Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2255 E. 2026/1214 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2255
- Karar No
- 2026/1214
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2255
KARAR NO:2026/1214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/06/2022
NUMARASI:2021/118 E. - 2022/460 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 29.09.2017 ve 19.03.2015 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden davacı tarafından davalı şirkete taksitli ticari kredi, ticari artı para kredisi, nakde dönen gayrinakdi ticari kredi kullandırıldığını, davalı ...'nin ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladığını, kredi geri ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine hesabın kat edilerek 01.07.2020 tarihinde Gebze ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalılara gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/254 D. İş 2020/538 K sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul 30.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; ilk olarak taraflar arasında imzalanan 19.03.2015 ve 29.07.2017 tarihli kefalet sözleşmelerinin şekil şartı eksikliği sebebiyle geçersiz olduğunu, TBK'nın 584. maddesinin eşin rızasını düzenlediğini, buna göre eşlerden birinin ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğunu, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 3.5.2.2 maddesi ile tarafların eşin rızasının en geç kefalet sözleşmesinin kurulması anına alınmasını zorunlu hale getirdiğini, bu nedenle tarafların imzaladığı kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilleri bakımından davanın reddinin zaruri olduğunu, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, takibe uygulanan %30'luk faiz oranının fahiş olduğunu, taraflar tacir olsa da taraflardan birini ekonomik yıkıntı içine sokacak, ahlaka aykırı sayılacak faiz oranlarının kabul edilmemesinin gerektiğini, taraflarına usulüne uygun biçimde bir ihtarname tebliğ edilmediğini, karşı tarafın sunduğu ihtarnamede adres olarak Şişli/İstanbul'un gösterildiğini, genel kredi sözleşmesinde yer alan adres Sarıyer/İstanbul olduğundan ihtarnamenin geçersiz olduğunu, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi İİK 68. maddede sayılan belgelerden sayılmayacağını, ihtarnamenin usulüne uygun düzenlenip tebliğ edildiğini kabul etmemekle birlikte, davacının ilgili sözleşmenin HMK m. 193 gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğunun taraflarının kabul ettiği iddiasının yerinde olmadığını, her ne kadar taraflar tacir olsa da davalı tarafın davacı karşısında genel kredi sözleşmesine müdahale edemeyecek durumda olduğunu, bu yüzden tamamen davacının kontrolünde hazırlanan sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı banka ile davalı kredi borçlusu şirket arasında 19.03.2015 tarihli 1.500.000,00-TL ve 29.09.2017 tarihli 1.000.000,00-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmelerinin akdedildiği, diğer davalının aynı limitler dahilinde müteselsil kefil olduğu, kefilin kefaletinin TBK 583 ve devamı maddeleri kapsamında geçerli olduğu, takip konusu alacağın davacı banka tarafından davalıya kullandırılan 1 adet borçlu cari hesap ve bir adet çek sorumluluk bedeli hesabından kaynaklandığı, davacı banka tarafından davalılara 01.07.2020 tarihli hesap kat ihtarı gönderildiği, ihtarnamenin davalılara tebliğ edilemediği, ihtarnamenin gönderildiği adresler incelendiğinde, söz konusu adreslerin taraflar arasında imzalanan son sözleşmede (29.09.2017 tarihli) yer alan ve sözleşmenin 6.3 maddesi gereğince tebligat adresi niteliğini haiz adreslerinden farklı bir adrese gönderildiği, bu durumda her iki davalının da icra takip tarihi olan 06.10.2020 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, Mahkememizce alınan denetime açık ve hükme esas almaya elverişli 25.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle 22-2 numaralı borçlu cari hesap kredisi için 9.516,13.-TL akdi faiz, 4.941,23.-TL 28.09.2020 tarihine kadar faiz, 31,93.-TL 28.09.2020 sonrası faiz, 249,49.-TL BSMV, 351,57.-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 15.090,35.-TL olduğu, 13-3 numaralı çek tazmin kredisi için 33.958,41.-TL akdi faiz, 1.006,90.-TL 28.09.2020 tarihine kadar faiz, 113,80.-TL 28.09.2020 sonrası faiz, 56,03.-TL BSMV olmak üzere toplam 35.135,14.-TL, toplam olarak ise 50.225,49.-TL alacağının olduğu, davacı bankanın, takip tarihinden itibaren; 22-2 numaralı borçlu cari hesap kredisi için 9.516,13.-TL asıl alacak üzerinden %30,20, 13-3 numaralı çek tazmin kredisi için 33.958,41.-TL asıl alacak üzerinden %18,60 temerrüt faizi ve bu faizler üzerinden %5 BSMV talep edebileceği tespit edilmiş, davalı kredi lehdarı şirketin asıl borçlu sıfatıyla, davalı kefilin TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla; bu borçtan ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu oldukları anlaşılmıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalılar tarafından İstanbul 30.İcra Müdürlüğü ... sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın tahsilde tekerrür olmamak üzere; ... no.lu kredi yönünden; 9.516,13 TL asıl alacak, 4.941,23 TL akdi faiz (30.06.2020-28.09.2020) 31,93-TL işlemiş faiz (28.09.2020-06.10.2020), 249,49 TL BSMV, 351,57 TL ihtarname olmak üzere toplam 15.090,35 TL alacak yönünden iptali ile, takibin; asıl alacak tutarı olan 15.090,35 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %30,20 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte, ... no.lu kredi yönünden; 33.958,41-TL asıl alacak, 1.006,90- TL akdi faiz (30.06.2020-28.09.2020) 113,80-TL işlemiş faiz (28.09.2020-06.10.2020), 56,03- TL BSMV, olmak üzere toplam 35.135,14-TL alacak yönünden iptali ile, takibin; asıl alacak tutarı olan 35.135,14- TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %18.60 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından İİK'nın 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmiş " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyaya konu ... .AŞ'nin riski Beyoğlu ... Noterliği'nin 05.04.2022 Tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile müvekkili ... AŞ'ye temlik edildiğini, asıl alacağa uygulanan işlemiş ve işleyecek faiz ile B.S.M.V. faiz oranları, ilgili kanun maddelerine, MK M. 2’ ye, TCMB’ye temlik eden şirket tarafından bildirilen faiz oranlarına ve tarafların imzaladığı sözleşme hükümlerine uygun olup yasal olduğunu,ilgili sözleşmeler ile kredi miktarı, faiz ve faiz oranları, muacceliyet ve temerrüt gibi konularda çıkan uyuşmazlıklarda bankanın defter, belge ve kayıtlarının HMK m. 193 gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğunu,davalılar tarafından kabul edilmiş olup temlik eden şirket ile borçlular arasında imzalanan GKS''nin faize ilişkin hükümlerine istinaden takip talebinde asıl alacak tutarına %30.2 oranında temerrüt faizi ve %15.1 oranında akdi faiz uygulandığını, TTK m.8/1 gereği, taraflar ticari işlerde hem anapara hem de temerrüt faiz miktarı serbestçe kararlaştırılabildiklerini, çek kredisi denen, 5491 sayılı kanun uyarınca Bankaların karşılıksız çek yapaklarına karşılık ödemekle yükümlü olduğu tutarlardan doğabilecek riskine karşılık çek defteri talep eden müşterilerine tanımladıkları kredi riskini ifade etiğini, diğer deyişle bankalar çek defteri teslim etmekle kanundan doğan yasal yükümlülük riskini (çek yaprak bedeli riskini) müşterileri ile imzalanan kredi sözleşmeleri kapsamında müşterilerinden talep ettiklerini, dolayısıyla karşılıksız yazıldıktan sonra yasal yükümlülük bedelinin tahsil edilmesi suretiyle nakdi risk haline gelen ancak ilk başta gayrıakdi risk halinde olan çek riski, banka ile müşteri arasındaki GKS kapsamındaki limitlerden karşılandığını,şüphesiz ki genel kredi sözleşmesi imzalayan her müşteriye aynı zamanda bir kredili mevduat hesabı açılmadığını, zira BDDK düzenlemeleri uyarınca ... ayrı ve ancak talep halinde tanımlanabilecek bir ürün olduğunu, halde bir çek hesabı açılmış ise bu çek hesabı muhakkak bir kredili mevduat hesabıdır çıkarımı yapılamayacağını,...'nin banka tarafından belirlenen limit dahilinde vadesiz mevduat hesabına tanımlanan ve hesapta yeterli bakiye olmadığında bile hesaptan provizyon alınabilmesini sağlayan bir kredi türü olduğunu, çek hesaplarından ayrı, müşteri talebi doğrultusunda açılabilen hesaplar olduğunu, temlik eden şirketin davalıdan olan çek yaprak bedeli alacağının, ...hesabına istinaden kullandırılan krediden değil doğrudan genel kredi sözleşmesi kapsamında Çek Kanunu uyarınca çek teslimi suretiyle oluşan çek riski alacağı olduğunu, bu nedenle bilirkişi tarafından tazmin edilen çek sorumluluk bedeli için de uygulanması gereken faiz oranlarının kredili mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranları olması gerektiği görüşüne katılmadıklarını, zira çek sorumluluk bedelinin ... ürünü olmadığını, bu kapsamda aynı faiz oranlarıyla değerlendirme yapılmasının yanlış olduğunu, temlik eden şirket tarafından kendilerine sağlanan kredileri kullanan, ancak ödemelerini zamanında yapmayan ve muacceliyet ihtarına uymayan, ihtarnameye itiraz etmeyen davalıların icra takibine yaptığı itirazın hukuken korunur hiçbir yanı olmadığını,bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan banka alacağının davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 30.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine ... no.lu kredi yönünden 9.516,13 TL asıl alacak, 4.941,23 TL akdi faiz (30.06.2020-28.09.2020) 48,51 TL işlemiş faiz (28.09.2020-06.10.2020), 249,49 TL BSMV, 351,57 TL ihtarname olmak üzere toplam 15.106,97 TL alacak yönünden, ... no'lu kredi yönünden 33.958,41-TL asıl alacak, 1.016,90- TL akdi faiz (30.06.2020-28.09.2020) 117,96-TL işlemiş faiz (28.09.2020-06.10.2020), 56,74- TL BSMV olmak üzere toplam 35.150,08-TL alacak yönünden 08.10.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmesi ile ihtarnamelerin gösterildiği anlaşılmaktadır. Temlik alan vekilince 25.05.2022 tarihli dilekçe ekinde yer alan temlikname ve belgelere göre takip konusu alacağın temlik eden davacı banka tarafından 05.04.2022 tarihinde gayri nakti alacaklar hariç olmak üzere ... AŞ'ye temlik edildiği, bu temlik belgesininin dosyaya sunulduğu görülmektedir. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında 19.03.2015 tarihli 1.500.000,00-TL limitli ve 29.09.2017 tarihli 1.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, diğer davalının aynı limitler dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, kefaletin TBK'nın 583. maddesinde belirlenen kefalet sözleşmesine ilişkin yazılılık, belirli bir kefalet limiti ve kefilin el yazısı ile kefalet türüne ilişkin şekil şartlarını sağladığı anlaşılmıştır.Davacı yanca davalı şirkete, ... no.lu kredi bakımından cari hesap (iskonto kredisi) kullandırıldığı, ... no'lu kredi yönünden, davalı adına bir adet çek sorumluluk bedeli hesabı tanımlandığı, 16 adet çekin ibrazında hesapta yeterli bakiye bulunmaması sebebiyle sorumluluk bedelleri davacı banka tarafından ödenerek şirket adına borç kaydedildiği, bu iki kalem bakımından talepte bulunulduğu görülmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı temlik alan vekili, takip talebinde her iki kredi türü için de işleyecek temerrüt faiz oranının %30,2 olarak talep etmiş, mahkemece, ... no.lu czari hesap iskonto kredisi yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30,20 oranında, ... no.lu çek sorumluluk bedeli kredisi yönünden asıl alacağa yıllık %18.60 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmiştir. Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli ek raporda da açıklandığı üzere, tazmin edilen çek sorumluluk bedeli için uygulanması gereken faiz oranlarının kredili mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranları olması gerektiği, bu sebeple TCMB tarafından yayımlanan ve kredi kartı ile kredili mevduat hesaplarına uygulanabilecek azami faiz oranlarının 01.04.2020-31.10.2020 arasında akdi faiz oranı %15, temerrüt faiz oranı %18,60 olarak belirlendiği, bu sebeple çek tazmin bedellerine uygulanacak faiz oranlarının da bu oranlar olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından 2.002,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 732,00 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.