Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2925 E. 2026/2290 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2925
- Karar No
- 2026/2290
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2925 KARAR NO : 2026/2290
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2021/942 Esas - 2022/775 Karar
DAVACI : ... - .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarihli ve 2021/942 Esas- 2022/775 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2009/534 E. Dosyası ile ticari krediden kaynaklı ana para borcu 135.429,43.TL olan icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin işbu krediye ilişkin parayı hiç çekmediğini ve işbu olayı öğrendikten sonra kredi işlerini organize eden banka personeli hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu ve .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/162 Esas-2015/237 Karar sayılı ve 05.06.2015 tarihli kararıyla müvekkilini dolandıran personelin hapis cezası ile cezalandırıldığını, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, karar içeriğinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin sözleşmeyi kandırılarak imzaladığını, personel tarafından dolandırıldığını ve icra takibine konu borcun oluşmadığının açık olduğunu belirterek müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki kısıtlı şekilde anlatılan olayı ve davacı vekilinin "davacının borcu olmadığının tespiti” talebini kabul etmediklerini, müvekkili varlık yönetim şirketinin, davacının davadışı bankadan aldığı ticari krediden doğan alacağını bankadan temlik yoluyla devraldığını, alacağın davacıdan tahsili için ... İcra Müdürlüğü'nün 2009/534 Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği şekilde herhangi bir dolandırıcılık eyleminin icra aşamasında ileri sürülmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Ceza dosyasındaki banka yazı cevaplarından olay tarihinde dava dışı bankanın kredi işlemlerinden sorumlu yetkilisinin ... olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davaya konu kredinin çekilebilmesi için davacı adına ... Ziraat Odası ibareli olarak sunulan çiftçilik belgesinin ve 6 adet teminat senedinin sahte olarak düzenlendiği, teminat senetlerindeki imzanın davacıya ait olmadığının yargılama esnasında yapılan incelemelerle tespit edildiği sabittir. Kural olarak ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değil ise de, ceza mahkemesinde yapılan yargılama ile fiilin hukuka aykırılığına yönelik olarak kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi yönünden artık bağlayıcı konumda olacaktır. Dolayısıyla eldeki olaya ilişkin olarak, ceza mahkemesinin vakıanın varlığına ve atılı suçlamanın sanıklar tarafından işlendiğine dair varılan kanaat neticesinde verilen mahkumiyet kararı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi ile hukuk hakimi için mutlak surette göz önünde tutulmalıdır. O halde ceza dosyasında yapılan yargılamada tespit edildiği üzere davaya konu kredi sözleşmesi her ne kadar davacı tarafından imzalanmış ise de, ceza dosyasındaki sanıklar olan banka personeli ... ile kredi sözleşmesi kefili ...'ın sahte belgeler ile davacı adına kredi çekme eylemlerinin dolandırıcılık suçu kapsamında olması ve çekilen kredi meblağının davacı uhdesinde kalmadığının sabit oluşu nedeniyle; eldeki dosya davacısının davaya konu kredi sözleşmesini iradesi fesata uğratılmak sureti ile imzaladığı kanısına ulaşılmıştır. Netice olarak yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının, kredi kapsamındaki alacağı temlik alan davalı şirkete ... İcra Müdürlüğünün 2009/534 dosyası kapsamında herhangi bir borcunun olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle "Davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2009/534 esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza dosyasında başkalarının suçlu olması davacının bu eyleme katıldığını otomatik göstermediğini, davacının kerdiyi kullanıp kullanmadığını olaydaki rolü araştırılmadığını, sadece ceza kararın dayanılarak hüküm kurulmasının eksik inceleme ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Kural olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.maddesi gereği hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından bağımsız kılınmış ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmekte olup maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/162 Esas-2015/237 Karar sayılı ceza dosyasının ve bu dosyada verilen 05.06.2015 tarihli kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının incelenmesinde, davacının, sanık ...'ın kendisinin arkadaşı olduğunu ve 2007 yılının Ağustos-Eylül aylarında kredi çekmek istediğini söylediğini, kendisinin de "kefil olurum, ancak benim sigortalı işim yok, banka benim kefilliğimi kabul etmez" dediğini, sanık ...'ın ise "Önemli değil, biz bankayla konuştuk, ayarlarız biz" dediğini, aradan 2 hafta geçtikten sonra ...'ın araması üzerine üzerine davadışı ...'a gittiğinde orada, adını sonradan öğrendiği diğer sanık ... ile oturduklarını gördüğünü, orada kendisine uzatılan kredi sözleşmesini okumadan imzaladığını, kendisinin sözleşmeye kefil olarak imza attığını ve kredinin kendisi adına çekildiğini bilmediğini beyan ettiği, anılan ceza yargılaması neticesinde sanıklar ... ve ... hakkında isnat edilen "banka ve kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve bankacılık zimmeti suçları kül halinde banka ve kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan" bahisle cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, adıgeçen sanıkların mahkumiyetine esas olan eylemlerin, eldeki davanın davacısı ... adına kredi çekme işlemi sırasında kullanılan 1 adet borçlusu ... ve alacaklısı ... olan 04 Ocak 2008 ödeme günlü 46.750.-TL bedelli senet, 1 adet borçlusu ... ve alacaklısı ... olan 15 Ocak 2008 ödeme günlü 27.000.-TL bedelli senet, 1 adet borçlusu ... ve alacaklısı ... olan 09 Ocak 2008 ödeme günlü 44.600.-TL bedelli senet üzerindeki yazı ve imzaların müşteki ...'nun elinden çıkmadığı, adına senet düzenlenen kişilerin gerçekte var olmadığı, banka prosedürüne göre gerekli görünen çiftçilik belgesi ve teminat senetleri üzerinde sabit olan sahtecilik eyleminin suça konu senetlerin, unsurları tam olmadığından kambiyo senedi niteliğinde bulunmadığı ve bu haliyle sanıkların eyleminin aldatma kabiliyetini haiz nitelikte olan belgeler nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabulüne dayandığı anlaşılmaktadır. Anılan kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında, eldeki davanın davacısı ... adına düzenlenmiş ... dekontlarından 20.08.2007 tarihli ve 127.000.-TL bedelli, 21.08.2007 tarihli ve 5.000.-TL bedelli, 28.08.2007 tarihli ve 7.000.-TL bedelli, 22.08.2007 tarihli ve 5.000.-TL bedelli dekontlar üzerinde yapılan incelemelerde müşteri imzası hanesinde atılı bulunan imzaların müşteki ...'nun eli ürünü olduğu tespitine yer verildiği görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, davacı tarafından, kendisinin krediye ilişkin parayı bankadan hiç çekmediği ve olayı öğrenmesi sonrasında kredi işlerini organize eden banka personeli hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayetçi olduğu, bu şikayet üzerine ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.06.2015 tarihli ve 2013/162 Esas-2015/237 Karar sayılı kararı ile kendisini dolandıran banka personelinin cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 5.Ceza Dairesi'nin 03.02.2021 tarihli ve 2019/5070 Esas-2021/37 Karar sayılı onama ilamıyla kesinleştiği ileri sürülerek kredi sözleşmesini kaldırılarak imzaladığı ve krediyi hiç çekmediği iddiasıyla krediden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosya arasındaki davacı adına kredi çekme işlemleri sırasında sahtecilik yapıldığı iddiasına dayalı ceza dosyası kapsamında davacının kredi sözleşmesi üzerinde atılı imzanın kendisine ait olduğunu kabul ve ikrar ettiği, davacının, sanıklarca kandırılması sebebiyle kefil olduğu inancıyla kredi sözleşmesine imza attığını beyan etmiş ise de, davadışı banka tarafından tahsis edilen kredinin bankadan çekilmesine ilişkin dekontlarda müşteri imzası hanesinde atılı imzaların davacı ... ...'nun eli ürünü olduğu tespit edildiği, ceza davasında sanıkların mahkumiyetine esas olan eylemlerinin eldeki davanın davacısı olan ...'na adına kredi tahsis ettirilerek paranın sanıklarca çekilip kullanılması eylemine değil, banka tarafından tahsis edilmemesi gereken kredinin tahsisi için sahte çiftçilik belgesi ve teminat senetleri düzenlenmesine dayandığı, ceza mahkemesinin bu haliyle davacının, davadışı bankadan kendisi adına banka personelinin de katılımıyla düzenlenen sahte belgelerle tahsis edilen krediyi kendisinin hiç çekmediğine ilişkin iddiasını ispat edemediği anlaşılmış, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile tespit edilen sözkonusu olayların hukuk mahkemesi için bağlayıcı mahiyette olduğu, bu haliyle ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, mahkemece kararda hata edilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarihli ve 2021/942 Esas- 2022/775 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın REDDİNE, b)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 2.312,80.TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.580,80.TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2022 tarih ve 20021/942 Esas, 2022/775 Karar, 2022/345 Harç no'lu Harç Tahsil Müzekkeresinin İPTALİNE, Harç tahsil edilmiş ise davalıya İADESİNE, c)100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, d)Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, e-)6100 Sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT'ye göre hesap edilen 45.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, İstinaf incelemesi yönünden; 1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafça yatırılan 80,70.TL ve 2.232,09.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalıya İADESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafça yapılan ve 220,70.TL istinaf başvurma harcı, 360,00.TL tebligat gideri ve 107,00.TL posta giderinden oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce Yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ¸
... Üye ... ¸
... Üye ... ¸
... Katip ... ¸