Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1380 E. 2026/1991 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1380
- Karar No
- 2026/1991
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1380 KARAR NO : 2026/1991
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/849 Esas 2023/64 Karar DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu şirket hakkında İzmir 26. İcra Dairesi 2022/6768 esas sayılı dosya numarası ile açmış oldukları icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazların haksız olduğunu, davalı ile müvekkili arasında ticari iş ilişki mevcut olduğunu, müvekkilinin davalıya yayın sattığını, yapmış olduğu satışlara ilişkin faturalar düzenlendiğini, taraflar arasında oluşan cari hesap nedeniyle davalı tarafın borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında İzmir 26. İcra Dairesi 2022/6768 sayılı dosyasıyla 297.553.19 TL tutarında asıl alacaktan kaynaklanan bakiye miktarın tahsili amaçlı genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının, icra takip dosyasına asıl alacak olan cari hesaptan kaynaklı ana para borcu olan 297.553.19 TL’yi 31.05.2022 tarihinde müvekkiline haricen ödediğini, dosyaya da itiraz da bulunduğunu, takip dosyasından kaynaklı vekalet ücreti ve ferilerin de ödenmediğini, davalı, itirazında müvekkil işirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/895 E. 2022/1288K. Sayılı kararında icra takibinin başlatıldığı gün yapılan ödeme takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilmeyecek olup takibin haklı olması nedeniyle toplam borç üzerinden icra veklaet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olduğunu, taraflarınca İzmir Arabuluculuk Bürosu 2022/79138 Arabuluculuk dosya no ile arabuluculuğa başvurulmuş olup davalı taraf ile düzenlenen arabuluculuk görüşmelerinde anlaşılamadığını, açıklanan nedenlerle borçlunun İzmir 26. İcra Dairesi 2022/6768 esas sayılı dosyasında yaptığı borca ve icra takibine itirazının iptaline, % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının dava dilekçesinde ifade ettiği üzere davalı ile davacının arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi mevcut olduğunu, bayilik sözleşmesi gereği ticari ilişkinin 22/02/2020 – 21/02/2021 tarihleri arasını kapsadığını, tarafların görüşmeleri sonucu sözleşmenin bir yıl daha uzatıldığını, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmenin ilk yılında da var ise de ikinci yılda davacının sözleşmeyi her yönü ile ihlal ettiğini ve sözleşmenin yayıncı müvekkili tarafından çekilmez hal aldığını, buna ilişkin karşılıklı e mail yazışmaları yapıldığını ve sözleşmenin bitirilmesi yoluna girildiğini, bayilik sözleşmesi gereği tarafların, ticari ilişkideki ödeme konularını da yazılı hale getirdiklerini, buna ilişkin olarak yıl içinde verilecek sipariş miktarı için bayiden bedel belirlemesi istendiğini, kambiyo evrakı tedariki sağlandığını, iskonto oranları belirlendiğini ve numune kitap oranları ve gerek numune kitap gerekse satışı gerçekleşecek kitapların nakliyesine ve nakliyenin kim tarafından ödeneceğine ilişkin düzenlemelere yer verildiğini, buna ilişkin kargo faturaları ve teslim fişlerini dilekçe ekinde sunduklarını, davacı taraf örnek kitap olarak gönderilen bir palet malı teslim fişlerine göre teslim almalarına rağmen önce teslim almadıklarını iddia ettiğini, ardından da malları zayi ettiklerini bildirdiğini, özetlemek gerekirse taraflar arasındaki ürünlerin satışlarının taahhüt edilen miktarlarda yapılmıyor olmasından, sözleşme gereği örnek kitap olarak gönderilen kitapların tesliminin ancak teslim konusundaki zayi edilme ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile bayilik sözleşmenin bitirilmesi ve bu konuda hesap mutabakatı yapılması sırasında müvekkile 08/06/2022 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, müvekkilinin davacıya 27/05/2022 tarihinde sözleşme gereği %10 iskonto bedeli olarak 29.750,00.-TL.sı bedelli fatura kestiğini, 31/05/2022 tarihinde 267.804,00.-TL’lik havale yaptığını, 08/06/2022 tarihinde tebellüğ ettiği takibe 09/06/2022 tarihinde itiraz ettiğini, takip tarihi 23/05/2022 tarihi olup, cari hesap ekstresi incelenecek olursa hesap mutabakatının sağlanmadığının sabit olduğunu, buna ilişkin olarak cari hesap ekstresini sunduklarını, TTK. 94. Maddesi gereği; hiçbir hesap mutabakatı olmadan yazışmalardan ve cari hesap ekstresinden sabit olacağı üzere bakiye her iki taraf için de kabul edilmeden, iadeli taahhütlü mektup ya da noter kanalı ile çekilen ihtarname bir yana e mail yazışması bile yapılmadan bir aylık süreye uyulmadan, görüşmeler devam ederken, yapılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilin, takibi dahi henüz almamışken ödeme yaptığını, müvekkilinin hesap mutabakatı yapılması aşamasında tarafların karşılıklı olarak birbirlerine ödemesi gereken bakiye hesabın çıkartılması sırasında aleyhine sözde icra takibi başlatılması nedeni ile borçlandırılmak istendiğini ancak müvekkilinin aleyhine başlatılan takibinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığı için yok hükmünde olduğunu, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise bu takdirde icra takibine konu vekalet ücreti hesabı tam vekalet ücreti hesabı şeklinde olamayacağını, borçlu olunduğu kabul anlamında gelmemek kaydı ile yapılan ödeme takipten sonra tebligattan önce olduğundan vekalet ücreti hesabının masraf hesabı ½ hesaplama ile yapılması gerektiğini, ayrıca %20 icra inkar tazminatı ise asıl alacağa talep edilecek bir kötü niyet tazminatı olup, ortada asıl alacak olmadığından inkar tazminatı istemenin de hukuken imkanı olmadığını, TTK 94. Maddesi gereği müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin yasal dayanağı olmadığından davanın reddine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İcra Dosyası: İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2022/6768 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine, cari hesap bakiyesine dayanılarak, 297.553,19 TL asıl alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 08.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilin 09.06.2022 tarihli dilekçesi ile borçlunun alacaklıya ödeme yapması nedeniyle cari hesap borcu bulunmadığını, asıl alacağa, faize ve ferilerine borca itiraz ettiği, itiraz üzerine icra müdürlüğünce alınan kararla takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Esnaf/Tacir Araştırması: Davalı tarafın gerçek kişi olması nedeniyle esnaf/tair olup olmadığının tespiti için yazılan yazılara verilen cevaplardan; İzmir ticaret siciline kayıtlı olmadığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın üyesi olduğu, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, gayrisafi milli hasılasının 2.173.643,97 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava; bayilik sözleşmesi kapsamında kitap yayını alımından kaynaklanan bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hakk düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davalı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, gayrisafi milli hasılatının 2.173.643,97 TL ve 1. sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davacı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı yayıncı ile davacı bayi arasında imzalanan 22.02.2020 tarihli “.... Bayilik Sözleşmesi” nin, TTK’nnu 89.vd maddelerinde düzenlenen cari hesap sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığı, buna göre yapılan takibin usulüne uygun olup olmadığı, davalının takip tarihinden sonra, ödeme emrinin tebliğinden önce davalı tarafından takip konusu borcun haricen davacıya ödenmesi karşısında icra masrafları, icra vekaletücreti ve icra inkar tazminatından sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Yapılan bu açıklama çerçevesindetaraflar arasındaki .... Bayilik Sözleşmesi hükümleri değerlendirildiğinde, sözleşmede davacı bayi ve davalı yayancının aralarındaki ticari yayın satış ilişkisinden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin hiçbir düzenlemenin yer almadığı, TTK’nun 89. Maddesi anlamında taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, tarafların bayilik sözleşmesi uyarınca aralarındaki ticari ilişkiyi açık hesap ilişkisi olarak devam ettirdikleri, dolayısıyla taraflar arasında TTK’nun 89. Maddesine uygun bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, TTK’nun 89 vd maddelerindeki cari hesapa ilişkin düzenlemelerin somut olaya uygulanamayacağı, davacı bayinin açık hesaptan kaynaklanan alacağı için her zaman icra takibi başlatabileceği, TTK’nun 97. Maddesinde cari hesap sözleşmesi için öngörülen bütünlük ilkesinin taraflar arasındaki azcık hesap ilişkisine uygulanması mümkün olmadığından davalı vekilinin takibin usulsüz olduğu yönündeki itirazı yerinde bulunmamıştır. Davalı borçlu hakkında icra takibinin 23.05.2022 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 08.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğinden önce takip tarihinden sonra 31.05.2022 tarihinde asıl alacak tutarının tamamını ödediği anlaşılmış olup, davacı vekili icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini talep etmiştir. Borçlu tarafından takipten sonra ve davadan önce asıl borç tamamen ödenmiş ise de itiraz sonucu takip tamamen durmuş olup, icra giderleri, vekalet ücreti ve faiz vs. yönünden duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar vardır. Takip talebindeki feri taleplere ilişkin hesaplamalar kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/20126 esas, 2018/1165 karar sayılı emsal ilamı) Bu durumda mahkememizce davaya konu borç fer'ileri ile ilgili rakam ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemlerinden bahisle itirazın iptali ve takibin devamına, asıl alacak davadan önce ödenmekle takibin fer'ileri dışında bakiye alacak da bulunmadığından somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilecek bir matrahın da olmadığı gözetildiğinde icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; Davacının davasının KABULÜNE, Davalı borçlunun, İzmir 26.İcra Müdürlüğü'nün 2022/6768 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın, asıl alacağa takip tarihinden, ödeme tarihi olan 31.05.2022 tarihine kadar işletilecek avans faizi, takip giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden iptali ile bu istekler yönünden takibin devamına, 2-Yasal koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteğinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada mübrez bayilik sözleşmesi ile sabit olduğunu, davacı bayii, müvekkili yayın evini, hazırlanan bayiilik sözleşmesi bir yıllık bir sözleşme olup, bayiinin talebi ile ikinci yıla yenilenmiş bir sözleşme olduğunu, iki yıllık sözleşme süresince müvekkilin defter ve kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere bayiilik sözleşmesinin şartlarını davacı bayiinin yerine getiremediği ve akde aykırı davrandığını, akde aykırılıklara iki yıl içinde katlanan müvekkil yayın evi, sözleşmenin daha fazla tahammül edilemeyeceğini, hale gelmesi ile devam eden yıl yenilenmeyeceğini bildirmiş ve taraflar sözleşmenin bitirilmesi sürecine girdiğini, sözleşmenin 6 e bendi gereği sipariş edilen kitapların iade dönemleri ve buna ilişkin ödeme planı için de 1 Ocak tarihinden sonraki siparişler için 5 Mayıs, 1 haziran tarihinden sonraki siparişler için de aralık ayı iade dönemi olarak belirlendiğini, yayınların lise son sınıf öğrencilerinin sınav hazırlığı için kullandığı kitaplar olduğu dikkate alındığında okul dönemi açılışı eylül ve kapanışı haziran olarak değerlendirildiğinde yeni yıl için hazırlıkların başlayacağını, süre haziran olup, başlayan hazırlıklar ve kitapların satışı eylül-ekim en geç kasım aylarında gerçekleşecek ve aralık ayı kitap iadeleri ve hesap kapatılması sağlanacak şayet ikinci dönem için bir hazırlık yapılacak ise o zaman da ocak ayında siparişler verilecek ve satışlar gerçekleşecek satılmayan veya iade edilecek mal var ise o zaman da 5 mayıs son tarih olarak belirlendiğini, sözleşmede iade ve hesaplaşmaya ilişkin bir düzenleme var iken böyle bir tarihin olmayışı hukuki dayanak yapılarak sözleşmenin cari hesap sözleşmesi olarak kabul edilmemesi hukuka aykırı olup, karara bu yönü ile itiraz ettiklerini, sözleşmede hüküm olmasının yanında davacı yanın takibe dayanağı da cari hesap sözleşmesi olup, dava dilekçesinde de cari hesap alacağını ikrar ettiğini, açıkça ve kısaca taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olduğu davacı tarafça da bilinmekte ve ikrar edildiğini, bu mezkür duruma rağmen arada cari hesap sözleşmesinin olmadığını, yolundaki karar hukuka aykırı olduğunu, yapılacak bir bilirkişi incelemesi ile müvekkili borçlu olmadığı bu sebeple aleyhine başlatılan takibin hukuki dayanağının olmadığı sabit olacağından ortada yasal dayanağı olan bir icra takibi olmadığından buna dayalı da icra vekalet ücreti olamayacağından açılan itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, delil olarak sunmamıza rağmen, bilirkişi incelemesi yapılmaması, bayilik sözleşmesine göre sadece müvekkilin defterlerinin delil olarak kullanılacağı hükümleri karşısında taraflarca imzalanan ve hukuken geçerli olan sözleşmenin gerekli hükümlerine dayanılmaması ve hesap mutabakatı yapılmadığından, bu konuda müvekkile TTK 94. Maddenin gereklerinin uygulanmaması nedeni ile karara itiraz ettiklerini, davanın reddi gerekeceğinden Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasınına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilince, davalıya sattıkları yayınlar ve kestikleri faturalar nedeniyle alacaklı bulundukları , davalı aleyhine 23/05/2022 tarihinde ilamsız takip yapıldığı ve davalının 31/05/2022 tarihinde ana paranın haricen ödendiği davalının takibe itirazı ile takibin durduğu, davalının icra giderleri ve vekalet ücretini ödemediği beyanı ile itirazın iptali ile takibin devamına icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu, TTK. 94. Maddesi gereği; hiçbir hesap mutabakatı olmadan yazışmalardan ve cari hesap ekstresinden sabit olacağı üzere bakiye her iki taraf için de kabul edilmeden, iadeli taahhütlü mektup ya da noter kanalı ile çekilen ihtarname bir yana e mail yazışması bile yapılmadan bir aylık süreye uyulmadan, görüşmeler devam ederken, yapılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin, takibi dahi henüz almamışken ödeme yaptığı beyanı ile davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece, davaya konu borç fer'ileri ile ilgili rakam ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemlerinden bahisle itirazın iptali ve takibin devamına, asıl alacak davadan önce ödenmekle takibin fer'ileri dışında bakiye alacak da bulunmadığından somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilecek bir matrahın da olmadığı gözetildiğinde icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir. İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2022/6768 sayılı takibi 24/05/2022 tarihli ve 297.553,19 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin 08/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 09/06/2022 tarihinde borca, ferilerine faiz oranına cari hesaptan kaynaklı borcu bulunmadığı beyanı ile itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça 31/05/2022 tarihinde 267.804,00.-TLlık ödeme yapılmıştır. Eldeki dava itirazın iptali davası olduğundan değerlendirmenin takip tarihi itibarıyla yapılması ve varsa bir davacı alacağı öncelikle takip tarihi itibarıyla ne miktar alacak olduğunun belirlenmesi gerekmektedir . Ancak icra takibinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili olarak davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Fakat bakiye kalan bir alacak varsa bu alacak ve fer'ileri ile ilgili dava açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürü tarafından infaz sırasında dikkate alınır. (TBK. m.100) ( Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2015/9735 Esas ve 2016/1063 Karar sayılı ve 28/01/2018 tarihli kararı da bu yöndedir.) Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemeler açısından, takibe konu asıl alacağa ilk takip tarihinden ilk ödemeye kadar faiz hesaplanarak ödemenin önce faizden sonra kalan kısım varsa ana paradan düşülmesi, dava tarihi itibariyle davacı alacaklının davalı borçludan alacağının olup olmadığının tespit edilmesi, dava tarihinden önce yapılan ödemelerle sona eren borç için davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığının dikkate alınması, ancak dava tarihi itibariyle davacının alacağı varsa itirazının sadece dava tarihi itibariyle bakiye borç miktarı yönünden iptaline karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yazılı olduğu şekilde şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/19526 E, 2018/4927 K sayılı kararı da bu yöndedir.) Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/02/2023 tarih ve 2022/849 Esas 2023/64 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 179,90.TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 22/09/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.