İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/303 E. 2026/113 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/303
- Karar No
- 2026/113
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/303 Esas KARAR NO : 2026/113
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkiden kaynaklı olarak davalıdan 278.604,11 TL tutarında alacaklı olunduğu, bu hususun ticari defter incelemesiyle tespit edilebileceği, alacağın tahsili amacıyla ... 2. İcra Dairesi'nin nezdinde... E. sayılı icra takibi başlatıldığı, davalının 06.03.2024 tarihli dilekçesiyle takibe haksız ve kötüniyetli itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediği, davalının itirazlarının hukuki temelden yoksun olduğu, alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıdığı, takibin durması nedeniyle alacağın tahsil edilemediği, alacağın likit olduğunu belirterek itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DAVALI: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alüminyum sektöründe faaliyet gösterdiği, davacıdan pres alüminyum profil siparişi verdiği, teslim alınan ürünlerin muayenesinde çemberlerin ezilmiş ve palet tahtalarının hasarlı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle teslim edilen malların ayıplı olduğu, davacının ayıplı mal teslimi sebebiyle fatura bedellerine hak kazanmadığı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca geçerli bir yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, davacının cari hesap alacağı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, yapılacak ticari defter incelemesiyle davacının alacağının bulunmadığının ispatlanacağı, takibe konu faturaların müvekkil şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığı, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı, bu nedenle haksız ve hukuka aykırı davanın reddedilmesi gerektiği, ayrıca davacı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce alınan 03/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü’nün...E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; asıl alacak olarak 279.153,87 TL nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin ise “Cari Hesap ve 279.153,87TL bedelli, ... Numaralı,... tarihli fatura alacağının bakiyesi olan 278.604,11 278.604,11 TL” gösterildiği; her ne kadar icra takibinde borcun sebebi olarak “cari hesap alacağı” gösterilmiş ise de dosyada TTK m. 89 hükmünce yazılı şekilde cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı; bununla birlikte davalı tarafından ise satış sözleşmesinde ayıp iddiasında bunulduğu; ancak uzmanlık alanımızca bu hususun değerlendirilemediği; hal böyle olmakla defter incelemesine göre değerlendirme yapılabileceği, Mali inceleme neticesinde: dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, tarafların usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan e-ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinden yapılan incelemeler çerçevesinde yukarıda yapmış bulunduğu açıklamalar sonucunda, davacı şirketin 278.604,11 tl. alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında, tarafların incelenen ve yukarıda listelenen ticari defter kayıtları muvacehesinde, davacı şirketin, davalı şirketten “16-11-2023 tarihli, , ... numaralı, 279.153,87 TL bedelli fatura alacağının bakiyesinden kaynaklı olarak, takip talebinde olduğu gibi 278.604,11 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu mütala edilmiştir. Her ne kadar Mahkememiz 02/04/2026 tarihli celsede bir makine mühendisi eşliğinde keşif yapılmasına karar verilmiş ise de ayıplı olduğu iddia edilen inceleme yapılacak malzemelerin alüminyum profil malzeme olduğu ve dava konusu ürünlerin makine mühendisi alanına girmediğinden, metalurji bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına ilişkin ara karar kurulmuştur. Davalı vekilinin keşif yapılacak adresi ... olarak bildirdiği, talimat yazıldığı, talimat dosyası yönünden verilen keşif gün ve saatinde davalı vekilince dava konusu malların satıldığı firma tarafından başka bir adrese taşındığı, yeni adresin ... olduğu beyan edilmekle, mahkememizce belirlenen keşif gün ve saatinde keşif mahalline gidildiği, kapalı olduğu bu nedenle inceleme yapılamadığı görülmüştür. HSK 1. Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı neticesinde ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının mahkememizin ... Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından alüminyum malzeme satışı karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK. mad. 67/I-III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca süresi itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, uyuşmazlığın çözümü için taraflara ticari defterlerini sunması için kesin süre verilmiş, akabinde sunulan defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememiz dosyasına sunulan 03.12.2025 tarihli raporda özetle, "Davacı tarafından davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü’nün...E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; asıl alacak olarak 279.153,87 TL nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin ise “Cari Hesap ve 279.153,87TL bedelli, ... Numaralı,16-11-2023 tarihli fatura alacağının bakiyesi olan 278.604,11 278.604,11 TL” gösterildiği; her ne kadar icra takibinde borcun sebebi olarak “cari hesap alacağı” gösterilmiş ise de dosyada TTK m. 89 hükmünce yazılı şekilde cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı; bununla birlikte davalı tarafından ise satış sözleşmesinde ayıp iddiasında bunulduğu; ancak uzmanlık alanımızca bu hususun değerlendirilemediği; hal böyle olmakla defter incelemesine göre değerlendirme yapılabileceği, Mali inceleme neticesinde: dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, tarafların usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan e-ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinden yapılan incelemeler çerçevesinde yukarıda yapmış bulunduğu açıklamalar sonucunda, davacı şirketin 278.604,11 tl. alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında, tarafların incelenen ve yukarıda listelenen ticari defter kayıtları muvacehesinde, davacı şirketin, davalı şirketten “16-11-2023 tarihli, , ... numaralı, 279.153,87 TL bedelli fatura alacağının bakiyesinden kaynaklı olarak, takip talebinde olduğu gibi 278.604,11 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu" mütalaa edilmiştir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ve yasal düzenlemeler kapsamında somut olay incelendiğinde, davacı taraf davalı ile yapılan ticari iş nedeniyle davalıdan icra takibine konu bedel kadar alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının gönderdiği ürünlerin ayıplı olduğunu savunmuştur. Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre, her iki tarafın da yasal ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı ve sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davacının ticari defterlerine göre davalı firma adına icra takibine konu olan faturanın düzenlenmiş olduğu, davacın kayıtlarında davalı firmanın belirtilen miktar kadar davacıya borcunun olduğu, davalı yanın ticari defterlerinde ise dava konusu faturanın defterlerde kayıtlı olduğu ve faturalar nedeniyle davacıya 278.604,11 TL borçlu göründüğü, tarafların ticari kayıtlarının birbirini teyit ettiği mütalaa edilmiştir. Hazırlanan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirildiğinden mahkememizce hükme esas alınmıştır. Şu halde davacı tarafın icra takibine konu olan faturalar karşılığı davalıya malzeme teslim edildiği, belirtilen faturaların davalının ticari defterlerinde de yer aldığı buna karşılık fatura karşılığı ödenmesi gereken bedelin davacıya ödenmediği, davalının ödeme yaptığını ispat edemediği anlaşılmış olup açılan davanın belirtilen sebep ve gerekçelerle kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca dava konusu fatura alacağının likit olması sebebiyle de asıl alacağın yüzde 20 si üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Diğer taraftan, davalı tarafın malzemelerin ayıplı olduğu iddiası bakımından yapılan değerlendirmede ise, ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit tutanağının olmadığı, davalının defterlerinde buna ilişkin bir kaydın(iade faturası vs) yer almadığı, mahkememizce ürünler üzerinde keşif yapılması için yazılan talimatın ise davalı vekilinin, dava konusu malların başka bir adrese taşındığından keşfin yapılmaması beyanı üzerine ertelendiği, mahkememizce yapılan 04.05.2026 tarihli keşfin ise keşif mahallinin kapalı olması nedeniyle yapılamamış olduğu anlaşılmış olup, davalının iş bu iddialarını ispat edemediği değerlendirildiğinden, itibar edilememiştir. HÜKÜM; Ayrıntıları ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kabulü ile davalının ... 2.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, 2-Asıl alacağın %20 si üzerinden hesaplanan 55.720,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli olan 19.031,44 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.364,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 15.666,59 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı ve 3.364,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.980,25 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 8.357,5 tebligat, müzekkere gideri, 5.188,00 TL keşif harcı ve 18.000,00 bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.545,5 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 2.700,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.0000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2026
Katip ...
Hakim ...