Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/724 E. 2026/2376 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/724
Karar No
2026/2376
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/724 KARAR NO : 2026/2376 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/12/2023 NUMARASI : 2023/69 Esas, 2023/925 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 07/06/2022 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 06/10/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/10/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirkete emlak/aracılık hizmeti verdiğini, bu ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıya sunulan hizmete binaen 13.07.2021 tarihli, ... numaralı 47.436,00-USD bedelli fatura kesildiğini, davalının fatura bedelinin yarısını ödediğini ve diğer yarısını ödeyeceğini beyan etmesine rağmen ödeme yapmadığını. Borcunu ödemediği için davalı aleyhine İst. Ana, 5. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile 04.05.2022 tarihinde icra takibine geçildiğini ancak davalının takibe itirazın üzerine durdurulduğunu. Davacının arabulucuya başvurduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tahsilini, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazmi hükmedilmesini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.11.2020 tarihli “Aracılık Sözleşmesi” akdedildiğini, işbu sözleşmenin konusunun davacıya münhasırlık yetkisi verilmeksizin davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında ürettiği konutların yalnızca bölgelerde satışı ve tanıtımına ilişkin olduğunu, akdedilen sözleşme ile davacı tarafından bir kısım satışlar yapıldığını ve buna ilişkin olarak GIB202100000002 numaralı 47.436,00-USD bedelli fatura tanzim edildiğini. Ancak daha sonra öğrenildiğine göre davacı tarafından satışların yapıldığı esnada davalı bünyesinde satış müdürü olarak çalışan ...isimli personelin annesi tarafından .... Ltd. Şti. isimli davacı şirketin kurulduğunu, davacı şirketin sahibinin oğlu ...tarafından, davalı şirkete hiçbir aracı şirket olmadan gelen müşterilerden haksız komisyon elde edildiğinin görüldüğünü, davalı tarafından bu bilgiler edinildikten sonra Kiyan Behin Far'ın davalı şirketten kıdem yılının dolmasına 3 gün kala istifa ettiğini, davalı tarafından bu hususun öğrenilmesi üzerine Üsküdar 17. Noterliği 15.02.2022 tarihli ve 7298 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek iş sözleşmesine aykırı davranmak sureti ile çıkar çatışmasına sebebiyet verdiği, satışlar vesilesi ile hem kendisinin prim kazandığını hem de davalı şirkete aracı şirket olmaksızın gelen müşterilerin davacı şirket tarafından kazandırılmış müşteriler gibi gösterilerek bir de komisyon ücreti tahakkuk ettirildiğinin tespit edildiğini. arz ve izah edilen durumun tespit edildiğinin davacıya da Üsküdar 17. Noterliği 15.02.2022 tarihli ve 7299 yevmiye numaralı ihtarname bildirildiğini ve Kiyan Behin Far'a da bilgisi için tebliğ edildiğini, keşide edilen ihtarnamede işbu sözleşmenin 4.1 maddesi ile kararlaştırılmış olan çıkar çatışması hükümlerine aykırı davranıldığını, bu nedenle davacı adına düzenlenmiş olan GIB202100000002 nolu 47.436,00-USD bedelli faturanın 23.718,00-USD kısmına itiraz edildiğini ve buna ilişkin olarak AP-GIB202100000002 fatura numaralı 23.718,00-USD bedelli iade fatura düzenlendiğinin izah edildiğini. İade faturasının düzenlendiği tarihe kadar sessiz kalan ...isimli davalı şirketin eski satış müdürü tarafından derhal 09.04.2022 tarih ve 3439 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek prim ve maaşlarının ödenmediği gerekçesi ile istifa ettiğinin ve işbu alacaklarının derhal ödenmesi istemini içeren ihtarname keşide edildiğini, davacı tarafından İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile davalı aleyhine icra takibi ikame edildiğini ve davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davacı ile akdedilmiş sözleşmenin 4. Maddesinde belirtilen aracının yükümlülüklerine aykırı davranılmış olması sebebi ile davalı tarafından haklı nedenle fesih gerçekleştirildiğini, sözleşmenin 12.2/A maddesi gereğince ihtilaflı komisyon alacağı talebinde bulunma hakkı bulunmadığını, davacının çıkar çatışmasına sebebiyet verme ihtimali davalı tarafından öngörülerek sözleşmenin 7.2 maddesinde davacı tarafa hiç komisyon ödenmemesi kararlaştırıldığını, davalı şirketin sözleşmeden doğan hakkını kullanması sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini. sözleşmenin 18. maddesinde davacının sorumluluk ve yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda davalının davacıdan 10.000,00-USD cezai şart talep etme hakkı bulunduğunu, işbu cezai şart alacağının ihlalin vuku bulduğu günden itibaren 15 gün içerisinde davalı şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının usulüne uygun şekilde davacı tarafa tebliğ edildiğini ve davacı tarafından süresi içerisinde işbu faturaya itiraz edilmediğini, davacı tarafından faturanın kabul edilmesi sebebi ile borç alacak ilişkisinin sona erdiğini, davacının takip talebi ve davalıya tebliğ edilen ödeme emrinden anlaşılacağı üzere davacının alacağına takip sonrası faiz isteminde bulunmadığını, bu nedenle icra takibi esnasında talep etmediği takip sonrası faiz istemini davada talep edemeyeceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davanın ilk olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğü ve Mahkemece verilen yetkisizlik kararı üzerine dava dosyasının İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince; "1-Davacının davasının KABULÜNE; Davalı borçlunun İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında vaki itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, İtiraz haksız alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hiç bir inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, gerçekten de karar incelendiğinde davanın kabul gerekçesi olarak "takibe dayanak faturanın takip ve dava tarihinden sonra davacıya iade edildiği" şeklinde belirtildiğinin görüleceğini, ancak söz konusu fatura iadesinin davacı yanın haksız ve hukuka aykırı eylemlerinin müvekkili şirket tarafından tespit edilir edilmez yani davaya konu icra takibinden yaklaşık 3 ay önce davadan ise yaklaşık 4 ay önce iade edildiğini, kararın gerekçesi ile dosyaya mübrez delillerin birbiri ile örtüşmediği açık olup, salt bu hususun dahi dosyanın incelenmediğini açıkça ortaya koyduğunu, bu sebeple yetersiz ve eksik inceleme sonucunda verilen karar'ın hukuka aykırı olduğu açık olup, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının gerektiğini, ilk derece mahkemesinin davacı şirketin gerçekten faturaya konu hizmeti verip vermediğini dahi araştırmadığını, davacı yanın ticari kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmasını yeterli gördüğünü, müvekkili şirketin de ticari defterleri usulüne uygun bir şekilde tutulmuşken ve bu hususun bilirkişi raporunda açıkça tespit edilmişken, neye istinaden sadece davacı şirketin ticari defterleri üstün tutularak davanın kabulüne karar verildiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, ilk derece mahkemesince savunmalarını hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, davacı şirketin haksız ve sözleşme'ye aykırı eylemleri üzerine hiç bir inceleme yapmadığını, davacı ile akdedilmiş olan sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu gereğince simsarlık sözleşmesi olup, Türk Borçlar Kanununun 523. maddesine aykırı davranış nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme'nin 7.2 maddesi incelendiğinde davacı tarafın hiç bir komisyon alacağı doğmadığının açıkça görüleceğini, ilk derece mahkemesi tarafından savunmalarının dikkate alınmayarak inceleme yapılmadığı gibi dosyadaki hiç bir belge ve delilin de incelenmediği, tabiri caizse baştan savma şekilde bir karar kurulduğunun ortada olduğunu, hiç bir şekilde davanın kabulü manasına gelmemek kaydıyla, davacının alacağından sözleşmenin 18. maddesi gereğince 10.000 USD cezai şartın ve muaccel hale geldiği tarihten itibaren USD mevduatına uygulanacak en yüksek banka faizi ile mahsubu gerektiğini, ancak kararda bu hususun da dikkate alınmadığını, hiç bir şekilde davanın kabulü manasına gelmemek kaydıyla, ilk derece mahkemesi kararında hükmedilen icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26/12/2023 tarihli ve 2023/69 E., 2023/925 K. sayılı haksız ve hukuka aykırı kararın HMK'nın 353. maddesine istinaden ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tamamen yargılamayı uzatmak ve müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek maksadı ile yapılan, usul ve yasaya aykırı olan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme: Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi; İtirazın iptâli davası müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibarıyla takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan taleplerin bu davada dikkate alınamayacağı hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir (Emsal HGK Esas 2011/19-617 Karar 2011/749 tarih 14.12.2011 ve Esas 2006/19-260 Karar 2006/251 tarih 03.05.2006). Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Sözleşme ilişkisine girmek isteyen tarafların birbirlerini bulmaları, çeşitli sebeplerden dolayı güçlük arz eder. Bu güçlüğü ortadan kaldırmak, sözleşme yapmak isteyen kişileri bir araya getirmek, sözleşmenin yapılabilmesi için uygun bir ortam hazırlamak üzere simsar (tellal) denilen aracıdan yararlanılır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, Ankara 2014, s. 190; Cevdet, Yavuz: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul 2012, s. 1312) Taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenen ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanan kişi olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, C. 1, s. 991) simsarlık, sözleşme tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 520 ve devam maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu 520. maddede simsarlık sözleşmesini “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlamış, maddenin ikinci fıkrasında bu sözleşmelere kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını, üçüncü fıkrada ise taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmelerinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını belirlemiştir. Kanun’un 521 ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır: a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Bu konu, "Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır" hükmüne yer verilen TBK’nın 175. maddesinin kapsamı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren TBK’nın 521/1. maddesi, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK’nın 521/1. maddesi bu şartı, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) Kanun’un 523. maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir. Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir (Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/13-621 E., 2018/1929 K. sayılı kararı). Somut davada davacı, davalıya emlak aracılık hizmeti verdiğini, bu ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıya 13/07/2021 tarihli 47.436.00-USD'lik fatura düzenlendiğini, davalının bu fatura tutarının yarısını ödediğini, diğer yarısını ödemediğinden icra takibine girişildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini beyan ederek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Takibe ve davaya dayanak İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 04/05/2022 tarihinde 23.718,00-USD asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, borcun sebebinin fatura alacağı olarak gösterildiği, takip talepnamesinde yabancı para alacağının harca esas değerinin Türk Lirası karşılığının belirtildiği, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 05.11.2020 tarihinde imzalanan Aracılık sözleşmesinin "sözleşmenin konusu" başlıklı 2.maddesinde "... Türkiye Cumhuriyetinde(diğer işlerin yanı sıra) konut inşaatı ve satışı alanında faaliyet gösteren bir gayrimenkul şirketi olup, iş bu sözleşmeyle Aracıyı gayrimenkullerin yalnızca bölgelerde tanıtımı ve satışı için münhasırlık vermeyerek yetkilendirmek suretiyle görevlendirmek istemektedir." düzenlemesinin yer aldığı ve sözleşmede davacının aracı firma olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin Tanımlar ve Yorumlama başlıklı 1.1. Maddesinde; "Komisyon Oranı: Toplam Net Fiyatın yüzde 3'ü (963) (Tüm vergiler, resim, harç bedelleri ve tamamlanan opsiyonel işlerin katma değerleri hariç) Komisyon olarak ödenecektir. ... tarafından ödenecek Komisyona varsa stopaj dahil olup, Katma Değer Vergisi dahil değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Yine sözleşmenin Komisyon ve ödemeler başlıklı 7.1. Maddesinde; "... Türkiye, (Aracı'nın işbu Sözleşme altındaki yükümlülüklerini yerine getirmesine tabi olarak) ... Türkiye'nin işbu Sözleşmeye uygun olarak ve işbu Sözleşme süresi boyunca Aracı'nın getirdiği bir Müşteriyle gayrimenkul satış sözleşmesi ve/veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapması durumunda, İşbu Sözleşmenin Giriş Kısmında belirtildiği oranda bir Komisyonu ... Limited Şirketine ait ... BANKASI Bankası ... IBAN nolu hesaba ödeyecektir." düzenlenmiş ve 7.6.maddesinde de; "Aracı, her ayın son günü, ilgili ay içerisinde Aracı tarafından ... Türkiye adına satılan her bir Gayrimenkulün toplam Net Fiyatını tüm destekleyici belgelerle birlikte ... Türkiye'ye bildirecek olup, ... Türkiye tarafından onaylanmasını Müteakip bu hususta düzenlenen faturayı ... Türkiye'ye iletecektir. ... Türkiye, bu hususta usulüne uygun olarak düzenlenen faturanın tebliğ tarihini Müteakip 30 (otuz) gün içerisinde, işbu sözleşme kapsamında ödemesi gereken Komisyonu 7.1. nolu maddede belirtilen hesaba ödeyecektir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında taşınmaz satışı konusunda simsarlık sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmenin tanımlar başlıklı birinci maddesinde, satılan taşınmazın %3'ü oranında komisyon ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin yedinci maddesinde de gayrimenkul satış sözleşmesi veya satış vaadi sözleşmesi yapılması durumunda, tanımlar kısmında belirtilen komisyon oranı miktarınca komisyon ücretinin davacıya ödeneceği belirlenmiştir. Anılan maddenin devamında, taşınmazın satılması halinde davacının fatura düzenleyeceği ve bunu davalıya ileteceği, faturanın tebliğinden itibaren komisyon bedeli olan miktarın otuz gün içerisinde ödeneceği hükme bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunun 520.maddesinde simsarlık sözleşmesi tarif edilmiş, simsarın bir sözleşmenin kurulması imkanın hazırlanması ve kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği sözleşme olarak tarif edilmiştir. Somut olayda da, taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi mevcut olup davalı tarafça, davacı tarafından satışların yapıldığı esnada davalı bünyesinde satış müdürü olarak çalışan ...isimli personelin annesi tarafından .... Ltd. Şti. isimli şirketin kurulduğu, davacı şirketin sahibinin oğlu ...tarafından, davalı şirkete hiçbir aracı şirket olmadan gelen müşterilerden haksız komisyon elde edildiği bu nedenlerle sözleşme uyarınca davacının ücrete hak kazanmadığı belirtilmiş ise de; anılan hususların somut olarak ispatlanamadığı, dosya kapsamından davacının sözleşme uyarınca davalıya ait gayrimenkullerin üçüncü kişilere satılması amacıyla üçüncü kişilerle satış sözleşmesi kurulması imkanını hazırladığı ve kurulmasına aracılık ettiği hususunun sabit olduğu, zira davalı tarafça takibe konu faturanın ticari kayıtlarına işlenerek fatura bedelinin yarısının davacıya ödendiği, iade faturasının ise davacı tarafça kabul edilmeyip kayıtlarına da işlenmediği, bu hali ile aracılık hizmetini yerine getirdiği anlaşılan davacının ücrete hak kazandığının sabit olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemlerinin reddi gerekir. Ancak, dava yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup İİK'nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının, takip konusu yabancı paranın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının takip tarihindeki döviz kurlarına göre belirlenecek Türk Lirası karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde yabancı para cinsinden talep edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. (emsal Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/516 esas, 2024/3114 karar sayılı ilamı). Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; davalı vekilinin esasa dair istinaf istemleri yerinde görülmemekle istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, verilen kararın HMK m.353/1-b.2 gereğince kaldırılarak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda Dairemizce de karar verilbileceği anlaşılmakla, Dairemizce yeniden ''1-Davacının itirazın iptali isteminin kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 2-Asıl alacağın takip tarihi itibarıyla TL karşılığı olan 351.832,81-TL nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' şeklinde karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A.İstinaf Başvuruları Yönünden; 1-Davalı vekilinin esasa dair istinaf istemleri yerinde görülmemekle istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile, İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/12/2023 tarih, 2023/69 Esas, 2023/925 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-2 gereğince KALDIRILMASINA, 2-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-Davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, B.Davanın Esası Yönünden; 1-Davacının itirazın iptali isteminin kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 2-Asıl alacağın takip tarihi itibarıyla TL karşılığı olan 351.832,81-TL nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 24.033,70 TL harçtan peşin alınan 5.030,86 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 19.002,84 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca usuli kazanılmış haklarda gözetilerek ilk derece mahkemesince belirlenen 61.640,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının dava açılırken yatırmış olduğu 5.030,86 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacının yargılama aşamasında yapmış olduğu 2.400,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalının yargılama aşamasında yapmış olduğu herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 7589 sayılı Kanun değişik HMK m. 362 uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 06/10/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/724, K. 2026/2376, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-724-e-2026-2376-k-cc81c20b36de