İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/678 E. 2026/630 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/678
Karar No
2026/630
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/678 Esas - 2026/630 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/678 KARAR NO : 2026/630

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/09/2025 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 22/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari satım sözleşmesi bulunduğu; müvekkili şirket tarafından davalıya farklı tarihlerde ürün satışları yapıldığı ve ürünlerin davalı şirkete gönderildiği; bu satışlara ilişkin düzenlenen faturalara ilişkin bilgilere cari hesap ekstresinde ve ticari defter ve kayıtlarda yer verildiği; davalı şirket tarafından, düzenlenen irsaliyeli faturalara süresi içinde itiraz edilmediği; yasal süresi içinde faturaların mündericatına itiraz edilmemesi nedeniyle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca fatura içeriklerinin kabul edilmiş ve yazılı delil haline gelmiş sayıldığı; müvekkilinin davalıdan olan alacağının ödenmemiş olduğu; alacağın tahsili amacıyla önce .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve davalı tarafından borcun tamamına ve tüm ferilerine haksız şekilde itiraz edildiği; akabinde arabuluculuğa başvurulduğu ancak 11/09/2024 tarihli son tutanak ile sürecin anlaşamama ile sonuçlandığı; davalının yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetkisizlikle kapatıldığı ve .... sayılı dosyasında yeniden ödeme emri tebliğ edildiği, davalı tarafından yine borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz edildiği; takip konusu alacağın likit nitelikte olduğu ve likit alacağa haksız itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği beyan edilmiş olup; davalı tarafından sunulan itirazın iptali ile.....Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin kaldığı yerden devamına; alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; açılan davanın kabul edilmediği; kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddia ettiği tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığı; davanın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının tespiti gerektiği ve süresinde açılmamış ise davanın reddi gerektiği; davalı müvekkil şirketin faaliyet adresinin Kütahya olduğu ve davanın yetkili mahkemede açılmadığından yetki itirazında bulunulduğu; davacının icra takibinde hiçbir dayanak belge sunmadığı ve alacağın neye ilişkin olduğunu açıklayan bir bilginin bulunmadığı; taraflar arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesine rastlanılmadığı, cari hesap sözleşmelerinin yazılı olma şartına tabi olduğu, bu nedenle somutlaştırılmamış ve ispatlanmamış davanın reddi gerektiği; salt fatura düzenlenmesinin bir ticari ilişkinin ve alacak hakkının göstergesi olmadığı, mal tesliminin veya hizmet ifasının yazılı delille ispatının gerektiği; ticari defterler ile BA/BS formlarının tek başına alacağın varlığı hususunda kesin delil niteliğinde olmadığı, malın teslimi için irsaliye düzenlenip düzenlenmediğinin, malın kime ve hangi tarihte teslim edildiğinin ve teslim alanın teslim alma yetkisinin tespiti gerektiği; dava dilekçesine ekli fotokopi niteliğindeki tek taraflı belgelere itibar edilemeyeceği ve bu belgelerin kabul edilmediği; davacının talep ettiği faize ve türüne itiraz edildiği, ihtarname gönderilmediğinden temerrüdün oluşmadığı ve işleyecek faiz talebinin yasal faizi aşamayacağı; alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiği beyan edilmiş olup; davacı tarafından faturaya dayandırılan mal ve hizmetlerin verildiğinin ispatının ardından bilirkişi incelemesi ile varsa borç bakiyesinin belirlenmesine; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER .... Davalıya Hitaben Düzenlenen, 15/03/2024 İlâ 30/05/2024 Tarihleri Arasındaki 16 Adet Elektronik Fatura. Davacı .... 24/09/2025 Tarihli Yazısı. Davacı ve Davalıya ait 2024 Yılına İlişkin Beyan Alış ve Beyan Satış (BA/BS) Kayıtları. Davacı ve Davalı Tarafın Ticari Defter ve Kayıtları ile 2024 Yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi Raporları. Davalı Tarafından Yapılan Ödemelere İlişkin Nakit ve Havale Tahsilat Belgeleri. Bankacı ve Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 03/05/2026 tarihli Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .....'ye yönelik açılan, Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın; .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen ticari satım sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 170.309,00.-TL (asıl alacak) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :

Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında yetki itirazında bulunulduğu, tahkim itirazında bulunulmadığı anlaşılmakla, Mahkememizin 27/02/2026 tarihli duruşmasında, dava konusu borcun para borcu niteliğinde olduğu; borcun ifa yeri hususunda taraflar arasında herhangi bir yer kararlaştırılmamış olduğu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1. maddesinin (1) numaralı bendinde belirtilen "Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ... ifa edilir." hükmü uyarınca dava konusu borcun ifa yerinin (davacının ikametgahı olan) Ankara ili olduğu ve bu doğrultuda Mahkememizin yetkili bulunduğu gerekçeleriyle, davalı vekili tarafından sunulan yetki itirazının reddine karar verilmiştir. c) Dava Konusu Uyuşmazlığın İrdelenmesi : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafından, davalı ile aralarında ticari satım sözleşmesi bulunduğu; bu ilişki kapsamında davalıya farklı tarihlerde ürün satışı yapıldığı ve ürünlerin davalıya gönderildiği; düzenlenen irsaliyeli faturalara süresi içinde itiraz edilmediğinden fatura içeriklerinin kabul edilmiş sayıldığı; alacağın ödenmemesi üzerine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; davalı tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği; takip konusu alacağın likit nitelikte olduğu ileri sürülerek; davalının icra takibine yönelik itirazının iptali ile icra takibinin kaldığı yerden devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davanın kabul edilmediği; taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı; salt fatura düzenlenmesinin mal tesliminin veya hizmet ifasının ispatı sayılamayacağı ve teslimin yazılı delille ispatının gerektiği; ticari defterler ile BA/BS formlarının tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı; davacının talep ettiği faize ve türüne itiraz edildiği ve ihtarname gönderilmediğinden temerrüdün oluşmadığı; alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin de yerinde bulunmadığı; ayrıca dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı ve itirazın iptali davasının (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının tespitinin gerektiği ileri sürülerek; davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemesi : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. Bankacı ve Mali Müşavir .... Tarafından Düzenlenen 03/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; tarafların 2024 yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi raporlarının dosyada mevcut olduğu, davacı şirketin analiz raporunda takibe konu faturalara rastlanmadığı, davalı şirketin analiz raporuna göre ise 2024 yılında davacı şirketten 16 adet fatura alındığı ve bu faturaların toplamının katma değer vergisi hariç 229.723,00.-TL olduğu; tarafların 2024 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı şirketin yevmiye ve kebir defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının süresinde vergi idaresine onaya sunulduğu ve envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, bu bağlamda söz konusu ticari defterlerin davacı lehine ve aleyhine delil olma niteliğini haiz olduğu; davacı şirketin ticari defterlerine göre davalıya hitaben toplam 229.723,00.-TL tutarında fatura düzenlendiği, bu faturalara karşılık davalıdan 59.414,00.-TL tahsilat yapıldığı ve sonuç itibariyle davacının davalıdan 170.309,00.-TL alacağının kaldığı; davalı şirketin 2024 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu ve delil olma niteliğini haiz olduğu, davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıdan toplam 229.723,00.-TL tutarında fatura aldığı, 59.414,00.-TL ödeme yaptığı ve davalının davacıya 170.309,00.-TL borcunun kaldığı; her iki tarafın ticari defterlerindeki kayıtların birbiriyle uyumlu olduğu; dava ve takip konusu faturaların elektronik fatura niteliğinde olması nedeniyle .... sistemi üzerinden davalıya otomatik olarak tebliğ edildiği, davalının faturaya itirazının veya faturayı iade işleminin bulunmadığı; fatura konusu malların.....'nin 24/09/2025 tarihli yazısı ile gönderi numaralı kargoların alıcısının ..... olduğunun teyit edildiği ve bu nedenle fatura muhteviyatı malların davalıya teslim edilmiş olduğunun kabulünün gerektiği; borç ikrarına ilişkin belge bulunmamakla birlikte, tarafların birbirini teyit eden defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip talebinde gösterilen tutar kadar alacaklı olduğu; takip tarihi (07/08/2024) itibariyle davacının davalıdan 170.309,00.-TL alacağının bulunduğu ve davacının alacak talebinin yerinde olduğu; dava konusu icra takibinde takip öncesi dönem için faiz talep edilmediği, takip sonrası dönem için asıl alacağa yıllık %51,75 ve değişen avans faizi oranlarında faiz talep edildiği ve talep edilen faizin türü ile oranının mevzuata uygun hesaplanmış olduğu hususları rapor edilmiştir. 03/05/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından itiraz sunulmadığı; davalı vekili tarafından ise 06/05/2026 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "raporun, incelenen ticari defterin delil vasfında olup olmadığı hakkında kanaat oluşturabilecek nitelikte sayılabilir ise de, ihtilafın sonuç miktarı, talep edilebilirliği ve etraflıca izahı bakımından yeterli olmadığı; dosyadaki fatura, irsaliye, teklif ve sipariş gibi evraklarda teslim alan/kabul eden kısımlarında imza bulunup bulunmadığının, imza var ise bu kişinin müvekkil şirkette çalışıp çalışmadığının ve teslim alma, imza, sipariş verme yetkisinin bulunup bulunmadığının, fatura konusu işin eksiksiz ve kusursuz ifa edilip edilmediğinin irdelenmediği; davacının malın tesliminin ispatına yarar evrak sunmadığı, teslimin ancak yazılı delille ispatlanabileceği ve ticari defterlerin teslim hususunda kesin delil değil ancak takdiri delil niteliğinde olduğu; ödenmediğine kanaat getirilen faturaların hesaba dahil edilmesinin hatalı olduğu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca faturanın karşı tarafa tebliğ edilmediği ve müvekkil şirket tarafından kabul edilmediği, tebliğ edilmeyen ve kabul edilmeyen faturaya dayanılarak borç ilişkisi tespiti yapılmasının hatalı olduğu; fotokopi niteliğinden öte gidemeyen, tek taraflı hazırlanan ve delil niteliği taşımayan belgelere itibar edilemeyeceği; teslime yönelik irsaliye türünden bir evrakın dosyada bulunmadığı ve teslim ispatının imzalı sevk irsaliyesi, teslim makbuzu veya irsaliyeli fatura ile yapılması gerektiği; borcun mevcudiyeti kanaatinin oluşması halinde dahi müvekkil tarafından yapılan ödemelerin borcun tamamı olduğunun kabulünün gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Bilirkişi raporuna yönelik olarak davalı vekili tarafından sunulan itiraz beyanları üzerinde yapılan değerlendirmede; davalı vekili tarafından, malın teslimine yönelik imzalı sevk irsaliyesi veya teslim makbuzu bulunmadığı ve teslimin ancak yazılı delille ispatlanabileceği hususunda sunulan itiraz beyanının, dava ve takip konusu faturaların elektronik fatura niteliğinde olması nedeniyle ..... olduğunun teyit edildiği; ayrıca teslimin ve alacağın varlığının, bizzat davalının kendi ticari defterlerinde ilgili faturaların ve kısmi ödemelerin kayıtlı olması suretiyle sabit olduğu dikkate alındığında yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, faturaların tebliğ edilmediği ve kabul edilmediği, tebliğ edilmeyen faturaya dayanılarak borç tespiti yapılamayacağı hususunda sunulan itiraz beyanının, elektronik faturaların .... sistemi üzerinden davalıya iletilmiş bulunduğu, davalı tarafından süresinde faturaya itiraz edilmediği veya faturaların iade edilmediği ve dahası faturaların davalının kendi ticari defterlerine kaydedildiği gözetildiğinde, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi karşısında yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, ticari defterlerin teslim hususunda takdiri delil niteliğinde olduğu ve raporun ihtilafın sonuç miktarı bakımından yeterli olmadığı hususunda sunulan itiraz beyanının, her iki tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların birbirini eksiksiz olarak doğruladığı ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi kapsamında birbirini teyit eden bu kayıtların sahibi lehine ve aleyhine delil teşkil ettiği dikkate alındığında yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, dosyadaki belgelerin fotokopi niteliğinde ve delil vasfından yoksun olduğu hususunda sunulan itiraz beyanının, rapor kapsamında esas alınan verilerin tek taraflı fotokopi belgeler değil, bizzat tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA/BS verileri ve kargo teslim kayıtları olduğu gözetildiğinde yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından, borcun mevcudiyeti halinde dahi yapılan ödemelerin borcun tamamı olduğunun kabulü gerektiği hususunda sunulan itiraz beyanının ise, davalı tarafından yapılan 59.414,00.-TL tutarındaki ödemenin bilirkişi tarafından zaten hesaba dahil edilerek alacaktan mahsup edildiği ve buna rağmen bakiye 170.309,00.-TL alacağın mevcut kaldığı, bu tutarı aşan bir ödemenin ise davalının kendi defterlerinde dahi mevcut olmadığı dikkate alındığında yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. ii. Bilirkişi Raporu İle İlgili Nihai Değerlendirme: Bilirkişi raporu üzerinde Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; rapor kapsamında belirtilen bilgi ve verilerin dosya kapsamındaki bilgi ve veriler ile örtüştüğü, tarafların ticari defter ve kayıtları, BA/BS verileri, karşılaştırmalı alış-satış analizi raporları, dava konusu faturalar, tahsilat belgeleri ve .... Kargo gönderi kayıtları ile bilirkişi tespitlerinin uyumlu bulunduğu ve herhangi bir uyumsuzluk saptanmadığı; uyuşmazlığın çözümünde etkili olan delillerin tamamının rapor kapsamında değerlendirildiği ve değerlendirilmeyen etkili bir delil bulunmadığı; raporun kendi içinde herhangi bir çelişki barındırmadığı ve tarafların defter kayıtlarına dayalı olarak varılan alacak miktarının (229.723,00.-TL fatura tutarından 59.414,00.-TL tahsilatın mahsubu suretiyle 170.309,00.-TL) tutarlı olduğu anlaşılmakla; söz konusu bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede davanın; davalının .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine yönelik itirazının iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Hak düşürücü süre itirazı yönünden, dava konusu icra takibinde itirazın 07/05/2025 tarihinde yapıldığı ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmakla, davalının hak düşürücü süre itirazının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü, taraflar arasında ticari satım ilişkisine dayalı bir alacağın mevcut olup olmadığının belirlenmesine bağlıdır. Davalı taraf, cevap dilekçesinde ticari ilişkiyi ve alacağı inkar etmiş, faturaların tebliğ edilmediğini ve malın teslim edildiğinin yazılı delille ispatlanamadığını ileri sürmüş ise de; dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunun, davalının işbu beyanlarını çürütür nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu faturaların elektronik fatura niteliğinde olduğu, ,,,,sistemi üzerinden davalıya iletildiği ve davalı tarafından 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesinde öngörülen süre içinde faturaların mündericatına itiraz edilmediği ya da faturaların iade edilmediği anlaşılmıştır. Anılan hüküm uyarınca; faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Kaldı ki, davalının bu inkarını asıl olarak geçersiz kılan husus, dava konusu 16 adet faturanın ve bunlara karşılık yapılan 59.414,00.-TL tutarındaki kısmi ödemelerin, bizzat davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunmasıdır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve kayıtları birbirini doğrulayan ticari defterlerdeki kayıtlar, sahibinin lehine olduğu gibi aleyhine de delil teşkil eder. Dava konusu uyuşmazlıkta; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kayıtların birbiriyle tam olarak uyumlu olduğu bilirkişi incelemesiyle anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra; fatura konusu malların .... aracılığıyla davalıya gönderildiği ve alıcının davalı şirket olduğunun ilgili kargo şirketinin yazısı ile teyit edildiği hususu da gözetildiğinde, malların davalıya teslim edilmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Anılan tespitler ışığında; davacının davalıdan, takip tarihi olan 07/08/2024 itibariyle 170.309,00.-TL tutarında (229.723,00.-TL tutarındaki faturalardan 59.414,00.-TL tahsilatın mahsubu ile bakiye) asıl alacağının bulunduğu ve davalının icra takibine yönelik itirazında haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu icra takibinde takip öncesi dönem için faiz talep edilmediği, takip sonrası dönem için asıl alacağa avans faizi talep edildiği ve talep edilen bu faiz türü ile oranının mevzuata aykırılık taşımadığı da anlaşılmıştır. İcra inkar tazminatı talebi yönünden; dava konusu alacağın, tarafların ticari defter kayıtlarının karşılaştırılması suretiyle miktarı belirlenebilir, bilinen ve hesaplanabilir (likit) nitelikte bir alacak olduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi ve alacağın likit olması halinde, borçlu aleyhine, hükmolunan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Davalının, kendi ticari defterlerinde kayıtlı ve likit nitelikteki bir alacağa yönelik itirazının haksızlığı sabit olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının da oluştuğu kabul edilmiştir. Anılan gerekçelerle; davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas sayılı icra takibine yönelik yapılan itirazın iptaline, 170.309,00.-TL asıl alacak üzerinden (asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren) işletilecek değişen oranlarda avans faizi ile icra takibinin devamına, 2) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 34.061,80.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 11.633,81.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 2.908,46.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.725,35.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 615,40.-TL başvuru harcı, 2.908,46.-TL peşin harç, 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.611,36.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.000,00.-TL bilirkişi ücreti ile 77,50.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 10.077,50.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 5) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 170.309,00.-TL üzerinden) takdir edilen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) 6100 Sayılı HMK.'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 17/07/2026

.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/678, K. 2026/630, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-678-e-2026-630-k-2cda00c40731