İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/639 E. 2026/539 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/639
Karar No
2026/539
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/639 Esas KARAR NO : 2026/539

DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 17/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, ... adresinde ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, Rava dışı ...firmasının sahibi ... tarafından keşide edilen ve 18.07.2024 tarihinde firmanın görevlisi ... aracılığıyla davacıya gönderilmek üzere ... Şubesi'ne teslim edilen çeklerin kaybolduğunu, davacıya gönderilen çeklerin: ... numaralı, 30.11.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli, ..Bankası ...Şubesi'ne ait çek, ... numaralı, 30.12.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli,...Bankası ...Şubesi'ne ait çek, çeklerin ... tarafından kaybedildiğini, ... şirketi tarafından 07.08.2024 tarihli yazılı cevapta, kargonun akıbetine ulaşılamadığının bildirildiği, çeklerin kötü niyetli 3. kişilerin eline geçme olasılığı nedeniyle davacı tarafından ... 13. Asliye Ticaret Mah,... esas numarası ile çeklerin iptali ve dava konusu çekler hakkında ödeme yasağı kararı talep edildiğini, ... Bankası'ndan mahkemeye gelen müzekkere cevaplarına göre ... nolu çek bankaya ibraz edilmediğini, ... nolu çek, ... A.Ş. tarafından takas sisteminde sorgulanmak üzere ibraz edildiğini, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...4 tarihli ara kararına göre dava konusu edilen ...Keşide Tarihli 60.000 TL bedelli, .. Seri nolu çeki ibraz ettiği bildirilen ... Şirketine karşı istirdat davası açmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiğini, çeklerin arka yüzlerinde davacı şirketin kaşe ve imzasının taklit edilerek başka firmalara ciro edildiğini, davacının hiçbir şekilde kaşe ve imza kullanımı olmadığını, çeklerin kaybolduğu bilgisi üzerine çek iptali ve ödeme yasağı talepleri neticesinde 3. kişilerce sahtecilik yapıldığı ortaya çıktığını, konuya ilişkin çekler için ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, davacının, çekteki cirantalarla hiç bir ticari iliskisi bulunmadığını, Faktoring şirketlerinin işlemlerinde gerekli istihbarat çalısması yaparak faturalı çeki devralabilecegini, aksi halde faktoring sirketinin çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, davalı faktoring işlemlerinde ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiğini, açıklanan nedenlerle çeklerin istirdatına, çek bedellerinin tarafından tahsil edilmesi halinde bedellerinin tahsil tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmek gerektiğini, 6361 sayılı yasanın 9/2. maddesi; faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini öngördüğünü belirterek ... Seri numaralı çek için tedbiren ödeme yasağı konulmasını, ... Seri numaralı çekin istirdatına, çek bedellerinin davalı tarafından tahsil edilmesi halinde bedellerinin tahsil tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya eksik harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesine aksi halde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ilgili faturalar Finansal Kurumlar Birliği Merkezi Fatura Kayıt Sistemi üzerinden de işlem tarihinde ve sonrasında kontrol edilmiş olup muhatabı tarafından kabul edilmiş, onaylanmış geçerli bir faturalar olduğunu, davacı şirket faktoring işlemini yaparken sadece alacağın faturaya dayalı olup olmadığını, devir ve temlik aldığı çekin ciro silsilesinin muntazam olarak birbirini takip edip etmediğini incelemekle yükümlü olduğunu, söz konusu bu yükümlülük 6361 sayılı kanunda düzenlendiğini, bir müşterinin getirdiği çek birbirinden farklı birimler tarafından inceleme altına alınarak temlik alındığını, herhangi bir faturaya dayandırılmamış bir çekin davalı tarafından faktoring sözleşmelerine konu edilmesi mümkün olmadığını işbu davaya konu çekin, davalı ile faktoring müşterisi arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesi, Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdü Bordrosu ve ilgili faturaya dayanılarak devir ve temlik alındığını, davacı, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de davaya konu çek faktoring şirketi olarak tarafımıza, müşteri ... Şirketi (VKN ...) tarafından getirildiğini, usulüne uygun şekilde temlik alındığını, ciro zinciri tam ve şeklen geçerli olduğunu, bu işlem faktoring sözleşmesi kapsamında yapıldığını, davalının tamamen iyi niyetli olduğunu, imzaların istiklali prensibi gereği; Kambiyo senetlerinde imzaların istiklali prensibinin geçerli olduğu, düzgün bir ciro silsilesinden bahsedilebilmesi için ciroların şeklen birbirini takip etmesinin yeterli olduğu, geçerli imza sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacağı, geçersiz bir sahibini bağlamaz ise de ciro zincirini koparmayacağı, çekteki imzasını benimseyen kişilerin, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açamayacağı ve en önemlisi de çekteki lehtar imzasının sahte olmasının keşidecinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, önemli olan çekteki imzanın gerçekten lehtar şirket yetkililerine ait olup olmaması değil, şeklen düzgün ve birbirini takip eden bir ciro silsilesinin bulunması olduğunu, zira çekteki ciro silsilesinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olduğunu, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemeyeceğini, takip konusu çekin ciro silsilesinde dış görünüş itibariyle bir kopukluk bulunmadığına göre davalnın çekin yetkili hamili olduğunu, davacı, tarafından ikame edilen işbu davada, davalı şirket 6361 sayılı kanunun 9/3 maddesi uyarınca kendisine karşı herhangi bir definin ileri sürülemeyeceği hususu açık olup davalı şirkete menfi tespit davasına konu edilen çekleri getirerek faktoring işlemine tabi tutulmasına sebebiyet veren ... Ltd.Şti.'ne İşbu davayı ihbarına karar verilmesini belirterek; 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesine uygun hareket eden ve Yargıtay kararları ile TK 792 ve 687'nin açık metni gereğince davalı şirketin tamamen iyi niyetli olarak dava konusu çeke sahip olduğu; kaldı ki bu durumun aksinin, yani davalı şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiği ve fakat davacı tarafından bunun kanıtlanamadığı, sebepleriyle davanın esas yönünden reddine, davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, çekin istirdatı, çek bedellerinin davalı tarafından tahsil edilmesi halinde bedellerinin tahsil tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 26. İcra Dairesi... E. sayılı dosyası, Cari Hesap Ekstresi, Faturalar, Ticari defterler kayıtları ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. maddesi uyarınca itibariyle taraf vekillerinin tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çekin istirdatı talebine ilişkin olduğu davanın konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat ilişkin olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin huzurdaki davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı gerçekleştirilmeden açıldığı yönündeki itirazının reddine karar verilmiştir. 06/03/2025 tarihli celsenin 6 numaralı ara kararı uyarınca davalı vekiline dava konusu ... seri numaralı, 30.11.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli,...Bankası ...Şubesi’ne ait çek ile ... seri numaralı, 30.12.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli, ... Bankası ... Şubesi’ne ait çek asıllarını işbu dosyaya sunması için HMK'nun 220/1. Maddesi uyarınca 1 aylık kesin süre verildiği ve duruşmada hazır bulunmayan davalı vekiline duruşma zaptının tebliği suretiyle kesin sürenin sonuçları hakkında usulüne uygun ihtarat yapıldığı, ancak verilen kesin süre içerisinde dava konusu çek asıllarının sunulmadığı ve çek asıllarının bulunduğu mahallin bildirilmediği, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla davalı tarafın dava konusu çek asıllarını sunmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve HMK'nun 220/3. Maddesi uyarınca belgelerin içeriği konusunda davacı tarafın beyanının kabul etmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafın dava konusu çek aslını sunmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve HMK'nun 220/3. Maddesi uyarınca belgenin içeriği konusunda davacı tarafın beyanının kabul etmiş sayılmasına karar verilmekle davalı tarafça, davacı tarafın dava konusu çek üzerindeki imzaya ilişkin beyanları kabul edilmiş sayıldığından usul ekonomisi ilkesi mucibince dava konusu çek üzerinde imza incelemesine dair bilirkişi incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. 06/03/2025 tarihli celsenin 7 numaralı ara kararı uyarınca davacı vekiline dava konusu çeklere ilişkin yürütülen bir ceza soruşturma dosyası bulunup bulunmadığına dair beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği ve duruşmada hazır bulunan davacı vekiline kesin sürenin sonuçları hakkında usulüne uygun ihtarat yapıldığı, ancak verilen kesin süre içerisinde dava konusu çeklere ilişkin yürütülen bir ceza soruşturma dosyası bulunup bulunmadığı hususunda beyan dilekçesi sunulmadığı, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla davacı tarafın bu vakıaya dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir mali müşavir, bir sektör (faktoring sözleşmeleri) alanında uzman bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; ... seri numaralı, 30.11.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli,...Bankası ...Şubesi’ne ait çek ile ... seri numaralı, 30.12.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli,... Bankası ...Şubesi’ne ait çeklerin tahsil edilmeleri halinde ise bedellerinin istirdadı istemiyle açılan davada mezkur çeklerin ibrazı sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının kötü niyetli hamil olup olmadığı bu bağlamda davalı ... firmasının 6361 sayılı yasa kapsamında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, gerekli araştırmayı yapıp yapmadığı, faktoring sözleşmesi kapsamında alacağın tevsik edilip edilmediği ve son olarak davacının istirdat talebinin haklı görülme ihtimalinde sonuç alacak bedelinin, temerrüt tarihinin ve faiz türünün taleple bağlı kalınarak tespiti(tablo halinde), dava konusu çekin davacı ve davalı ... şirketinin ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise kayıtlarında ne şekilde göründüğü, davacının davalı ve cirantalarla ilişki içerisinde yer alıp yer almadığı, hususlarında hazırlanan 11/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ve davalı şirketin incelenen 2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında, husumete konu çekleri teslim aldığı dava dışı ... ile 2024 yılı ve önceki yıllarında da ticaretinin olduğu, husumete konu çeklerin arkasında ciroları bulunan; davalı ... A.Ş'de dahil olmak üzere, dava dışı ... Tic. Ltd.Şti,...Şti. ve ...Tic. Ltd.Şti. ile ticari ilişkisine rastlanmamış ise de takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, Sektörel değerlendirmede; Faktoring firmalarının bankalar gibi fonlama yaptığı firmaların finansallarını genellikle değerlendirmeye tabi tutmadığı, yalnızca fonlama yapılacak firmanın ve fonlamaya konu çekin keşidecisinin geçmiş dönem ..., ... gibi verilere dayanarak fonlama kararı verdiği, çek tutarının firma faaliyetleri ile uyumlu olup olmadığının tespiti açısından son ara dönem ve bir önceki yıl sonu vergi beyannamelerinin istenebileceği, bu hususun davalı faktoring firmasının insiyatifinde olduğu, dava dosyasında bu hususuların değerlendirdiğine ilişkin bir bilgi, belge ve beyan bulunmadığının görüldüğü, son tahlilde sektörde ve davalı faktoring firmasının son dönemde yapmış olduğu faaliyetlere bakıldığında müşterilerinin taleplerinin dijital ortamda bağlantılı veriler ile bilgi işleme bağlı olarak insan unsurunu ortadan kaldıran algortitmalar vasıtası ile karar sistemleri geliştirdikleri ve uyguladıkları da göz önüne alındığında mali verilerin değerlendirmeksizin davaya konu çekin fonlama kararı vermiş olması dolayısı ile davalı faktoring firmasına eksik veya yanlış işlem yapıldığına ilişkin bir isnad yapılamayacağı, ayrıca davalı faktoring firmasının lehtar ve cirantaların imzalarının kontrolune ilişkin bir imkanının olmaması ve dolaysı ile sorumluluğunun da bulunmadığı bildirilmiştir. Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilerek alacak talebi ve istihbarat yükümlülüğü yönünden hazırlanan ek raporda ise kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin aynı olduğu ve itirazların yerinde olmadığı; dolayısı ile davalı Faktoring firmasına eksik veya yanlış işlem yapıldığına ilişkin bir isnad yapılamayacağı bildirilmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit ve istirdat davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ...Esas... Karar ... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit ve istirdat davalarında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı) Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın ... seri numaralı, 30.11.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli,... Bankası ...Şubesi’ne ait çek ile ... seri numaralı, 30.12.2024 ödeme tarihli, 60.000 TL bedelli, ...Bankası ...Şubesi’ne ait çekin istirdatı, çek bedellerinin davalı tarafından tahsil edilmesi halinde bedellerinin tahsil tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu, davacının istirdadını talep ettiği çeklerin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rıza hilafına çıktığını, çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlü olduğu davacı şirketin çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu ve çekin rıza hilafına elinden çıktığını gelinen aşama itibariyle ispat edemediği ve yine davalı faktoring firmasının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu hususunu da dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları gözetildiğinde ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.024,65-TL peşin harcın mahsubu ile artan 292,65-TL karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından bilirkişi ücreti olarak peşin sarf edilen 15.000,00-TL gider avansının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/639, K. 2026/539, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-639-e-2026-539-k-460cf2ff27da