İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/443 E. 2026/117 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/443
Karar No
2026/117
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/443 Esas KARAR NO : 2026/117

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/07/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin A Grubu bir turizm seyahat acentası olduğu, inşaat ve mobilya alanında faaliyet gösteren davalı şirkete seyahatlerine ilişkin tedarik hizmeti sunduğu, sunulan hizmete konu hareketleri gösterir cetvelin bulunduğu, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... olduğu, davacı şirket tarafından iletilen faturalardan zaman içinde parça parça hizmet alındığı, bazılarının ödendiği, ödenmeyen bakiye alacağa ilişkin 27 adet faturanın ekte yer aldığı, davalı şirkete defalarca hatırlatmada bulunulduğu ve süre verildiğini ancak bakiye borcun ödenmediği, hatırlatma yazışmalarından borcun varlığının anlaşıldığı, davalı şirketin bakiye alacağa konu fatura bedellerini ödememesi üzerine ... 1. İcra Dairesi ...esas sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığı, borcun kendisine ait olmadığı iddiasıyla davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiği, takip durduğu için ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiği, ... tarihinde ... başvuru numarasıyla arabuluculuk sürecinin başlatıldığı ancak anlaşma sağlanmaksızın son tutanağın imzalandığını belirterek borca itirazın iptali ile takibin devamı, takip talebinin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve borçlunun yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak menkul, gayrimenkul, araçları ile banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız, aksi halde en alt miktardan teminat alınarak ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir CEVAP:Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları somutlaştırmadığı, HMK'nın 119, 194 ve 318. maddelerine aykırı olarak delillerini usulüne uygun sunmadığı, delil listesinin dikkate alınmamasını ve kesin süre bitiminden sonraki işlemlere muvafakat edilmediğini bildirdiği, müvekkili şirketin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığı, dava konusu uçak bileti satımına ilişkin faturanın müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, faturanın tek başına alacağı ispata medar nitelikte olmadığı ve ticari defterlerde kayıt bulunmadığı, alacağın likit olmadığını belirterek haksız ve ispatlanamayan davanın reddi ile icra inkâr tazminatı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişinin 08/07/2026 tarihli raporunda özetle; dosyanın tetkikinden, huzurdaki davanın davacı şirketin davalı şirket aleyhine, itirazın iptali ve takibin devamı istemli olarak başlatmış olduğu itirazın iptali davası olduğu, taraflarının tacir olduğu ve aralarında ticari ilişki bulunduğu hususu dosya kapsamıyla açık olup, davaya konu ihtilafın, davacı şirketin davalı şirketten takip/dava tarihi itibarıyla faturalara dayalı açık cari hesap bakiye alacağının varlığı ve varsa miktarı hususlarında toplandığı anlaşıldığı, dosya kapsamı ve davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan E-Ticari Defter ve kayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; davacı şirketle davalı şirket arasında, 2024 yılından süre gelen ve 2025 yılında da sürdürüldüğü görülen ticari ilişki kapsamında, davacı şirketçe davalı şirkete adına muhtelif tarih ve tutarlarda olmak üzere, e- faturaları düzenleyerek, e-belge mükellefi olan davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ ettikleri ve usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kayıtlarının yapılmış oldukları, davacı şirketin incelenen ve yukarıda listelenen ticari defter kayıtlarından tespit edildiği üzere, davalı şirketin, davacı şirketçe adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan borçlarına ilişkin olarak, banka aracılığıyla, muhtelif tarih ve tutarlarda kısmi ödemeler gerçekleştirdiği ve davalı şirketçe gerçekleştirilen bu ödemelerin davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirketin fatura borçlarından mahsup edilmek suretiyle ticari defterlerine kaydedilmiş oldukları, davalı şirketin kararlaştırılan gün ve saatte ticari defter ve kayıtlarını ve/veya başkaca bir bilgi/belge ibrazında bulunmayarak, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde mevcut bulunan 1.031.556,00 tl asıl alacak bakiye mevcudiyetinin aksini ispat edemediği, davacı şirketin itibar edilebilir kayıtları muvacehesinde davalı şirketten, takip ve dava tarihi itibarıyla, 1.031.556,00 TL asıl alacağı bulunduğu, davacı şirketin asıl alacak talebinin 1.031.474,00 TL olması dikkate alındığında, taleple bağlılığın Mahkemenin takdirinde olabileceği mütalaa edilmiştir. HSK 1. Dairesinin 30.06.2026 tarihli ve 1420 sayılı kararı neticesinde ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının mahkememizin ... Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından seyahatlere ilişkin verilen tedarik hizmeti karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK. mad. 67/I-III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca süresi itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, uyuşmazlığın çözümü için taraflara ticari defterlerini sunması için kesin süre verilmiş, akabinde sunulan defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememiz dosyasına sunulan 06.07.2026 tarihli raporda özetle, " Davalı Şirketin Sayın Mahkemece kararlaştırılan Gün ve Saatte Ticari Defter ve Kayıtlarını ve/veya başkaca bir bilgi/belge ibrazında bulunmayarak, Davacı Şirketin Usul ve yasaya uygun tutulmuş Ticari Defterlerinde mevcut bulunan 1.031.556,00 TL ASIL Alacak Bakiye mevcudiyetinin aksini ispat edemediği, Davacı Şirketin İtibar edilebilir Kayıtları muvacehesinde Davalı Şirketten, Takip ve Dava Tarihi itibarıyla, 1.031.556,00 TL ASIL ALACAĞI bulunduğu, Davacı Şirketin Asıl Alacak talebinin 1.031.474,00 TL olması dikkate alındığında, Taleple bağlılığın Sayın Mahkemenin takdirinde olabileceği,Davacı Şirketin Takip Öncesine ilişkin İşlemişi Faiz Talebinin Hukuki Değerlendirmeye Muhtaç bulunması nedeniyle, Takdirinin Sayın Mahkemeye ait olabileceği" mütalaa edilmiştir. Hazırlanan raporun, usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu değerlendirildiğinden rapora mahkememizce itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ve yasal düzenlemeler kapsamında somut olay incelendiğinde, mahkememizce yargılama sırasında her iki tarafa ticari defterlerini sunması için kesin süre verildiği, davacı tarafın süresi içinde defterlerini dosyaya sunduğu, defter incelenmesine yönelik ara kararın 30/12/2025 tarihinde usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafın defterlerini dosyaya sunmadığı, alınan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 1.031.556,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ise süresi içinde defterlerini ibraz etmediğinden HMK 222/3.maddesi uyarınca davacının defterlerinin sahibi lehine delil teşkil ettiği değerlendirildiğinden, rapor doğrultusunda davanın takipte belirtilen asıl alacak talebi ile bağlı kalınarak 1.031.474,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, davacının dava konusu takipten önce davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair dosyaya yansıyan herhangi bir ödeme ihtarının olmadığı anlaşıldığından davacının faize yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM; Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının ... 1.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına 1.031.474,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden vaki itirazının iptali ile takibin 1.031.474,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Asıl alacağın %20 si üzerinden hesaplanan 206.294,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanun uyarınca alınması gerekli 70.459,98 TL karar ve ilam harcından, daha önce peşin yatırılan 14.050,71 TL harçtan mahsubu ile bakiye 56.409,27 TL harcın davalıdan alınarak hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı ve 14.050,71 TL peşin nispi harcın toplamı olan 14.666,11 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 120,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.120,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 8.972,58 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 160.721,10 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 4.078,45 TL sinin davalıdan, kalan 521,55 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/443, K. 2026/117, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-443-e-2026-117-k-0392531698aa