İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/55 E. 2026/455 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/55
- Karar No
- 2026/455
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/55 Esas KARAR NO : 2026/455
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/01/2024 KARAR TARİHİ : 25/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Bankanın ... Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ...Tic. A.Ş. arasında Çerçeve Kredi Sözleşmesi akdedildiği, diğer davalı kefillerinde işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı- borçluların kredi hesaplarının ... 17. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ve ... 17. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile kat edildiği akabinde ... 24. İcra Md.'nün ... E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiği, davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra İnkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ... tarafından dosyaya sunulan ve içerik itibariyle dört davalı adına da aynı gerekçelerle ayrı ayrı ibraz edildiği anlaşılan cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilleri ile davacı Banka arasında İstanbul mahkeme ve icra dairelerini yetkili kılan bir anlaşma bulunmadığını, müvekkillerinin tebligata elverişli adreslerinin İstanbul Anadolu adli yargı çevresinde bulunduğunu belirterek .... 24. İcra Dairesi'nin ve ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisine itiraz ettiklerini; borca 18/07/2019 tarihinde itiraz edildiğini, davacının bir yıllık yasal süre içinde itirazın iptali davası açmadığını ileri sürerek zamanaşımı itirazında bulunduklarını; asıl borçlu ...A.Ş.'ye takipte yer verilmeden sadece müteselsil kefiller aleyhine takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; takibe konu borcun üç ayrı taşınmaz üzerindeki ipotekle teminat altına alındığını, ipoteğe müracaat edilip rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmeden müteselsil kefiller aleyhine ilamsız icra takibi yapılamayacağını; borcun sebebi olarak gösterilen kredi sözleşmeleri ve bağlantılı belgelerde müvekkillerin imzasını taşımayan sayfalardaki aleyhe düzenlemelere itiraz ettiklerini; müvekkil ...'ın 83 yaşında olması nedeniyle kefaletin sorumluluğunu idrak edebilecek durumda bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini; TBK'nın 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarının müvekkilleri bakımından oluşmadığını; kat ihtarnamesinde ve takip talebinde uygulanan faiz türü ve oranının yasal dayanaktan yoksun olduğunu; alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... A.Ş.'ye dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edildiği halde bu davalı cevap dilekçesi sunmamış ve duruşmalara katılmamıştır; bu davalı yönünden HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkâr etmiş sayılmasına karar verilmiştir DELİLLER: ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, dava ve icra dosyasına ibraz edilmiş her türlü belge ve doküman incelemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalılar aleyhine 20/02/2019 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli ve 28/08/2015 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmelerine ve ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine dayanarak 09/07/2019 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçtiği, borçlulara ödeme emri tebliği üzerine davalı borçluların 18/07/2019 tarihinde süresinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdikleri, davanın da 17/12/2023 tarihli itiraz tebliği ve akabinde başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlanmasından itibaren yasal bir yıllık süre içinde 19/01/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, davalılar vekilinin kefil ...'nin eşi ...'ye ait eş muvafakatnamesindeki imzanın gerçekliğine yönelik itirazı üzerine,... 4. Aile Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile bu dosyanın istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin...Esas sayılı dosyası içeriğinde bulunan 02/11/2015, 28/08/2015 ve 20/02/2019 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmeleri asılları ile bu sözleşmelere ait eş muvafakatnameleri asılları celp edilerek imza incelemesi yaptırılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler bulunduğundan, dosya önce imza incelemesi konusunda uzman bilirkişiye, ardından bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmek suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davalılar vekilinin kefil ...'nin eşi ...'ye ait eş muvafakatnamesindeki imzanın gerçekliğine yönelik itirazı üzerine celp edilen sözleşme asılları üzerinde adli belge inceleme uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; inceleme konusu 02/11/2015 ve 28/08/2015 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmelerindeki eş muvafakatnamelerinde ...'ye atfen atılı imzalar ile ...'nin karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında tersim tarzı, işleklik derecesi, doğrultu, ritim ve grafolojik/grafometrik tanı unsurları bakımından yüksek derecede uygunluk ve benzerlik saptandığı, bu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır. Aynı doğrultuda,... 4. Aile Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen 04/01/2024 tarihli raporda da; Halkbank'a ait "Gayrimenkul Malikinin Eşinden Alınacak Muvafakatname" başlıklı belge üzerinde ... adına atılı imza ile mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığı, söz konusu imzanın ...'nin eli ürünü olduğu kanaat olarak bildirilmiştir. Her iki rapor da birbiriyle örtüşmekte olup, kefil ...'nin eşinden alınan muvafakatnamenin gerçek olduğu, dolayısıyla TBK'nın 584. maddesi anlamında geçerli bir eş muvafakatinin bulunduğu sabit görülmüştür. Mahkememizce alınan 21/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... A.Ş. arasında 02/11/2015 tarihli 1.600.000,00 TL, 28/08/2015 tarihli 1.500.000,00 TL ve 20/02/2019 tarihli 3.000.000,00 TL limitli üç ayrı Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, davalıların bu sözleşmeleri tabloda gösterilen limitler dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını (02/11/2015 tarihli sözleşmeyi ..., ..., ... ve ...'ın 1.600.000,00 TL limitle; 28/08/2015 tarihli sözleşmeyi ..., ..., ... ve ...'ın 1.500.000,00 TL limitle; 20/02/2019 tarihli sözleşmeyi ... ile ... A.Ş.'nin 3.000.000,00 TL limitle imzaladığını), davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarının HMK 193. madde uyarınca akdedilen delil sözleşmesi gereği delil niteliğine haiz olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan 7 adet rotatif kredinin 21/09/2017-27/04/2018 tarihleri arasında kullandırıldığını ve 14/05/2019 hesap kat tarihi itibariyle toplam 1.953.273,60 TL borç bulunduğunu, TBK'nın 584. maddesine eklenen fıkra uyarınca ticaret şirketi ortağı/yöneticisi olan kefillerden eş rızası aranmayacağını, ...'ın dava dışı asıl borçlu ve kefil şirketlerin yetkilisi olduğunun TTSG ilanı ile sabit olduğunu, temerrüt tarihi (20/05/2019) itibariyle kapitalize asıl alacağın 1.961.870,67 TL olarak hesaplandığını, emsal nitelikteki kredilere fiilen uygulanan en yüksek cari faiz oranının (%38) %50 fazlasıyla bulunan %57 oranındaki temerrüt faizinin sözleşmeye ve emsal HGK içtihadına uygun olduğunu, takip tarihi (09/07/2019) itibariyle toplam alacağın 2.124.747,19 TL olarak hesaplandığını, davacının icra takibinde 2.119.128,81 TL talep ettiğini, gayrinakdi çek taahhüt bedeli depo talebi bakımından davacı bankanın 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/9. maddesindeki 5 yıllık yasal yükümlülük süresinin 19/10/2023 tarihinde dolmuş olması nedeniyle dava tarihi (19/01/2024) itibariyle bu yöndeki talepte hukuki yarar bulunmadığını bildirmiştir. Davalılar vekili, 21/01/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde özetle; takibe ve alacak iddiasına dayanak yapılmayan 02/11/2015 tarihli sözleşmenin de rapora konu edildiğini, ... 17. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesinin usulsüz tebliğ edildiğini, asıl borçluya yer verilmeden sadece kefiller aleyhine takip yapıldığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla derdest takiplerin bulunduğunu, müvekkillerin kefalet ehliyeti ve şartlarının oluşmadığını, müvekkil ...'ın 83 yaşında olması nedeniyle fiil ehliyetinin araştırılması gerektiğini ileri sürerek bu hususlarda ek rapor alınmasını talep etmiş; mahkememizin 06/03/2025 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile bu itirazların değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Mahkememizce alınan 08/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; takip talebine dayanılmayan 02/11/2015 tarihli sözleşmenin devre dışı bırakılması halinde de davalıların tamamının 20/02/2019 tarihli sözleşmeden önce kullandırılan kredi borcundan sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, hesap kat ihtarnamesinin tarafların tamamına usulüne uygun tebliğ edildiği, asıl borçluya yer verilmeden sadece müteselsil kefiller aleyhine takip yapılmasının hukuki nitelendirme gerektiren bir husus olup nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan takiplerden ... 10. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının İİK 150. maddesi gereği kapandığı ve herhangi bir satış/tahsilat gerçekleşmediği, ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasının ise istinaf aşamasında olup bu dosyadan da herhangi bir tahsilat sağlanmadığı, dolayısıyla mükerrer bir tahsilatın söz konusu olmadığı, davalı ...'ın 83 yaşında olup olmadığının öncelikle nüfus kayıtlarından, kısıtlılığının ise sağlık kurulu raporu ile tevsik edilmesi gerektiği, bu hususun mahkemenin takdirinde olduğu, kök raporda bu aşamada başkaca bir revizyon yapılmasını gerektirir bir husus tespit edilmediği bildirilmiştir. Mahkememizin 12/02/2026 tarihli celsesinde verilen ara karar ile;"Dosyanın incelenmesinde; a-Davaya konu takibin ... 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip olduğu, takibin 20/02/2019 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesi ve 28/08/2015 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesine istinaden başlatıldığı; b-Dosyaya eklenen ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının alacaklı Halk Bank tarafından borçlular ..., ..., ... ve ... Tic. A.Ş. Aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu ve ... yönünden 2.040.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı, ... yönünden 2.000.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere toplam 4.040.000,00 TL ipotek limiti yönünden takip başlatıldığı, takibe konu ipoteklerin; -... tarihli ... yevmiye numaralı ipotek senedine göre ...'ın maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1121 ada, 202 parsel, 7. Kat, 17 numaralı bağımsız bölümün üzerine 1.160.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, ipotek senedinin incelenmesinde ipoteğin, ipotek verenin yahut kredi borçlusu lehtarın tüm kefaletlerini teminat altına aldığı;-... tarihli ... yevmiye numaralı ipotek senedine göre ...'nin maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 751 ada, 53 parsel, B blok, no:36 numaralı bağımsız bölümün üzerine 2.000.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, ipotek senedinin incelenmesinde ipoteğin, ipotek verenin yahut kredi borçlusu lehtarın tüm kefaletlerini teminat altına aldığı;-27/08/2015 tarihli 27723 yevmiye numaralı ipotek senedine göre ...'ın maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1415 ada, 150 parsel, 23 numaralı bağımsız bölümün üzerine 880.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, ipotek senedinin incelenmesinde ipoteğin, ipotek verenin yahut kredi borçlusu lehtarın tüm kefaletlerini teminat altına aldığı; c-Dosyaya eklenen ... 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip doyasında alacaklı ... Bankası tarafından borçlular ... A.Ş. Ve ... aleyhine 21/02/2019 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesine istinaden takip başlatıldığı, takibe yapılan itiraz üzerine ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği görüldü. d-Bilirkişi tarafından sunulan ek raporda takibe konu kredilerin 21/09/2017 ile 27/04/2018 tarihleri arasındaki kredi kullandırımından kaynaklandığı tespit edilmiş olmakla kredilerin hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, davalı kefil ... A.Ş.'nin yalnızca 20/02/2019 tarihli kredinin kefili olduğu, kefiller ... ve ... yönünden ipotek teminatının bulunduğu ve 28/08/2015 tarihli kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 1.500.000,00 TL olduğu hususları değerlendirilmediğinden rapor açıklanan hususlarda yeterli görülmediğinden, her ne kadar bilirkişi raporuna itirazların reddine karar verilmiş ise de bu ara karardan dönülmesine, 1 numaralı ara kararda belirtilen hususlar ve davalı itirazları dikkate alınarak inceleme yapılmak üzere dosyanın en son rapor sunan bankacı bilirkişiye tevdine," karar verilmiş; bunun üzerine düzenlenen 28/04/2026 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle; takibe dayanak 28/08/2015 tarihli sözleşmeyi ..., ..., ... ve ...'ın (her biri 1.500.000,00 TL limitle), 20/02/2019 tarihli sözleşmeyi ise ... ile ... A.Ş.'nin (her biri 3.000.000,00 TL limitle) müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı; takibe konu 7 adet rotatif kredi kullandırımının tamamının 21/09/2017-27/04/2018 tarihleri arasında, yani 20/02/2019 tarihli sözleşmeden ÖNCE gerçekleştiği, kredilerin bu tarih itibariyle o tarihte yürürlükte bulunan 28/08/2015 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesi kapsamında kullandırılmış olduğu; davalı ... A.Ş.'nin yalnızca 20/02/2019 tarihli sözleşmenin kefili olup 28/08/2015 tarihli sözleşmenin kefili olmadığı, dolayısıyla takibe konu kredi borcundan bu davalının sorumlu tutulamayacağı; davalı ...'ın mülkiyetindeki iki taşınmaz üzerinde toplam 2.040.000,00 TL (1.160.000,00 TL + 880.000,00 TL) limitli, davalı ...'nin mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde 2.000.000,00 TL limitli ipotek bulunduğu, ipotek resmi senedinin 1. maddesi uyarınca bu ipoteklerin ipotek verenin/kredi borçlusu lehtarın tüm kefaletlerini de teminat altına aldığı, bu ipotek limitlerinin ... ve ...'nin 28/08/2015 tarihli sözleşmedeki 1.500.000,00 TL'lik kefalet limitini fazlasıyla karşıladığı, dolayısıyla anılan iki kefilin davanın dayanağı olan ... Esas sayılı ilamsız icra takibinden doğan borçtan sorumlu tutulamayacağı; buna karşılık ... ile ...'ın 28/08/2015 tarihli sözleşme kapsamındaki 1.500.000,00 TL'lik kefalet limitleriyle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceği; temerrüt tarihi (20/05/2019) itibariyle hesaplanan kapitalize asıl alacağın (1.961.870,67 TL) kefalet limitini (1.500.000,00 TL) aştığı, bu nedenle ... ve ...'ın sorumluluğunun kefalet limitiyle sınırlı olduğu; takip tarihi (09/07/2019) itibariyle 1.500.000,00 TL asıl alacak, 117.123,29 TL işlemiş temerrüt faizi ve 5.856,16 TL BSMV olmak üzere toplam 1.622.979,45 TL alacağın ... ve ...'tan talep edilebileceği bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacağının tahsili talebiyle başlatılan ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalılar vekili icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine itiraz etmiş ise de; taraflar arasında imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesi'nin 5.2. maddesinde "yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk" başlığı altında İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığı görülmektedir. Sözleşme tacirler arasında akdedilmiş ticari nitelikte bir sözleşme olup HMK'nın 17. maddesi uyarınca bu yetki şartı geçerlidir; kefaletin feriliği ilkesi ve TTK'nın 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca sözleşmedeki yetki şartı, sözleşmenin müteselsil kefili olan davalıları da bağlamaktadır. Bu nedenle davalıların yetki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Takibe 18/07/2019 tarihinde itiraz edildiği, bu itirazın davacıya 17/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, arabuluculuğa başvurulduğu, arabuluculuk son tutanağının 15/01/2024 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı, İİK'nın 264. maddesi uyarınca ihtiyati haczin korunarak yasal süre içinde 19/01/2024 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmakla, davalıların süre/zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. TBK'nın 586. maddesi uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren kefiller bakımından alacaklı, borçluyu takip etmeden de kefili takip edebilir. Davacı banka, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında ayrıca (... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası gibi) başkaca takipler yürütmekte olup, işbu takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yalnızca müteselsil kefiller aleyhine yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalıların bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalıların Genel Kredi Sözleşmelerini TBK'nın 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarına (yazılı şekil, azami miktar, kefalet tarihi, müteselsil kefil sıfatının kendi el yazılarıyla belirtilmesi) uygun olarak imzaladıkları, bu hususun taraflarca da ihtilaf konusu edilmediği anlaşılmıştır. Davalı ...'ın dava dışı asıl borçlu ve kefil şirketlerin yönetim kurulu üyesi/yetkilisi olduğu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı ile sabit olmakla, TBK'nın 584. maddesine 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca bu davalıdan eş rızası aranmayacağı; davalı ...'ın kefalet tarihinde bekar, davalı ...'ın ise dul olması nedeniyle bu davalılar bakımından eş rızası meselesinin hiç gündeme gelmeyeceği; davalı ...'nin eşi ...'den alınan muvafakatnamedeki imzanın, hem mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi hem de ... 4. Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 04/01/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuyla ...'nin eli ürünü olduğunun tespit edilmesi karşısında, bu davalı yönünden de TBK'nın 584. maddesi anlamında geçerli bir eş muvafakatinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalılar vekili, müvekkili ...'ın kefalet tarihinde 83 yaşında olması nedeniyle müteselsil kefaletin anlam ve sonuçlarını idrak edecek durumda olmadığını ileri sürmüş ise de, bu iddiayı destekler nitelikte herhangi bir sağlık kurulu raporu, hastane kaydı veya vesayet kararı dosyaya sunulmamıştır. HMK'nın 190. maddesi uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu iddiayı ispatla yükümlü olduğu, somut ve inandırıcı bir delil bulunmadığından bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir. Kaldı ki aşağıda açıklanacağı üzere davalı ... yönünden dava, ayrı bir usul sebebiyle (ipotek/İİK 45) sonuçlandırılacağından bu hususun daha ileri irdelenmesine gerek görülmemiştir. Bilirkişi 2. ek raporunda tespit edildiği üzere, takibe konu 7 adet rotatif kredi kullandırımının tamamı 21/09/2017-27/04/2018 tarihleri arasında, yani 20/02/2019 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinin akdinden ÖNCE gerçekleşmiş olup, bu kredilerin o tarihte yürürlükte olan 28/08/2015 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı sabittir. Davalı ... A.Ş., yalnızca 20/02/2019 tarihli sözleşmenin kefili olup 28/08/2015 tarihli sözleşmenin kefili değildir. Kefil, ancak kendi imzasının bulunduğu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulabileceğinden, davalı ... A.Ş.'nin, tarafı olmadığı bir sözleşme kapsamında ve kendisinin kefil olduğu sözleşmeden önce kullandırılmış bulunan işbu kredi borcundan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 586/1. maddesi uyarınca müteselsil kefil, alacaklı tarafından borçlu takip edilmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden de takip edilebilir ise de; İİK'nın 45. maddesi emredici nitelikte olup, rehinle/ipotekle temin edilmiş bir alacak için alacaklının öncelikle rehnin/ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması zorunludur. Somut olayda; davalı ...'ın maliki olduğu iki taşınmaz üzerinde toplam 2.040.000,00 TL, davalı ...'nin maliki olduğu taşınmaz üzerinde 2.000.000,00 TL limitli olmak üzere ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senetlerinin 1. maddesi uyarınca bu ipoteklerin ipotek verenin/kredi borçlusu lehtarın tüm kefaletlerini de teminat altına aldığı, bu ipotek limitlerinin her iki davalının da 28/08/2015 tarihli sözleşmedeki 1.500.000,00 TL'lik kefalet limitini fazlasıyla karşıladığı bilirkişi 2. ek raporuyla tespit edilmiştir. Bu durumda, alacaklı davacı bankanın, ipotekle teminat altına alınmış olan bu kısım için işbu davaya dayanak ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından genel haciz yoluyla ilamsız takip yapmadan önce rehnin/ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiği, takip tarihi itibariyle davacının bu miktar için davalılar ... ve ... hakkında genel haciz yoluyla takip yapma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, bu iki davalı yönünden açılan davanın HMK'nın 114/2. maddesi yollamasıyla İİK'nın 45/1. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar ... ve ...'ın ise takibe konu ipoteklerle teminat altına alınan bir taşınmaz maliki olmadıkları, ipotek teminatının bu iki davalının kefaletiyle bir ilgisi bulunmadığından, bu davalılar yönünden mükerrer takip veya İİK 45 anlamında bir dava şartı eksikliği söz konusu olmayıp, bu davalıların bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt hükümlerini düzenleyen maddesinin revize edilmesi sonrasında 4.2. Maddesinde, müşterinin temerrüde düşmesi halinde T.C. Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacı bankanın emsal nitelikteki kredilere fiilen uyguladığı akdi faiz oranına (%38) sözleşme hükmü tatbik edildiğinde bulunan %57 oranındaki temerrüt faizinin gerek sözleşme hükmüne gerek Yargıtay emsal içtihatlarına uygun olduğu, davacının da takip talebinde aynı oranda (%57) temerrüt faizi talep ettiği anlaşılmakla, bilirkişi raporunda tespit edilen ve mahkememizce de yerinde görülen %57 oranındaki temerrüt faizine itibar edilmiştir. Davacı banka tarafından ... 17. Noterliği aracılığıyla ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, hesabın 14/05/2019 tarihi itibariyle 1.953.273,60 TL nakdi kredi bakiyesi üzerinden kat edildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu şirkete vekaleten çalışana, davalı/kefil ... ile ...'a bizzat kendilerine, davalı/kefil ... ile ...'a ise aynı adreste birlikte çalışan kişiye 18/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede öngörülen (1) günlük mehil süresinin bitimini müteakip 20/05/2019 tarihi itibariyle asıl borçlu şirket ile davalı kefillerin temerrüde düşürülmüş sayılacakları kanaatine varılmıştır. Kat tarihi (14/05/2019) itibariyle 1.953.273,60 TL olan asıl alacağa, %25,50 oranındaki akdi faizin kat tarihinden temerrüt tarihine (20/05/2019) kadar işletilmesi ve %5 oranındaki BSMV'nin ilavesiyle, temerrüt tarihi itibariyle kapitalize asıl alacağın 1.961.870,67 TL olarak hesaplandığı, davacı bankanın takip talebinde 1.974.746,95 TL asıl alacak talep etmiş olması karşısında 12.876,28 TL'lik fazla talebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TBK'nın 589. maddesi uyarınca müteselsil kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar asıl borç ile borçlunun temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur. Davalılar ... ve ...'ın 28/08/2015 tarihli sözleşmedeki kefalet limitinin 1.500.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan kapitalize asıl alacağın (1.961.870,67 TL) bu limiti aştığı sabit olmakla, bu iki davalının sorumluluğunun kefalet limiti (1.500.000,00 TL) ile ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sınırlı olduğu kanaatine varılmıştır. Kefalet limiti olan 1.500.000,00 TL asıl alacağa, temerrüt tarihinden (20/05/2019) takip tarihine (09/07/2019) kadar %57 oranında işletilen 117.123,29 TL temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında 5.856,16 TL BSMV ilave edildiğinde, davalılar ... ve ...'tan takip tarihi itibariyle talep edilebilecek toplam alacağın 1.622.979,45 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı bankanın icra takibinde bu iki davalı için (kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın hesaplanan) 2.119.128,81 TL talep etmiş olması karşısında, aradaki 496.149,36 TL'lik farkın kefalet limiti aşımına dayandığı, bu nedenle fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı banka, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan çek taahhüt bedeli kredisi kapsamında 16.240,00 TL'nin depo edilmesini talep etmiş ise de; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/9. maddesi uyarınca bankaların çek yaprakları bakımından üstlendiği 5 yıllık yasal yükümlülük süresinin, en son çek karnesi basım tarihi (19/10/2018) esas alındığında 19/10/2023 tarihinde dolduğu, dava tarihinin (19/01/2024) bu tarihten sonra olduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle bankanın gayrinakdi çek taahhüt bedeli riski bakımından yasal bir yükümlülüğünün kalmadığı, bu nedenle depo talebinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından, bu talebin HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yöneliktir; bu alacağın miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlenmiş olsa dahi likit nitelikte olduğundan, davalılar ... ve ... hakkında kabul edilen 1.622.979,45 TL'lik alacağın %20'si oranındaki 324.595,89 TL'nin İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı olarak bu iki davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalılar, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetli/haksız takip yaptığını ileri sürerek tazminat talep etmişler ise de, dosya kapsamında davacının kötü niyetli olduğunu gösterir somut bir delil bulunmadığından, davalıların kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan tüm bu gerekçelerle, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; A)Davalı ...'ın maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1121 ada, 202 parsel, 7. Kat, 17 numaralı bağımsız bölümün üzerine 1.160.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, yine davalı ...'ın maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1415 ada, 150 parsel, 23 numaralı bağımsız bölümün üzerine 880.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, davalı ...'nin maliki olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 751 ada, 53 parsel, B blok, no:36 numaralı bağımsız bölümün üzerine 2.000.000,00 TL karşılığı ipotek konulduğu, söz konusu ipoteklerin hem asıl borçlunun borcunu güvence altına aldığı, hem de ipotek malikinin kefaleten olan borçlarını güvence altına aldığı, bu kapsamda İİK 45.maddesi uyarınca bu borçluların ipotekle güvence altına alınan kısım yönünden alacaklının öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gerektiği, takip tarihi itibariyle davacının bu miktar için borçlular hakkında takip yapma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın HMK 114/2 madde yollamasıyla İİK 45/1 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, B)Davalı ... Şirketi yönünden davanın REDDİNE, C)1-Davalı ... ve ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında bu davalıların yaptığı itirazın kısmen iptali ile; 1.500.000,00 TL asıl alacak, 117.123,29 TL temerrüt faizi, 5.856,16 TL BSMV olmak üzere toplam 1.622.979,45 TL alacak üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %57 oranında işlemiş faiz ve %5’i oranında BSMV uygulanmasına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 324.595,89 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddolunan kısım yönünden davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, 5-Gayri nakdi çek taahhüt bedeli depo talebi yönünden çeklerle ilgili banka sorumluluğu dava tarihi itibariyle sona erdiğinden talebin hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Nakit Alacak Bakımından; 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 110.865,72 TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 35.741,75 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 75.123,97 TL karar harcının davalılardan ... ile ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından dava açılırken ve tamamlama ile toplam yatırılan toplam 36.230,15 TL (427,60-TL başvurma harç, 35.741,75TL peşin ve tamamlama harcı, 60,80 VSH) harcın davalılar ... ile ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalılar ... Şirketi, ..., ..., ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 5.500,00 TL (5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 500,00 TL tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine, 10-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 245.217,12 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...' dan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Davalı ... ile ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 79.383,90 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... ile ...'a verilmesine, 12-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 32.551,00 TL (27.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.551,00 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 24.929,86 TL'nin davalılar ... ile ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Davalı ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile adı geçen davalılara verilmesine, Gayri Nakit Alacak Bakımından; 14-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 15-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 16.240,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılardan ..., ..., ... ve ...'a verilmesine, 16-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-13 fıkrası, Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00 TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre 3.000,00 TL'sinin davalılardan, bakiye 1.000,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına 17-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ( e duruşma ) ve bir kısım davalılar vekilinin ( e duruşma ) yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026
Başkan e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Katip e-imzalı