İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/279 E. 2026/541 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/279
- Karar No
- 2026/541
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/279 Esas KARAR NO : 2026/541
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) DAVA TARİHİ : 14/10/2022 KARAR TARİHİ : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde bulunan ...bank ... Şubesine ait ... çek no'lu, ... Bankası ... Şubesine ait ... çek no'lu, ...bank ... Şubesine ait ... çek no'lu, ... Bankası ... Şubesine ait ... çek no'lu 4 adet çek kaybolmuş olup kayıp nedeniyle iptaline karar verilmesi hususunda ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi ..Esas sayılı dosya ile Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız) davası ikame edildiğini, bilgileri verilen mahkeme dosyasında; gerçekleştirilen yargılama süreci içerisinde, kaybolan ...bank ... Şubesine ait ... no'lu çekin davalı ... Anonim Şirketi tarafından ibraz edildiği, bu bağlamda ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyanın 03/10/2022 tarihli duruşmanın 3 numaralı ara kararı gereğince; "3-...'a ait çekin ... A.Ş tarafından ibraz edildiği anlaşıldığından davacı vekiline istirdat davası açmak ve tevzi formunu dosyamıza ibraz üzere iki haftalık kesin süre verilmesine," süresi içerisinde bu davayı ikame ettiklerini, anılan çekin müvekkili şirket uhdesinde iken kaybolduğunu, çeklerin kaybolması nedeniyle telafisi güç zararların doğmaması için müvekkilinin ticari alacağına karşılık olarak aldığı ve hamili bulunduğu çekler bakımından .... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyada kıymetli evrakın iptaline ilişkin karar verilmesi talep edildiğini ancak yargılama sırasında ödeme yasağı konulmadan yukarıda bilgileri verilen çekin davalı şirket uhdesinde bulunduğunun anlaşıldığı, gelinen aşamada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tesis edilen ara karar doğrultusunda huzurdaki istirdat davası açma zorunluluğu doğduğunu, dava konusu çekin keşidecisinin ...Şti. Olduğu, ...bank ... Şubesine ait, ... çek no'lu, ...keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli olup davalı tarafından takas kanalıyla ...bank ...Şubesi aracılığıyla davalı ... A.Ş. tarafından ibraz edildiği ..... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tespit edilmiş olup davalı tarafından sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkilinin davalı şirketi tanımadığını, davalı şirkete karşı bir borcu bulunmadığını, çek üzerinde müvekkilinin altındaki cirolardan birisinin kötü niyetle çeki iktisap edip tedavüle sokması sonucu müvekkilinin zararı husule geldiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davaya konu çeki ibraz eden davalı şirketin ibraz tarihinden olan 27.05.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdatına, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin faktoring işlemini yaparken sadece alacağın faturaya dayalı olup olmadığını, devir ve temlik aldığı çekin ciro silsilesinin muntazam olarak birbirini takip edip etmediğini incelemekle yükümlü olduğunu ve bu yükümlülüğünü büyük bir titizlikle yerine getirdiğini, bu davaya konu ...bank ... Şubesine ait olan, keşide yeri ..., keşide tarihi 27.05.2022 olan 30.000 TL bedelli ve ... numaralı çek, faktoring müşterisi ...ŞETİ ile 12.11.2021 tarihinde imzaladığı Faktoring Sözleşmesi 20.05.2022 tarihli Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdii Bordrosu ve ... numaralı faturaya dayanılarak müvekkil şirket tarafından devir ve temlik aldığını, müvekkili şirketin davaya konu çeki uyması gereken tüm yasal mevzuata uygun olarak devir ve temlik almış olup çekin meşru hamili olduğunu, müvekkili şirket tarafından davaya konu çekle ilgili alacağın fatura bilgileri Merkezi Fatura Kayıt Sistemi üzerinden teyit ve kontrol edildiği faturanın halihazırda itirazsız kesinleşmiş olduğu tespit edildiğini, fatura muhatabı davacı tarafından kabul edildiğini onaylanmış geçerli bir fatura olduğunu, davacı yan ne zayii davasında ne de işbu davada davaya konu çekin ne şekilde elinden çıktığını açıklayamadığını, kesinleşmiş fatura ve davaya konu çek usulüne uygun olarak devir ve temlik alındığı tarihte zayii davası açıldığını ancak ayrıntılı olarak gerekçelendirilmediğini, davacı yanın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, borcunu ödememe amacıyla kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı yanca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde hasımsız olarak açılan kıymetli evrakın iptali davasında alınan ödeme yasağı kararı maddi hukuk bakımından müvekkili şirket hakkında kesin hüküm oluşturmadığını, açıklanan nedenlerle davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine, aksi halde, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesine uygun hareket eden ve Yargıtay kararları ile TK 792 ve 687’nin açık metni gereğince müvekkil şirketin tamamen iyi niyetli olarak dava konusu çeklere sahip olması ve çeklerin yasal hamili olması sebebiyle davanın esastan reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, dava konusu çekin istirdadı istemine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası, Faktoring Sözleşmesi, Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdii Bordrosu, faturalar, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. maddesi uyarınca itibariyle davacı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın Faktoring Sözleşmeleri alanında uzman bilirkişiye tevdii ile, Keşidecisi... Ltd. Şti. olan, ....bank ... Şubesine ait, ... çek no'lu, 27/05/2022 keşide tarihli ve 30.000,00-TL bedelli çekin ... A.Ş. tarafından ibraz edilmesi sebebiyle çek bedelinin istirdadı istemiyle açılan davada mezkur çekin ibrazı sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının kötü niyetli hamil olup olmadığı bu bağlamda davalı faktoring firmasının 6361 sayılı yasa kapsamında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, gerekli araştırmayı yapıp yapmadığı, faktoring sözleşmesi kapsamında alacağın tevsik edilip edilmediği ve son olarak davacının istirdat talebinin haklı görülme ihtimalinde sonuç alacak bedelinin, temerrüt tarihinin ve faiz türünün taleple bağlı kalınarak tespiti(tablo halinde), hususlarında hazırlanan 27/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davaya konu faktoring sözleşmesi ve ekleri incelendiğinde; 12.11.2021 tarihinde davalı fakoring ile dava dışı şirket .... ŞTİ.. arasında azami 100.000,00 TL. tutarında faktoring sözleşmesi akdedildiği, 20.05.2022 tarihli “Alacak Bildirim Formu/Ödeme Araçları Tevdii Bordrosu/Ön Ödeme Talimatı” başlıklı yazı ve ekindeki belgelere göre; ... ŞTİ. tarafından, davacı ... Muhtelif Temizlik Malzemeleri ve Nakliye Bedeli” bedeli olarak tanzim edilen 04.05.2022 tarih ... nolu 136.054,00 TL. tutarındaki e-arşiv faturaya karşılık; dava dışı şirketin söz konusu fatura teminatı olarak verdiği husumete konu 30.000,00 TL. tutarındaki çeki yukarıdaki fatura bedeline mahsuben davacı ...”'den aldığı çeki faktoring sözleşmesine karşılık davalı ... firmasına ciro ettiği tespit edildiği, öncelikli olarak; yapılan işlemin 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/2. Maddesi; “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.” Hükmü çerçevesinde faturanın 136.054,00 TL olması, çek tutarının 30.000,00 TL olması ve fonlama tutarının 80.000,00 TL olması, peşin faiz, vergiler ve diğer eklentiler düşüldükten sonra ndet ödenen tutarın 74.901,67 TL olması dolayısı ile davalı faktoring şirketinin yukarıda yer alan kanun hükümlerine uygun olarak işlemi gerçekleştirdiği görüş ve kanaaatine varıldığı, tarih silsilesi incelendiğinde; ...LTD. ŞTİ.ile davalı Faktoring firması arasında akdedilen Faktoring sözleşme tarihinin 12.11.2021 olduğu, davaya konu çekin ... T. A.Ş....Şubesine 27.05.2022 tarihinde ibraz edildiğinin anlaşıldığı, davalı ... firmasının fonlama tarihinin 20.05.2022 tarihi olduğu, davacıların çek iptal davasını açma tarihinin fonlama tarihinden sonraki bir tarih olan 20.05.2022 tarihi olduğu, ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davaya konu çek için ödemeden men yasağı kararının 27.05.2022 tarihinde olduğu, çek hakkında davalı Faktoring firmasının istihbarat çalışması kapsamında sektörde yer alan teamüller gereğince fonlamaya esas alınan çek hakkında keşide edilen çekin bankanın şubesinden ve çek keşidecisinden kayıp veya çalıntı vaziyetinin olup olmadığının sorulması sorumluluğunun bulunduğu, 20.05.2022 tarihinde fonlama yapılan işleme ilişkin olarak davalı faktoring firmasının çeke ilişkin keşideci ve banka sorgulamasında kayıp ve çalıntı bildiriminin olmadığına ilişkin bilgi verilebileceği tarih silsilesine göre uygun olduğu ve fakat bu sorgulamanın yapıldığına ilişkin dava dosyasında beyan, bilgi ve belge bulunmadığı, son tahlilde istihbarat çalışmasına ilişkin davalı Faktoring firmasına eksik veya yanlış işlem yapıldığına ilişkin bir isnad yapılamayacağı görüş ve kanaatine varıldığı, davalı faktoring firması tarafından şirket hakkında mali değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin; Faktoring firmalarının bankalar gibi fonlama yaptığı firmaların finansallarını genellikle değerlendirmeye tabi tutmadığı, yalnızca fonlama yapılacak firmanın ve fonlamaya konu çekin keşidecisinin geçmiş dönem ..., ... gibi verilere dayanarak fonlama kararı verdiği, çek tutarının firma faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığının tespiti açısından son ara dönem ve bir önceki yıl sonu vergi beyannamelerinin istenebileceği, bu hususun davalı Faktoring firmasının, insiyatifinde olduğu, dava dosyasında bu hususların değerlendirdiğine ilişkin bir bilgi, belge ve beyan bulunmadığı görülmüştür. Son tahlilde sektörde ve davalı Faktoring firmasının son dönemde yapmış olduğu faaliyetlere bakıldığında müşterilerinin taleplerinin dijital ortamda bağlantılı veriler ile bilgi işleme bağlı olarak insan unsurunu ortadan kaldıran algortitmalar vasıtası ile karar sistemleri geliştirdikleri ve uyguladıkları da göz önüne alındığında mali verilerin değerlendirmeksizin davaya konu çekin fonlama kararı vermiş olması dolayısı ile davalı Faktoring firmasına eksik veya yanlış işlem yapıldığına ilişkin isnad yapılamayacağı bildirilmiştir. Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile davacı vekilinin itirazları değerlendirilerek alacak talebi yönünden hazırlanan 29/03/2026 tarihli ek raporda; davalı faktoring firması tarafından şirket hakkında mali değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirmemizde; Faktoring firmalarının bankalar gibi fonlama yaptığı firmaların finansallarını genellikle değerlendirmeye tabi tutmadığı, yalnızca fonlama yapılacak firmanın ve fonlamaya konu çekin keşidecisinin geçmiş dönem ..., ... gibi verilere dayanarak fonlama kararı verdiği, çek tutarının firma faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığının tespiti açısından son ara dönem ve bir önceki yılsonu vergi beyannamelerinin istenebileceği, bu hususun davalı Faktoring firmasının, insiyatifinde olduğu, dava dosyasında bu hususların değerlendirdiğine ilişkin bir bilgi, belge ve beyan bulunmadığı, mahkemece gönderilen 04.12.2025 tarihli müzekkeresine istinaden gönderilen 25.03.2026 tarihli müzekkere cevabında; son cirantanın son ara dönem ve bir önceki yılsonu vergi beyannamelerinin istenmediği beliritlmiş olup, bu hususun doğrudan dava sonucuna sirayet etmeyeceği görüş ve kanaatinde bulunulduğu, sektörde ve davalı ... firmasının son dönemde yapmış olduğu faaliyetlere bakıldığında müşterilerinin taleplerinin dijital ortamda bağlantılı veriler ile bilgi işleme bağlı olarak insan unsurunu ortadan kaldıran algortitmalar vasıtası ile karar sistemleri geliştirdikleri ve uyguladıkları da göz önüne alındığında mali verilerin değerlendirmeksizin davaya konu çekin fonlama kararı vermiş olması dolayısı ile davalı Faktoring firmasına eksik veya yanlış işlem yapıldığına ilişkin bir isnad yapılamayacağı bildirilmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit ve istirdat davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun... Esas ...Karar ...Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit ve istirdat davalarında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ...E-... K sayılı kararı) Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın davacı şirket nezdinde bulunan ...bank ... Şubesi, ... Bankası ... Şubesi, ...bank ... Şubesi, ... bankası ... şubesine ait 4 adet çekin kaybolması nedeni ile ... 3. ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığı, ...bank Çekinin ... A.Ş. tarafından ibraz edildiğinden davacının davalı şirkete borcu bulunmadığı, müvekkilinin altındaki cironun kötü niyetli iktisapla tedavülde konulduğu, çekin 27/05/2022 tarihinde ibraz edilmesi nedeni ile ibraz tarihinden itibaren çek bedelinin yasal faizi ile istirdatı talebine ilişkin olduğu, davacının istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rıza hilafına çıktığını, çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlü olduğu davacı şirketin çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu ve çekin rıza hilafına elinden çıktığını gelinen aşama itibariyle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları da gözetildiğinde ispat edemediği ve davalı faktoring firmasının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu hususunu da ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 512,33-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 219,67-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*