İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/359 E. 2026/127 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/359
- Karar No
- 2026/127
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/359 Esas KARAR NO : 2026/127
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/11/2024 KARAR TARİHİ : 28/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ... firmasının hava ve karayolu taşıma hizmeti verdiğini, İngiltere'de yerleşik...Ltd. adlı firmaya satılan muhtelif emtianın taşınması için anlaşma sağlandığını, emtiaların bir kısmının ... Limited Şirketi sorumluluğunda ....,..,... plakalı araçlarla ve ..., ..., ... numaralı navlun faturaları ile ... tutarındaki ... numaralı masraf faturası kapsamında taşındığını, bir kısmının ... Limited Şirketi sorumluluğunda ... plakalı araçla ve ... numaralanan navlun faturası kapsamında taşındığını, ... plakalı araçla yapılması kararlaştırılan taşımanın davalı taraftar iptal edilmesi nedeniyle oluşan zarar için ... numaralı faturanın düzenlendiğini, ayrıca... A.Ş. sorumluluğunda ..., ... ve... numaralı...tahtında gerçekleştirilen taşımalar dolayısıyla ..., ..., ... numaralı navlun faturaları ile ... numaralı ardiye bedeline ilişkin faturanın düzenlendiğini, müvekkilin edimlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, cari hesap uyarınca 3.274,99 EUR+525 İngiliz Sterlini+1.800,20 USD alacak için 21.11.2025 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, 20.02.2026 tarihinde başlatılan arabuluculuk sürecinin 04.03.2026 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kamu bankası döviz faizleriyle birlikte alacağın tahsiline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takip talebinde İİK m. 58/3 uyarınca yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı konusunda birbirini tutmayan iki ayrı hesap ve kur bilgisi bulunduğunu, bu durumun kamu düzenine ilişkin usul eksikliği teşkil ettiğini, taraflar arasında TTK m. 89 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının kendi muhasebesinde tek taraflı oluşturduğu bakiyenin alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen fatura toplamları ile takip konusu alacak miktarlarının birbiriyle uyumsuz olduğunu, davacının takipte talep ettiği faiz oranını dava aşamasında değiştirerek takibin kapsamını genişletemeyeceğini,... tutarındaki talebin davacının kendi seçtiği alt taşıyıcının operasyonel hatalarından ve teslimat organizasyonundaki başarısızlığından kaynaklandığını, teslimat adresinin tır girişine uygun olduğunu ancak davacının seçtiği araçların bölgeye giremediğini, davacının kendi mailleriyle teslimat randevusunun teyit edilmediğinin ve operasyonun usulüne uygun organize edilmediğinin sabit olduğunu, 525 GBP alacağına dayanak gösterilen belgenin iade tipinde olduğunu ve çelişkili tarihler içerdiğini, davacının diğer EUR ve USD alacak kalemlerinin de somut bir ispatının bulunmadığını, iptal edilen taşıma ve ardiye gibi giderlerin müvekkilin riziko alanına girmediğini, davacının ... sıfatıyla TTK m. 918 ve m. 929 uyarınca kendi alt taşıyıcılarının fiillerinden sorumlu olduğunu, alacak likit ve kesin olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddi ile müvekkil lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E., hasar dosyası, trafik tescil ve ruhsat bilgileri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı 06.11.2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir makine mühendisi ve bir sigorta uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 26.01.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; ...plakalı otomobil sürücüsü ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu Araç hasar zarar bedelinin 1.410.000 TL olduğu, Sigorta önünden : davacı aracın sürücüsünün kazadan hemen sonra tedavi ve yardım amaçlı olarak derhal en yakın sağlık kuruluşuna gitmediği, can güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun varlığının mevcut olmadığı dikkate alındığında, olay yeri terkin zorunlu nedene dayanmadığı, davalı sigorta şirketinin meydana gelen hasardan dolayı sorumlu bulunmadığı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. Mahkememiz ara karar ile dosyanın bir makine mühendisi ve bir sigorta uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi ek raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 14.07.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda özetle; Kusur yönünden kök raporun değişimine gerek duyulmadığı,... plakalı otomobil sürücüsü ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, Sürücünün olay yerini terk ettiği, en yakın sağlık kuruluşuna gitmediği, Kazanın kasko poliçe teminatı dışında kaldığı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, 02/01/2024 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle oluşan zararın kasko poliçesi kapsamında davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davacı, 02/01/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle ... plakalı araçta hasar kaybının meydana geldiğini, davalının kasko poliçesi kapsamında oluşan hasardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinden hasarın tazmini talep edildiğini ancak davalının rizikonun teminat dışı olduğunu ileri sürerek talebinin reddedildiğini, davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, oluşan hasarın teminat kapsamında olduğunu, araçta oluşan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, Türkiye Noterler Birliğinden dava konusu araçların trafik tescil kayıtları celp edilmiş, davacının tedavi gördüğü hastanelerden tedavi kayıtları celp edilmiş, aracın hasar onarım bilgileri celp edilmiş, davacı tanıkları dinlenilmiş, sigorta uzmanı ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten bilirkişi heyet raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi heyetinin 26.01.2026 tarihli raporunda özetle, " ...plakalı otomobil sürücüsü Baturalp Yılmaz’ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu Araç hasar zarar bedelinin 1.410.000 TL olduğu, Sigorta önünden : davacı aracın sürücüsünün kazadan hemen sonra tedavi ve yardım amaçlı olarak derhal en yakın sağlık kuruluşuna gitmediği, can güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun varlığının mevcut olmadığı dikkate alındığında, olay yeri terkin zorunlu nedene dayanmadığı, davalı sigorta şirketinin meydana gelen hasardan dolayı sorumlu bulunmadığı" yönünde görüşlerini bildirmişlerdir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet veya muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Kasko Genel Şartları A.5.4.maddesinde aracın gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar; A.5.5.Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar; A.5.10.Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması teminat dışı hal olarak sayılmıştır. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1 ve 1410. maddeleri uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminatı içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Sigortacı, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu ve bu oluş şeklinin sigorta teminatı dışında kaldığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamak zorundadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11677 Esas ve 2017/6905 Karar sayılı kararında "Kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacıya ait aracın sürücüsü olduğu savunulan Erdem'in, can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalmış olsa dahi en kısa sürede ilgili kolluk birimine başvurması gerekirken bunu yapmadığı, kazadan 4 gün sonra kolluk birimlerine başvurduğu, kazanın oluş biçimi ve meydana geldiği saat gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve sürücünün kaza anında alkollü olmadığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğini kabulün zorunlu olduğu açıktır. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği, davacıya ait araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiği dikkate alınarak; davacının bu konudaki delillerini sunmasının sağlanması, bu husustaki davacı delillerinin toplanmasından sonra, ispat yükümlülüğünün yerine getirilmiş olup olmamasına göre, zararın teminat kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir" belirlemesinde bulunmaktadır. Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında, kural olarak kaza sebebiyle oluşan zararın teminat kapsamı dışında olduğunu ispat yükü davalı-sigortacıya aittir. Ancak dava konusu kazaya ilişkin deliller, alınan bilirkişi raporu ve davacı beyanları dikkate alındığında davacı-sigortalının kaza gerçekleştikten sonraki ihbar yükümlülüğünü usulüne uygun yerine getirmediği, kaza yerine terk etmesini gerektirecek bir sağlık sorunu olmadığı halde olay yerini terk ettiği, can güvenliğini tehlikeye sokacak bir hal bulunsa dahi alınan bilirkişi raporu gereğince davacının kaza 02.01.2024 tarihinde olmasına rağmen, kaza tarihinden bir gün sonra 03.01.2024 tarihinde saat 00:38 de...Hastanesine müracaat ettiği, acil sağlık durumu olmasına rağmen kaza saatinden bir gün sonra hastaneye müracaat edilmesinin iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, sürücünün olay yerine ambulans çağırmadığı, alınan tanık ifadelerine göre olay yerine arkadaşlarını çağırdığı dikkate alındığında olay yerini zorunlu terk durumunun söz konusu olmadığı, bu durumda ispat yükünün davacı-sigortalı üzerine geçtiği kanaatine varılmıştır. Başka bir deyişle, eldeki dava da rizikoya konu zararın teminat kapsamında olduğunun ispat yükü davacı-sigortalı tarafa geçmiştir. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının olay yerini terk etmesinin, alkol testine ilişkin işlemleri yaptırmamasının ve kazadan bir gün sonra hastaneye başvurması sebebiyle iyiniyetli olmadığı ve davalı sigorta şirketine karşı ihbar yükümlülüğünü usulüne uygun olarak yerine getirmediği, bu sebeple ispat yükünü üzerine aldığı, ispat yükünü üzerine alan davacı tarafından rizikonun teminat kapsamına girdiğine ilişkin yeterli ve elverişli delilin sunulmadığı anlaşılmış, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 304,40 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA , 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
Yapılan inceleme neticesinde davanın açıldığı tarih itibariyle kesinlik sınırının belirlenmesi gerektiği, dava tarihindeki kesinlik sınırının 40.000 TL olduğu görülmekle kabul bedelin bu miktardan yüksek olduğu, kararın kesin olmadığı, HMK 304/1.maddesine göre hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği düzenlenmekle; Mahkememizin... Esas ve... Karar sayılı ilamının gerekçeli kararının hüküm kısmının kanun yolu kısmının "Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. " şeklinde belirtilmiş ise de; "Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." şeklinde 6100 Sayılı HMK’nın 304. maddesi gereğince düzeltilmesine, düzeltilmeye ait şerhin kararın bütün nüshalarına yazılmasına/eklenmesine karar verilmiştir.16.10.2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır