Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1239 E. 2026/2152 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1239
Karar No
2026/2152
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1239 KARAR NO : 2026/2152

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2023 NUMARASI : 2022/945Esas 2023/503Karar DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/07/2026 YAZIM TARİHİ : 08/07/2026

.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli 2022/945 Esas ve 2023/503 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 1994 yılında ... isimli bir kuyumcuya karşı işlediği silahlı gasp, bu suçunu gizlemek ve delillerin yok etmek amacıyla adam öldürme suçlarından dolayı soruşturma geçirdiğini, hakkında .... Ağır Ceza Mahkemesinin eski 1995/31 E. yeni 2007/252 E. sayılı dosyası ile davanın görüldüğünü, söz konusu soruşturma açıldığında başta kaçak olan davalının 05/05/1995 günü üzerinde ... adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandığını, davalının verdiği ifadede ...'ın eşinin kendi halası olduğunu, olaydan sora bir süre onların evinde kaldığını, kendinin olaydan haberdar olmadığını, sonrasında Ankara'da tanıştığı ... isimli kişinin kimliğini para karşılığı aldığını ve ... Şubesinde hesap açtığını, gasp eylemini gerçekleştirdikten sonra yakalanmamak için yurt dışına kaçmak istediğini, eşini ve oğlunu güvence altına alabilmek için eniştesi ...'a ait olan çiftlik arazisinin 1/2 hissesini almak için taraflar arasında adi yazılı 28/04/1995 tarihli bir satış protokolü imzalandığını, araziyi o zamanın parası ile 900 milyon TL'ya satın aldığını, müvekkiline para ile birlikte gasp ettiği küpe, yüzük ve bileziklerden oluşan 16 parça pırlanta verdiğini, yurtdışına kaçmak için beklediği yerlerden para gelmeyince tekrar ... ve ... ile bağlantıya geçerek daha önce çiftliği satın almak için verdiği paradan önce 85 milyon, sonra 130 milyon borç aldığını, savcılığın talimatı ile ... ve müvekkilinin soruşturmaya dahil edildiğini, alınan ifadelerinde davalının eylemleri ile bir ilgilerinin bulunmadığını, davalının verdiği paradan 215 milyon TL'sini geri aldığını ve paranın geri kalanını ... Bankası'nda açtıkları hesapta tuttuklarını beyan ettiğini, ifadelerinden sonra el konulan eşyaları emniyete teslim ettiklerini, emniyet tarafından evlerinde yapılan aramada bir zarfın içerisinde ... ve ...'ın nüfus cüzdanı fotokopileri ile ...'ın kendisinin ...'ın ise kefil olarak imzalamış olduğu boş senet ile ...'a ait çiftliğin 1/2'sinin satıldığını bildiren imzalı protokol bulunduğunu, savcılık talimatıyla çiftlik satışından elde edilen paradan geriye kalan 550 milyon TL'ye devlet tarafından el konulduğunu, ... ve müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, davalının yıllarca hapis yattığını, senedin vade ve tanzim tarihleri 2017 yılına denk gelecek şekilde davalı tarafından doldurularak 2020 yılında takibe geçildiğini, dava konusu kambiyo senedine ilişkin ... İcra hukuk Mahkemesinin 2022/33 E. Sayılı dosyası ile borca itiraz davası açıldığını, icra takibinin durdurulduğunu, dava sonunda müvekkili aleyhine sonuçlanan davada icra inkar tazminatına hükmedildiğini, davalının 1994 yılında tanzim edildiği açık olan senedin tanzim ve vade tarihini kendine göre belirlediğini, senet üzerindeki bedeli günümüz parasıyla 1.750,000 TL olarak belirlediğini, senette her ne kadar ... olarak yer alsa da müvekkilinin o tarihte evli olup soyadının ... olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin adi yazılı olup geçersiz olduğunu, ... ve ...'ın kendilerine satış bedeli olarak ödenmiş paraların bir kısmını davalıya geri ödediklerini, paranın ellerinde kalan kısmına devlet tarafından el konulduğunu, bu sebeple davalıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, muris ...'in mirasçıları tarafından ...'ın işlemiş olduğu cinayet sebebiyle gasp ettiği paraların ve mücevherlerin bir kısmını emaneten müvekkiline verdiği ve paranın 550 YTL'sini davalı tarafından ...'ın hesabına yatırıldığını beyan ettiğini ve bu sebeple kendisinden alacaklı olduklarından bahisle alacak davası açtıklarını, açılan davada ...'ın işlemiş olduğu fiilin haksız olduğu ve ... hesabına giren paranın da haksız iktisap olması nedeniyle faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verildiğini, paranın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün 2008/8914 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, tüm borcun ... tarafından ödendiğini, 2003 yılında pul yapıştırmanın kalkmasına rağmen senet üzerinde pul olduğunu, davalının senedi ve protokolü müvekkillerine aynı anda imzalattığını, davalının hapiste bulunduğu sürede zarfında bu kadar yüklü miktardaki bir parayı müvekkillerine elden teslim etmesinin imkansız olduğunu beyanla, ... İcra Müdürlüğünün 2021/2181 esas sayılı dosyasında başlatılan haciz yolu ile ilamsız takibe konu senedinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, senedin davacıya iadesine, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/33 esas sayılı dosyasından kaynaklı 350.000-TL miktarlı kötüniyet tazminatının tahsiline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; konu bononun bir teminat bonosu olduğunu, davalı tarafa bir borcu olmadığını iddia ettiğini, kambiyo senetlerinin "mücerret bir alacak" ihtiva ettiğini, Mücerretliğin, ticari senedin asıl borç ilişkisinden bağımsız varlığının olması anlamına geldiğini, Kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağın ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlandığını, bağımsız bir varlık kazandığını, yani, bir kambiyo senedi olan bononun temel borç ilişkisinden doğan alacağın yanında temel alacaktan bağımsız yeni bir alacak yarattığı için kambiyo senetlerinin varlığı ve geçerliliği onun düzenlenmesine sebebiyet veren temel borç ilişkisinin varlığına ve geçerliliğine bağlı olmadığını, ayrıca üstünde herhangi bir teminat kaydı olmayan davaya konu bononun teminat bonosu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın sunduğu ''protokol'' incelendiğinde bu şartları karşılamadığının görüldüğünü, davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair açıklama bulunmadığını, yine davacı vekili tarafından sunulan 28/04/1995 tarihli "Protokol" incelendiğinde, sözleşmede takibe dayanak senedin, teminat senedi olduğuna ilişkin açıkça atıf yapılmadığının görüldüğünü, borçlu vekilinin, senedin teminat senedi olarak verildiğine dair yazılı bir belge sunamadığını, ayrıca müvekkilinin, davacının evlendiğini bilmemekte olup, davacının soyadını farklı yazmasının ancak davacının kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiğini, senedin düzenlendiği tarihte davacının soyadının "..." olmasının bononun geçerliliğine etkisinin bulunmadığını, bonoda tanzim tarihinin gerçek tanzim tarihi olması şart olmayıp önemli olan senedin zorunlu unsurlarından olan bu tanzim tarihinin senet üzerinde yer alması olduğunu, açığa imza atmak suretiyle senet unsurlarını doldurma yetkisini lehtara veren keşidecinin, senet üzerindeki pulun eski tarihli olduğu yönündeki iddiasının bononun geçerliliğine herhangi bir etkisi bulunmadığı gibi senet üzerindeki damga pulunın, senedin anlaşma hilafına doldurulduğunu gösteren yazılı delil mahiyetinde de olmadığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; ilk derece mahkmesi özetle, "... Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve tarafların iddia ve savunmalarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasının "... İcra Müdürlüğünün 2021/2181 E sayılı icra dosyası ile icra takibine konu edilen 21/05/2017 tanzim, 21/12/2017 vade tarihli 1.750.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, takibe bononun teminat senedi olup olmadığı ve anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı" noktasında olduğu, menfi tespit davasına konu icra takibinin dayanağı 21/05/2017 tanzim ve 21/12/2017 vade tarihli 1.700.000,00 TL bedelli bononun incelenmesinde "alacaklısı ... olup, kefil ... ve borçlu ... olan ve üzerinde pul olan bono olduğu, nakten veya malen kaydının bulunmadığı, ayrıca üzerinde teminat senedi olduğuna dair açıklamanın" bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan 28/04/1995 tarihli "Protokol" başlıklı belgede takibe dayanak senedin ve teminat senedi olduğuna ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, davacının bono üzerine pul yapıştırıldığı ve 2003 yılında 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununda pul yapıştırmanın zorunluluğunun kaldırıldığı iddiası yönünden; bonoda tanzim tarihinin gerçek tanzim tarihi olması şart olmayıp, önemli olanın senedin zorunlu unsurlarından olan bu tanzim tarihinin senet üzerinde yer alması olduğu, açığa imza atmak suretiyle senet unsurlarını doldurma yetkisini lehtara veren keşidecinin ve dolayısıyla kefil olan davacının senet üzerindeki pulun eski tarihli olduğu yönündeki iddiasının bononun geçerliliğine herhangi bir etkisi bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3457 Esas ve 2022/7849 Karar sayılı ilamında "....Dava icra takibine dayalı bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır.Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir.Borçlu bononun tarafların iradesi dışında düzenlendiğini, teminat bonosu olduğunu yazılı delil ile ispatlamalıdır.Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. İspatlanamayan davanın reddi gerekirken yanılgılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup.." belirtilmiş olup, bu kapsamda menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olmakla birlikte, ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükünün yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşeceği, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya ait olduğu, karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiğinin kabul edildiği, kambiyo senetlerinin birer ödeme aracı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 773/2-f maddelerine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlemesinin mümkün olduğu, bu durumda senet tedavüle çıktığında tüm unsurlarının bulunmasının zorunlu olduğunu, görünüşe itimat prensibi gereği boş bono veren borçlunun sonuçlarına katlanması gerektiği, dava konusu bonoda 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinde belirtilen tüm yasal zorunlu unsurlar bulunduğundan senedin bono vasfında olduğu, bedelsizlik def'inin şahsi def'i olup HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen defilerin yazılı delille ispatı gerektiğinden borçlunun bononun teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, bu konuda tanık dinletilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafın tanık dinletme talebinin senet miktarı gözetilerek senede karşı senetle ispat kuralı gereği tanıkla ispat mümkün olmadığından mahkememizin ara kararı ile reddine karar verilmiş olduğu, davacı tarafın dava konusu senedin teminat senedi olduğu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile yemin deliline dayanıldığından yemin teklif etme hakkının hatırlatılması üzerine davacı vekili tarafından karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerinin beyan edildiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin ticari defter ve banka kayıtlarını yeterince değerlendirmeden eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, takibe konulan bononun gerçek bir borcu temsil etmediğini, eski bir hukuki ilişkini teminatı niteliğinde olup sonradan doldurularak haksız icra takibi yapıldığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve bononun iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından, davalının bir kuyumcunun gasp edilerek öldürülmesi olayına karıştıktan sonra kaçak olduğu dönemde, müvekkilinin müteveffa babası ...'a ait çiftliğin 1/2 payını satın almak istediği, tarafların satış konusunda anlaşmaları üzerine davalının bir miktar satış bedeli ödediği ve satış işlemine dair 28.04.1995 tarihli Protokol düzenlendiği, davalının bir kısım eşyalarını kapalı bir zarf içinde müvekkili ile onun babasına bıraktığı, kaçak durumdaki davalının yakalanmasından sonra kolluk görevlilerinin talebi üzerine zarfı görevlilere teslim ettikleri, sözkonusu zarfın açılarak içindekilerin tespitine ilişkin 09.05.1995 tarihli Zaptetme Tutanağı'na göre zarftan davalıya ait diğer eşyalar yanında 28.04.1995 tarihli Protokol ile ... tarafından imzalanan ve davacının kefil olduğu tarihsiz boş senedin çıktığı, o dönemdeki mevzuat gereği senet üzerine damga pulu yapıştırılmış ve atılan 2 imzanın birinin pul üzerine ve diğerinin boşluğa atılmış olduğu, davalının cezaevinde bulunduğu dönemde ....Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği 28.09.2009 tarihli dilekçede dava konusu senetten 900.000.000.TL (Türk Lirası para biriminden son 6 hanesinin çıkarılmasından önceki haliyle) bahsedildiği, çiftlik payının satışının resmi şekilde yapılmadığı ve davalının satış bedeli verdiği paranın bir kısmını kısa sonra istediği ve aldığı, bakiye paraya ise davalı hakkındaki soruşturmada el konulduğundan senedin bedelsiz olduğu, ancak davalının cezaevinden çıktıktan sonra boş olan senedi anlaşmaya aykırı doldurarak takibe koyduğu, temel ilişkinin 1994 yılında doğduğundan alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/2181 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takibe konu senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile senedin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından, kambiyo senetlerinin mücerret bir alacak ihtiva ettiği, kambiyo senetlerinin varlığı ve geçerliliğinin onun düzenlenmesine sebebiyet veren temel borç ilişkisinin varlığına ve geçerliliğine bağlı olmadığı, bir bononun teminat bonosu olduğunun kabulü için bononun üzerinde hangi ilişkinin teminatı olarak verildiğinin de açıkça gösterilmesi gerektiği, davaya konu senet üzerinde teminat bonosu olduğuna dair açıklama bulunmadığı, 28.04.1995 tarihli Protokol incelendiğinde, sözleşmede takibe dayanak senedin teminat senedi olduğuna ilişkin açıkça atıf yapılmadığının görüldüğü, tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihlerin gerçekliğini ve varlığını koruduğunu, açığa imza atmak suretiyle senet unsurlarını doldurma yetkisini lehtara veren keşidecinin, senet üzerindeki pulun eski tarihli olduğu yönündeki iddiasının bononun geçerliliğine herhangi bir etkisinin bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi savunulmuştur. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olmadığının ispat yükümlülüğü davacı-borçlu tarafa aittir. Davacı taraf bononun teminat bonosu olduğunu, gerçek bir borcu yansıtmadığını 6100 sayılı HMK'nın 200 ve 201. maddeleri gereği yazılı delil ile ispatlamalıdır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2019 tarihli ve 2018/2939 Esas-2019/4786 Karar sayılı, 19/01/2016 tarihli ve 2015/7912 Esas-2016/285 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, mahkemece, davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair açıklamanın bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan 28.04.1995 tarihli "Protokol" başlıklı belgede takibe dayanak senedin ve teminat senedi olduğuna ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, bonoda tanzim tarihinin gerçek tanzim tarihi olması şart olmayıp, önemli olanın senedin zorunlu unsurlarından olan bu tanzim tarihinin senet üzerinde yer alması olduğu, açığa imza atmak suretiyle senet unsurlarını doldurma yetkisini lehtara veren keşidecinin ve dolayısıyla kefil olan davacının senet üzerindeki damga pulunun eski tarihli olduğu yönündeki iddiasının bononun geçerliliğine herhangi bir etkisi bulunmadığı, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olmakla birlikte, ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükünün yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşeceği, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya ait olduğu, davalı tarafça senedin ihdas sebebi talil de edilmediğinden ispat yükünün yer değiştirdiğinden ve davalıya düştüğünden söz edilemeyeceği, 6102 sayılı TTK'nın 773/2-f maddelerine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlemesinin mümkün olduğu, bu durumda senet tedavüle çıktığında tüm unsurlarının bulunmasının zorunlu olduğunu, görünüşe itimat prensibi gereği boş bono veren borçlunun sonuçlarına katlanması gerektiği, dava konusu bonoda 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinde belirtilen tüm yasal zorunlu unsurlar bulunduğundan senedin bono vasfında olduğu, bedelsizlik def'inin şahsi def'i olup HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen defilerin yazılı delille ispatı gerektiğinden borçlunun bononun teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, bu konuda tanık dinletilmesinin de mümkün olmadığı, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması üzerine davacı vekili tarafından davalıya yemin teklif etmeyeceklerinin beyan edildiği, bu haliyle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmış, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya ayrılık bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli ve 2022/945 Esas-2023/503 Karar sayılı kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının peşin alınan 44.240,34.TL harçtan mahsubu ile bakiye 43.508,34.TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya İADESİNE, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

... Başkan ... ¸

... Üye ... ¸

... Üye ... ¸

... Katip ... ¸

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1239, K. 2026/2152, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1239-e-2026-2152-k-b3d13d8de4ba