İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/730 E. 2026/203 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/730
- Karar No
- 2026/203
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/730 Esas KARAR NO : 2026/203
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2026 KARAR TARİHİ : 05/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin otomotiv alanında faaliyet gösteren bu hususta yurt içinde gerçek ve tüzel kişilere hizmet veren bir firma olduğunu, müvekkil şirketin iş yeri merkezinin ... olduğunu, müvekkil şirketin, davalıya otomotiv alanında yapılacak çeşitli işleri üstlendiğini, müvekkil şirketin söz konusu anlaşma gereğince üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ancak bu hizmetin karşılığında alacağına kavuşamadığını, davalı yanın söz konusu faturaya konu alacağın tamamını ödemediğini, bu hususa ilişkin olarak davalı aleyhinde bakiye alacağın tahsili amacıyla... 23. İcra Dairesi ...E. dosyasıyla takip dayanağı olan fatura ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın işbu takibe konu alacağın 54.000,00 TL'sini ödemiş bakiye kısmına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını sağladığını, davalının 54.000 TL hariç olmak üzere müvekkile herhangi bir borcu olmadığı gerekçesiyle söz konusu takibe itiraz ettiğini, söz konusu takipte istenen asıl alacağın tamamen yasal ve hukuka uygun olduğunu, müvekkil, davalı şirket ile aralarında akdetmiş oldukları sözleşmeye uygun olarak söz konusu edimini yerine getirmiş yükümlülüğü olan hizmeti eksiksiz bir biçimde sunduğunu, davalının ... 23. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda ticari temerrüt faizi yürütülmesini, avukatlık ücreti ve icra masraflarıyla birlikte fazlaya ilişin haklarının saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak takip talebindeki diğer kayıt ve şartlarla takibin devamını, haksız ve kötü niyetleri itirazları nedeniyle davalı aleyhine takip konusu alacağını %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekålet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Fatura bedelinin eksiksiz ödendiğini, bakiye borç bulunmadığını, sözleşme ve ticari teamül olmaksızın talep edilen fark alacakları hukuka aykırı olduğunu, talep edilen fark alacakları hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf haksız kazanç elde etmek saikiyle icra takibi başlattığını, davacının tutumunun kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; Tarafların tüzel kişi tacir oldukları ve uyuşmazlığa konu ticari ilişkinin işletmeleri bağlamında gerçekleşmiş olduğu, dava konusunu oluşturan alacak faturasının bu ilişki sonucu düzenlemiş olduğu, davalının söz konusu fatura içeriğine TTK’nın 21/2. Maddesi çerçevesinde herhangi bir itirazının bulunmadığı, davacının incelenen ticari defterlerinin TTK’nın 64., 65. ve 82. Maddesi hükümleri ile HMK’nın 222. Maddesi hükmünü karşılamakta olduğu, söz konusu defterlere yapılan kayıtların, TTK’nın 64/5. Maddesinden atıfla, 213.Sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca yayımlanmış olan “ Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Tek Düzen Hesap Planı” öngörüleri çerçevesinde yerine getirilmiş olduğu tespit edildiği, davacının fatura bedelini tahsil etmiş olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen söz konusu tahsil işleminin muhasebe kaydının bulunmadığı, davacının Yevmiye Defteri kayıtlarına göre, davalıdan 26.02.2025 tarihli fatura bedeli olan 54.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu ancak davacının 13.766,36 TL üzerinden iş bu davayı ikmal etmiş olduğu görülmüş olmasına rağmen ticari defter kayıtlarında bu tutarda bir kaydın yer almadığı yönünden görüş ve kanaatte bulunulmuştur. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Dava, İİK'nın 67.maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251). İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır. Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/09/2011 tarih ... Esas ...karar sayılı 19/10/2011 tarih, ...Esas, ...Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, itirazın iptali davalarında takipten sonra ancak davadan önce yapılan ve tarafların kabulünde olan ödemeler bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Asıl alacak tutarı, takipten sonra ancak davadan önce ödenmiş olmakla birlikte icra takibinde talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti ödenmemiş olup alacağın ferisi durumundaki bu kalem talepler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı mevcuttur. Ancak bu talepler hakkında Mahkemece hesap yaptırılmayıp bu kalem taleplere ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ile yetinilmesi ve bu yöndeki taleplerin icra dairesince yapılacak kapak hesabında infazda nazara alınması gerekir. Mahkemece yapılacak iş, asıl alacak da takipten sonra fakat davadan önce ödendiği dikkate alınarak asıl alacağa yönelik olarak dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğundan reddine, icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Davacının takip talebinde TBK'nın 100. maddesi gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubunu talep etmiştir. Davaya konu icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlandığından, mahkememizce itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacaktır. Bu nedenle ödenen kısma ilişkin icra giderleri ve icra vekalet ücreti, takip sonrası işleyecek faiz hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda bir karar verilmesini talep etmekte davacının hukuki yararı mevcut olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 19. HD'nin 22.12.2015 tarihli ... E. ...K.; 18/02/2015 tarihli ...E. ...K. 06.11.2012 tarihli ...E. ...K. Sayılı içtihatları) Açılanan gerekçelerle takip konusu asıl alacağın ödendiği anlaşıldığından ve davacının talebinin asıl alacağa bağlı gerilerden icra harç ve masrafları ile takipten sonra işleyecek faiz ve vekalet ücreti yönünden takibin devamını sağlamak olduğu anlaşıldığından davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Talebe göre; asıl alacağın tamamı ödendiğinden icra inkar tazminatı talebi yerinde değildir. Bu sebeple icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-Davalının ... 23. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacağın ferileri olan icra harç ve masrafları, takipten sonra işleyecek faiz ve vekalet ücreti yönünden iptaline, 2-İcra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 940,38-TL harçtan, peşin yatırılan 732,00-TL harcın düşümü ile geri kalan 208,38-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 732,00-TL peşin harç, 732,00 TL başvuru harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 615,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 10.079,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 13.766,36 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara İADESİNE, 7- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır