İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/389 E. 2026/154 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/389
Karar No
2026/154
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/389 Esas KARAR NO : 2026/154

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/06/2025 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkında ... 2. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından 24/03/2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, arabuluculuk faaliyetlerinin anlaşamama ile sonuçlandığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından verilen hizmet karşılığında 16/11/2024 tarihli ve ... numaralı faturanın düzenlendiği, faturaya süresinde itiraz edilmeyerek içeriğinin kabul edilmiş sayıldığı ve hizmetin eksiksiz sunulduğu, ancak bakiye ürün ve hizmet bedeli ile işlemiş faiz alacağı olan 130.367,92 TL'nin ödenmediği, davalının haksız itirazı nedeniyle ... 2. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasında takibin devamını ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI: Usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü bildirir tebligatın davalıya tebliğ edildiği cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı “...” açıklamalı 112.800,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla e-defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024, 2025 yıllarında e-defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı, davacının ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı ...*24 açıklamalı 112.800,00 TL tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiğini ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı takip tarihi olan 16.03.2025 itibariyle davalıya 71.000,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğunun görüldüğü, öte yandan 2024 yılı muavin defter kayıtları incelendiğinde yıl içerisinde oluşan cari hesap hareketleri sonucunda 2024 yılının davacının davalıdan 480.803,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu şekilde kapatıldığını ancak bu bakiyenin 2025 yılına doğrudan devir edilmediğinin görüldüğünü, söz konusu 2024 yılına ait bakiyenin 01.07.2025 tarihinde Devir Bakiye Düzeltmesi açıklamasıyla muhasebe kayıtlarına alındığını, anılan devir bakiye düzeltme kaydı ile birlikte davalı tarafından yapılan ödemelerin cari hesapta dikkate alınması neticesinde 01.07.2025 tarihi itibarıyla davacının, davalı ... Şirketi’nden 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğunu belirttiğini, davalının 01/12/2025 günü saat 10: 30'de mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmadığını, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğunun tespit edildiği, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükmü gereğince davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumun faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, dosyada herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden çekince beyanının mevcut olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğundan faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle içeriğinin davalının bilgisi dahilinde bulunduğu, e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunluluklarının kaldırılması sebebiyle BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 18.684,75 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığı,neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı takip tarihi (16.03.2025) itibariyle davalıya 71.000,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, öte yandan, 2024 yılı muavin defter kayıtları incelendiğinde; yıl içerisinde oluşan cari hesap hareketleri sonucunda 2024 yılının davacının davalıdan 480.803,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu şekilde kapatıldığı, ancak bu bakiyenin 2025 yılına doğrudan devir edilmediği görülmüştür. Söz konusu 2024 yılına ait bakiye, 01.07.2025 tarihinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 217. maddesi uyarınca “Devir Bakiye Düzeltmesi” açıklamasıyla muhasebe kayıtlarına alınmış, anılan devir bakiye düzeltme kaydı ile birlikte, davalı tarafından yapılan ödemelerin cari hesapta dikkate alınması neticesinde, 01.07.2025 tarihi itibarıyla davacının, davalı ... Şirketi’nden 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu mütalaa edilmiştir. Bilirkişi raporuna itirazlar doğrultusunda dosya ek rapora tevdi edilmiş. Bilirkişinin ek raporunda; Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı “...” açıklamalı 112.800,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Kök raporda yer alan; “davalı ... Şirketi’nden 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu…” ibaresi sehven hatalı yazılmış olup bu hata giderilerek; Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı “...” açıklamalı 112.800,00 TL tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı takip tarihi (16.03.2025) itibariyle davalıya 71.000,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, öte yandan, 2024 yılı muavin defter kayıtları incelendiğinde; yıl içerisinde oluşan cari hesap hareketleri sonucunda 2024 yılının davacının davalıdan 480.803,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu şekilde kapatıldığı, ancak bu bakiyenin 2025 yılına doğrudan devir edilmediği görülmüştür. Söz konusu 2024 yılına ait bakiye, 01.07.2025 tarihinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 217. maddesi uyarınca “Devir Bakiye Düzeltmesi” açıklamasıyla muhasebe kayıtlarına alınmış, anılan devir bakiye düzeltme kaydı ile birlikte, davalı tarafından yapılan ödemelerin cari hesapta dikkate alınması neticesinde, 01.07.2025 tarihi itibarıyla davacı ... Şirketinin, davalı ...Tic. A.Ş.’den 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu ek rapor doğrultusunda mütala edilmiştir. HSK 1. Dairesinin... tarihli ve ... sayılı kararı ile İstanbul'daki tüm ticaret mahkemelerinin İstanbul Adliyesi'nde birleştirilmesi neticesinde ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının mahkememizin ... Esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünler karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK. mad. 67/I-III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca süresi itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, uyuşmazlığın çözümü için taraflara ticari defterlerini sunması için kesin süre verilmiş, akabinde sunulan defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememiz dosyasına sunulan 04.05.2026 tarihli raporda özetle, " Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı “...” açıklamalı 112.800,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Kök raporda yer alan; “davalı ... Şirketi’nden 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu…” ibaresi sehven hatalı yazılmış olup bu hata giderilerek; Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 16.11.2024 tarihli ... numaralı “...” açıklamalı 112.800,00 TL tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı takip tarihi (16.03.2025) itibariyle davalıya 71.000,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, öte yandan, 2024 yılı muavin defter kayıtları incelendiğinde; yıl içerisinde oluşan cari hesap hareketleri sonucunda 2024 yılının davacının davalıdan 480.803,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu şekilde kapatıldığı, ancak bu bakiyenin 2025 yılına doğrudan devir edilmediği görülmüştür. Söz konusu 2024 yılına ait bakiye, 01.07.2025 tarihinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 217. maddesi uyarınca “Devir Bakiye Düzeltmesi” açıklamasıyla muhasebe kayıtlarına alınmış, anılan devir bakiye düzeltme kaydı ile birlikte, davalı tarafından yapılan ödemelerin cari hesapta dikkate alınması neticesinde, 01.07.2025 tarihi itibarıyla davacı ... Şirketinin, davalı ... A.Ş.’den 88.003,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu," mütalaa edilmiştir. Hazırlanan raporun, usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu değerlendirildiğinden rapora mahkememizce itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ve yasal düzenlemeler kapsamında somut olay incelendiğinde, mahkememizce yargılama sırasında her iki tarafa ticari defterlerini sunması için kesin süre verildiği, davacı tarafın süresi içinde defterlerini dosyaya sunduğu, defter incelenmesine yönelik ara kararın 11/11/2025 tarihinde usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafın defterlerini dosyaya sunmadığı, alınan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 88.003,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ise süresi içinde defterlerini ibraz etmediğinden HMK 222/3.maddesi uyarınca davacının defterlerinin sahibi lehine delil teşkil ettiği değerlendirildiğinden, rapor doğrultusunda davanın 88.003,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir, Ayrıca, davacı tarafından dava konusu takipten önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair dosyaya yansıyan herhangi bir ödeme ihtarının olmadığı anlaşıldığından davacının faize yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM; Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının dava konusu ... 2.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına 88.003,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden vaki itirazının iptali ile takibin iş bu miktar(88.003,00 TL asıl alacak) üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Asıl alacağın %20 si üzerinden hesaplanan 17.600,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli olan 6.011,48 TL karar ve ilam harcından, daha önce peşin yatırılan 1.574,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.436,96 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı ve 1.574,52 TL peşin harcın toplamı olan 2.189,92 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 122,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.122,50 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 5.482,98 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olamdığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4600 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre hesaplanan 3.105,16 TL'nin davalıdan, 1.494,84 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/10/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/389, K. 2026/154, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-389-e-2026-154-k-470a9efed4d3