İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1195 E. 2026/812 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1195
- Karar No
- 2026/812
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1195 Esas KARAR NO : 2026/812
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasındaki alacağa dayanak gösterilen 10.02.2000 tarihli ve 25.000.000.000 eski Türk Lirası bedelli senedin iptalinin istendiğini, söz konusu senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmayıp iradesi dışında düzenlendiğini, müvekkilin tacir olmadığını ve düzenli gelir getiren ticari işletmesinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilin akıl sağlığının yerinde olmaması sebebiyle ayırt etme gücünün bulunmadığını ve ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kısıtlanarak eşi ...’nun vasi olarak atandığını, bu durumun ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas ve... Karar sayılı dosyası ile devam ettiğini, davalıların birlikte ve kötü niyetli hareket ederek müvekkili haksız şekilde borçlandırılarak ... 13. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilerek toplantının anlaşmama ile sonuçlandığını belirterek öncelikle teminatsız veya teminatlı olarak tedbiren ... 13. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yatan bedelin alacaklıya ödenmemesine ve takibin durdurulmasına karar verilmesini, ... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasındaki alacağa dayanak 10.02.2000 tarihli senedin iptal edilmesini, rücu belgesine dayanılarak açılan ... 13. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespit edilerek takibin iptaline karar verilmesini, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle süresinde cevap verilemediğini, HMK 128. maddesi uyarınca davacının iddialarının inkar edilmiş sayıldığını, davacının ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasındaki senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının 22.02.2016 tarihli ATK raporu ile çürütüldüğünü, söz konusu imzanın davacı ...'na ait olduğunun ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında da sabitlendiğini, davacının tacir olmadığı yönündeki beyanının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca fiil ehliyetine sahip her gerçek kişinin bono düzenleyebileceğini, davacının senet tanzim tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğunu, 2022 yılında kısıtlanmış olmasının 22 yıl önceki işlemi geçersiz kılmayacağını, davacının geçmişte birçok kez mahkemelerde ifade verdiğini, vasisi tarafından açılan davanın kötüniyetli olduğunu, davalıların birlikte hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin alacağını uzun süren icra süreçleri neticesinde tahsil edebildiğini, takip tarihinden itibaren 26 yıl geçmiş olması sebebiyle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, tüm bu hususlar doğrultusunda haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibine konu kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit, senedin ve takibin iptali talebinden ibarettir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Borçlu imza inkarında bulunduğu takdirde ispat yükü alacaklı olan davalıya düşmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Bono ödeme vaadinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, sebepten mücerrettir. Mevcut olayımızda davacı taraf takip konusu senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, davacıya akıl sağlığı yerinde olmaması nedeniyle vasi atandığını ve bu nedenle borçlu olmadığını iddia etmiştir. Mahkememizce ceza dosyası celp edilip incelendiğinde senetteki imza yönünden alınan ATK raporunda belirtildiği üzere; senetteki imzaların davacı asile ait olduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Davacının, davacı asile akıl sağlığı yerinde olmadığı için vasi atandığı yönündeki iddiası vasilik kararının senet düzenleme tarihinden 20 yıl sonraya ait olduğu, senet düzenlendiği tarihten önceye ilişkin herhangi bir vasi kararının dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle Mahkememizce, davacının iddialarının ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; dosyada mevcut belgelere göre davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Mahkememizce İİK 72/3. maddesi uyarınca teminat karşılığında icra veznesine yatacak paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verildiği ve teminat yatırılmakla icra dairesine tedbirin infazı için müzekkere yazıldığı anlaşıldığından davacı taraf aleyhine ve takip alacaklısı davalı ... lehine İİK 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 2- İİK 72/4. Maddesi uyarınca dava değeri olan 232.348,94 TL'nin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'e ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 3.967,94 TL harcın toplamı olan 3.967,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.235,94 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.700,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair,taraflarınyüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 28/09/2026
Katip ... ✍e-imzalıdır
Hakim ... ✍e-imzalıdır