınca Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılmakta olup, TTK’nın 5/1.maddesi uyarınca da ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. Somut olayda, tarafların tutmakta olduğu ticari defterlerinin niteliği dikkate alındığında her iki tarafın tacir olduğu, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan, aynı kanunun 5/1.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğundan, davalı vekilinin görev itirazı yerinde değildir. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanun'un 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca, para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olduğundan, davacı tarafça seçimlik hakkı kullanılarak kendi yerleşim yerinin bulunduğu yer olan Adana İcra Dairesinde takip yapmasında ve Adana Mahkemesinde dava açmasında bir usulsüzlük bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı, faturalara konu olan malları davalıya teslim ettiğini ve alacağa hak kazandığını yazılı deliller ile ispatlamak zorundadır. Mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispatı halinde ise, borcun ödendiğini ispat yükü davalıdadır. Kural olarak davacı, faturalara konu mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini ispat etmek zorunda ise de, davalının, davacı tarafından düzenlenen ve takibe konu edilen faturaları alıp defterlerine işlemesi veya BA formuyla Vergi Dairesi'ne bildirmesi durumunda faturaya konu mal veya hizmetin davalı tarafından teslim alındığına dair karine oluşturduğundan, aksinin davalı tarafından ispatı gerekecektir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı tarafından, taraflar arasında davacının davalıya fason üretim yaptığı ve takip dayanağı dışında da ticari alış veriş bulunduğu, davacının davalıya düzenlediği 2 adet faturanın bedelinin davalı tarafça ödenmediğinden alacaklı olduğunun ileri sürüldüğü, davalı tarafça davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve bilakis kendisinin davacıdan alacaklı olduğu savunularak davanın reddinin istenildiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre, takibe ve davaya konu olup davacı tarafından davalıya düzenlenen 28.05.2021 tarih ve ... no'lu 100.002,60 TL bedelli fatura ile 30.11.2021 tarih ve ... no'lu 108.008,64 TL bedelli fatura olmak üzere 2 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, sözkonusu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte davalı tarafça Vergi Dairesi'ne verilen BA formuyla beyan edildiği, davalının davacıya düzenlendiği 3 adet faturanın davacının ticari defterinde 01.09.2021 tarih ve 42 yevmiye sırası altında 159 belge no'lu 98.280,00 TL bedelli fatura, 01.09.2021 tarih ve 43 yevmiye sırası altında 160 belge no'lu 43.740,00 TL bedelli fatura, 20.09.2021 tarih ve 44 yevmiye sırası altında 176 belge no'lu 208,35 TL bedelli fatura şeklinde kayıtlı olduğu, davalının davacıya düzenlediği bu faturaların bedeli toplamının 142.228,35 TL olduğu, tarafların karşılıklı düzenlemiş oldukları faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olması ya da davalının davacıya düzenlediği faturaların davacının defterinde kayıtlı olmasının veya BA formuyla Vergi Dairesi'ne beyan edilmesinin, ilgili faturaya konu mal veya hizmetin teslim alındığına karine teşkil ettiği, sözkonusu karinenin aksinin ispatı mümkün olmakla birlikte, karinenin aksinin yazılı deliller veya diğer kesin delillerle ispat edilebileceği, davalının ticari defterlerinde davacıya 343.500,00 TL ödeme yapıldığı kayıtlı ise de, davalı tarafça bu ödeme kaydının dayanağı olan belgelerin sunulmadığından ödeme kaydına itibar edilemeyeceği, bu haliyle takip dayanağı 28.05.2021 tarih ve ... no'lu 100.002,60 TL bedelli fatura ile 30.11.2021 tarih ve ... no'lu 108.008,64 TL bedelli fatura olmak üzere 2 adet fatura bedeli toplamı 208.011,24 TL'den, davalının davacıya düzenlemiş olduğu 3 adet fatura bedeli toplamı 142.228,35 TL mahsup edildiğinde davacının davalıdan (208.011,24 TL - 142.228,35 TL =) 65.782,89 TL tutarında alacaklı olduğu, bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun şekilde gerekçeli ve denetime açık düzenlenmiş olmakla hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmış, sonuç olarak ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekili ile davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarihli ve 2022/660 Esas- 2023/366 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, b)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gerekli 4.493,62.TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.123,40.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 3.370,22.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilgili masrafı yapan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 01/07/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

... Başkan ... ¸

... Üye ... ¸

... Üye ... ¸

... Katip ... ¸

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1959, K. 2026/2046, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1959-e-2026-2046-k-9b7b8cc25546