İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1170 E. 2026/782 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1170
- Karar No
- 2026/782
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1170 Esas KARAR NO : 2026/782
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2025 KARAR TARİHİ : 21/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında piliç alım satımına dayalı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya teslim edilen mallara ilişkin 10 adet muhtelif tarihli ve sayılı faturanın düzenlendiğini, faturalarda emtia bedeli, ödeme tarihi, cinsi ve miktarı gibi hususların belirlendiğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı tarafın fatura bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, tarafların tacir olması sebebiyle alacağın ticari nitelik taşıdığını, davalının 07/06/2025 tarihinden itibaren reeskont avans faizinden sorumlu olduğunu, 6325 sayılı kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca 22/07/2025 tarihinde başvurulan arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, bu kapsamda fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 81.091,59 TL alacağın 07/06/2025 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 81.091,59-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;"Dava konusunun, davacının davalıya 81.091,59 TL Fatura Alacak ve Cari hesap bakiyesi alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğu, davalının itirazı ile takibin durduğu, Bu kez davacının talebi ile huzurda görülen İtirazın İptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. b) Taraflardan Davacı taraf duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ve Yerinde inceleme talep etmiş olup davalı taraf ise incelemeye gelmemiştir. Mazeret bildirmemiş, yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. c) Davacı tarafın Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2025 yılı Ticari defterlerinin incelendiği, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu, defter kayıtlarının birbirlerini doğrular nitelikte olduğu ve dolayısıyla davacının ticari defterlerinin lehinde delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır. d) Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalının 81.091,59 TL davacıya borçlu olduğu görülmektedir. Davacının takipte istediği tutar 81.091,59 TL dir. Tarafların BA-BS bildirimleri birbirleriyle uyumlu olup davacı tarafın davalıya alış-satış yaptığı faturaları tamamına BA-BS beyanıyla beyan ettiği aynı faturaları davalı da BA-BS beyanıyla beyan ettiği tespit edilmiştir. Tarafların BA-BS beyanlarının mutabık olduğu görülmüştür." denilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayda davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı tarafın ticari defterleri hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamında her iki tarafın BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin BA formalarında da faturaların kaydedildiği, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Kaldı ki davacı ticari defter ve belgeleriyle de alacak ispatlanmıştır. Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. ... Esas-.... Karar ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) HMK'nın MADDE 222. maddesinde; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı taraf inceleme gününde ticari defter ve belgelerini sunmamıştır. Tarafların bilirkişi raporuna itirazları olmamıştır. Davalı firmanın ilgili faturalara 6102 sayılı TTK’nun 21/2 maddesi hükmüne göre 8 gün içinde itiraz etmediği görülmüş olup “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren (8) sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü bulunmaktadır. Davalı TTK’.nun m.21/2 hükmüne göre süresinde itiraz etmemiştir. Bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayılmaktadır. Her iki tarafın BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davadan önce icra takibi başlattığı ve bu sebeple davalının temerrüde düştüğü, usulüne uygun tutulan davacı tarafın ticari defterlerine göre davacının talep edebileceği toplam alacağın 81.091,59 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın kabulüne dair karar verilmiştir ve aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının talep edebileceği 81.091,59 TL bedelin temerrüt tarihi olan 15/06/2025 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.539,37TL ilam harcından peşin alınan 1.384,85TL harcın mahsubu ile bakiye 4.154,51 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 160,80 TL posta masrafı, 615,40 TL başvuru harcı, 1.384,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 12.161,05TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 21/09/2026
Katip ✍e-imzalıdır
Hakim ✍e-imzalıdır