İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/925 E. 2026/156 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/925
- Karar No
- 2026/156
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/925 Esas KARAR NO : 2026/156
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süreklilik arz eden ticari iş ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, 28.04.2025 tarihli cari hesap ekstresine göre davalının davacı şirkete 6.030 Euro ve 70.480,00 TL bakiye borçlu bulunduğunu, söz konusu alacağın tahsili amacıyla ... 25. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilere haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğunu, bilirkişi incelemesi ile alacağın sabit hale geleceğini, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığı ileri sürülerek davalının itirazının iptalini, takibin devamı ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, dava konusu faturalara ilişkin itiraz süresinin sehven geçirildiğini, dava dilekçesi eklerinin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, satış konusu mal veya hizmetin teslim edildiğinin yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, yalnızca davacı ticari defter kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, bu hususların bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı ileri sürülerek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesaba dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muaccel cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. .... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ... Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 17/05/2026 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır. İtirazın iptali istemine konu, ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 07/05/2025 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 70.480,00 TL ve 6.030,00 Euro asıl alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 18/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14/05/2025 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 23/12/2025 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 378.010,00 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacı tarafından ibraz edilen 2024 ve 2025 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri bulunduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı ile ilgili ticari münasebet kayıtlarını 120.00.265 nolu... ŞİRKETİ isimli ve 120.03.250 nolu ...ŞİRKETİ isimli Alıcılar hesabında açık hesap şeklinde takip ettiği, ticari defterlerde 120.00.265 nolu hesabın TL hesabı olduğu, 120.03.250 nolu hesabın ise Euro hesabı olarak kayıt altına alındığı, davacı şirkete ait ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde; taraflar arasında açık hesap şeklinde yürüyen ticari ilişki bulunduğu, TL hesabında 01.01.2024 tarihli açılış kaydında davacının davalıdan 79.200,00 TL alacaklı gözüktüğü, davacı tarafından davalı adına toplam 150.480,00 TL tutarında satış faturası düzenlendiği, davalı tarafından ise toplam 159.200,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin açılış bakiyesi mahsup edildikten sonra davacı kayıtlarında davalının 70.480,00 TL bakiye borçlu gözüktüğü, davacı şirkete ait Euro hesap hareketlerinin incelenmesinde; davacı tarafından davalı adına toplam 6.030,00 EUR bedelli satış faturası düzenlendiği, söz konusu faturalara ilişkin davalı tarafından herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davalının 6.030,00 EUR bakiye borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 6.030,00.-Euro + 70.480,00.-TL alacaklı olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı BA-BS karşılaştırma sistemi kayıtlarının incelenmesinde; davacı... Şirketi tarafından davalı ...Şirketi adına 2024 yılı içerisinde toplam 13 adet belge düzenlendiği, söz konusu belgelerin toplam KDV hariç tutarının 310.876,73 TL olduğu, karşıt alış kayıtlarında da aynı tutar ve belge sayısının yer aldığı, kayıtların Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinde karşılıklı olarak eşleştiği ve davalının “faal” mükellef statüsünde bulunduğu, takibe konu alacağı oluşturan faturaların e-fatura olarak düzenlenerek Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya elektronik ortamda iletildiği, davalı tarafından bu faturalara karşı herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, yasal süresi içerisinde itiraz veya ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Eldeki dosyada davacı takip konusu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu, usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarla ispat etmiş olup, davalı ise yapılan ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. Bu haliyle yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı defterlerinden çıkan sonuca itibar edilerek davacının takipteki asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmış, davanın kabulü ile; Davalının ...25.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez. Eldeki davada alacak taraflar arasındaki açık hesaptaki faturalara dayandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 70.480,00 TL ve 6.030,00 EURO'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan 265.040,81 TL olmak üzere toplam 335.520,81 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının ...25.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 70.480,00 TL ve 6.030,00 EURO'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan 265.040,81 TL olmak üzere toplam 335.520,81 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken karar harcı 25.821,86-TL'den davacı tarafça yatırılan 4.783,12-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.672,35-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.455,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.366,39-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 4.783,12-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.672,35-TL harç olmak üzere toplam 6.455,47-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 2.540,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.242,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 60.481,60 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 15/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır