Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2232 E. 2026/1210 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2232
Karar No
2026/1210
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2232

KARAR NO:2026/1210

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:13/09/2022

NUMARASI:2021/177 E. - 2022/569 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gaz üretimi ve tedariki konusunda hizmet verdiğini, taraflar arasında 02.01.2019 tarihli ''Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi'' imzalandığını, imzalanan sözleşmeden kaynaklanan edimlerin davacı tarafından yerine getirildiğini,davacının bu kapsamda düzenlediği faturaların davalıya teslime edildiğini,davalının fatura bedellerini vadesinde ödemediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan toplam 53.290,96 TL bedelli faturaları ödememesi sebebiyle davacı yanca İstanbul 37. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasıyla takip başlatılığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;davalının yerleşim yerinin Bursa olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını, bu anlamda borca itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibinde talep edilen faiz oranının da (%13,75) fahiş derecede yüksek olduğunu, davalının temerrüte de düşürülmediğini, anlaşma yoksa kanuni faiz oranı uygulanabileceğini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği iddia edilen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı iddiasına dayalı olarak İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde, davacı şirket tarafından 53.290,96-TL cari hesap alacağı ve 20,08-TL işlemiş faiz için başlatılan ilamsız takibe davalı borçlunun süresinde itirazı üzerine takibin durdurulmuş olduğu, icra dosyası içeriğine göre borçlu tarafından tebliğ için gider avansı yatırılıp itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğundan davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür.Davacı tarafça dava dilekçesine ek olarak sunulan belgeler uyarınca taraflar arasında Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi'nin bulunduğu, davacı tarafça takibe dayanak yapılan cari hesap ilişki ve faturaların bu sözleşme kapsamında verilen hizmet karşılığı olduğunun iddia edildiği görülmektedir.Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde öncelikle, cevap dilekçesi ile süresinde yetki itirazında bulunduğu, yetkili yerin Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunun bildirdiği görülmüş; HMK n.163 uyarınca ön sorun olarak ele alınan yetki itirazı hakkında taraflar arasındaki davacı vekilince dayanak yapılan sözleşme içeriğinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olmakla HMK m.17 uyarınca yetki sözleşmesi uyarınca yetki itirazının reddine karar verilmiştir.Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi içeriğinde davacı tarafça dayanak yapılan Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi ve altındaki imza inkar edilmeksizin; taraflar arasında hukuki bir ilişki bulunmadığına yönelik savunmada bulunulmuş; davalı şirket imzasını içeren yazılı delil niteliğindeki Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi dikkate alınarak davalının hukuki ilişkiyi inkar eden savunmasına itibar edilmemiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği iddia edilen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı iddiasına dayalı olduğundan ticari defterlerin delil niteliği ve tacirler arası fatura tanzim delil niteliği hakkında mevzuat düzenlemeleri uyarınca uyuşmazlığın tahlili gereklidir.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4).Bursa Nöbetçi ATM'ye talimat yazılarak re'sen seçilecek bir mali bilirkişi vasıtasıyla davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen faturanın tarafların ticari kayıtlarında bulunup bulunmadığı, bu fatura konusu tutarın sözleşme ile kararlaştırılan şekilde hesaplanarak fatura edilip edilmediği ve diğer uyuşmazlık noktaları dikkate alınarak diğer hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek; Dosya KGK-Bağımsız Denetçi Bilirkişisi...'a tevdi edildiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 26.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "Davalı Taraf Kayıtları incelemesinde; Davalı taraf muhasebe kayıtlarına göre Davalı ... Sistemleri ve .... A.Ş. Şirket'inin, Davacı ... A.Ş 'ye 55.007,82 TL tutarında cari borç kaydı bulunduğuna" yönelik rapor tanzim edilmiştir.Davacı defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle birleştirici mahiyette rapor tanzimi için dosya Mali Müşavir Bilirkişisi ...ve Petrol ve Doğalgaz Mühendisi Bilirkişisi ...'a tevdi edildiği, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan 10.08.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; Davacı... A.Ş. tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-arşiv şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Detaylıca verilen davacı taraf 2019-2020 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre Davacı yanın takip tarihi itibariyle davalı adına düzenlemiş olduğu faturalardan kaynaklı 53.290,96 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK md. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Diğer yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Somut ihtilaf özelinde ise davacı tarafça sunulan ve davalı şirketin imzası olan Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi ve altındaki imza inkar edilmeksizin; taraflar arasında hukuki bir ilişki bulunmadığına yönelik savunmada bulunulmuş; davalı şirket imzasını içeren yazılı delil niteliğindeki Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi dikkate alınarak davalının hukuki ilişkiyi inkar eden savunmasına itibar edilmemiş ve akdi ilişki ispatlanmış; devamında ise sözleşmenin ifasına yönelik mali bilirkişi denetiminde taraf defter ve kayıtları birbirlerini doğruladığı, yine davacı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri içeriğinde teslim alan kısımlarındaki imzalara da ayrıca itiraz edilmediği ve fatura içeriklerinin de uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamasında da kabul olunduğu üzere "davalının ticari defterlerinde kayıtlı borç bakımından defterleri kendi aleyhinde delil olacaktır. 6100 sayılı HMK m.220, m.222 hükümleri dikkate alındığında hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması, faturalar içeriğindeki hizmetin davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini,bir başka deyişle faturalar içeriği hizmetin teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır."(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-823E.2019/553K.sayılı ilamı) Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesine göre hizmetin alınmadığı ya da faturaların teslim edilmediğine yönelik ayrıca bir savunma da ileri sürülmediği açık olup, yalnızca taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığına yönelik savunmada bulunduğu, dava dilekçesi ekinde davalı şirket imzası barındıran yazılı bir sözleşmenin sunulu olduğu, taraf defterlerinde de aynı sözleşmeye istinaden takip konusu yapılan faturaların kayıtlı bulunuduğu, davacının takip konusu yapmış olduğu alacağını bu haliyle ispatladığı, aynı şekilde taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesine göre de işlemiş faiz talep hakkı olduğu; davacının bu talebini her ne kadar faturaların vadeleri daha önce geçmiş olsa da dahi takipten bir gün öncesi olarak belirlediği ve işlemiş faize hak kazandığı, tarafların tacir niteliği gereğince takipten sonraki döneme ilişkin avans faizi talep edebileceği görülmekle davanın kabulü ile; davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında devamına, hüküm vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. (HGK'nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/3214 Esas, 2021/7424 Karar sayılı ilamı) Dosya kapsamında birbiri ile uyumlu taraf defterleri içeriğine göre; takip konusu cari hesap alacağını oluşturan faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, alacağın davalı tarafça gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte olduğundan alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla dava konusu edilen ve hükmedilen alacağın %20' si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında devamına, kabul edilen alacak miktarı olan 53.311,04 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının takibe konu olmayan bir belgeye dayanarak itirazın haklılığına karar verilmesini istediğini, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu borcun davacının ticari defterlerinde yapmış olduğu kayıt hatası sebebiyle meydana geldiğini, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme gereği, davacının davalı şirkete tüpleri teslim etmesine rağmen, tüplerin karşılığı olan 53.311,04 TL olan borç miktarını davacı şirkete yansıttığını, halbuki sözleşme gereği böyle bir durumun söz konusu olmasının mümkün olmadığını, maddi ve fiili gerçeklikte ilk derece Mahkemesince borç konusu edilen davacıya ait tüplerin teslim edilip / edilmediği konusunda yeterli ve denetime uygun bir araştırma ve inceleme yapılmadığını,davalının temerrüte düşürme amaçlı herhangi bir ihtarname gönderilmediğini,davalının icra takibi öncesinde temerrüde düşürülmeden, icra takibinde temerrüt faizi istenmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönde faiz hesaplanmış olmasının da hukuken kabul edilemez olduğunu, TBK m.117 ve TTK m.18/3 hükümleri de göz önünde bulundurulduğunda, her iki tarafın tacir olması sebebi ile, noter aracılığıyla veya kanunda belirtildiği şekildeki diğer yollar ile ihtarın yapılması gerektiğini, bu sebeple temerrüde düşürme ve temerrüt faizi isteme gibi bir durumdan hukuken bahsedilemeyeceğini, itirazlarının göz ardı edildiğini, hatalı ve yalnızca davacı şirketin ticari defterleri göz önünde bulundurularak tek taraflı bir bilirkişi raporu hazırlandığını, .29/08/2022 tarihli dilekçelerinde belirtmiş oldukları hususla ilgili olarak, bilirkişi raporlarında, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarının incelenmiş olduğunun belirtildiğini, fakat yapılmış olan bu incelemenin hukuki olarak hatalı olduğunu, bu hatanın sebebi ise hazırlanan raporun muhasebe kayıtları incelenmesinden kaynaklı olduğunu, halbuki ticari defter ve kayıtların incelenerek bir rapor oluşturulması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin faturaya ve açık hesaba konu alacağın tahsili için İİK'nın 67. maddesi uyarınca başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 53.290,96 TL asıl alacak, 20,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.311,04 TL alacak yönünden 11.11.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 21.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 18.11.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 02.01.2019 tarihli ''Endüstriyel Gazlar Tüplü Ürünler Tedarik Sözleşmesi'' ile satış genel şartları ve ek protokol imzalandığı, bu sözleşme ile davacının gaz tedarik etmeyi üstlendiği, davalı yanca her ne kadar hukuki ilişki bulunmadığı savunulsa da, davalı yanca bu sözleşme ve diğer belgelerde yer alan imzasına bir inkarının bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasında hukuk ilişki bulunduğu kanaatine varılmış olup mahkemece de bu tespitle hüküm kurulmuş olması yerinde olmuştur.HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre; bir vakadan kendi lehine hak çıkaran taraf kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür.Taraf defterlerinin incelendiği bilirkişi raporlarında davacı yanca düzenlenen ve defterine kaydettiği faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, hatta davalının defter kayıtlarına göre davacıya 55.007,82 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamasa da adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, malın teslim edildiği anlamına gelir.Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Bu durumda borçlu taraf,somut olayda davalı, faturaları ticari defterine işlemiş olup borcun doğmadığını veya borcu ödediğini yazılı delille ispatlamak zorundadır.Ancak somut olayda bu yönde bir delil sunamadığı görülmüştür. Bu sebeple mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. TBK'nın 117/1 maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüte düşeceği, 2. maddesinde ise borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birinin usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse bugünün geçmesiyle borçlunun temerrüte düşmüş olacağı ifade edilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesine göre ödeme vadesi olarak fatura bedelinin, fatura tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmenin eki olan genel şartların 4.maddesinde ise ödeme vadesinin sözleşmenin 5.maddesinde belirlendiği, müşterinin ödemesi gereken ve vadesi geçtiği halde ödenmemiş olan tutarın bulunması halinde müşterinin ihtara gerek kalmaksızın vade tarihinde temerrüte düşmüş sayılacağı belirtilmiştir. Bu hükümlerden ihtara gerek bulunmadığı, sözleşmede belirlendiği üzere fatura tarihinden itibaren belirlenen sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrütün gerçekleştiği anlaşıldığından mahkemece işlemiş faiz isteminin kabulüne karar verilmesi de usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.731,26 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2232, K. 2026/1210, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2232-e-2026-1210-k-232470d2c97d