İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1200 E. 2026/816 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1200
Karar No
2026/816
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1200 Esas KARAR NO : 2026/816

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/01/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Ltd. Şti. ile davalı ...Tic. A.Ş. arasında ticari ilişki kapsamında cari hesap tutulduğunu, bu ilişki çerçevesinde müvekkil şirketin sipariş edilen ürünler karşılığında 25.322,52 USD tutarındaki bedeli davalıya ödediğini, söz konusu ödemenin müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarında muavin defter kaydı ile sabit olduğunu, davalı şirketin aldığı bedel karşılığında üzerine düşen edimi yerine getirmeyerek sipariş edilen ürünleri teslim etmediğini, tahsil ettiği bedeli de iade etmeyerek sebepsiz şekilde elinde tutmaya devam ettiğini, müvekkil şirketin ödediği bedelin iadesi için davalıya defalarca başvurduğunu ancak sonuç alamadığını, alacağın tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin sonuçsuz kaldığını, taraflar arasında aynı uyuşmazlık hakkında 11/11/2024 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının edimini ifa etmemesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil ve davalı ticari defterleri ile cari hesap kayıtları incelendiğinde davalının 25.322,52 USD tutarındaki borcunun ortaya çıkacağını, davalının ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü belirterek, 25.322,52 USD tutarındaki alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ...'ya yönelik ihracat kapsamında aracı sıfatıyla yürütüldüğünü, davacı tarafından ödenen tutarların ürün bedelleri ve depozito mahiyetinde olduğunu, siparişlerin müşteri tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalı şirketin zarara uğradığını, ürünlerin bir kısmının iç piyasada satıldığını ve kalan stokların müşteriye teslim edilmeye hazır olduğunu, davacının icra takibini sürdürmeyerek yaklaşık üç yıl boyunca hareketsiz kaldığını, bu nedenle faiz başlangıç tarihine ilişkin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında faiz oranına dair bir sözleşme bulunmadığını, davacının hukuki yararının bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, usul hukuku bakımından davanın süresinde açılmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davalı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine depolama ve benzeri sebeplerle zararlarının oluştuğunu, davacının kötü niyetli ve çelişkili beyanlarda bulunduğunu, ... E. sayılı dosyada ileri sürülen iddiaların mesnetsiz olduğunu, 25.322,52 USD tutarındaki bakiye alacak iddiasının reddi gerektiğini, 68.802 USD, 21.000 USD, 140.377,48 USD, 165.700 USD, 34.000 USD, 25.000 USD, 23.000 USD ve 183.000 USD tutarlarındaki finansal verilerin ticari teamüllere uygun olduğunu, 08.12.2023 tarihinde başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını, davanın esastan ve usulden reddinin gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir ve borçlar hukuk alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda özetle; yapılan mali incelemede her iki tarafın 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinin yasalara uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığının belirlendiği, davacının davalıya 165.700,00 USD tutarında 5 adet ödeme yaptığı, davalının ise KDV hariç 140.377,48 USD tutarında fatura düzenlediği ve bu faturanın taraflarca Ba-Bs formlarında karşılıklı olarak beyan edildiği, tarafların ticari defter ve cari hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucunda takip tarihi itibarıyla herhangi bir fark bulunmadığı ve her iki tarafın defterlerinin birbirini teyit ettiği, davacının davalı taraftan 25.322,52 USD tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması ve cari hesap ilişkisine itiraz edilmemiş olması nedeniyle davacının bu tutarı talep edebileceği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayda davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı tarafın ticari defterleri hükme esas alınmıştır..Dosya kapsamında her iki tarafın BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara, davalının yasal süre içerisinde yapmış olduğu itiraz bulunmamaktadır. Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır. Davalı şirketin BA formalarında da faturaların kaydedildiği, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Kaldı ki davacı ticari defter ve belgeleriyle de alacak ispatlanmıştır. Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. ...Esas-...Karar ve ...Esas ve ... Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) HMK'nın MADDE 222. maddesinde; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tarafların ticari defterlerinin birbiriyle uyuştuğu, BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu, Davalı firmanın ilgili faturalara 6102 sayılı TTK’nun 21/2 maddesi hükmüne göre 8 gün içinde itiraz etmediği görülmüş olup “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren (8) sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü bulunmaktadır. Davalı TTK’.nun m.21/2 hükmüne göre süresinde itiraz etmemiştir. Bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayılmaktadır.Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. ... Esas-...Karar ve... Esas ve ... Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Usulüne uygun tutulan her iki tarafın ticari defterlerine göre davacının talep edebileceği toplam alacağın 25.322,52 USD olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının kabulüne dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının talep edebileceği 25.322,52 USD bedelin dava tarihi olan 07/01/2026 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 74.231,05TL ilam harcından peşin alınan 18.557,77TL harcın mahsubu ile bakiye 55.673,28 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 20.000,00 TL bilirkişi ücreti, 112,90 TL posta masrafı, 732,00 TL başvuru harcı, 18.557,77 TL peşin harç ücreti olmak üzere toplam 39.402,67TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 169.001,87 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 28/09/2026

Katip ✍e-imzalıdır

Hakim ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1200, K. 2026/816, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1200-e-2026-816-k-0e610c3f8e76