Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/3151 E. 2026/2151 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/3151
Karar No
2026/2151
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3151 - 2026/2151 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/3151 KARAR NO : 2026/2151

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2025 NUMARASI : 2024/767 Esas - 2025/724 Karar

TEMLİK EDEN DAVACI : VEKİLİ : AV. TEMLİK ALAN DAVACI : VEKİLİ : AV. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : AV. DAVA : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/07/2026 YAZIM TARİHİ : 08/07/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2025 tarihli ve 2024/767 Esas- 2025/724 Karar sayılı kararı aleyhine davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı banka vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı borçlu ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da bu genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, davalı borçluların genel kredi sözleşmelerinden doğan kredi ödemelerini yapmamaları sebebiyle .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/3237 Esas sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine toplam 2.682.424,18.TL bedelli alacak için takip başlattıklarını, davalıların tamamının 22/03/2018 tarihinde borca ve faize itiraz ettiklerini, ancak takibe dayanak belgeler üzerindeki imzalarına itiraz etmediklerini, davalı borçluların takibi durdurmak ve sürüncemede bırakma maksadıyla takibe haksız olarak itirazda bulunduklarını belirterek .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/3237 Esas sayılı takip dosyasına borçlular tarafından yapılan itirazların iptaline, itirazların gerçeğe ve hukuka aykırı olması ve neticesinde takibin durmuş olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili Av. ... cevap dilekçesinde özetle; icra takibi ve bu itirazın iptali davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 02/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin diğer davalı firma ile davacı banka arasında imzalandığını, ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nde 09/07/2013 tarih ve 9048 yevmiye sayılı işlem ile 3 adet taşınmazın her türlü krediye şeklinde ipotek edildiğini, bu şekilde davacı bankanın ipotek alacaklısı olduğunu, davacı bankanın lehine halen ipotek alacaklısı olduğu taşınmaz mevcut olmasına karşılık ipoteğin paraya çevirlmesi yoluna başvurmadığını, oysa ki ipotek alacaklısının öncelikle bu yola başvurup alacağını tahsil yoluna gitmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu, tüm yargısal içtihaların da bu yönde olduğunu, bankanın ipotek alacağına dayalı takip yoluna değil, genel kredi sözleşmesine dayalı icra takibi yapma yoluna gittiğini, davacı bankanın ipotek alacağını, davadışı 3.şahıs lehine değerinin çok altında bir bedelle devrettiğini, bu devir işleminin bankanın kötüniyetinin ispatı olduğunu, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinin sadece kefili olduğunu, ayrıca borçlu şirketlerin de davacı bankanın talep ettiği miktar kadar da borcunun olmadığını, borcun büyük bir kısmı ödenmekle ipotek edilen diğer taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fek edildiğini, kalan borç miktarıyla ilgili ipotekli taşınmazın satışı ile de bankanın alacağını rahat bir şekilde alması mümkün iken bankanın bu yolu tercih etmemesinin bankanın keyfiyetinde olacak bir durum olmadığını, ipotekli taşınmazın çok değerli ve değerinin çok yüksek olduğunu, ipotek tesis tarihi olan 07/07/2013 tarihinde sözkonusu taşınmazların davacı ... tarafından yapılan ekspertiz raporundaki yasal durum değerinin 2.900.000,00.TL olmasına rağmen, bankanın taşınmazların (beş yıl sonra) açıklanamaz ve kabul edilemez bir şekilde 1.600.000,00 TL bedelle fek edildiğini, banka ipoteğin paraya çevrilemesi yoluna gitmiş olsa dahi 2013 yılında dolar değeri 1.485.884,00.USD olan taşınmaz, güncel dolar değeri üzerinden TL‘ye çevrilecek olunursa 9.821.693,20.TL değeri olan taşınmazı satarak çok rahatlıkla genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kredi bedeli almış olacağını, ancak bankanın kanuna ve yargısal içtihalatara aykırı olarak ipoteği değerinin çok altında davadışı 3.şahsa devrettiğini, bunun için yaptığı tüm işlemleri hukuka aykırı ve kötüniyetli bulduklarını ve bu durumdan kaynaklı diğer yasal dava ve şikayet haklarını saklı tuttuklarını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar vekili Av. ... cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın kötü niyetle icra takibi başlattığını, 02/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı firma ile davacı banka arasında imzalandığını, ancak davalı firmaca ... Tapu Müdürlüğü'nün 09/07/2013 tarih ve 9048 yevmiye sayılı işlemi ile 4 adet taşınmazın "kullanılmış ve kullanılacak her türlü krediye" ifadesiyle teminat vasfı belirlenerek tüm krediler için bankaya ipotek edildiğini, bankanın ipoteği olmasına karşın taşınmazlar üzerindeki ipoteği, değerinin çok altında fek edildiğinden aradaki bakiyeyi kötüniyetli olarak davalı firma ve diğer davalılardan talep ettiklerini, sözkonusu uygulamanın usul ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, davacı bankadan söz konusu davaya ve icra takibine konu olan Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kullandığını, davalıların bu sözleşmeye kefil olduklarını, bunun yanı sıra ... İli, ... İlçesi ... Köyü 0 Ada 253 Parsel, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 745 (472) Parsel ve 745(470) Parsel ile aynı yer 301 Ada 528 Parsel no'lu taşınmazların ipotek olarak verildiğini, bu taşınmazlardan ... İli, ... İlçesi ... Köyü 0 Ada 253 Parsel ile ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 301 ada 528 parsel no'lu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kredinin kapanması nedeniyle banka tarafından fek edildiğini, kredilerden kalan meblağın davalılar tarafından ödenmesinde güçlük çekilmesi nedeniyle ipotekli diğer taşınmazlar olan ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 745 (472) Parsel ve 745(470) Parsel no'lu taşınmazların, ... Tapı Müdürlüğü'nün 13/10/2017 tarih ve 16149 yevmiye no'lu satış işlemiyle ve bankanın bilgisi dahilinde davadışı ... A.Ş.'ye ipotekli olarak satıldığını, 2013 yılında ipotek verilen ... 742, 745 ve 668 parsel no'lu taşınmazların değeri, bankaca ekspertiz raporuyla 2.900.000,00.TL olarak ve uyuşmazlık konusu 742 ve 745 sayılı parsellerin değeri 2.212.210,00.TL olarak ve belirlenmesine karşın, taşınmazları haricen öğrendikleri üzere bankanın bu taşınmazlardaki ipoteği ... A.Ş.'ye 1.600.000,00.TL bedelle fek ettiğini, 742, 745 ve 688 parsellerin 04/07/2013 ipotek tarihindeki değerinin 2.900.000,00,00.TL olduğunu, 742 ve 745 parseldeki ipoteklerin 1.600.000,00.TL tutarla kaldırılarak aradaki farkının davalılardan istendiğini, ancak ipotekli alacaklarda ilk olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi zorunluluğu olduğunu, 18/08/2017 tarihinde taraflarına gönderilen ihtarnamede Genel Kredi Sözleşmesine istinaden ipoteğin davalı firmaca verildiğini, davacı bankanın bu ihtarname ile açmış olduğu itirazın iptali davası arasında çelişki olduğunu, zira ihtarnamede ipoteğin paraya çevrilme yoluna gidileceği belirtilmiş ise de ileriki aşamalarda bankanın hiçbir davalının muvafakatını almadan ve ihbarda bulunmadan taşınmaz üzerindeki ipoteği 1.600.000,00.TL bedelle fek ettiğini, taşınmazın değerinin bu tutardan daha yüksek olduğunu, davadışı firmaya ipotek bedelinin altında ipoteği fek etmesinde bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yargılama sırasında düzenlenen temlik sözleşmesiyle, davacı bankanın, takibe ve davaya konu nakdi alacakların ... ... A.Ş.'ye temlik ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... dava devam ederken bankanın dava konusu alacağı ... ... A.Ş.'ye temlik ettiği ve adı geçen alacaklı tarafından davaya devam edildiği, mahkememizce celp edilen kayıtlar ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, takip alacaklısı banka ile asıl borçlu ... Tar. Ürn. San Tic. Ltd. Şti. Arasında 20/06/2013, 16/12/2014 ve 02/03/2015 tarihli Genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, diğer davalıların da bahsi geçen kredi sözleşmelerini sözleşmede belirtilen limitler üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, takip tarihi itibariyle alacaklının borçlulardan talep edebileceği alacak miktarının 1.563.190,85 TL asıl alacak, 288.714,47 TL hesap kat tarihi itibariyle işlemiş faiz, 7.158,62 TL BSMV, 677.954,25 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 33.897,71 TL BSMV, 3.604,77 TL ihtarname masrafı olmak üzere 2.574.520,67 TL olduğu, ancak alacaklı bankanın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 09/07/2013 tarihinden itibaren teminatında bulunan ve 01/03/2017 tarihi itibariyle 925.000,00 TL kıymet takdir edilen ... ili ... ilçesi ... mah. 301 ada 528 parsel sayılı taşınmazdaki ipoteğini 19/07/2017 tarihinde dava dışı ... tarafından yapılan 700.000,00 TL ödeme karşılığında fek ettiği, oysa 31/07/2017 fek tarihi itibariyle davalıların bankaya olan borç miktarının 3.432.248,49 TL olduğu, yine 09/07/2013 tarihinden itibaren teminatında bulunan ve 01/03/2017 tarihi itibariyle toplam 2.310.000,00 TL (sırası ile 1.665.000,00 TL + 645.000,00 TL ) kıymet takdir edilen ... ili ... ilçesi ... mah. 301 ada 470 parsel sayılı taşınmaz ile ... ili ... ilçesi ... mah. 301 ada 472 parsel sayılı taşınmazlardaki ipoteğini 29/09/2017 tarihinde yapılan 1.600.000,00 TL ödeme karşılığında fek ettiği, oysa 06/11/2017 fek tarihi itibariyle davalıların bankaya olan borç miktarının 1.834.440,25 TL olduğu, yapılan fek işlemlerinin kefillerin sorumluluğunu ağırlaştırdığı ve bu nedenle 6098 sayılı TBK'nun 592.Maddesi uyarınca kefillerin zararına olarak güvencenin kaldırılması durumunda zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilemedikçe kefillerin sorumluluğunun da buna uygun düşen bir miktarda azalacağı (bkz Yargıday 19 H.D. 2016/10794 Esas 2017/5378 karar, Yargıtay 19 HD 2012/8036 E 2012/18742 karar sayılı kararı) bu nedenle mahkememizce ipoteklerin kaldırıldığı tarihten itibaren ipotekli taşınmazların takdir edilen kıymetlerinden aynı tarihlerdeki yapılan ödemeler mahsup edilerek aradaki fark kadar kefillerin sorumluluktan kurtulmuş olduğunun değerlendirildiği, 528 parsel sayılı ipotekli taşınmaz ile ilgili mahsup edilen miktarın 925.000,00 TL -700.000,00 TL =225.000,00 TL olduğu, 470 ve 472 parsel sayılı ipotekli taşınmazlar ile ilgili mahsup edilen miktarın ise 2.310.000,00 TL - 1.600.000,00 TL = 710.000,00 TL olduğu, mahsup edilen her iki miktarın bilirkişi raporunda belirtilen 2.574.520,67 TL nakti alacaktan mahsubu sonucunda kefillerin sorumlu tutulması gereken miktarın 1.639.520,67 TL olduğu, ayrıca asıl alacağa takip tarihinden itibaren %50 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşılmakla nakti alacak yönünden davanın yukarıda belirtilen değerler üzerinden kısmen kabulüne" dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir ve alacak likit olduğundan İİK'nun 67.Maddesi uyarınca davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Gayri nakti risk alacağı yönünden, davanın devamı sırasında davacı bankanın takip konusu alacaklarını ... ... A.Ş. ye temlik ettiğini ifade ettiği, bununla birlikte gayri nakdi alacakların karşılıklarının bloke edilmesi hakkının temlike elverişli bir alacak olmadığı, dolayısıyla temlik dışı bırakıldığının kabulünün gerektiği, ... ... A.Ş.nin bu alacak açısından aktif dava ehliyetinin olmadığı, davacı bankanın da gayri nakdi alacağın depo edilmesine yönelik takibe itirazın iptali hususunundaki davasını takip etmediği, duruşmada davalıların gayri nakti alacağı depo edilmesine yönelik takibe itirazın iptali davasını takip edip etmediklerinin sorulduğu, davalıların takip etmediklerini beyan etmeleri üzerine 07/03/2025 tarihinde dosyanın HMK'nun 150.Maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı ve üç aylık süre içinde davacı banka tarafından yenilenmediği anlaşılmakla gayri nakti risk bedeli hakkında açılan davanın HMK'nun 150.Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle "Gayri nakti risk bedeli hakkında açılan dava yönünden HMK'nun 150.Maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, Davalılar hakkında nakti alacak hakkında yapılan takibe itirazın iptali hususunda açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, ... 1.563.190,85 TL asıl alacak, 288.714,47 TL işlemiş faizi, 7.158,62 TL BSMV, 677.954,25 TL kat tarihinden sonra işlemiş faiz, 33.897,71 TL BSMV, 3.604,77 TL BSMV, olmak üzere toplam 2.574.520,67 TL alacak (davalılar ... Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ...'un bu meblağın 1.639.520,67 TL'sinden sorumlu tutulması suretiyle), asıl alacağa takip tarihinden itibaren %50 oranında işleyecek temerrüt faizi BSMV, masraflar ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili hakkında yapılan takibe borçluların itirazın iptaline, takibin devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2.574.520,67 TL alacak likit nitelikte olduğundan (davalılar ... Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ...'un bu meblağın 1.639.520,67 TL'sinden sorumlu tutulması suretiyle), %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALILAR VEKİLLERİTARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili ile diğer davalılar vekili tarafından ayrı verilen istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğini, borçluya ait taşınmazlar üzerinde banka lehine ipotek tesis edildiğini, ancak ipoteklerin fekki aşamasında kefillerin muvafakatinin alınmadığı, taşınmazların davadışı ... A.Ş.'ye satışından sonra taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin, bedelinin altında fek edilmesiyle davalılar aleyhine olacak şekilde teminatın azaltılmış ve dolayısıyla kefillerin durumlarının ağırlaştırılmış olduğunu, bu işlemin TBK'nın 592/4.maddesine aykırı olduğunu ve davalıların borçtan sorumluluğunu sona erdirdiğini, taşınmazların ipotek tarihi, dava tarihi ve keşif tarihindeki gerçek değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, yine taşınmaz değerlerinin Türk Lirası, Dolar ve Euro cinsinden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, bankaya ait ekspertiz raporlarında taşınmazların değerinin bu para birimleri üzerinden değerlendirilmiş olduğu, bilirkişi raporunda yalnızca Türk Lirası cincinden hesaplama yapılarak mahsup yapılması yoluna gidilmesinin eşitlik ve hakkaniyet ilkesi ile dosyada alınan bilirkişi raporu ile sunmuş oldukları uzman raporu arasında çelişki bulunduğunu ve bu çelişki giderilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, uyuşmazlık konu alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olup yargılamayı gerektirdiğinden ve alacak likit olmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama sürecindeki taleplerinin karşılanmadığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 592/1.maddesi gereğince, alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır (TBK md. 592/3). Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir (TBK md. 592/4). Aynı kanunun 596. maddesinde ise kefilin rücu hakkın düzenlenmiş olup, "(1)Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. (2)Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir." hükmüne yer verilmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı banka tarafından, davalı ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı ve bu sözleşmelere diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza koyduğu, bu sözleşmeler kapsamında kredi müşterisi şirkete kullandırılan nakdi alacaklarının tahsili ve gayrinakdi alacaklarının depo edilmesi amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalılarının haksız itirazı nedeniyle durdurulduğu iddiasıyla iddiasıyla itirazın iptaline ve davalıların inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça asıl borçlu şirkete ait taşınmazlar üzerinde kredi borcunun teminatı olmak üzere ipotek tesis edildiği, bu taşınmazlardan bir kısımı üzerindeki ipoteklerin davalı kefillerin muvafakati alınmadan fek edildiği ve bu sebeple kefillerin durumunun ağırlaştırıldığı ileri sürülerek davalıların borçtan sorumluluğunun olmadığı ileri sürülerek davanın reddinin savunulduğu, yargılama sırasında davacı bankanın davaya ve takibe konu nakdi alacaklarını ... ... A.Ş.'ye temlik edildiği ve bu sebeple davanın nakdi alacağa yönelik kısmına ilişkin yargılamanın temlik alan huzuruyla yürütüldüğü, dosyada mevcut deliller itibariyle, banka tarafından, kredi müşterisine ait taşınmazların bir kısmı üzerindeki ipoteklerin, ipotek sözleşmesindeki bedellerden daha düşük bir ödeme karşılığı fek edildiği, bu işlem neticesinde bankanın, davalı müteselsil kefillerin durumu asıl borçlu karşısında ağırlaşmasına neden olmuş ise de, bankanın bu eyleminin ağır kusur olarak kabul edilmesini ve dolayısıyla davalı müteselsil kefillerin kredi borcuna ilişkin hukuki sorumluluklarının tamamen sona ermesini gerektirmediği, ancak bankanın teminatların bir kısmını elden çıkarmış olmakla birlikte hafif ihmal düzeyinde bir kusurla hareket ettiğinin ve TBK. m. 592/1 gereği kefillerin sorumluluğunun elden çıkarılan teminat miktarı kadar azalacağının kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince bu kabule uygun olarak taşınmazlar üzerindeki ipoteğin fek edildiği tarih itibariyle değerleri ayrı ayrı belirlendikten sonra, bu miktarın davalı müteselsil kefillerin sorumlu olduğu alacak tutarından mahsup edildiği ve bu suretle davalı müteselsil kefillerin sorumlu olduğu alacak tutarlarının belirlendiği, davaya konu nakdi alacakların dosyadaki bilgi ve belgeler ile davaların temerrüt tarihleri dikkate alınarak gerekçeli ve denetime açık olarak yöntemine uygun şekilde hesaplandığı, bu sebeple bilirkişi raporunun hükme elverişliği olduğu, uyuşmazlık konusu alacak likit ve davalılar da itirazlarında kısmen haksız bulunduğuna göre alacaklının talebi üzerine İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, sonuç olarak davalıların istinaf sebepleri itibariyle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından, davalılar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ... vekili ile diğer davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2025 tarihli ve 2024/767 Esas- 2025/724 Karar sayılı kararı aleyhine davalılar vekilleri tarafından tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gerekli 175.865,50.TL nispi karar ve ilam harcından davalılardan peşin alınan (43.966,38.TL + 27.988,92.TL =) 71.955,30.TL harcının mahsubu ile bakiye 103.910,20.TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/3151, K. 2026/2151, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-3151-e-2026-2151-k-b7b507dc8110