Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2319 E. 2026/203 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2319
Karar No
2026/203
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2319 - 2026/203 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2319 KARAR NO : 2026/203

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2026 (Ara Karar Tarihi) NUMARASI : 2026/457 Esas (Derdest Dosya)

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1-... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Limited Şirket Pay Devrinin İptali ve Tescili, Tazminat

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 07/10/2026 YAZIM TARİHİ : 07/10/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2026 tarihli 2026/457 Esas sayılı ara kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., davalı ... Tarım Ürünleri, Tohumculuk, Nakliyatcılık,kimyevi Gübre, Çelik Silo Kurutma Tesisi, ... ve Prese, Tarım Aletleri, Nebati Yağ ve Yem San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde hissedar konumunda bulunduğu iken, müvekkilinin sahip olduğu şirket payı davalı ...’ya Nisan 2021 tarihinde devredildiğini, pay devri sözleşmesine göre pay devrine karşılık herhangi bir fiili ve ekonomik ödeme alınamadığını, müvekkilinin işlem tarihinde içinde bulunduğu ağır sağlık koşulları ve bilişsel zayıflık hali ile birlikte değerlendirildiğinde söz konusu işlemin müvekkilinin sağlıklı iradesini yansıtmadığını, müvekkilinin devir işlemi sonrasında yapılan ileri tetkik ve muayeneler neticesinde kanser teşhisi konulduğunu, algılama muhakeme, değerlendirme ve sağlıklı irade oluşturma yetilerini doğrudan etkileyen nitelikte olduğunu, pay devrinin arkasında gerçek bir ivaz ilişkisi bulunmadığını belirterek, yargılama süresince dava konusu şirket paylarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, şirket ortaklık yapısında değişiklik yapılmasının engellenmesi, pay oranlarına ilişkin tasarrufların durdurulması, şirket malvarlığı üzerinde dava sonucunu etkileyebilecek nitelikte tasarruf işlemleri yapılmasının önlenmesi ve şirketi temsil ile yönetime ilişkin işlemlerin tedbiren sınırlandırılması hususlarında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Davacı vekilinin, davacının sahip olduğu şirket payını davalı ...’ya Nisan 2021 tarihinde devredildiği, ancak pay devri sözleşmesine göre pay devrine karşılık herhangi bir fiili ve ekonomik ödeme alınamadığı, yine davacının işlem tarihinde içinde bulunduğu ileri sürülen "ağır sağlık koşulları ve bilişsel zayıflık hali" hususunda davacının fiil ehliyeti olup olmadığı hususunda dosyaya herhangi bir sağlık kuruluşu raporunun sunulmadığı, mahkememizce tensip zaptının 23 no'lu ara kararı neticesinde dosyaya sunulan ... Polis Merkezi Amirliğinde davacı ...'nın müşteki sıfatıyla ... cerayim no'lu 29/04/2026 tarihli ifade tutanağında ileri sürülen hususların henüz soyut iddia mahiyetinde olup, davalının ikrarda bulunduğunda ilişkin dosyaya herhangi bir belge yahut ifade tutanağının sunulmadığı; davacı vekili tarafından talep edilen ihtiyati tedbir talebinin bizzat yargılamayı gerektirdiği ve mevcut deliller itibariyle yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığı ve HMK'nın 389. ve devamı maddelerindeki yasal koşulların da somut olayda bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Yaklaşık ispat koşulunun hatalı değerlendirilerek tam ispat arandığını, müvekkilin pay devri tarihide beyninde tümör bulunması nedeniyle fiil ehliyeti ve sağlıklı irade oluşturma yeteneğinin etkilendiğini, hastane kayıtları ve ticaret sicil belgelerine dayanılmasına rağmen bu delillerin yeterince değerlendirilmediğini, yargılama sırasında şirket paylarının üçüncü kişilere devredilmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağını şirket mal varlığının azalması ve ortaklık yapısının değişmesi halinde verilecek hükmün etkisiz kalabileceğini, ihtiyati tedbir talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibarıyla Limited Şirket Pay Devrinin İptali ve Tescili, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Mahkemenin 23/06/2026 tarihli ara kararıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dayanılan deliller dikkate alındığında ticari şirketlerin kendi organları ile idaresi esas olup davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirecek ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği, bu sebeple kararın hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2026 tarihli ve 2026/457 Esas sayılı ara kararı aleyhine yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince,ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 07/10/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2319, K. 2026/203, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2319-e-2026-203-k-b0539f082961